O BENİ PRENSES PERİ SANIYOR!

Yayın Tarihi : 16-04-2007 01:07
Geçtiğimiz hafta sonu Monaco Prensi Albert, İstanbul fahri konsolosu ile birlikte başkentimiz Ankara'da bürokratik görüşme vesilesi ile Başbakanımız Sayın Tayyip Erdoğan ile sessiz sedasız görüşmeye gelmişti. Yapılan bürokratik görüşmeler sona erdikten sonra, Monaco Prensi Albert'in aklı İstanbul'da kaldığı için Ankara'da yapmış olduğu resmi görüşmelerden sonra, birlikte Türkiye'ye geldiği Fahri Konsolos, Fransız misafirleri ve yakın arkadaşı Cem Ateşler ile son anda karar değiştirip özel uçağını İstanbul'a indirip soluğu ünlü işletmeci İzzet Çapa'nın mekânı olan Cahide Variete'de aldı. Monaco Prensi Albert, İstanbullu olan ve Nice'te evi olan Gül Ergi'yi ve kız kardeşi Stephanie'nin okul arkadaşı olan Gül Erçetingöz'ü, yani beni arayarak Cahide Variete'ye davet etti. Ben yurt dışında olduğum için Prens Albert'in davetini üzülerek kabul edemedim. O da beni anlayışla karşıladı. Ne de olsa ne ilk konuşmamızdı, ne de son konuşmamız olacağı için beni telefonda sevgi ile kucakladı. Sevgili Stephanie ile geçirdiğimiz gençlik günlerimizde Prens Albert her zaman bizi izlemiş, eğlenceli anlarımıza zaman zaman ortak olmuştu... [resim=2007041699monaco_prensi_izzetjpg][/resim] Sevgili arkadaşım İzzet Çapa'yı aradım. 'Bu gecce ünlü bir konuğun var' der demez, 'eveeet' diye bir yanıt geldi. Eee, su uyur İzzet Çapa uyumaz. Monaco Prensi Albert ve fahri konsolosu hariç Nice'ten yakın dostları Cem Ateşler, Gül Ergi-Yücel Mergen'den oluşan davetlileri en iyi şekilde ağırlayan İzzet Çapa, Prens Albert'in mekânı ve kendisi ile ilgili sevgi ve övgü dolu kelimelerine hayran kalmış... Nasıl kalınmasın... Prens bizim İstanbul'un eğlence dünyasının prensine övgü ve sevgi dolu kelimeler söylüyor... Prens Albert, Cahide Variete'de geçirdiği geccede yediği etli yaprak dolması ve mantıya bayılmış. Sahne şovlarını ise ilgiyle izlemiş. İzzet Çapa, Prens Albert'e jest olarak Al Jamal'ın dansöz ekibini Cahide Variete'ye getirterek masasında oynatmış. İnanılmaz geçirdiği güzel geccenin ardından keyifle Cahide Variete'dan ayrılan Prens Albert, Sevgili İzzet Çapa ve Rose Kar'ı kutlayarak en kısa zamanda Monaco'ya gelmeleri için davet etmiş... Prens Albert'in İstanbul ziyaretinin ardından görüştüğüm okul arkadaşım Stephanie'i, Prens Albert'in İstanbul'a bayıldığını, özellikle İzzet Çapa ve ekibinin dünyanın en lüks kulüplerinin yer aldığı Londra'da bile böylesine güzel bir gecce geçirmediğini söyledi. Monaco Prenses'i Stephanie ile tanıştığımızdan beri Stephanie Türkiye'ye dört kez geldi. Fakat hiçbir zaman bunu kimse bilmedi. Prens Albert bile... Bizim özelimizdi, özel kaldı... Prens Albert kız kardeşi Stephanie'ye 'zamansız yaşanan en güzel anlar en unutulmayacaklardır' demiş... İşte Türk olmak ve dünya şehirleri arasında özel olmak budur... GELELİM... ŞAKKI DI ŞAKKI DI JÜRİ ÜYESİ OLMAYA... Benim gibi bir çömez köşe yazarına belki doğru söylemek lazım değil ama....''' Doğru söylemek lazım artık avaz avaz''... Ne oluyor? Neden? Niçin? Kimsin sen? Dönücem ben sana? Vs vs,.... Geçtiğimiz günlerde yazdığım gibi ilkokula giden çocuklar ana-babaya soruyor; jüri üyesi olucam. Olucam da olucam hoppa. Bizim zamanımızda güzellik yarışmaları vardı, şimdi jüri üyesi olmak var... Jüri üyesi ol da gör. Sanki para var. Şan var, şöhret var, lüks var.... Hiçbiri yok hem de hiçççç boşş.. Allah vere de şu dünya televizyonlarında yer alan yarışmalar sona ere de bizim unutulmuş saygıdeğer eğitimli devlet sanatçılarımız jüri üyesi olmaktan sıyırabilsinler. Yoksa bu gidişat fena. Bugün Erol Büyükburç, bardak kırıp elini keserek intihara teşebbüs eder, devlet sanatçısı İnci Çayırlı yıllara verdiği emeğini bir gence yerlere döşeyip jüri üyeliği gibi kutsal bir görevden kendini çeker, Oray Eğin Bang&Oufsen telefonunu canlı yayında elinde sallar, kısacası kan gövdeyi götürür gider... GELELİM ESMER GÜNEŞ'E... İbrahim Tatlıses ve Seda Sayan... Barıştı... Zaten onlar küsmediler ki.. Yazık onların arasına girenlere, neden yazık? Araya girenleri harcıyorlar hem de ne harcamak. Nasreddin hoca gibi. Eşeğe ters bindiriyorlar araya girenleri... Ama Nasreddin Hoca'nın bir bildiği vardı ki ters biniyordu eşeğe... Neden ters biniyordu Nasreddin Hoca Eşeğe acaba? Neden mi? He he he he... Her şey zaten düz olmadığı için. Allah'a şükür sevdiğim iki sanatçı yirmi yıllık dostluklarını çabuk kurtarıp, eşeğe ters binip düz inerek kurtardılar... Esmer Güneş de Âşık Veysel gibi sazı aldı eline, 'Aşığım âşık..' dedi. Diye dursun. Milyonlarca âşık vardı. Üzerlerinde sevgi yoktu...