Ay vallahi artık gazetelerin magazin ilavelerine bakmak dahi istemiyorum. Neden mi? Şu Bebek'te üç beş tur atanları ikinci sayfalarda görmekten. Hangi magazin ilavesini açsam aynı resimler, aynı isimler, aynı aynı aynı... Yeterin yahu yazmayacağım dedim yine dayanamadım. Geçen gün sevgili Hıncal Uluç şöyle yazmış kösesinde ''Bu Bebek'te turlayanların, ikoncan olanların bir suçu yok, onları her gün sayfa sayfa yazan magazin basınında suç var demiş.''
Eh bunu söyleyen çok büyük bir üstad olunca akan sular duruyor tabi; hele Okan Bayülgen'in 'boş kafalı ikoncanlar' demesi ayrı bir olay yaratmıştı geçen hafta magazin gündeminde. Aslında magazinciler ne yapsın, her gün kendilerine ayrılan ikinci sayfalarını doldurmak için basıyorlar hepsi birden aynı resimleri, günü kurtarmak için. Bizim sevgili Bebek'te tur atanlar ve kıyafetlerinde Nil Karaibrahimgil'in bile pabucunu dama atan ikoncanlarımız da zannediyorlar ki çok çok önemliler de bu sayfalarda yer alıyorlar. Son zamanlarda vallahi Nil Karaibrahimgil normal giyinmeye başladı. Önceleri kız kesip biçip enteresan modeller yaratıp kafasına göre giyiniyordu ama artık bu ikoncanları göre göre kendi tarzından bile vazgeçti.
Allah aşkına bunlar sıyırmış mı yoksa biz mi sıyırmışız anlamıyorum. Geçen gün hiç tarzım olmamasına rağmen, ünlü bir mağazanın kıramadığım satış müdürü bir tulum giydirdi bana. Ama renk tam mercan üzerine de boyundan bağlamalı belime kadar uzanan kocaman deniz kabukları ve mercan halkalarla bezeli bir kolye taktı boynuma. ''Ay Gül Hanım süper oldu lütfen bunları alın hem çok kullanışlı'' deyince aldım ve eve geldim. Akşam bir davet için giyim odamda hazırlanıp odadan çıktığımda eşim iki gözünü açmış bana bakıyordu ve dehşetle bana ''Git üzerindekileri çıkar sen ikoncan mısın''demez mi! 11 yıldır eşimden ilk defa böyle bir tepki aldım ki kıyafet hiç de ikoncanlık bir kıyafet değildi. Ama ikoncanlar gözü o kadar rahatsız etmeye başladı ki erkekler yanında taşıyacağı kadını asla o katagoride görmek istemiyor ve yanlarındaki arkadaşlarının eşleri de öyle ise ikoncan kılıklıysa onlardan kaçıyorlar. Benden söylemesi bir an önce normale dönün, gidin marka çantalarınızı, ayakkabılarınızı alın, öyle dolanın etrafta.
Siz görmüyor musunuz gerçek ikoncanları.. Kimler mi? Özben Önal, Derin Mermerci, Elif Dürüst, Şirin Yalçın, Esra Dinçkök, Ayşegül Dinçkök, Çiğdem Simavi, Aslı Üstünkaya, Nevbahar Koç, Serra Tokar, Feryal Gülman, Tansa Ekşioğlu.. İşte Türkiye'nin gerçek ikonları bu yazdığım isimlerdir. Lütfen ikoncan olacağım diye eşlerinizi, eşlerinizin iş yaşamı ve pretijlerini de biraz düşünün.
