AYŞE ARMAN, SEN DEĞİL TÜM DÜNYA ALDATILDI...

Yayın Tarihi : 06-07-2007 11:53
Aslında; neden, niçin sorularından, evrenin yüzeysel bir parçası olmaktan ve daha da olmaya devam edeceğimden sıkıldım. Sıkıllldııık! Secret diye bir kitap çıktı, herkes wowwwww, oldu! Yeryüzünde yaşamaya çalışan herkes Secret okumaya başladı! Aslında Secret'e haksızlık etmek değil niyetim. İlk duyduğum da koşar adım giderek Secret (Sır) isimli kitabı aldım ve yaşamımı paylaştığım yaşam arkadaşıma hediye ettim; kocam, eşim, elim, kolum, önüm, arkam, sağım, solum olan kişiye... Laf olsun diye değil ama gerçekten! Kısa bir mavi yolculuğa çıktık önüm, arkam, sağım, solumla! İyi ki de çıkmışız! Daha ilk gecce, ben geccenin bilmem kaçında kamaradan fırlayarak söylene söylene kendimi güverteye attım; sanki beni boğazlıyorlarmışcasına avaz avaz bağırarak. Sevgili yaşam ikizim, eşim ne olduğunu anlayamadan ben başlıyorum konuşmaya ve deli deli bağırmaya! Ne oldu diyor? Bense şaşkın, kızgın, tuhaf bir ruh durumunda sürekli söylenip konuşuyorum. Aslında kızgınlığım bilinç altıma yerleşmiş olan Secret kitabına... Ayşe Arman avaz avaz günlerdir köşesinden haykırıyor: ''Aldatıldım. Secret kitabının yazarı yerine, sanal değil, sanal dahi olmayan varlıklarla gerçek gibi söyleşi yapmışım; sahte röportaja yenik düştümmmmmmmm, aldatıldımmmm!'' Ağlama Ayşe ağlama! Yalnızca sen değil, tüm dünya aldatıldı!!! Entellektüller başkarında beğenmedikleri şeyleri öyle güzel tarafımıza ısıtıp sunarlar ki; bu işte inanılmaz profesyonellerdir; Secret kitabında olduğu gibi. Mavi yolculuğumuzun ikinci günü yaşam arkadaşım bana dönüp 'tam benim düşündüğüm ve yaşam felsefemi tam anlamıyla yansıtan bir kitap '' Secret'' dedi ve ekledi: 'Her zaman demişimdir, bir şeyi çok istemek yalnızca çok istemek gerektiğine hep inanmıştım. İşte bu kitapta da bunu buldum, enerjini ne istiyorsan tümüyle isteğine yoğunlaştır ve defalarca beyninden istediğin şeyi gözünün önüne getir ve işte zamanı gelince mutlaka düşündüğün, istediğin şey neyse sana gelecektir. Işte tam bu öğretiyi öğretiyor kitap! Ben bitirmek üzereyim mutlaka sen de oku!' Hıııı armağan olarak aldığım kitap okumam için bana geri döndü! "Secret" isimli kitabı elime almam ile fırlatmam bir oldu. Ben, bildiğim bilinç altıma daha doğarken işlenmiş bilgilerin süslenip bana geri sunulmasından rahatsız oldum... İncil, Tevrat, Zebur ve de en önemli olan Kur'an-ı Kerim'i okuyanlar ve de içlerinde saydığım bu 4 dini kitabı da okumuş olanlar mutlaka Secret'ın tamamının aslında dini kitaplarımızdan alıntı olduğunu hemen anlar. Toplum olarak o kadar açız ki iki günlük yazarın biri çıkıyor dini kitaplarımızdan derlediği ve süslediği bir kitap yazıyor ve tüm dünya bu kitabı okuyor. Üstelik kitabın yazarı yalnızca bu 4 yüce kitaptan alınma güzel sözlerle süslenmiş bir sunum derleyip kendi dallarında profosyonel kişilerin tecrübeleri ve öğretilerini de katıp ve de süslenmiş olan bu kitabı piyasaya sürüyor. Gelsin ondan sonra şan, şöhret, para! Yeni yetme yazar şimdi birikimsiz