Geçtiğimiz hafta yine davetlerin açılışların olduğu dolu dolu bir hafta yaşandı İstanbul’da. Hatta önümüzdeki haftada her gün ajandamda bir davet görünüyor. Bu nasıl bir karışıklık nasıl seçim sonuçlarını beklemek pek anlamasam da keyifsiz gibi görünen keyifler aslında gayet yerinde. Aman Allah kimseyi gördüğünden eksik etmesin.
Geçtiğimiz hafta benim ayaklar orası senin burası benim gitti geldi. Uzun zamandır yaz aylarından beri aklımda olan Tarabya Kıyı Balık’a gittim geçtiğimiz akşam. Çok sevdiğim canım ağabeyim Sacit Aslan ben ve Sema Çelebi birlikteydik. Hoş sohbet ve bir de lezzetli yemekler olunca gerçekten insan keyif alıyor. O akşam ben tabi ben yine durmadım. Kıyı Balık’ın sahibi Yorgi Bey’e ellerimle balık kızarttım. Taktım önlüğü ve şef şapkasını girdim mutfağa. Bir güzel mevsim salata yanına küçük gümüş balıkları kızartıp ikram ettim hem Yorgi Bey’e hem de kendi misafirlerime. Bu arada Kıyı Balık’ın meşhur yaprak ciğerinin ve barbunya pilakinin püf noktalarını öğrenmeye çalıştıysam da alamadım sevgili şefim Salih Usta’dan tüyoları.
[resim=20151030resim-142056XN][/resim]
Tarabya Kıyı Balık’ta günlerden salı akşamı olmasına rağmen bütün masalar doluydu. İstanbul’un bütün ağır topları o akşam Kıyı Balık’ta lezzetli meze ve balık yemeği sakin hoş sohbet etmeyi tercih etmişlerdi. O akşam Kıyı Balık’ta sevgili Cavit Çağlar’dan tutun da Erman Yerdelen’e Sunset Restaurant’ın sahibi Barış Tansever’e, sosyetenin en güzel ve zarif kadınlarından biri olan Serra Tokar’a, Yiğit Şardan’dan Zafer Mutlu’ya ünlü futbolcu Rüştü Reçber’den zarif ve güzel eşi Işıl Reçber’e kadar herkes oradaydı.
Kıyı Balık gerçekten yıllardır çizgisini bozmayan bence Türkiye’nin en iyi balık restaurantlarından biri. Beyaz masa örtüleriyle yıllardır değişmeyen personeli ve sahibi sevgili Yorgi Sabuncu ile sakin mütevazı insana huzur veren atmosferi ile gidilebilecek en nezih en şık en lezzetli balık restaurantıdır. İstanbul’a yolu düşünler mutlaka gidin derim.
[b]NEFES ALMAYA ZAMAN BIRAKIN…[/b]
[resim=20151030resim-141713CV][/resim]
[resim=20151030resim-141729QK][/resim]
Bu hafta güzel arkadaşım Hülya Kanlı biz arkadaşlarına çok güzel bir organizasyon ile Nefes Terapisi günü düzenledi. Nefes Terapisi ekibi ve ekibin uzman hocası Oğuz Kömürlü ile bol nefesli sohbetli bir gün geçirdik.
Sevgili Hülya tabi yine rahat durmamış biz arkadaşları için öyle bir hazırlanmış ki detox çaylarımızdan tutun da organik ürünlerle hazırlanmış hepsi el yapımı yiyeceklerle bizi deliye çevirdi. Hepimiz yaklaşık 20 kadın önce nefes eğitimlerimizi aldık. Hoş sohbetler ettik. Farkındalığımızın farkına varmaya çalıştık. Aslında n kadar hızlı yaşıyoruz ne kadar boş şeyleri kendimize dert ediyoruz. Nefesimizi nasıl doğru kullanmıyormuşuz. Şöyle durup kısa ve derin bir nefes alınca anlıyoruz.
[resim=20151030resim-142338PX][/resim]
[resim=20151030resim-142404YM][/resim]
Ben o gün aldığım kısa nefes terapi dersimden kendime çok şey çıkardım. İç sesimi daha fazla dinlemeyi deniyorum artık. Hızlı hareket etmiyorum. Nefesimi alıp verirken düşünüyorum. Enerjimi doğru yerlere artık harcamak istiyorum. Ben arkadaşım Hülya sayesinde artık Nefes Terapi derslerime sevgili Oğuz hoca ve ekibiyle bire bir almaya başladım. Bu bile benim için büyük ama çok güzel bir adım. İnşallah artık nefesimi doğru kullanacağım. Yani nefesimi boşa harcamayacağım.
[resim=20151030resim-142455YZ][/resim]
Bu arada o gün grupta çok sevdiğim dostlarımla da olmak büyük keyif verdi. Davetlerden açılışlardan böyle güzel ev toplantılarını evde yapılan börekleri çörekleri kısırları dolmaların tadını yeniden almayı çay kahve içmeyi öyle özlemişim ki bunu sık yapanlar çok şanslı sakın bu geleneği bırakmayın eskiden annemler buna gün derdi. Gerçekten gün güzel gün. İnsanın kendi olduğu kimseye hava atmadığı ayakkabılarını çıkarıp oturduğu iki arkadaşınla arada kaybolup baş başa kalıp kahve falları bakıldığı günler geri gelsin istiyorum. En azından ayda 1 de olsa yapılması lazım. Biz Türk’üz biz Türk kadınlarıyız bu kadar Batılı olmaya gerek yok diyorum.
[resim=20151030resim-142512HE][/resim]
[b]KARŞIDA BİR YENİ P.F.CHANG’S DAHA AÇILDI…[/b]
İstanbul’un tek yeme içme AVM’si olan Ataşehir Bulvar 216’da Etiler Nispetiye Caddesi’nde 3 yıl evvel açılan Uzakdoğu lezzetlerinin en meşhur restaurantı P.FChang’s’in 2. şubesinin açılışına gittim. Yine Etiler’in girişindeki gibi 2 dev Uzak Doğu Savaş Atları karşıladı bizleri. Mistik dekorasyonu müthiş heykelleri ve Çin’in Yasak Şehir’inin ön plana çıkarıldığı konsepte bir de lezzetli uzak doğu yemekleri eklenince ortaya harika bir restaurant çıkmış. Tüm dünyada yaklaşık 250 şubesi ile lezzet severlere hizmet veren P.F.Chang’s bundan böyle İstanbul’da 2. şubesi ile Anadolu Yakası’nda.
Ben yine tabi açılışta da rahat durmadım P.F.Chang’s’in kurumsal iletişim direktörü sevgili Pınar’dan rica ettim şapka ve önlüğümü takıp daldım mutfağa, iki dakikada wok tavada kendime ve misafirlerime Mongolian Beef hazırladım.
[resim=20151030resim-141936JD][/resim]
P.F.Chang’s’in açılışına o gün lezzet severler oldukça ilgi göstermişti üstelik neredeyse İstanbul’un tüm yeme içme Blogger’ları, ünlü gurmeler ve cemiyet hayatının tanınmış birçok ismi de davete katılmıştı. İstanbul gerçekten artık bir dünya şehri oldu. Bunun da ispatı dünyaca ünlü birçok yeme içme markasının Türkiye’de açılan ve büyüme hızla devam eden şubeleri. Herkese bol yemeli içmeli gezmeli ama arada evde de yemek yapmalı günler diliyorum…