İZZET ÇAPA VE PERESTROKYA
Geçtiğimiz gün İzzet Çapa'nın sahibi olduğu Akaretler'deki Perestrokya adlı restauranttaydım. Gerçekten kelimenin tam anlamıyla Joke Perestrokya yıkılıyor. Yemekleri, ambiansı, müziği, dekorasyonu ve sıcak mı sıcak ilgili mi ilgili personeli ile dört dörtlük bir yer gerçekten. Gidilip görülmesi gereken, orayı yaşanılması gereken bir mekan yaratmışlar. Muhteşem İzzet Çapa ve ailesini kutluyorum. Benim olduğum gecce kimi ararsanız yine oradaydı. Sevgili Serdar Bilgi, ünlü iç mimar Eren Yorulmazer ile bir masada baş başa vermiş yemek yiyerek heyecanlı bir şeklide konuşuyorlardı. Kesinlikle Serdar Bilgili'nin aklında yeni bir proje var ki bunu mimar Eren Yorulmazer'e anlatıp fikrini alıyordu. Diğer bir masada modacı Cengiz Abazoğlu sosyetik bir kaç tip ile oturuyordu. Bir masada Şebnem Dereli, Melis Murathanoğlu ve bir bayan arkadaşı ile keyifli sohbet içindeydiler, diğer tarafta Ralf Tezman kız arkadaşı. Çiçeği burnunda evliler ünlü işletmeci Emre Ergani ve Şebnem Işık Ergani oturuyordu. Bir ara baktım ikoncanlardan Eda Taşpınar ve Deniz Berdan yanlarında Eda'nın uzatmalı sevgilisi Nurettin Hasman Deniz Berdan'ın eşi Haluk Berdan bir aradaydılar ve hararetli hararetli sohbet ediyorlardı. Tabi yine her zamanki gibi Eda ve Deniz iddialı ikoncanlar olarak geccenin odak isimleriydi. Sizlerle paylaşmadan edemeyeceğim ama isim de vermeyeceğim. O gecce hem Eda Taşpınar'ın hem Deniz Berdan'ın arkadaşları olan kişilerin, kendi ağızlarından onlar için hiç hoş olmayan sözleri duydum ve ağzım açık kaldı doğrusu. Konu tabiî ki onların ikoncanlıkları ile ilgiliydi ama artık kendi yakın çevrelerini bile bezdirmişler benden söylemesi..
HAKKASAN
Geçtiğimiz hafta Kanyon Avm'nin içinde yer alan Hakkasan'ın yaza merhaba partisine katıldım. Sevgili Feza Fırat'ın ve kızı Başak Oral'ın yaptığı açılış daveti gerçekten muhteşemdi Kimler yoktu kimler.. İçeriye girmek kolay olmamakla beraber içeride hareket etmek dahi çok güçtü, ben içeride eş dost tanıdık ile selamlaşıp konuşmaktan ne bir şey yiyebildim, ne de içebildim. Sevgili Esra Üstünkaya Kaktüs ile şöyle ayaküstü sohbet ettik; ne tatlı bir kadındır, sosyete çevresinde en sevdiklerim arasındadır Esra. Bir de sevgili Esra Tokar'ı severim. O da Hakkasan'ın davetine üzerinde mini ama şıkır şıkır parlak harika bir elbise ve ayağında çok şık Stilettoları ile katılmıştı. Eda Taşpınar ve Deniz Berdan davete aynı anda birlikte gelmişti ve tüm gecce aynı grup halinde birbirlerinden ayrılmadan durmuşlardı. Tabi onların durduğu yerin biraz ilerisinde İvana Sert, koyu yeşil abartılı vatkalı bluzu ile tanımadığım birileriyle oturuyordu. Ama ne Deniz ile ne Eda ile göz göze bile gelmedi. İkoncanlar ayrıldı mı diye düşündüm ama yok yine olmuştur aralarında bir şey, yarın bir gün Bodrum sahillerinde el ele kanki misali seyrederiz üçünün mayo koleksiyonlarını nasılsa.
Gelelim Hakkasan davetine katılan diğer konuklara. Heves Ekinci yine her zamanki şıklığı ile göz dolduruyordu doğrusu. Ayda Nadir Yelkenci çifti ve çok sevdiğim şarkıcılardan Özgün ve Meyra da oradaydı. Meyra'nın yeni saç stili o kadar yakışmış ki kendisine küçük kız Candy gibi ortalarda dolaşıp duruyordu. Hakkasan'ın sahipleri Burç ve Berna Cemiloğlu ise tüm gecce boyunca misafirleriyle tek tek ilgilendiler. Buradan kendilerine güzel bir sezon geçirmelerini dilerim.