deneyimsiz ilk kitabıyla yakalanan şöhretin keyfini sürüyordur herhalde! Sevgili Ayşe Arman da köşesinden günlerdir "aldatıltım, aldatıldım" diye bağırıp artık iş yargıya intikal etti diyerek kendini avutuyor. Ben buradan Ayşe Arman'ın ve de bir çok kişinin yukarıda saydığım dört dini kitaptan en azından bir tanesini alıp okumalarını tavsiye ederim. Bakın bakalım "Secret"ın öğrettikleri aklınızda kalacak mı? Halk arasında bir deyim vardır Aksekili'ler için derler ki, "Babasının bindiği eşeği boyar babasına geri satar!". Bu bizim Aksekililer'den on kat daha betermiş. Aldatıldın Ayşe Arman, fakat yalnızca sen değil tüm dünya aldatıldı! Secret'ı, şöyle bir göz atıp okumadan Ege'nin derin mavi sularına gömdüm... BU KADAR YETER Gerçekten de yeter! Neden mi? Söyleyeyim efendim! 40'ını aşan sosyetik erkeklerimiz son zamanlarda yaşlarından olsa gerek sosyetik bayanlarımızı davet konusunda solladılar! Her hafta maşallah sosyetik ya da medya önünde olmayı seven beylerimiz sürekli davet verip duruyorlar hem de ne davetler ne davetler! VIP Turizm'in sahibi Ceylan Pirinçcioğlu başı çekenler arasında. Ceylan Bey, Zuhal Hanım ile bir evlendi pir evlendi. Önce şaşalı bir nişan yaptı, ardından daha da şaşalı neredeyse 40 gün 40 gecce süren bir düğün ile dünya evine girdi. Onlar erdi muradına biz çıkalım kerevitine. Allah bir yastıkta kocatsın ve uzun bir evlikleri olsun inşallah... Ceylan Bey'in eşi Zuhal Hanım'ı bundan tam 9 yıl once Uludağ'da Ağaoğlu Oteli'nde tanımıştım. Çok şeker, sakin, kendi halinde ve de çok güzel bir bayandı. Daha sonra zaman zaman karşılaştığımızda ve de sohbet ettiğimizde yıllar önce tanıdığım Zuhal ile arasında hiç bir fark yoktu hala sakin, hala dingindi. Anlayamadığım böylesine kendi halinde olan biri nasıl olurda bu kadar abartılı bir şekilde evliliğe adım atar! Ceylan ve Zuhal Pirinçcioğlu evliliğe ilk adımlarını Brezilya Amazonlar'da atarak nişan yüzüklerini parmaklarına takmışlardı. Tabii yine arkalarında sosyete ve medyatiklerin grup şeklinde yer almasıyla bu mutlu günlerini arkalarındaki davetlilere alkış tutturarak perçinlemiştiler. Bir turizmci olan Ceylan Bey nişanını Türkiye'nin tarihi ve de tartışmasız güzellikte olan bir şehrinde değil Brezilya'da yaparak yurt dışının turizmine katkıda bulunmuş oldu! Arkasında götürdüğü sosyetik kalabalıkta dövizlerini bir güzel oralarda harcayarak Brezilya'nın turizm ekonomisine katkıda bulundular. Ceylan Bey de hem nişan yapmış oldu, hem de ticaret! Ee evlenmek kolay değil, masraflı iştir. Çok çalışmak lazım çokkk!! Gazete ve degilerde Zuhal ve Ceylan Pirinçcioğlu'nun kırmızı renkten hazırlanmış nikah tahtlarında oturarak verdikleri pozu görünce sandalyeden düşecektim neredeyse. Allahaşkına işiniz yok mu sizin, bir evlilik için bu kadar şaşaya ve yurt dışı turizimine katkıda bulunmak için bu kadar çırpınmaya ne gerek var? Tamam Ceylan Bey işini yapıyor ama bu kadar da olmaz ki! Türkiye de yaşa, parayı Türkiye'de kazan, sonra sen kalk nişanı Brezilya'da yap, düğünü Dünya turizminin yeni trendi