İstanbul gecceleri gerçekten kriz falan dinlemiyor.. Her mekan hınca hınç dolu.. Gelsin yemekler, gitsin içkiler. Geçtiğimiz gün öğle yemeğini bir misafirimizi de yanımıza alıp eşim Kenan Erçetingöz ile İstanbul'un en popüler İtalyan restaurantı Papermoon'da yedik.
İnanırmısınız iğne atsanız yere düşmez.. Masaların hepsi dolu, içeride de kimi ararsanız var. Bir de erkekler artık Papermoon'a giderken ya da buluşacakları zaman birbirlerine hadi kahvede buluşalım diyorlarmış. Ya da eşleri neredesin diye sorunca kahvedeyim cevabını veriyorlarmış.. Ay bunu duyunca gülmekten yerlere düştüm doğrusu.. Eskiden gerçekten erkeklerde bir kahve kültürü vardı, gerçi kahve kültürü bazı semtlerde halen devam ediyor ama bizim zengin ve sosyetik erkekler, kahveye gitmediklerinden dolayı Papermoon'u hergün öğle ve akşam tavaf ettikleri için kahve adını takmışlar.. Vallahi bizim sosyete herşeye bir kılıf buluyor ya, bravo doğrusu.
Gelelim Papermoon'da gördüklerime: Bir masada Suzan Sabancı Dinçer bayan arkadaşları ile bir başka masada ise Suzan Sabancı'nın eşi Haluk Dinçer yine arkadaşıyla yemek yiyordu. Bayılıyorum vallahi bu karı-kocayı aynı restaurantta ayrı ayrı masalarda yemek yerken görmeye. Başka bir masada ise Metin Aşık'ın eşi Hülya Aşık kızı Eda Aşık, gelini Esra Aşık ve arkadaşlarıyla kadın kadına yemek yiyip bol bol kaynatıyorlardı. Aslında her masının kaynattığı konu aynıydı. "Ay kriz var ama yine de herkes dışarıda'' ha ha ha...Vallahi sırf krizden kim etkilendi kim etkilenmedi barometresini böyle ölçmeye başladı artık herkes. Bir ara Ebru Akel ile evlenecekleri bile söylenen Can Ateş bir erkek arkadaşı ile geldi yanlarında da inanılmaz güzel genç bir kız vardı..Artık bilemem arkadaşlarımı yoksa yeni sevgilisimi Can beyin anlayamadım. Başka bir masada ise Nurettin Hasman, Şebnem Dinçgör Dereli'nin eşi Sinan Dereli ve arkadaşları laflıyordu. Bir ara içeriye Mustafa Koç girdi..Tabii bütün kafalar Mustafa Koç'a çevrildi.. Özellikle yalnız gelen bayanların antenlerini bir an için uzattıklarını hissettim.. Vallahi bir alem şu sosyete kimin eli kimin cebine girmek istiyor anlayamadım...
[b]AL JAMAL DA AL JAMAL...[/b]
Geçen hafta gittiğim yerlerden biri de İzzet Çapa'nın sahibi olduğu eski Cahide'nin yerini alan Al Jamal idi... Sevgili arkadaşım ve AL Jamal'in işletmecisi Ergun kapıda karşıladı bizi. Aman allahım İzzet Çapa ve ekibi gerçekten delirmiş, dekorasyonu tam anlamıyla yıkılıyor.. Garsonların kıyafetleri ise tam anlamıyla oryantalist esintiler taşıyor. Mekanın tam ortasına kocaman bir göbek taşı, oturmuşlar üzerinede hamam takunyası ve bir hamamda olabilecek tüm malzemelerden serpiştirmişler. Bir ara canım arkadaşım Feza Fırat ve Başak Oral ile kendimizi göbek taşının ortasına atıvermek geldi içimizden.. Geccelerin ilerleyen saatlerinde ise Al Jamal tıklım tıklım dolmuş.. Herbir masada ve locada göbek atmayan kişi kalmamıştı. Tabii bizim ekip durur mu? Sevgili arkadaşım Nazan Şoray, Ayda Yelkenci, Feza Fırat, Başak Oral, Yaşar ile Yavuz ve ben tam gaz göbek atmaya başladık. Bir de dansözler masamızın üzerine çıkınca iyice kudurduk.. Öyle bir dans edip göbek attık ki bütün stresimiz gitti vallahi...
Al Jamal'de biz tam gaz eğlenirken bir baktım yanımda Demet Akalın.. Sarıldık öpüştük..İki dakikada da kaynattık. Ay biz kadınlardan korkulur .. Yer zaman tanımadan iki dakikada yapıyoruz yapacağımızı.. Herneyse Demet Akalın'ı o gecce muhteşem iyi gördüm gerek kıyafeti gerekse saçı ve makyajı mükemmeldi..Bir de gözlerinin içi gülüyordu, ahhh ahh Oğuz Kayhan dedim içimden .....
Sen Demet'i kaybettin gel Al Jamal'a da ortadaki göbek taşına kafanı vura vura kır. Demet Akalın'a sordum "Durum nedir birdaha barışma ihtimalin varmı" diye "ASLA'' yanıtını verdi..Öyle bir asla dediki gerçekten asla olmuş eski eşi Oğuz Kayhan Demet'in gözünde... Ben de "haklısın sakın aynı hatayı bir daha tekrarlama" dedim ve Demet'te ben de dansımıza kaldığımız yerden devam ettik. Anlayacağınız vay gidene...
Benden gezeceklere tavsiye gidecekseniz dibine kadar eğlenmeye Al Jamal'a gidin derim... Ödediğiniz paranın tam karşılığını alacağınız bir mekan. En güzel yemekleri ye, en güzel dansözler eşliğinde doyasıya göbek at, hem de ünlü ünsüzü o arada görme şansını yakala.. Daha ne olsun...Br gecce iki mekan dolaşacağınıza tek mekan da bitirin işi vallahi benim ve bizim grubun tadı damağında kaldı.. En kısa zamanda tekrar Al Jamal'de buluşmask üzere o gecce mutlu mesut ayrılıp evlerimizin yolunu tuttuk.
[b]CEMİYETİN BILDIRCIN ZİYAFETİ[/b]
İlahi Nurettin Hasman.. Bıkmadan usanmadan canım kuşcukları av merakı yüzünden öldürüyor, sonra da sanki 2. dünya savaşında madalya kazanmış generaller misali davullu zurnalı bu hayvanları sosyetik arkadaşlarına yediriyor. Bizim meraklı sosyete de koşa koşa av hayvanı yemeğe gidiyor. Bir de üstüne üstün en güzel kıyafetlerini üzerlerine giyip gidiyorlar. İlahi Nurettin Bey, madem av merakınız var avlanıyorsunuz avladığınız hayvanları bu kadar gösterişli bir şekilde kime yediriyorsunuz anlayamıyorum doğrusu. Mutlaka av eviniz vardır. Doldurun evinize dostlarınızı, yakın şöminenizi, yakın bahçenize kocaman bir ateş oturun kargo pantolonlarınızla etrafına..Vurduğunuz hayvanları şişlerde evire çevire afiyetle yiyin bize ne ya vurduğunuz hayvanları cemiyete yedirmenizden, hem magazinden kaçarsınız hemde avladığınız av hayvanlarını gözümüze soka soka yersiniz. İlahi Nurettin Hasman...