Aslında ben size Moskava'daki Turqualty hikayesini, yeni Moskova dedikodularını, Nataşalar'ın yeni fiyatlarını yazacaktım ama Türkiye'ye gelir gelmez gündemin "AB mi, Semranım mı?" olduğunu gördüm. AB'ye girdik mi girmedik mi, başarı kazandık mı, yoksa Kıbrıs'ı sattık mı, kimse anlamamış ama Semranım'ı herkes anlamış!
Hıncal Uluç'un "Televole'ye döndü" diye ısrarla yazdığı ama adam edemediği atv anahaber bülteninde bile Mehmet Barlas çıkmış, "AB mi, Semranım mı?" diye konuşturuluyordu.
Bir kanalda, Türkiye'nin AB konusundaki başarısı anlatılırken, diğer bir kanalda ise Beyoğlu'nda AB konusundaki başarısızlığı protesto edenler vardı! Biz ülke olarak AB konusunda başarılı mı olduk, başarısız mı? Köşe yazarları sayın Erdoğan'ı öve öve bitiremiyor, Erdoğan havalimanında kahraman olarak karşılanıyor ama Beyoğlu'nda AB'ye protesto var! İtalya'da 100 bin kişi Türkiye'yi pretoste ediyor, Beyoğlu'nda da Türkler hükümetin AB politikasını protesto ediyor! Anlayan var mı?
Bence Türk halkı, hala AB konusunda başarılı mı olduk, başarısız mı olduk, girdik mi, gireceğiz mi bilmiyor! Bu kesin.
Bunu anlamak çok basit. bir haber bülteni Takism'e çıkıp halka sorsun ve sonuçları hepberaber görelim. Hodri meydan..
Mehmet Barlas, AB ile Semranım'ı aynı kefeye koyunca, AB gibi önemli bir konu, Semranım'la eşdeğer tutulunca tabii kafalar karışıyor. Acaba AB'ye girdik mi, gireceğiz mi, Kıbrıs Rum kesimini tanıdık mı, tanıyacağız mı? AB üyesi olan Rum kesimini tanımazsak AB'ye girebilecek miyiz, kimse bilmiyor! Bence Türk halkının umrunda da değil. Ekim 2005'de müzakerelerin başlanacağı söyleniyor. Benim anlamadığım, başından beri belli olan Kıbrıs Rum kesimi durumu, devlet büyüklerinin, dahiyane köşe yazarlarının hiç aklına gelmedi mi?
Rum kesimi AB üyesi. Siz bir AB üyesini tanımadan AB üyesi olabilir misiniz? Olabilir misiniz? Mantıken olmaz değil mi? Peki bunu bilmiyorlar mıydı? Danışmanlar uyarmadı mı? Annan planı ne oldu? Rafa kaldırılan her şey untulur mu? AB'ye girdik mi, gireceğiz mi? Yapılan görüşmeler bir zafer mi? Zaferse Beyoğlu'ndaki protesto neyin nesi? Ekim 2005'te ne olacak?
Bence hiçbir bok olmayacak. Bir AB üyesi olan Kıbrıs Rum kesimi tanınmadan nasıl AB üyesi olunacak? Hıncal Uluç'a bakıyorum hiç AB yazmıyor! Onun derdi G-Mall'un ne kadar güvenli olduğu! Fatih Altaylı'ya bakıyorum, o da Erdoğan'ı öve öve bitiremiyor! Peki Kıbrıs ne oluyor? Rum kesimi Ekim 2005'te tanınacak mı? AB'ye gireceğimiz ksein mi? Kimse yazmıyor.
Sonuç olarak, şu anda, AB Türk halkının umrunda değil. Türk halkı için varsa yoksa Semranım.. O da bitti. Bakalım Türkiye şimdi hangi gündemlere gebe? "Size anne diyebilir miyim?", yeni bir "gelimin olur musun?" veya atv'nin başlatacağı "Ünlüler Adası" mı?
Bu AB konusu 41 yıldır var ve konuşuluyor. Ekim'e şunun şurasında ne kaldı? Bir Semranım, bir AB, bir "bir yıldız doğuyor" bir AB, bir Hülya Avşar'ın hamilileği bir AB, bir Tamer Karadağlı'nın kasetleri bir AB, böyle idare eder yıllarca yaşarız. Biz Türküz.. Bize bir şey olmaz. Sonunda, "atın ölümü arpadan olsun, biz AB'sizde yaşarız, AB'de ne? En büyük Rusya veya İslam" der geçeriz..
PS. Bu yazıyı Pazar geccesi 19.49'da yazdım. Pazartesi sabahı Vatan gazetesinin manşeti "Zafer mi, yenilgi mi? Medya AB zirvesi sonuçlarını abartıyor mu? Türk okurunun kafası karıştı" diye verdi. Türk medyası içinde bir tek Vatan gazetesi gerçeği görüp, Türk halkının kafısının karıştığına dikkat çekti. Doğru olanı yaptı.
* Moskova ve Turqualty dedikodularını, gündem değişmezse yarın yazacağım.