diye lanse edilen Akabe'de kıy.. Hem de nikaha faytonla git, tahta çık, uzun bindallılar giy, başına poşu tak... Ne o, Akabe'nin geleneklerine gore düğün yap! Türkiye'de fayton var, bindallı var, poşunun da hem de alası var. Vah vah, güzel Türkiyem.. Her yanı cennet Türkiyem.. Sana kendi turizmcilerin bile sahip çıkmazken, el sana nasıl sahip çıksın! Ceylan Bey keşke düğününü Türkiye'nin en güzel yerlerinde yapsaydı da, Brezilya ve Akabe'nin en zengin kişilerini, önemli insanlarını Türkiye'ye davet etseydi... İnşallah bir daha ki davete... FATİH TERİM VE MUSTAFA TONER'İN DAVETLERİ. Gelelim ünlü teknik direktörümüz Fatih Terim'in sevgili eşi Fulya Terim ile geçen hafta Bodrum Türkbükü'ndeki muhteşem yazlığında verdiği evlilik yıldönümü davetine. Ne davetti ne davet kimi ararsanız o Gecce Fatih Fulya Terim'in evindeydi muhteşem bir kutlama hazırlamış Fatih Terim sevgili eşine bir tek kuş sütü eksikmiş kutlamada hele tam ama tam 15 dakika boyunca Türkbükü semalarında attırdığı havai fişek gösterisiyle hepimizin gözlerine şenlik yaptırdığı vallahi hele sabahın ilk ışıklarına kadar dinmeyen müzik o Gecce bidonlarıyla ünlü Ship a Hoy'u bile bastırdı. Nice mutlu ve bol havaifişekli evlilik yıldönümünüze Fatih Fulya Terim... Bodrum Türkbükü'ndeki 2 davet ise ünlü mimar Mustafa Toner'den geldi. Aman ne davetti ne davet kimi ararsanız o Gecce Türkbükü Maça Kızı Otelde Mustafa Toner'in düzenlediği doğum günü partisindeydi. Partinin konsepti Kırmızı renk te tak takıştır geldi. Partiden 1 gün evvel herkesi aldı bir telaş illa ki kırmızı birşeyler bulup takıp takıştırıp gitmek gerektiği için herkes seferber oldu. Maça Kızı o Gecce İstanbu'un en gözde ve de sözde sosyetesini Mustafa Toner'in doğum günü sayesinde ağırladı. Mustafa Koç'tan tutunda Eda Taşpınar'a Kaya Çilingiroğlu ve Feraye Tanyolaç, Cem Boyner e kadar davette yok yoktu. Önüm arkam sağım solum sosyeteydi o Gecce. Mine Kalpakçıoğlu'ndan ayrılan Efe Önbilgin davete yeni sevgilisyle gelmişti ve Mine kalpakçıoğlu'ile göz göze dahi gelmemeye çalıştı. Gerçi Efe ve Mine 1 aya kalmaz barışırlar yine benden söylemesi. Ay bir de geccenin en enteresan davetlisi Adres İstanbul'un sahibi ve Çiğdem Kayalı'nın eski eşi olan Ercan Akın'dı. Ilahi Ercan bey o ne kıyafetti öyle upuzun bir entari ayakta parmak arası terlikler scalar uzun ve arkaya taranmış kulağına taktığı kırmızı Gül ile davetlilerin arasında bir o bir de Eda Taşpınar en iddialı giyinip gelenler arasındaydı. Eda Taşpınar'ın kıyafetine ise anlam veremedim. Sıradışı olucam diye iyice rüküş olmuş çıkmış. Çiğdem kayalı ise yeni sevgilisiyle pek mutluydu bütün Gecce ellerini birbirlerinden ayırmadılar doğrusu bana gelince ben Mustafa Toner'in yeni yaşını kutladım ve sizing için çalıştım. Aslında yazacak çok olay var doğumgününde gördüğüm ama davetli olarak gittiğim için elim varmıyor. Anlayacağınız erkekler artık 40'ından sonra değişime uğruyorlar eskiden gülüp geçtikleri şeyleri şimdi kendileri yapıyorlar haydi hayırlısı bakalım davetleriniz bolo la sosyete...