MELTEM VE KIVANÇ TELLİ DUVAKLI!

Yayın Tarihi : 09-07-2009 13:24
Şu bizim magazin basını bir alem vallahi. Nedenine gelince bu yaz da takılacak birilerini buldular. Şimdi de Meltem Cumbul ve Kıvanç Tatlıtuğ ikilisini hedeflerine aldılar yazıyorlar da yazıyorlar. Sabah Gazetesi yazarı sevgili Ayşe Özyılmazel geçen hafta köşesinin tamamını bizim Romeo ve Juliet’e ayırmış. Koskoca köşede Meltem aşağı Meltem yukarı. Sevgili Ayşe’nin hem kendisini hem yaptığı her işi başarılı buluyorum fakat bu sefer biraz abartmış bence. Nedir bu Meltem Cumbul fanatikliği? Ben Kıvanç olsam Ayşe’nin yazısından sonra bir hafta sokaklara çıkamazdım doğrusu. Ayşe yazısında, yok efendim Meltem Cumbul en en akıllı kadınlardanmış, Meltem en en başarılısıymış, Meltem güçlü kuvvetli ve de en en güzel kadınlardanmış, Kıvanç’ı istemiş almış ve de kapatmış, Meltem öyle akıllıymış ki hiçbir kadın onun gibi olamazmış vs vs vs peh peh peh dedim okudukça ve güldüm de güldüm Kıvanç Tatlıtuğ’u yerin dibine batırmış da batırmış. Şimdi söylüyorum, Kıvanç Tatlıtuğ’u yönetmenler resmen seks sembolu olarak sunup, tüm kadınların ağzının suyunu akıttırmadılar mı? Nasıl oldu da bu camia Kıvanç’ı Meltem Cumbul’a yedirtti hayretler içerisindeyim. İki yıldır yer gök Kıvanç diye inim inim inlerken, en iyi dizilerin başrollerinde oynarken, bu yaşadığı ilişkide nasıl olurda önemsiz bir adam rolüne düştü anlayamadım gitti. Çocuğun iki yıllık tek tabancalık başarısını Meltem Cumbul güçlü kadın, ister, hedefler alır Kıvanç’ı da mum eder gibi saçma sapan yazılarla yerle bir edip bayan hayranlarının gözünde küçük düşürürler anlayamadım. Evet Meltem Cumbul bir akrep burcu kadını. Of of uğraşmak gerçekten zordur onunla. İster, hedefler, planlar ve uygular ama maalesef Meltem Cumbul yaşadığı ilişkilerde her zaman dengesizlik göstermiştir bizlere. Ya 70 yaşında bir yönetmenle birlikte olur ya da 30 yaşında Kıvanç gibi genç bir adamla dudak dudağa ortalara dökülür. Sonra da yaşadığı aşkı gazetelere fotoroman yaptırır, bizim gazeteciler de Meltem’in oyununa gelip işte güçlü kadın, kadınların ağzının suyunu akıtan adamı kaptı çatır çatır aşk yaşıyor diye yazdırır. Ama az kalmıştır merak etmeyelim yakında telli duvaklı gelin de yaparsınız siz şimdi Meltem’i. Nesine imrendiniz bu ilişkinin anlamış da değilim ya her neyse. Fotoroman yaratmaya çalışan Meltem’i siz yerlere göklere sığdırmamaya, Kıvanç’a da bu aşkta küçük bir rol vermeye devam edin derim… BODRUM TÜRKBÜKÜ Geçtiğimiz hafta Ayvalık Cunda adasından, sosyetik Bodrum Türkbükü sahillerine yatay bir geçiş yaparak evime demir attım. İlk gün soluğu ballandıra ballandıra anlatılan, bu yıl hem mutfağının hem işletmesinin değiştiği Maki Otel’in beach’ine indim. Maki Beach’te Süreyya Yalçın’ı nişanlısı Burak Hatipoğlu ile birlikte gördüm. Gün boyu sessiz sakin kendi hallerinde geçirdiler, hiç de öyle abartılı halleri, garsonlardan aşırı istekleri yoktu. İkisine de şaşırdım kaldım doğrusu. Gün boyu dip dipe oturup rose şaraplarını içtiler. Bir ara sevgili Metin Aşık ile birlikte oturduk. Yanında oğlu ve gelini Esra Eron Aşık vardı. Esra’ya “Hadi artık tam zamanıdır bebek düşünmüyor musunuz?” diye sordum. Esra’nın gözlerinin içinin güldüğünü hissetim ve “Kısmetse Gül Abla’cığım” dedi. Bence artık Hülya-Metin Aşık çiftine dünya güzeli bir torun yakışır derim. Bir akşam çok sevdiğim modacı Canan Yaka, eşi Ergin Tanca, sevgili İsmail Akkaya ve yine çok sevdiğim Selma Türkeş ile Divan’ın restaurantında bir araya geldik. Konuşulan tek konu artık Türkbükü’nün eski tadı olmadığı ve Türkbükü müşterisinin Çeşme Alaçatı’ya kaçması. Vallahi İzmir Çeşmeli olarak ben bu durumdan oldukça memnunum. Deniz deseniz en alası, butik oteller ona keza Alaçatı’da. Her yıl yepyeni mekanlar, oraya buraya dağılmış balıkçıları ile gerçekten çok güzel. Türkbükü’ne yeni yüzler, yeni mekanlar lazım. Tamam artık miladı doldu derim ben… LONDRA VE MADONNA KONSERİ… Aman tanrım iyi ki Madonna’nın