KENAN İMİRZALIOĞLU VE PEPSİ!

Yayın Tarihi : 13-04-2010 17:21
Şu aralar revaçta olan Ezel dizisinin yakışıklı oyuncusu Kenan İmirzalıoğlu Pepsi reklam kampanyasının yeni yüzü olmuş, artık her dakika ekranda Kenan’ın yüzünü göreceğiz anlayacağınız. Zaten Ezel dizisinden dolayı her gün Kenan’ın yüzünü görmekten gına gelmişti; herhalde artık bayılırız.. Vallahi anlamadım gitti Pepsi’nin reklam yüzü neden Kenan İmirzalıoğlu oldu ki! Kenan İmirzalıoğlu’nda öyle Cola ya da Pepsi içecek tip yok çünkü hele rol aldığı dizide de elinden viski kadehini düşürmezken.. O yüzden Kenan ne alaka anlayamadım gitti! Bu reklamcılar bizi iyice soğuttular her şeyden. Yahu olacak iş değil Kenan İmirzalıoğlu’nun tipine bakın, rol aldığı dizilerdeki karakterlere bakın genelde ağır ağabey rolleri ve Pepsi içiyor ha ha ha.. Ağır ağabeylerin şimdi karizması gitti desenize!! Peki asıl soru şu: Pepsi kimi hedefliyor bu başlattığı kampanya yüzüyle? Ben anlamadım, anlayan var mı? Gençleri mi, Kenan İmirzalıoğlu hastası genç kızları mı, okula giden çocuklarımı, tarlada günboyu çapa sallayıp off yoruldum buz gibi bir Pepsi olsa da Kenan ağabeyimizin elinden içsek diyecek köylü bir vatandaşı mı? Ayyy, ayyy çıldırmak üzereyim!!! Zaten Ezel dizisi de iyice baydı! Son bölümü neydi Allah aşkına öyle; kimin eli kimin cebinde, kim ne için kime düşman ne oluyor, Ezel iki kız kardeşi birden idare ediyor birini alıyor öbürünü öpüyor???? Ooooof of, Ezel dizisinin beyni sulanmış bence… [b]SOSYETİKLERE ŞAMPUAN…[/b] Hadi reklamlardan açılmışken bir başka reklam kampanyasını daha yazayım.. Reklamımız bir şampuan reklamı.. Ve bu ürün çok çok pahalı ve profesyonel bir ürün olduğu için yalnızca seçkin ve belli başlı kuaför salonlarında hem uygulanıyor hem de satılıyor. Bir bakım seti almaya kalksanız şampuanı, saç kremi ve bakım maskesi derken en az 500 TL’yi gözden çıkarmanız gerekiyor, eee saç da kadının en önemli aksesuarı ne yapalım elimiz mahkum alacağız her şeyi örteriz ama saçlarımızı asla değil mi? Ama bizim dahi reklâmcılarımız bu çok pahalı ürünü getiren firmaya demiş ki gelin güzel bir halkla ilişkiler firmasıyla çalışın hani şöyle sosyetik kesimi tanıyan.. Sonra da eklemişler; bu sosyetik bayanları bir yemekte buluşturup bu çok özel ve pahalı ürünün piyasaya yeni çıkacak ürününü önce onlara tanıtıp onlarla paylaşalım. Bizim halkla ilişkiciler önce hangi sosyetikleri çağıracaklarının bir güzel listesini yapmışlar, sonra bu davet edilen sosyetik isimlere smokin giydirilmiş bir kurye elemanı göndermişler ve davetiyelerini tepsilerin içinde verdirmişler, sonra bu davet edilen sosyetik güzelleri evlerinden özel şoförlü araçla aldırıp davetin yapılacağı yere getirip kapıda şampanya ve havyarla karşılamışlar. Efendim bu ünlü saç şampuanı davetine yalnızca bir tane de erkek davet etmişler. Üstelik çağırılan beyfendinin saçı da yok.. Burasını hele hiç anlamadım; anlamaya da çalışmayacağım