Tarkan sonunda yaptı yapacağını ve iki yıllık çıkış şarkısı yakalayamamanın hırsını 'Sevdanın Son Vuruşu' adlı şarkıyla çıkardı. Ben her zaman derim; her şerde, her kötülükte bir hayır vardır diye.. Tarkan'a da bazen yaşadığı talihsiz olaylar iyi geliyor ve kendini en en güzel şarkılarıyla ifade ediyor. Hatırlar mısınız bilmem ama, bundan yıllar evvel Tarkan'ın çekilmiş çıplak pozları yayınlanmıştı her yerde. Yer yerinden oynamıştı ama Tarkan ne yaptı? Krizi iyi yönetip bu çıplak fotoğraflara inat, manyak bir albüm ile çıkmıştı sevenlerinin karşısına! Şimdi ne oldu, adı uyuşturucu davasına karıştı ama onun cevabı yine albüm ve şarkıyla oldu.. Hem de bu seferki şarkı tam da Tarkan'ın eski lezzetindeki şarkılar gibi oldu.. Hani Dön Bebeğim, Kış Güneşi, İstanbul Ağlıyor, İkimizin Yerine.. ve işte işte 'Sevdanın Son Vuruşu..' alın dedi Tarkan hayranlarına.. Bu şarkı benim size hediyem, dinleyin dinledikçe hüzünlenin geçmiş ve gelecek sevdalarınıza ağlayın dedi. Bravo Tarkan sen busun işte! Biz seni bu şarkılarla sevdik ve sevmeye devam edeceğiz. Hatalar bizler içindir, önemli olan hatalardan ders çıkarmaktır.. Dilerim ki bundan sonra seni seven hayranlarına örnek olman, onlara güzel şarkılarınla mesajlar vermen.. Seni o kadar çok seven var ki; belki sen bile bunun bu boyutta olduğunun farkında değilsin. Bundan sonra yolun hep açık hep temiz olsun, hayranlarını bir daha bu tatsız olaylarla yüz yüze getirme, seni seviyoruz ve hep seveceğiz…
SOSYETE PAZARI….
Geçtiğimiz gün sosyete mensubu çalışan bayanlarına yönelik bir kermes düzenlendi. Kermesin amacı ise Toplum Gönüllüleri Vakfı'na destekti. Gelen gelirin bir kısmının Toplum Gönüllüleri Vakfı'na aktarmaktı amaç. Ben kendim ve İstanbul Ortaköy Esma Sultan Yalısı'ndaki kermesi gezdim inceledim. Kimler katılmış neler oluyor satışlar nasıl diye tek tek inceledim ve organizasyonu yapan TOG yetkililerini gönülden tebrik ediyorum. Harika bir organizasyon olmuş, katılım inanılmaz derecede yoğundu; satışlar müthişti! Kapıdan alınan kişi başı 20 Tl ücret olduğu gibi TOG'a gidecekmiş, onu da öğrendim ve hoşuma gitti. Een azından içeri girerken verdiğim giriş parasının nereye gideceğini bilmiş oldum. Bu arada içeride her firma kendine göre bir stand yapmış ve orada gelen konuklara kendi ürünlerinin satışını gerçekleştirdiler, takı tasarımı yapan yeni gelin Sanem Tezman, Tansa Mermerci ve Sinem Güven doğrusu birbirleriyle satış konusunda epeyce yarıştılar. Ama yeni gelin Sanem Kardıçalı Tezman'ın hem standının bulunduğu yerin konumu ve takılarının tasarımının güzelliği müşterileri daha bir cezbetti ve hayli satış yaptı. Modacı Siren Ertan Çarmıklı'nın standı da oldukça zevkli elbiseler, ayakkabılar ve gömleklerle doluydu, doğrusu ben bile dayanamayıp kendime Siren Ertan tasarımı bir gömlek aldım. Siren Ertan'a baktımda gün boyu standının başında durup gelen misafirleriyle ilgilendi. Onlara alışverişlerinde yardımcı oldu. Bir de en beğendiğim Nuray Fenercioğlu'nun standıydı. İnanılmaz güzel hediyelikler, fincanlar, masa üzeri aksesuarlar aklınıza gelebilecek her şey rengarenk ve cıvıl cıvıldı. 'Sizlere tavsiyem, yolunuz Nişantaşı'na düşerse mutlaka uğrayın' diyeceğim bir mağazası var; adı da ''C'ART'' hemen Teşvikiye caddesinde canınız sıkkınken bir uğrayın, eminim çok ama çok neşeleneceğiniz, sizi mutlu edecek bir aksesuar alıp çıkarsınız oradan. Kermesin en ağır topu ise takı tasarımcısı Sevan Bıçakçı'nın standıydı! Aman Allah'ım o ne tasarım yüzükler öyle, size anlatamam.. Hepsi kendi başına birer şaheser! Bence her kadında bir Sevan Bıçakçı yüzüğü olmalı. Vallahi ileride o yüzükler müzayedelerde açık artırmayla satılmazsa hiç şaşmam…
