Aylardır Türkiye'nin en önde gelen gazetelerinin köşe yazarlarının birbirleriyle kapışmalarını kendi köşelerinden okuyorum ve hayretlere düşüyorum. Nasıl olur da, koca koca adamlar ve kadınlar, köşelerini birbirlerine laf yetiştirerek işgal ederler anlayamıyorum ve de anlamsız buluyorum. Okuyucuya örnek olmaları gerekirken birbirlerine köşelerinden seslenerek ders vermeye çalışıyorlar ve de bunu okurları ile paylaşıyorlar. Okurları acaba onların şahsi kavgaları ne kadar ilgilendiriyor? İlgilendirdiğini zannetmiyorum. Yalnızca dehşetle okuyup kınıyorlardır...
Okurlara örnek olacak yazılar yazmaları gerekirken, rakip gazetelerin yazarları birbirleriyle köşelerinden kapışmaları olacak iş değil. Yıllarını köşe yazarlığına vermiş aydın ve de kültürlü kişilerin, bu yolda dirsek çürüterek emek harcamaları belli bir nokta da kişilik kavgasına dönüşünce dirsek çürütmeler bir anda uçup gidiyor. Bizler her neyse magazin yazıyoruz eleştirilsek de yeridir. Ama ciddi köşe yazarlarının birbirlerini köşelerinden yemelerini, laf atmalarını bir türlü anlamıyorum. Bana buradan ders vermek düşmez ama bıraksınlar magazini magazinciler yazsın, ekonomiyi ekonomi yazarları yazsın, sporu spor yazarları yazsın, karma yazı yazan köşe yazarları da rakip gazetelerin yazarlarına köşelerinden sataşmasın...
Ah Güzel İzmir'im
Geçtiğimiz hafta yazdığım "Güzel İzmir" adlı yazımın üstüne İzmirli okuyucularımdan bir çok mail geldi. O kadar hoşuma gitti ki, güzel İzmir'imden daha önce bahsetmedim diye kendi kendime kızdım. Ama bundan sonra İzmir'e daha sık gidip İzmir ile ilgili daha çok yazılar yazacağım. Buradan İzmirli okurlarıma söz veriyorum. Bir de İstanbullu modacılar bana çok bozulmuşlar hatta bir kısmı yakın arkadaşım olur. Hani İzmirli ünlü modacı Ertan Kayıtken'e uğramış ve hazır koleksiyonunu görüp beğenmiş ve İzmirli bayanlar ne kadar şanslı demiştim. Hem çok şık kıyafetler hem de el yakmıyor. İstanbul'da nerede bu şıklıkta bu fiyata Houte Couture kıyafete sahip olmak diye... sitem üstüne sitem geldi tarafıma....
Fatih Kıral kokteyli
Geçen Salı İstanbul'un tanınmış ismi Fatih Kıral'ın yine kendi adını taşıdığı Bağdat Caddesi Cemil Topuzlu'da olan Fatih Kıral mobilya'nın yeni koleksiyonunun mobilya tanıtımının kokteyline katıldım. Fatih Kıral ve eşi Figen Kıral davetlileri kapıda tek tek karşıladılar. Harika bir kokteyldi. Tüm sanat ve sosyete camiası oradaydı. Fatih Kıral'ı tebrik ediyorum inanılmaz güzel ve şık mobilyalar ve aksesuarlar üretmiş mobilyaseverlere, buradan bildiririm... Gidip bir göz atın, evinizin bir yerine koyacağınız şık bir obje mutlaka bulacaksınız, hem de uygun fiyata...
Reina'da doğumgünü
Cumartesi geccesi ise yakın dostlarımız olan Buzda Dans'ın jüri üyesi Olcayto Ahmet Tuğsuz'un eşi Aslıhan'ın ve manken Sema Şimşek'in doğumgününe katıldık. İki yakın dost olan Aslıhan ve Sema Şimşek aynı gün doğdukları için beraber kutlamaya karar vererek Reina gecce kulubünde sevdikleri dostlarını ağırladılar. İnanılmaz güzel bir gecce geçirdik. Sevgili Sema Şimşek'i eşi Burak Hakkı bir an olsun yalnız bırakmadı ve Sema Şimşek'e olan sevgisini bütün gecce eşine haykırıp durdu. Vallahi bravo Burak Hakkı, eşini bu kadar sevip, hassas davrandığın için.
Biliyorsunuz bu camiada ünlü isimlerin evlilikleri uzun ömürlü olmuyor fakat Sema Şimşek ve Burak Hakkı bu kuralı sevgileri ve birbirlerine saygıları ile ezip geçtiler. Bu arada Sema ve Burak Hakkı çifti 2007 yılında mutlaka anne-baba olmak istediklerini söylediler ve doğumgünü geccesi bu isteklerini tüm dostlarıyla paylaştılar....
Hülya nefes aldı, biz de!
Gelelim Hülya Avşar'a... Vallahi kadını nasıl susturdular, susturttular. Gerçi fena da olmadı değil. Halk biraz nefes aldı. Sabah kalk Hülya Avşar, gecce yatarken Hülya Avşar. Sürekli karşılarında kızgın kadın Hülya Avşar görüyordu halk. Seyirci bezmişti Hülya Avşar'dan, Feraye'den, Helin Avşar'dan, oynadıkları tenis maçlarından, Helin'in gecceyarıları sarhoş çekilmiş görüntülerinden. Gerçi Hülya Avşar da rahatlamıştır artık saçma sapan ortalarda adının sürekli dolanmasından ve işinden çok, özeli ile gündeme gelmekten. Aslında özünde iyi bir kadındır Hülya Avşar. Kadına özünü kaybettirmişlerdi ve bir canavar yaratmışlardı. Sonra da yarattıkları canavar bir an ortadan elini-eteğini çekince tüm gazeteciler, "Dön Hülya" diye köşelerinden bağırmaya başlamışlardı geçen haftalarda... Uyma sen onlara Hülya Avşar... Doğru yolda ve doğru bir ilişkide ilerliyorsun. Seni tekrar kızgın kadın yapmalarına izin verme...