sonra fazla düşünmekten saçlarım dökülmesin alimallah. Efendim iyi hoş da yalnızca kuaför salonlarında satılan bu pahalı ürünü neden bu şekilde yalnızca 20 bayana çok özel bir şekilde sundular anlayamadım gitti. Şimdi bu tanıtım davetine giden sosyetik bayanlara ne mesaj verildi yani sizlere gümüş tepsi ile davetiye yolladık, şoförle evinizden aldırdık burada şampanya ile karşıladık hadi sizler bizim bu yeni ürünümüzün tanıtılmasında bizim fahri tanıtım elçilerimiz mi olun dediler?? Ya da bu sosyetiklere aslında yeni getirdikleri ürün için ayaklı gazete olun, her yerde bu daveti konuşun bir de yeni getirdiğimiz ürünün saçlara ne kadar iyi geldiğini her yerde anlatın mı dediler. Benim bildiğim bir iki marka var; bu markalar böyle evde oturmaktan sıkılan, gezen bayanları hedef alır ve ürünlerini bu bayanlara belli bir yüzde ile çevresine sattırır. Şimdi bizim bu davete giden sosyetik bayanlarımız da bunu mu yapacaklar, bu pahalı ürünün ne kadar güzel olduğunu, saçlara ışıltı kattığını illa ki kullanılması gerektiğini çevresine ve arkadaşlarına anlattırıp satış üzerinden yüzde mi verecekler. Vah vah vah!!! Efendim bu çok özel ürünün tanıtım davetine neden bu bayanlar davet edildi hala anlamış değilim, madem profesyonel bir ürün ve yalnızca kuaför salonlarında uygulanıyor ve satılıyor bu davete neden o zaman salon sahipleri, kuaförler davet edilmedi? Mesela bu davet ünlü kuaförlerden MOS, DİBA, MEHMET&METİN, YILDIRIM, TONY&GAY, VEYSEL, ADEM TERZİ vs vs gibi salonların sahiplerine verilseydi bu davet daha yerinde olmaz mıydı? Bu şaşa nedir, bu şov kime ya? Bir de matah bir şey yapmış gibi magazin gazeteleri ve dergilerine içeride çekilen resim ve basın bültenlerini dağıtıp çarşaf çarşaf haber yaptırmışlar. Ne o İstanbul’un elitlerine tanıtılacakmış ürün ilk kez.. Peki bu elitler ne yapacak anlamadım? Anladığım da şu ki kendin pişir kendin ye ya da bizim sosyetikler gizliden gizliye bu ürününün birer satış temsilcileri olacaklar sonra da gizliden banka hesaplarına yaptıkları ürün satışı kadar para yatacak. Ay vallahi bu ülkede her şey olur olmaz diye bir şey yok! Bizim davetli sosyetiklerin arasında da maşallah yok yok; Hülya Kalyoncu, Ayşegül Toplusoy, Begüm Şen, Sinem Güven, Yonca Ebuzziya, Siren Ertan Çarmıklı, Aylin Tahincioğlu, Özlem Süer, Ayşe Kucuroğlu vs vs. Aslında davet edilenlerin bir günahı yok, çok şık bir davet teklifi geliyor onlar da katılıyor ama medya ve halka yansıyan bambaşka bir yüzü oluyor. Milletin canı burnunda bunlar kafalarına bir krem sürecekler diye özel şoförlerle davete alınmalar, yok şampanya ile karşılanmalar… Yazık yazık vallahi yazık madem bu tip bir organizasyon yapıyorsunuz bunu içinizde barındırıp yapın kapalı kapılar ardında. Davet ettiğiniz üç beş sosyetik ismi de kullanmayın bu anlamda… [b]ÇAKMA ÇANTADAN SONRA ÇAKMA YALI…[/b] Buradan çakma severlere müjde, biliyorsunuz ki bayanlarda zenginliğin gösterisi