konseri dolayısıyla Londra’ya iki günlüğüne gitmişim. Bana oldukça iyi geldi Madonna’nın verdiği muhteşem konseri izlemek. Buradan Londra’da yaşayan sevgili arkadaşım Nil’e (aslında Nil’in lakabını söylersem herkes tanır ama zaten bilen bilir) teşekkür ederim. Londra sosyetesi ondan sorulur ve Londra’nın en iyi emlak yapan kişilerindendir. Dünyadaki tüm prenslere ve sayılı zenginlere Londra’da ev ayarlar ve çevre edinmelerini sağlar. VIP davetlerin konuk listelerini hazırlar, member kulüplere onun sayesinde rahatlıkla girebilirsiniz ve nereye baksanız yanınızda bir ünlüyle eğlenirsiniz. Yani sıkı memberların alındığı kulüplerden bahsediyorum. İşte Londra’da böyle güçlü çevresi olan kadın benim arkadaşım ve beni iki gün boyunca inanılmaz güzel ağırladı. Madonna konserini VIP bölümden izleyebilmem için elinden geleni yaptı... MADONNA’YI YAKINDAN GÖRMEK… Madonna konserinden bir gün önce sevgili arkadaşım Nil ile birlikte üyesi olduğu Kabala Center’e gittik. Hep Nil’den duyar ve merak ederdim. Nil yaklaşık döt yıldır Kabala Center’in üyesi ve Kabala öğretisini tamamıyla öğrenmiş birisi. Vallahi Kabala Center burada da bir şubesini açsa da bizler de ruhumuzun en üst düzeyine bu sayede varabilsek. Bizim gittiğimiz akşam ise shabat gecesiymiş ve shabat töreni varmış. Yaklaşık 100 kişi vardı içeride ve hepsi birbirinden doğal ve isim insanlarla bir aradaydım. Bu isimler Londra’nın tanınmış ve önde gelen isimleriymiş. Sevgili arkadaşım Nil beni bir ara Kabala Center’in hocası Eytam ile tanıştırdı. Öylesine dingin, huzur veren bir insan ki ben bu yaşıma geldim inanın böylesini tanımadım. Sesinde, duruşunda, tavırlarında öyle bir dinginlik ve huzur vardı ki Nil’e dönüp “Ne şanslısın ki bu insanla sürekli bir aradasın” dedim. Shabat törenini ilgiyle ve keyifle izledim ve de sevgili Madonna’yı konserinden önce orada gördüğüm için kendimi çok ama çok şanslı buldum. Düşünsenize Madonna ile aynı mekanda ve üstelik shabat töreninde bir aradaydım. Madonna olabildiğine doğal ve sıfır makyajdı. Töreni genç sevgilisi ve kızı Lourdes ile birlikte izledi. İstanbul’a döndükten sonra duydum bir gazetenin magazin ilavesinde yazan bir arkadaşımızda oradaymış ve Kabala Center’de törene katıldığını ve tören sırasında Madonna ile göz göze geldiğini yazmış. Ama herhalde biz ayrı törenlere katıldık ve Madonna ayrı ayrı her iki törene de katıldı ki ben kendisini orada göremedim. Yoksa düşünsenize İstanbul’dan üstelik aynı meslekten iki insan aynı mekanda olup birbirini nasıl görmez anlayamadım!!! GELELİM O2 ARENA KONSERİNE Ertesi gün Nil ile birlikte konserin yapılacağı O2 Arena’ya gittiğimizde bir izdiham bizi bekliyordu. Her neyse biz VIP konukların girdiği kapıdan girdiğimiz için konser alanına geçişimiz biraz daha kolay oldu. O2 Arena’nın içi inanılmaz devasa bir çadırdan oluşuyor ve içerisinde büyüklü küçüklü kimi şık, kimi salaş restaurant ve barlar yer alıyor. Konser 1 saat geç başlamasına rağmen kimseden tık yok, tepki yok herkes keyifli yemekler yeniyor, içkiler içiliyor. Biz de olsa yer gök bağırış ve ıslık sesiyle inlerdi doğrusu. Konser inanılmaz bir sahne şovu ve sahne dekorasyonuyla başlıyor. Bir gün önce gördüğüm sıradan sade Madonna’dan eser yok. Sanki dev biri var sahnede. Bu kadar da olmaz, bir kadın sahneye bu kadar yakışmaz. İşte Madonna farkı dedim ve Madonna’nın muhteşem dansçıları ile keyifli şarkılarına eşlik ettim. Ama büyülendim doğrusu. En duygulandığım an ise finaldi. Madonna ve ekibi Michael Jackson’un anısına ellerine taktıkları beyaz mücevher eldivenler ile çıktılar sahneye. (Hani Michael Jackson’un ünlü şarkısı ‘’Billie Jean’i söylerken taktığı beyaz mücevherli eldiven) Bayıldım ve o yıllara gittim. Ben de bile o eldivenden yıllar evvel vardı ve geceleri arkadaşlarla dansa giderken takardım. Hey gidi günler hey dedim ve o coşku ile arkadaşım Nil’e sarıldım. Bana böylesine güzel iki gün yaşattığı ve Madonna ile aynı ortamı bana soluttuğu için…