Gelelim sosyete pazarının süslü hanımlarına, ay aman Allah'ım sanki gündüz vakti kermese değil sanki Cannes' da film festivaline katılmışlar da, kırmızı halıda yürüyorlar. Kimi arasanız sosyetik isim oradaydı. Hepside takmış takıştırmış gelmişler Sosyete Pazarı'na.. Allah aşkına yeterin ya yeterin! Bari gündüz vakti kermese gelirken rahat takılın! Bu kadar tak takıştır nedir ya? Hiç saymadıysam tam 50 tane Hermes çantalı kadın saydım ortalıkta dolanan! Artık bu Hermes çantalar orijin mi, çakma mı bilemedim! Ama pes dedim. Çok sevdiğim Esra Kaktüs ile bir kahve içelim dedik; gülmekten öldük doğrusu kadınların haline.. Say say bitiremedik Hermes'i kolunda gezinen kadınları. Ama bunların böyle Hermes ile gezindiklerine bakmayın. Orada satılan çay ile kahvenin bir fincanının 10 TL olduğunu öğrenen hiçbiri bir şey içemediler! Doğrusu evet bence de bir fincan çay hem de kermeste 10 TL olur mu ya? Yuh artık The Marmara grubuna! Bu ne yahu? Ben hiç yakıştıramadım doğrusu The Marmara yetkililerine bunu! Zaten girişte 20 TL bağış amaçlı para ödeniyor, bari içeride çay ve kahvenin fiyatını uygun tutsalardı.. .Herneyse, vardır bir bildikleri.. 'Bu gelenler sosyetik kadınlar ödesinler 10 TL bir fincan çaya ne olur?' diye düşündüler herhalde! Gelelim biz yine şıkıdım şıkıdım dolaşanlara.. Bir ara bir baktım Aslı Şen! 'Ayyy o ne?' dedim; ayağında süet Turkuvaz ayakkabılar, portakal mı Mercan rengimi nedir anlayamadığım bir renkte balon etek, gözlerde gözlük, saçlar sarı.. 'Ayyy dedim. Sanki balo kızı Cinderalla gibi olmuş. İlahi Aslı Şen Allah aşkına biraz yaşına ve ortama göre giyinsen diyorum! Bu kadar moda kurbanı olmak zorunda mısı? Bir ara baktım Feryal Gülman yanında arkadaşı Revna Demirören ile birlikte kermesi geziyorlar, Allah'a şükür ki, Feryal Hermes çantalarından birini takmadan gelmişti kermese ve kıyafeti oldukça seviyeli ve güne ugundu. Abartılı hiçbir şey yoktu üzerinde, bir de güne en en uygun giyinip gelen sevgili Gülben Ergen'di. Bayıldım doğrusu ona. Ayağında spor ayakkabıları, siyah eşofmanı, jean yeleği, boynuna bağladığı fuları ile inanılmaz güzel ve kendinden emin duruyordu. Vallahi bana Gül diye seslenmese kendisini neredeyse tanımayacaktım. Karşımda tam 3 çocuk annesi değil de sanki 20'li yaşlarda bir kız duruyordu.. İnanılmaz kilo vermiş; cildi pırıl pırıldı. Kısacası güzel kadın Gülben Ergen, her şeyiyle kalbiyle, duruşuyla, anneliğiyle…
Anlayacağınız kermes oldukça hareketliydi; sosyetesi ünlüsü, ünsüzü.. Bol bol magazin muhabiri ile güzel bir organizasyon olmuş doğrusu! Katılanların hepsi çok memnundu, İnşallah bu tür organizasyonlar sık sık yapılır da bir yerlere yarar sağlanır. Ama kadınlar size sesleniyorum; Allah aşkına bu kadar şık olmaya özen göstermeyin, ya alt tarafı gündüz vakti bir etkinliğe geliyorsunuz! Nedir bu yarış, bu en iyi ben olacağım iddiası? Bırakın bunları? Giyin altınıza jean pantolonlarınızı, bakın daha mutlu olacaksınız. Ama ne bileyim siz belki de böyle mutlusunuzdur.
