Geçen hafta benim için gecce gezmeleri oldukça sıkıydı. Bu hafta da renkli ve bol açılışlı bir hafta gibi geçeceğe benziyor
Çarşamba geccesi Reina'nın içinde bulunan Dragon Restaurant'a gittik. Harika bir yemeğin ardından soluğu hareketli müzik eşliğinde Reina'nın bar bölümünde aldık. O gecce başka mekânların da açılışları olmasına rağmen Reina tıklım tıklım doluydu. Aşağıda bize ayrılan loca bölümünde hareketli geccemize devam etmeye başladık. Bir ara Reina'nın müzik direktörü Suat Ateşdağlı'dan Serdar Ortaç'ın yeni albümünden bir parça çalmasını rica ettim. "Parçanın adını yazamam eşimle benim özel parçamız pardon.'' Parçanın yarısında Serdar Ortaç yan locamıza gelmez mi... Merhabalaşıp ayaküstü biraz sohbet ettik ve yeni kasetinin hayırlı olmasını diledim. Fakat o gecce dikkatimi çeken, Serdar Ortaç pek bir mahsun ve sakindi.. Bütün gecce yerinden kalkmadı tek bir arkadaşıyla bir çift laf etmedi. Pek bir şaşırdım. 'Yeni albümü'ü çıkmış bir hafta evvel Bodrum İber Otel'de başarılı bir konser vermiş neden mutsuz görünüyor acaba diye düşünmeden edemedim.. Üzüldüm de onun o mahsun mahsun haline...
Reina'da gecce hızla devam ediyordu. Bir ara baktım diğer locamıza ünlü sosyetik Sezai Taşkent'in medyatik eski eşi Mine Kalpakçıoğlu bir dargın bir barışık sevgilisi Efe Önbilgin ve hiç medyatik olmayan genç ama güzel bir bayanla oturuyorlar. Geçtiğimiz hafta Bodrum Çırağan Barbaros Bay Oteli'nin açılış davetinde de vardı Efe ve Mine.. Çok romantik el ele göz göze bir hafta sonu geçirmişlerdi. Bodrum dönüşü uçakta tesadüf yan sıralarda oturduk. Bir ara baktım ooo ateşli ateşli öpüşüyorlar. Gençlik işte.!!! Ama ben onları nerede görsem hep öpüşüyorlar zaten. Geçen yaz da akşamüstü Bodrum Maça Kızı Oteli'nin barında sarmaş dolaş dans edip öpüşüyorlardı. Sonra kısa bir ayrılık geçirmişlerdi. Bir yıl sonra bu sefer uçakta öpüşüyorlardı. Aman dikkat edin Mine Hanım-Efe Bey.. Yine nazara göze gelmeyin.. Böyle ulu orta öpüşmeler pek hayra alamet olmuyor sonra..
Gelelim tekrar mahsun delikanlı Serdar Ortaç'a..İki gün önceki o mahsun mahsun yerinden kalkmadan oturan Serdar Ortaç'ı cumartesi geccesi tekrar gittiğimiz Reina'da bu sefer restaurant bölümünde arka masamda arkadaş grubuyla yemek sonrası sohbet ederken gördüm. Yanında bir de sarışın hoş bir kız vardı herhalde şu bir yanında olup bir kaybolan yabancı uyruklu sevgilisiydi herhalde. Ay Serdar bir neşe bir neşe ohhh be dedim. Çocuk kendine gelmiş. Ama demez olaydım. Yarım saat geçmeden yanındaki sevgilisiyle o kalabalığa ve de etrafında oturan o kadar insana aldırmadan kızla öpüşmeye başlamaz mı?!! Aman ne öpüşmek soluklanmadan devamlı, kafasını kıza gömmüş dünya umurunda değil. Yanında arkadaşları da şen kahkahalarıyla eğlenip duruyorlar. Serdar Ortaç'ın menajeri ise bir kez olsun Serdar'ı daha sakin olsun diye uyarmadı. Ne yapılıyor? Ne ispatlanmaya çalışılıyor? Orada ki kişilere ve içeride yer alan basına bir mesaj mı gönderiliyor bu öpüşmeyle? Mesaj gönderildi ise ben aldım. Serdar Ortaç en cazibeli erkek ve en hızlı çapkınlar listesinde benim tarafımdan o gecce bir numarada yerini aldı...
Gecce gezmelerine gelince bu hafta gittiğim iki mekânda da kadınlar kavga çıkardı. Hele bir tanesi gerçekten çok ama çok kötüydü. İsim vermek istemiyorum çünkü aldıkları alkolün etkisiyle yapılmış bir kavga olduğuna inanıyorum. Eskiden erkekler kadın yüzünden birbiriyle kavga ederdi şimdi ise kadınlar. Aman ne kavga İstanbul'un en ünlü mekanında etrafa aldırmadan birbirlerine küfürler savurmalar, bardak atmalar, sandalye savurmalar. Güvenlik görevlileri bile kadınları yatıştırıp mekandan çıkaramıyorlar ve kavga sonrası hiçbir şey olmadan eğlencelerine devam ediyorlar. Yazık ki potansiyel tehlike oluşturan kişilere hiçbir güç bir şey yapamıyor....
Ben bir kadın olarak utandım hem de çok utandım...