Kim mi bu "alametifarika"lar, sayayım efendim. Kendi kendine marka olanlar... Ama bir gerçek marka olanlar var, bir de kendisini marka yaptım zannedenler...
Gelelim gerçek bir marka olan, müzik adamı İstanbul Reina'nın ünlü dj'i Suat Ateşdağlı'ya... Geçtiğimiz günlerde de kendisinden bu köşemde bahsetmiştim. "Bosphorus Night'' adlı CD'si, yaklaşık 6 hafta önce satışa çıktığı günden itibaren yabancı müzik albümleri satışında 1 numara. Geçtiğimiz Pazartesi günü de albümünü, çalıştığı Reina'da seçkin bir davetli topluluğuna tanıttı.
İnanılmaz bir gecce oldu. Tanınmış kim varsa o gecce Reina'ya, Suat Ateşdağlı için gelmişti. İnanılmaz showlar eşliğinde, albümde yer alan parçalar çalmaya başlayınca, yerinde duramayan konuklar arasında Esra Tokar, Olcayto Ahmet Tuğsuz, Aslıhan Egemen, Deniz Berdan ve eşi, Ferhat Göçer ve daha birçok ünlü isim vardı ve saatlerce dans ettiler.
Albüme katkısı bulunan ve bir parça da kendisinin yaptığı Funk C Cem de, bir ara sahneye çıkarak, inanılmaz güzel parçaları, kendi sesiyle canlı performans eşliğinde davetlilere sundu. Bu inanılmaz gecceyi ve bu muhteşem albümü bizlere sunan Suat Ateşdağlı ve ekibini tekrar kutluyorum...
İŞTE GERÇEK MARKA OLAN BİR İSİM DAHA...
Gelelim sosyetenin sevilen siması Ender Mermerci'nin kızı Tansa Mermerci Ekşioğlu'nun, kendi tasarladığı takılarının ikincisi olan davetine. Tansa, yapmış olduğu takılarını hiçbir ücret almadan Lösemili Çocuklar Vakfı'na verdiği davet ile gelen sosyetik konuklara satıp, gelirini Lösemili Çocuklar için Haliç'te tamamlanmasına az kalan hastaneye bağışladı. Geçtiğimiz günlerdeki bu davet Akmerkez'in içinde olan Home Store mağazasında verildi. Bizim Lösemili Çocuklar Vakfı'nın başkanı sevgili Gündüz Gedikoğlu, eşi Sevgi Gedikoğlu ve kızları Aslı Gedikoğlu Başar da oradaydılar. Tansa Ekşioğlu ve Bahar Şer'in ev sahipliği yaptığı davete sosyetenin tanınmış simaları katıldı. Verilen davet için Home Store hiçbir ücret almadı ve konuklara inanılmaz ikramda bulundu. Hatta bir ara Ender Mermerci mikrofonu eline alıp davetliler şöyle seslendi:
"Hadi bakalım artık yemeyi içmeyi bırakın da takılara bakın, satışlar başlasın."
Vallahi bayıldım Ender Hanım'a, ne şeker söyledi. Tabi bu anons sonrası tüm bayanlar takıları birer birer satın aldı. Hatta bazı takıları aynı anda 2-3 kişi birden almaya kalkınca ortaya çok komik görüntüler çıkmadı değil. İşte gerçek bir hayırsever, gerçek marka olan Tansa Mermerci Ekşioğlu ile annesi Ender Mermerci'yi ve kapılarını bu organizasyona açan Home Store yetkililerini buradan bir kez daha kutluyorum...
Gelelim kendilerini alametifarika yapan ikiliye...
Efendim bu ikili karı-koca olurlar. Biri sosyetenin tanıdık siması olan Biricik Suden, diğeri ünlü müzik adamı Mahzar Alanson...Vallahi evlendikten sonra karı koca kendi kendilerini bir güzel marka yaptılar. Biricik Suden kendi tasarladığı kostümleri kocası Mahzar Alanson'a giydirerek sahneye çıkartmaya başladı. Aman efendim o ne kıyafetler öyle. Vallahi büyük büyük insanlar olmamıza rağmen, Mahzar Alanson'dan korkar olduk.. Çoluk çocuğun herhalde ödü patlamıştır, o halde gördükleri Mahzar Alanson'dan. Bir bakıyoruz insan yiyen Hannibal gibi maske takıp şarkı söylüyor, bir bakıyoruz, uzaylı kıyafetler ve kafasında testereye benzer bir başlık. Uçmuşlar karı koca. Belli ki uzay çağında yaşıyorlar. Ama geçtiğimiz gün bir de baktım ki, reklam filminde oynamış karı koca Alansonlar. Biricik, mutfak önlüğünü giymiş, başına aşçı kukuletası takmış, mutfakta yemek pişiriyor, bir yandan da bilgisayarı ile internette geziniyor. Yanına yaklaşan kocası Mahzar'a da, "Ayyy kocacığım ne iyi ettik de ADSL bağlattık. Artık yemek tariflerini internetten alarak yapıyorum diyor..."
Vah vah vah.. Bu reklamı düşünen ve bu reklam filminde bu ikiliyi oynatan yapımcının aklına şaşayım ben. Neden mi? Mahzar Alanson ve Biricik Suden yıllardır bu toplumdan o kadar uzak ve uçuk yaşadılar ki, sanki kendileri uzaydan gelen varlıklar gibiydiler. Giyimleri, yaşam biçimleri, kısacası her şeyleri farklıydı bu toplumda yaşayan kişilerden. Ne oldu da birden bir reklam filminde normal kişi hallerine bürünüp, interneti daha yeni keşfeden bir çift oldular anlamadım. Demek ki, yıllardır çizdikleri imaj bir reklam filmiyle yıkılıp, böyle gidiyormuş. Kendilerini marka yaptım zannedip, daha marka olmalarına demek daha çok varmış...
Bir alametifarika da Eda...
Bugün gazetelerden öğrendiğime göre, Sevgili Eda Taşpınar'ı, Cem Hakko işten çıkarmış. Ehh, ben daha bunu tam 1 ay önce söylemiş ve hem köşemden, hem de haftalık Diva dergisinde şöyle yazmıştım:
"Anlayamadığım, Eda Taşpınar Vakko'da işe başlamamış mıydı? Başladıysa, patronu Cem Hakko acaba yanında çalışan Eda Hanım'a rakip olduğu bir mağazanın açılış davetine gidip, sanki o mağazanın elemanıymış gibi dergilere poz vererek, rakip firmanın reklamını nasıl bu kadar yaptırabilir anlamış değilim. Varsa bir anlayan ya da Cem Hakko bunu bana anlatsın.''
Eh, "Hayat tekerrürden ibarettir" derlermiş, doğru çıktı. Cem Hakko kendi kendini alametifarika yani marka yapan Eda Taşpınar'ın işine son vermiş. İlk sebep taklit kıyafetlerdi. Ancak gazetelerde çıkan haberlere göre, benim yazdığım gibi başka firmaların tanıtım ve açılışlarında Eda Taşpınar'ın fazla boy göstermesi Cem Hakko'yu kızdırmış. Cem Bey haksız da değil yani. Böylelilikle Eda Taşpınar fırtınası umarım bir süreliğine durulur. Medya, Eda Hanım'dan biraz el etek çeker de insanlar nefes alır...
Hey 'alametifarika'lar yola devam bu marka savaşı bu arada daha bitmez.
Haftaya devamı var...