Şöhretin dayanılmaz cazibesi, ünlü çocukların yakasında. Neden mi? Anlatayım efendim. Uzun zamandır kafama takılıyordu aslında. Dergilerde, gazetelerde ve cemiyet sayfalarında izlediğim kadarıyla ünlülerimizin ve sözde sosyete mensubu ailelerin çocuklarını medyanın gözü önünde bulundurmaktan artık zevk aldıklarına kanaat getirdim. Çünkü ileride vereceği zararları hiç düşünmeden abidik- gubidik resimler çektirmeler, yok doğum günlerine basın mensuplarını mı çağırmalar ve bunun gibi daha neler neler... İleride çocuk büyüyüp olgunlaşmaya başlayınca da basından yaka silkmeler. Ama çocuk bir kez alışmış kameralara, okulunda ve arkadaş çevresinde popüler olmanın şımarıklığını doyasıya yaşıyor.
Uzmanlar şöhret olma arzusunun insan psikolojisinde doğuştan var olan bir zaaf olmadığı konusunda birleşiyorlar. Ünlü olma duygusu insanların içindeki bazı boşluklardan ve eksikliklerden kaynaklanıyor. Yalnız üretimleriyle ve yaratımlarıyla toplum içinde tanınmış bir isim haline gelen insanlardaki şöhret duygusunun dozu tabii çok daha farklı.
Toplumda belirli bir yere gelen, her an göz önünde yaşayan ün sahibi insanların çocuklarına bakıldığında kameralardan ve kendisini alkışlayan insanlardan uzakken çaresizlik, hiçlik, boşluk, yalnızlık ve anlamsızlık duygularına kapıldıkları, örneğin özel yaşamlarında sık sık bocalayıp sürekli sevgili değiştirme ya da kendinden yaşça çok daha büyük kişilerle ilişkiye girerek sansasyonlar yarattıkları görülüyor.
Örneğin Helin Avşar! Ablasının şöhretinden dolayı düştüğü hallere bakın.. Alkol mü, ararsızınız, öpüşme mi arasınız, tuvalette sevişme mi arasınız; rezillik diz boyu yani!
Ender Mermerci'nin küçük kızı Derin, her ne kadar biraz durulsa da az buz şeyler yaşamadı, evli bir erkekle dahi birlikte oldu. Maria Eliyeşil'in kızı Melisa Eliyeşil daha küçük yaşlarda botox yaptırıp her gecce o bar senin bu bar benim dolaşıyordu. Esin Maraşlıoğlu'nun kızı Melisa da annesinden maşallah hiç geri kalmadı. En süper minileri annesi gibi kendisi giydi, hala da geccelerin vazgeçilmez ismi olmaya devam ediyor.
Hiç ünlü ve medyatik olmayan bir ailenin kızıyken kendi kendine şöhret yapan biri de Eda Taşpınar. Çok mütevazi bir hayat yaşayan babası, Moda Deniz Kulübü'nde halen başkanlık yapıyor. E işte böyleleri de çıkıyor, sosyete camiasının aralarına kendini sıkıştırıveriyor.
Monic Benardete'nin kızı Aylin Benardete de son yıllarda epeyce ortalıkta görünüp annesini aratmamaya başladı. Buna en son eklenen örnekse modacı Nedret Taciroğlu'nun kızı Yasemin Taciroğlu oldu. Nedir Allah aşkına bu Yasemin'in hali? Küçük Nedret oldu çıktı. Aynı annesi gibi giyinmeye ve makyaj yapmaya başladı. Ne zaman görsem annesiyle ve kendinden yaşça büyüklerle Papermoon'da yemek yiyor.
Ama son zamanlara dikkatimi çeken şey bir yıldır ortalarda görünmeyen Lara Kamhi. Ne oldu acaba bu kıza? Her gün manşetlerden inmeyen ve aşklarıyla sürekli gündemde olan Lara, acaba doğru yolu mu buldu? İnşallah öyledir.
Sosyetik güzel Ahu Tuğbay'ın kızı Yasemin Kozanoğlu da yaşadığı inişli çıkışlı yaşantısıyla, her zaman medyanın ilgisini çekti. En son sevgilisinin sırtında atçılık oynarken bırakmıştık onu, şimdi Veli Efendi'de midir acaba?
Aslında tüm suç anne ve babanın. Çocukların gerçekten istedikleri bu olmadığı halde bir kez var oluş yolunun bu olduğunu düşünüp, o yola girdikleri ve bütün enerjilerini, emeklerini sevmek üzerine değil, sevilmek, fark edilmek üzerine kurdukları bir gerçek. O yüzden de tek başlarına kaldıklarında herkesten daha fazla kendilerini yalnız hissediyorlar. Lütfen çocuklarınızı bu ''Maskeli Balo'dan'' uzak tutun ve bu haftada sevgi ile kalın.