Prenses Nilüfer Sultan Hanım'ın kartvizitinde (Prenses Nilüfer of Turkey) yazılı. Hani t-shirt'lerin arkasında 'Made in Turkey' yazarlar ya. Hanımefendi, T.C. Cumhuriyetinde prenseslik yok! Bari kartvizitinize (Made in of Osmanlı) yazdırsaydınız!
Yakın dostum Stephanei, kartvizit olayını duyunca 'o zaman bende bir kartvizit bastırıp üzerine (Stephanei de Monaco) yazdırayım dedi...
Merak ettiniz değil mi beni? Geçen hafta St.Tropez'de olduğumu sevgili eşim Kenan Erçetingöz kendi köşemden maşallah cümle aleme duyurdu. Son zamanlarda herkesin bir prens ve prenses arkadaşı olduğunu yakından takip ediyorsunuzdur mutlaka. Bu yüzden bu seyahati sessiz sedasız yapmak istedim ama ne mümkün! İsviçre'de yaşan yakın bir arkadaşımın sayesinde yıllar önce Monaco Prensesi Stephanei ile tanışıp dost olduk. Baktım ki dünyada ne kadar tanınmamış prens-prenses varsa İstanbul'a geliyor, ben de ünlü ve gerçek bir prensesin yanına gideyim dedim. Elimde bir tomar dergiyle Stephanei'ye, bu olur olmadık prens ve prenseslerin resimlerini göstererek tanıyıp tanımadığını ve gerçek ünvanlarını sordum. O da ''her şey yalan, işte ben gerçeğim'' dedi. İki gün boyunca çok güldük, çok eğlendik! Neyse başkaları gibi prenses arkadaşımı kullanıp sizlere hava atmayayım.
Gelelim esas konumuza;
Osmanlı Hanedanı'na pek tabii biz de saygılıyız. Ama cehalete prim veremeyiz. Çünkü Osmanlı da ne prens, ne de prenses vardı. Haftalık bir sosyete dergisinde 'Prenses Nilüfer Sultan' yazısını okuyunca pek güldüm. Kardeşim karar verin.. Ya prenses deyin (ki doğru değil!), ya da sultan. Hani Türk dilinde ''Nüans farkı derler'' çok bilgili kişiler! Zaten nüans, fark demektir. İki defa 'fark fark' denemeyeceği gibi, iki defa 'sultan' veya iki defa 'prenses' deyip insanı güldürmeyin.
Osmanlı Hanedanı'nda baba asil ise şehzade olursun, anne soyluysa beyzade olursun. Kadınlar içinse; baban soyluysa sultan olursun, annen soyluysa hanım sultan olursun. Yine o sosyetik dergide Prenses İrena'nın resimlerini gördüm. O da Nilüfer Sultan'ın annesiymiş. İyi ki anneannesini getirmemiş! Ona da Rus Çariçesi diyeceklerdi herhalde! Sizlere daha komiğinden bahsedeyim de, benim gibi sizler de gülün. Prenses Nilüfer Sultan Hanım'ın kartvizitinde (Prenses Nilüfer of Turkey) yazılı. Hani t-shirt'lerin arkasında 'Made in Turkey' yazar ya. Hanımefendi, T.C. Cumhuriyetinde prenseslik yok! Bari kartvizitinize (Made in of Osmanlı) yazdırsaydınız!
Katıldıkları sosyete dergisinin davetine giydikleri elbiselerinin içerisine body yerine, Gottex mayolarını giyip Uzakdoğu'dan aldıkları taklit çantaları ile Padişah Kayığı'na binip, Dolmabahçe Saray'ına gelen bu hanımların, ne Osmanlı, ne de Türk olduğuna inanamıyorum. Onları davet edenlerin cibiliyetinden de şüphem var! Dolmabahçe Sarayı'nın biraz daha dikkatli seçilen misafirlerle değerlendirilmesi gerekmez mi?
Şu Prenses Nilüfer Sultan'ın kartvizit olayına geri dönelim. Kartvizitte adres olarak sultan hanımefendi bir şato adresi vermiş. Herkes o şato'yu merak ediyor. Acaba kaç odalı, kaç hizmetkar çalışıyor diye! Ahh bilmez olaydım, tanımaz olaydım, İsviçre'de yaşayan bir dostuma, bu şato'yu sormaz olaydım. Ahh ahh ahh... Meğerse bu şato dokuz haneli bir köyün adıymış. Kışın arada sırada uğrayanlar bu köyde kayak yaparmış. Kışın güneş orada çok yakıcı olduğundan bizim prensesler Gottex mayolarıyla güneşlenirlermiş. Ee tabii burada güneşlenemiyorlar, çünkü mayolar üç sene evvelin modeli!!! Asaleti bilende bilmeyende kullanıyor. Daha acısı bilende bilmeyende yazıyor.
Stephanei, kartvizit olayını duyunca o zaman bende bir kartvizit bastırıp üzerine (Stephanei de Monaco) yazdırayım dedi... Ben St-Tropez'de güneşlenirken çok dikkat ettim. Ayyıldız mayolarını giydim. Gecce elbiselerimin içine de mayolarımı çıkarıp gerçek body'lerimi giydim. Çünkü ben sultan ya da prenses değilim. Hayatın gerçekleri ile yaşamanız ve insanları kandırmamanız dileğimle.
priMADONNALAR!!!
Bu kadar sık davetlere katılıp halen bu tarz giysiler seçmenizi anlayamıyorum. Yüz formunuza uymayan demode saçlarınız, üzerinizde ağlayan giysiler ve marka çantalarınızdan prestij kaybediyorsunuz. Sevgi Hanım, kendinize bir stil danışmanı edinmenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Esra Hanım siz siz olun, asla açık ayakkabı kullanmayın. Kombinasyon hataları ile her zaman rüküşsünüz. Pastel tonlar ve sade çizgide giysileri her ikinize de tavsiyem. Dikkat!!! Her hafta dergilerde sayfaları bolca süsleyerek yüzlerinizi eskitiyorsunuz. Aslında trio olarak tanınıyorsunuz. Simla Türker'in yanınızda olmaması bizi üzdü. Arkadaşınız Simla Hanım'a buradan tavsiye; boyu kadar küpeler kullanmasın!...
BENCE
Cavalli marka korsajlı taklit elbiseler giymekten vazgeçin
Tencere dibi olana kadar yanmayın
Günü üç ayrı kıyafet ile bitirin
Mermerci'lerin düğününü konuşmayın
Asla bol makyaj yapmayın