saat, çanta, ayakkabı, gözlüktür. Erkeklerimizde ise araba, saat ve yaşadığı evdir. Efendim bizim çok çok ünlü bir inşaat grubumuz böyle zenginliğe ve gösterişe meraklı sosyetik adaylarımız için çakma bir Boğaz inşa etmeye başladı İstanbul Büyükçekmece Gölü’nün yanında. Aldı koskoca İstanbul Boğazı’nın iki köprüsünü, camilerini, Kız Kulesi’ni, saraylarını taşıdı Büyükçekmece Gölü’ne.. Vallahi bravo bu inşaat firmasına! Doğrusu bunca yıllık mirası aldı ve aynısının çakmalarını yaptı ve de satışlarına başladı. En sonunda bu da oldu yani! Efendim biliyorsunuz ki artık her şeyin çakması var. Yani benzeri orijinalinin bire bir aynısı. Aslında bu çakma işi önce masumane başladı ama şimdi önüne geçilir gibi değil; koca koca zenginlerimiz bile artık her şeyin çakmasını kullanır oldu. Zengin ve de sosyetik kadınlar, adamlar her şeyin çakmasından yana, bir tane orijinal alıyor kalanlar çakma! Bunu fark eden inşaat firmamız da bunca yıllık İstanbul mirasının aynısının çakmasını yaptı. ‘Üzülmeyin’ dedi ‘Boğaz’daki yalılarda köşklerde oturamıyorsanız alın size aynısının çakmasını yaptık hem de öyle milyon dolarlara değil çok uygun fiyatlara!’ Hem de bu yalılar, köşkler satışa çıktığı günden itibaren kapış kapış gitmiş en son ellerinde Şehzade yalılarıyla, Sultan Sarayları kalmış, en çok bu çakma yalı ve sarayları İstanbul aşığı olan Anadolu zenginleri alıyormuş. Eee ne demişler kimse bu kadar ulaşılmaz değil bizim gerçek Boğaz’da oturanlar şimdi böbür böbür böbürlenmesinler Boğaz’da oturuyorum evimin bir tarafı Boğaz Köprüsü’ne bakıyor diğer tarafı Fatih Sultan Köprüsü’ne diye! Onun da çakmasını yaptılar; çatır çatır da sattılar. Anlayacağınız bu devirde artık aristokratlıkmış ulaşılamamazlıkmış kalmadı; [b]ÇAKMA var Çakmaaaaaaaa; çantadan, eve, saate kadar…[/b] [b]BENARDETE AİLESİ’NİN BAŞI SAĞOLSUN [/b] Sosyetenin en sevilen ve en renkli kişilerinden biri olan çok sevgili Monic Benardete hayatını kaybetti. Buradan onun dünya güzeli ve çok sevdiği kızları Aylin ve Rezzan’a eşi Ceri Benardete’ye başsağlığı dilerim. Sevgili Monic Hanım cemiyet ve ailesi tarafından çok çok sevilen bir isimdi renkli kişiliği ve yardım severliği ile her zaman dillerden düşmeyen bir isimdi. Geçtiğimiz günlerde kaldırıldığı hastanede beyin ölümünün gerçekleştiği haberini alan herkes Monic Hanım için dua etti; keşke bir mucize olsa da tekrar sevenlerinin yanına dönse diye ama olmadı ömrü buraya kadarmış ama yaşadığı zamanlarda çevresine ve ailesine her zaman destek olan güçlü ve iyilik sever bir kadın olmuştu Monic Hanım. Öldükten sonra güzel, hoş ve iyilikle anılmak da güzel değil mi? Ben günlerdir Monic Hanım’ın hikayelerini dinliyorum evinde verdiği çok özel yemek davetlerini, etrafına yaptığı iyilikleri, yardım severliğini.. Keşke herkes bu hayatta yaşarken ölümüne de yatırım yapabilse de Monic Hanım gibi sevgiyle anılsa. Tekrar Allahtan rahmet diler sevenlerinin başı sağ olsun derim.