HADE HADE HADE…

Yayın Tarihi : 16-11-2007 12:51
ASLINDA ESPİRİ OLSUN DİYE OLDU BU MANŞET... Fatih Ürek'i kutluyorum. Yıllardır verdiği emeğe 'Hadeeeeee' ile meydan okuduğu için. Tebrikler Fatih Ürek... Gelelim; olay olay, flaş flaş, son dakika, son dakika, önce Gül'ün Perisi'nde yazılara... Ha ha ha, vallahi delirip kendimi Peygamber ilan edeceğim diye bir yazı yazmıştım birkaç ay önce hatırlarsınız.. O yazı gerçek oldu ve ben delirip kendimi 'Peri' ilan ettim. Var mı bir sorun? Yok! Çünkü bu dünyada her şey olabilir. Hiçbir şeyken bir şey olmak bizim toplumda çok görülen ve yaşanan bir şey. Hatta kimileri üniversitede tez konusu bile olmalı. 'Hiçbir şeyken ben markayım. Taktığım gözlüğü bile sorup gidip aynısından alanlar var, attığım sol ve sağ adım sayılıyor, adımlarımı şaşırıp yanlış adım atanlar marka kulvarına girmiyor' diyecek kadar yüce cüretliler dahi var... Her neyse artık 'Peri' oldum ben. Diken batırmak yok bundan böyle; sihirli değneğim ile dolanıp, o omuz senin bu masa benim gezip; canım, iyilik meleği, görgülü, sevecen, kendi için yaşayan ve yaşadığı yaşamı paylaşabilen yüce gönüllü magazinin flaş isimlerinin yaptığı yüce olayları anlatacağım bundan böyle size. Ben artık bir periyim. Gülperi... Geçtiğimiz hafta bir günlüğüne İzmir'e gittim. Aslen İzmir Urla doğumluyum. En güzel çocukluk günlerimi Urla ve Çeşme'de geçirdim. Sosyetenin sonradan takıldığı Sea Side sahiline eskiden 'Çark' denirdi. Ben Alaçatı'dan Çark'a kadar yani Sea Side sahiline kadar atın üstünde giderdim. Sonra İstanbul'a gelin geldim. Hey gidi günler hey! 19 yıldır İstanbul'da yaşıyorum; İzmir'i unuttum gitti. Ama Urla'yı ve Alaçatı günlerimi asla unutmadım, unutmam da mümkün değil. Buram buram, her an burnumda tütüyor; tüttüğünde de burnumun direği sızlıyor. Her neyse gelelim konumuza.. İzmir' e gönül vermiş, el emeği göz nurunu ortaya dökmüş muhteşem bir insanla tanıştım, sevgili Şebnem Balkan sayesinde. Tanıştığım ve muhteşem bir mücevher evi açan saygıdeğer kişi Naim Yelkenci idi. Sevgili Şebnem Balkan bizleri toparlayıp, toparladığı dediğim de yaklaşık 30 kişiydik, Naim Yelkenci'nin İzmir Alsancak Kordon'da açtığı mücevher evinin açılış kokteyline götürdü.. İstanbul ve İzmir'in seçkin basın mensuplarıyla, İzmir'in gözde ve zarif hanım ve beylerin bir araya geldiği özel bir açılıştı ve Naim Yelkenci imzalı harika mücevherlerin bizlere sunum yapıldığı harika bir gündü. Havyar ve şampanya ile karşılandığımız Naim Yelkenci Mücevher Evi'nde hoş birkaç saat geçirdik. Sevgili Yüksel Ak'ın sunduğu mücevherler ise görülmeye değerdi doğrusu... Yüksel Ak'ı inanılmaz zinde ve de dinamik gördüm. Gerçekten zarif ve mesleğine inanılmaz saygılı bir model.. Üzerinde taşıdığı NaimYelkenci imzalı özel tasarım takıları öyle zarif, öylesine şık sundu ki hayran kalmamak elde değildi. Tabii bir de Naim Yelkenci Mücevher Evi'ne hayran kaldım.. Gerçekten İstanbul'da dahi henüz böyle bir mücevher evi açılamadı. Dünya standartlarındaki mücevher evleriyle örtüşen aynı çizgideki ve kalitedeki mücevher eviyle İzmirli bayanlara yepyeni bir marke Naim Yelkenci. Kendisinin yüksek ruhunu tebrik ediyor ve en kısa zamanda İstanbul'da Naim Yelkenci Mücevher Evi'ni görmek istiyorum... GELELİM EN EN YÜKSEK RUHLU DUAYEN MODACIMIZ YILDIRIM MAYRUK VE BARBAROS ŞANSAL'IN GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE SUNDUĞU DEFİLEYE... Aman aman neydi o defile; muhteşemsiniz Yıldırım Bey, tebrikler terzi yamağı emekçi Barbaros Şansal... Yıldırım Mayruk Moda Laboratuarı imzalı marka altında düzenlenen '2023'e Hikâyeler... Uyanma Zamanı!' adı verilen defile görülmeğe ve de yoruma açık sonsuzluk gibi bir rüyaydı sanki.. İyi ki bu rüyayı görebildim. Görebilenleri de şanslı buldum... Gerçi gerçekten hissedip görenleri şanslı buldum... 'Uyanma zamanı' adı verilen defile aslında acı çekerek yaşanmış ve daha da acı çekilecek bir modanın isyanını yansıtan dev bir showdu... Uyanın hanımlar... Uyanın moda kurbanları... Uyanın 'İkoncan'lar uyanın! 'Hiçbir zaman İstanbul kadınından moda ikonu çıkmaz'ın gerçeğiydi Yıldırım Mayruk ve Barbaros Şansal'ın sunduğu sunum.. Görsellik, şıklık, asalet, zarafetin bir öğretisi ve gerçeğiydi bu defile.. Defileyi izlemeye gelen bayan konuklar sanki elbise askıları ellerinde gelmiş gibiydiler. 'Benim elbise askımdaki elbisemin markasına bak' der gibi... Üzerlerine giymemiş de sanki elbiselerini askılarında ellerinde taşıyorlar gibiydiler... Uyanın 'UYANMA ZAMANI!..' diye modacılar bas bas bağırsa da sizler ne eskilerde kalan Benli Belkıs ne Cahide Sonku ne Bedia Muvahhid gibi akıllarda kalamayacak kadar moda kurbanı olan bayanlarsınız. Üstelik bir de hasetliğiniz, kıskaçlığınız cabası. Ama defilenin en gündeme oturan yıldızı yine Eda Taşpınar'dı. Eda içeri girdiği zaman o tarafa yönelen basın ordusunu size tarif edemem.. Abartmıyorum Victoria Beckham girseydi bu kadar arkasından koşulmazdı.. Bizim muhabirleri de anlamış değilim.. Herkesin 'Uzaylı Zekiye' diye hitap ettiği Eda Taşpınar'ın arkasından neden bu kadar koştururlar ki, anlamadım gitti.. İlgiden çok memnun olan Eda, defilenin sonunda öyle bir hüsrana uğradı ki anlatamam.. Eda Taşpınar'ın suratını görseydiniz, inanamazdınız.. Barbaros, yapmış yine yapacağını, defilenin finalinde Avrupa Yakası'nın oyuncusu İkoncan lakaplı Binnur Kaya podyuma çıktı ve Eda Taşpınar'ı taklit etti.. Başta Gülse Birsel olmak üzere bütün kadınlar İkoncan'ı ayakta alkışladı.. Eda da öyle bakakaldı..