VAH Kİ NE VAH ZENGİNLER FAKİR Mİ OLDU?
Aylar önce Kemal Derviş şunları söylemişti: 'Öyle bir kriz geliyor ki tsunami dalgası olacak tüm dünyada." Tüm dünya ülkeleri şu anda tsunami gibi gelen ekonomik kriz nedeniyle şaşkın durumda. Bankalar şaşırmış, iş adamları delirmiş durumda....
Şimdi ne olacak bu zenginlerin hali vah vah vah! Biliyorsunuz ki zenginlik ya da fakirlik görecelidir. Aslında bu durumda yaşanan hayatın yapısı, her zaman aynıdır. Acaba şu anda tüm dünya ülkelerinde yaşanan bu krizde bizim insanımızın yani zenginken fakir olan kesimin yaşamını nasıl etkileyeceğidir. Vallahi ben gördüğüm kadarıyla "Eski zengin yeni fakir"in durumu fena hem de çok fena...
Geçtiğimiz gün ünlü bir alışveriş merkezine gittim. Gitme nedenim alışveriş yapmak değil, iş görüşmesinden dolayı idi. Ah gitmez olaydım, o koccaman AVM'yi o halde görmez olaydım. Gördüğüm manzara inanın ki içler acısıydı. Neden mi? Hani daha iki ay önce bu ünlü AVM'leri arşınlayan eski zengin yeni fakirin eşlerini oralarda alışveriş yaparken görememek gerçekten içler acısıydı. Peki gördüklerim kimler miydi? Aslan gibi aylık maaş ile çalışıp alnının teriyle kazandığı parayı kuş uçmaz kervan geçmez ünlü giyim mağazalarından hakiki paraları ile alışveriş yapan eski fakir yeni zengin insanımdı...
Peki şimdi eski zengin yeni fakirin hali ne olacaktı? Bana kalırsa olacak bir şey yok aslında bu işler aynı tas aynı hamam gidecek. İstanbul'da inanır mısınız cafeler, restaurantlar, barlar, gecce kulüpleri hınca hınç dolu.
Beyoğlu İstiklal Caddesi ise gecce gündüz tıklım tıklım. Anlayacağınız kriz eğlenceyi sevenleri vurmadı. Eeee, ne demişler insan ya keyiften içermiş ya da sıkıntıdan. Ekonomi çok keyifli olmadığına göre insanlar sıkıntıdan barları, restaurantları arşınlar olmuş. Tabii bu durum da en çok eğlence hayatının patronlarının yüzünü güldürür oldu...
ŞÖHRETİN DAYANILMAZ CAZİBESİ ÇOCUKLARIN YAKASINDA...
Şöhretin dayanılmaz cazibesi, ünlü çocukların yakasında
Şimdi nedir bu başlık? Anlatayım efendim..
Uzun zamandır aslında kafama takılıyordu. Dergilerde, gazetelerde ve cemiyet sayfalarında izlediğim kadarıyla ünlülerimiz ve sözde sosyete mensubu ailelerin çocuklarını medyanın gözü önünde bulundurmaktan artık zevk aldıklarına kanaat getirdim. Çünkü ileride vereceği zararları hiç düşünmeden abidik- gubidik resimler çektirmeler, yok doğum günlerine basın mensuplarını çağırmalar ve bunun gibi daha neler neler. İleride çocuk büyüyüp olgunlaşmaya başlayınca da basından yaka silkmeler. Ama çocuk bir kez alışmış kameralara, okulunda ve arkadaş çevresinde popüler olmanın şımarıklığını doyasıya yaşıyor.
Uzmanlar şöhret olma arzusunun insan psikolojisinde doğuştan varolan bir zaaf olmadığı konusunda birleşiyorlar. Ünlü olma duygusu insanların içindeki bazı boşluklardan ve eksikliklerden kaynaklanıyor. Yalnız üretimleriyle ve yaratımlarıyla toplum içinde tanınmış bir isim haline gelen insanlardaki şöhret duygusunun dozu tabii çok daha farklı. Sevgi üretebilen, kendisiyle ve çocuklarıyla barışık ailelerin genellikle ürünleriyle yeterince tatmin olabildikleri için şöhret duygusunun dozu çok daha farklı oluyor. Bu duygu kendi hayatında boşlukları olan, gerçek ilişkiler kuramayan, kendi içine ve kendi yalnızlığına kilitlenmiş kişilerde ve çocuklarında çok daha abartılarak yaşanıyor.
Aslında kendisi ve çocuğu şöhret sahibi olmak isteyenle birlikte onları ünlü yapan kesime daha dikkatle bakmak gerekiyor. Toplumda belirli bir yere gelen, her an göz önünde yaşayan ün sahibi insanların çocuklarına bakıldığında kameralardan ve kendisini alkışlayan insanlardan uzakken çaresizlik, hiçlik, boşluk, yalnızlık ve anlamsızlık duygularına kapıldıkları, örneğin özel yaşamlarında sık sık bocalayıp sürekli sevgili değiştirme ya da kendinden yaşça çok daha büyük kişilerle ilişkiye girerek sansasyonlar yarattıkları görülüyor. Aslında tüm suç anne ve babanın. Böylece çocukların gerçekten istedikleri bu olmadığı halde bir kez varoluş yolunun bu olduğunu düşünüp, o yola girdikleri ve bütün enerjilerini, emeklerini sevmek üzerine değil, sevilmek, fark edilmek üzerine kurdukları için tek başlarına kaldıklarında herkesten daha fazla kendilerini yalnız hissediyorlar. Lütfen çocuklarınızı bu ''Maskeli Balo'dan'' uzak tutun. Bu haftada sevgiyle kalın.