SANDAL BALIK…
Şimdi sizlere bir balıkçı tavsiye edeceğim, ama ne balıkçı! Mutlaka gidin derim, oraya gitmek için zaman ayırın derim, bakalım bu kadar lezzetli deniz ürünlerini başka bir yerde bulabilecek misiniz? Geçtiğimiz hafta bir arkadaşım ile öğle yemeği için ne yapsak, nereye gitsek diye düşünürken, başka bir arkadaşım size Yeniköy'de bir balıkçı lokantası tavsiye edeceğim gidin dedi; tabi durur muyuz, arabaya atlar atlamaz soluğu Yeniköy sahilinde aldık bile.. Hani Yeniköy'de meşhur Tansu Çiller Yalısı var ya, ona gelmeden bir iki yalı önce, cadde üzerinde, tam Yeniköy Mc Donalds'ın karşısı.. Harika şirin bir balıkçı lokantası.. Oh be dedik ikimizde! Yeni bir yer keşfettik; inşallah balıklar da enfestir ve artık gelebileceğimiz değişik bir yer bulmuş oluruz diye konuştuk. Başlangıç olarak sipariş verdiğimiz Balık Böreği enfes ötesiydi; giderseniz mutlaka atlamayın ve deneyin derim. Arkadaşımla şimdiye kadar Sandal Balık'ı nasıl atlamışız hayret ettik doğrusu, meğerse Sandal Balık tam 5 yıldır Yeniköy'de müşterilerine hizmet veriyormuş. Zaten yemeklerimizi yerken duvarlarda asılı olan ünlülerin oradayken çekilmiş resimlerine bakmaktan doğru düzgün yemek yiyemedik.. Meğerse müdavimleri arasında kimler yokmuş kimler, Demet Akalın, Ajda Pekkan, Sibel Can, Cem Hakko, Tansu Çiller, Hakan Şükür, Teoman, Nil Karaibrahimgil, Sezen Aksu, oooo saymakla bitiremem. Ama gerçekten kendine münhasır bir yer, açık bir ortam, çok çok temiz zaten mutfağı açık, gelen müşteri, şef aşçıları işlerinin başında izleyebiliyorlar.. Bence en en güzeli bu! Önüne gelecek yemeğin nasıl hazırlandığını görebilmek. Mekanın bir köşesinde bulunan Gemlik ve Ayvalık zeytinyağlarını, turşularını ve günlük balık organik sebzelerini dilerseniz satın alabiliyorsunuz. Vallahi biz bir şeyler aldık, ben bir de yediğim mısır ekmeğine bayılınca bir tepside evim için ısmarladım. Dilerseniz eve siparişte verebiliyorsunuz. Gidin ve deneyin derim, özellikle balık mantısını, mısır ekmeğini, balık kokoreç'ini, bizim gittiğimiz öğlen masaların hepsi fuldü.. E nasıl olmasın, ortam ve lezzet süper.. Dilerim Sandal Balık bu lezzetini her zaman korur..