Hadi bakalım beni bu kadar özlediğiniz yeter. Vallahi haklısınız. Bir aydır aynı yazım duruyor. Attığınız mailleriniz artık beni utandırdı ve başladım tuşlara basmaya. Bakalım yazıda ne çıkacak şansınıza.
Aslında önce eleştirdiğim bazı sosyetik bayanlar benim yazılarımdan rahatsız olup beni çekiştirip duruyorlarmış. Hatta bununla kalmayıp, eşime bile gördükleri yerde beni şikayet ediyorlarmış. Olsun ben bu işi yapıyorum. Benimde eleştirilecek yanlarım olsa dahi. Tuşlar elimde olduğu için gerçekleri buradan yazıyorum. Aslında şikayet etmelerine ve eleştirmelerine sevinmedim değil. Çünkü yazılarım şikayete varacak kadar akıllarında kalıyor demek ki! Belki sayemde kendilerini ve çoluk-çocuklarını toparlarlar.
O kadar yoğun tempo gidiyorum ki bu aralar gezmelere bile ara verdim. Nerede eski gezmeler? Ama geçtiğimiz hafta İzzet Çapa'nın ortağı olduğu People'ın açılışına, arkadaşlarım ve eşimle gittim. Geçen yıla inat bu yıl daha da bir güzelleştirmişler. İnanılmaz şık ve hafif bohem bir hava verilmiş mekana. Alt ve üst kat bu yıl tamamen öğle ve akşam yemeği servisi verecek. Tabii muhteşem barında ise akşam üzerleri iş çıkışı sohbet ve birkaç kadeh içki için ideal. Yemekler olay.. İzzet Çapa bu yıl yemek menüsünde çok çok iddialı. Haklı da. Gazi Ateş gibi inanılmaz yetenekli ve eli lezzetli bir şefi var. Bir restorancı daha ne ister.
Açılış geccesinde maşallah tüm medyatikler yerlerini almıştı. Kimi arasanız oradaydı. Fakat dikkatimi çeken en güzeli, açılış geccesi olmasına rağmen medyatik olmayıp da damak zevkine düşkün bir çok kişi de o gecce People'ı tercih etmişti. İşte marka marka olmak, yoluna girmek bu oluyor dedim. Bravo İzzet Çapa ve ekibine. Lezzet severleri mekanıyla buluşturduğu için.
Marka marka diyorum. Artık herkes kendini marka zannediyor. Yazık vallahi. Tüketiciye yazık. Şu "marka oldum delisi" bir firmada, herkesin bildiği, özellikle bayanların uğramadan edemediği ''S...'' parfümeri. Bizlerden kazandıklarıyla her yerde mantar gibi bitip, şube açan S. diğer rakiplerine toz bırakmamak için ne iddialı, ne iddialı! Doğrusunu söyleyeyim, bende bir zamanlar bu parfümcünün müşterileri arasındaydım. Ta ki kulağıma çok çok ciddi duyumlar gelene kadar. Bu aldıklarım bir duyum, yani iddia ama ben inanıp alışverişi kestim, sizi bilemem.
Efendim gelelim neler duyduğuma. Şirketin sahipleri sürekli stoklu mal biriktirdikleri için ürünler hayliyle biraz zaman aşımına uğruyor. Ama dünya markalarını sattığı için gelen zamlarla bir üründen yüzde 100'ün üzerinde kar ediyor. En pahalı krem bir milyar ise malı daha önceden stoklamış olduğu için paranın yarıdan fazlası kasaya gidiyor. Zaman zaman aranan ürünler hiçbir yerde bulunmaz, fakat S. parfümeride bulunur. Müşteri tabii memnun. Ne titizler? Diğer firmalarda yok, S. parfümeri de var dedirtip tüketiciyi çekiyorlar ama zaman aşımına uğramış ürünleri müşterilerine gözlerine kırpmadan satıyorlar.
Sonuç tabii sıfır. "Üründen memnun kalmadım" diyen müşteriye hooop başka bir ürün tavsiye ediliyor. Cevapları ise "cildiniz çok hassas bu ürünü kaldıramadı" oluyor. Gözünüzü açın bayanlar. Paramız artık kıymetlendi. Göz boyamalara kanmayın. Benden söylemesi. S. parfümeri marka olduğunu zannediyor ama kimin markası ile marka olunuyor anlayamadım doğrusu. Dünya markalarını bünyesinde barındırıyor. Ama müşterisini salak yerine koyduğunu sanıyor!!!
Bir diğer marka marka delisi oldum diyen ise yeni soyadına alışamadığım D.Hanım. Namı-değer Nişantaşı Abdi İpekçi Caddesi'nde yeralan dünyaca tanınmış mücevher firması T.C'nun Türkiye mümessili. Her davette gördüğü gazetecilerin arkasından önünden dolanıp fotoğrafını bir manken edasıyla çektiren saygıdeğer D.Hanım.. Gerçi sattığı ürünlerinin çoğu konsinye parası alınmamış ürünler. Bir de Kapalıçarşı'nın iyi iş yapan atölyelerinden mal alıp dünyaca ünlü markanın ismi T.C'yi kullanarak başka ürünleri mağazasında satıyor. Vallahi bunu T.C. duymasın.
Hele şimdi yazacağımı duyarsa bilmem neler olur? Efendim D. Hanım aylık ya da haftalık çıkan dergilerle duyduğuma göre pazarlığa giriyormuş. Ben MARKA'yım deyip örneğin sayfa bedeli 1000 usd olan reklamı 500 usd'a istiyormuş. Tamam buraya kadar normal, pazarlık yapmak hakkı. Fakat pazarlıktan sonra reklam vereceği dergiden kendisine 500 usd'lık değilde, 5000 usd'lık fatura kesmesini istiyormuş. Pes vallahi. 4.500 usd hoop dünya markası T.C'nin reklam bütçesinden D.Hanım'ın cebine giriyormuş. Fatura ve dergi yurt dışına yollanıyor. Parada D.Hanım'a. Tabii şimdiye kadar buna hiçbir dergi yönetmeni itiraz etmemiş, bir kişi hariç. Böyle MARKA, MARKA olunmaz bir bakarsınız yarın bir gün işportacı olmuşsunuz! Benden tekrar söylemesi...