Şaşırdım kaldım vallahi bu yılki Formula yarışlarına olan ilgisizliğe. Her yapıldığı ülkede yer yerinden oynadı ama bu yılki Türkiye ayağı oldukça sönük geçti denebilir. Aslında ne kadar az meraklısı varmış Formula yarışlarının.
Pazar günü ben de oradaydım ve yarışı paddock bölümünden izledim. Nerede geçen yılki sosyete, nerede bu seneki! Vallahi üç beş kişiydiler, o kadar. Demek ki 3000 Euro veremediler. İllaki bedava kart gelecekti, ondan sonra Formula'yı Paddock'tan izledim diye hava atacaklardı.
İnanın ki normal vatandaşlarımız en düşüğü 700 YTL'den başlayan biletlerden almış ve tribünleri doldurmuştu ama zenginlikleri ve Formula yarışlarına merakıyla bilinen sosyete ortalarda yoktu.
Hatta geçtiğimiz haftaki Şamdan Dergisi'nde yapılan Formula yarışlarıyla ilgili röportajlarda sosyetiklerimiz Monaco'da yapılan yarışlara bile gittiklerini söylemiş ve Pazar günü Formula'yı mutlaka izleyeceğiz demişlerdi; ben Pazar günü yapılan finalde hiçbirini göremedim!!
Melisa Eliyeşil, Esra Gürsoy, Neslişah Alkoçlar, İpek Özilhan, Ayfer Toprak, Nazlı Yazıcı ve daha buraya sığdıramadığım bir çok isim yoktu Formula'da. Bu da bana Ferhat Göçer'in bütün yaz her yerde çalan 'Yalan, Yalan, Yalan' şarkısını söylettirip durdu.
Gelelim gördüklerime ve de yarışa...
[resim=2007082899gulfoto3jpg][/resim]
Gerçekten gidip izlemesi ve o heyecanı yaşaması gerekiyor her Türk vatandaşının. İllaki VIP olan paddock'tan izlemek şart değil tabii ki, tribünlerden de izlenebilir. Ama nerdeeee; bizim fazla havalı ve kendini sosyete zannedenler gidip de tribünden izler mi hiç? Ama lafa gelince mangalda kül bırakmazlar. O gün yarışları izlemeye gelmeyenler, aynı günün geccesinde Reina'da boy gösteriyorlardı; sanki yarışın bir parçasıymış gibi hem de! Vah vah; hele ki Ferrari pilotu ve yarışmanın birincisi Felipe Massa ile resim çektirmek için yarışmadılar mı, şaştım kaldım doğrusu.
Biz yarışı Formula 1'in ana sponsoru olan Petrol Ofisi'nin bölümündeki tribünden izledik. Petrol Ofisi Genel Müdürü Melih Türker'i buradan kutluyorum, harika bir ev sahipliği yaptı, herkesle gün boyu sohbet edip yarışı heyecanla izledi. Petrol Ofisi yetkilisi Banu Gülsever ve organizasyon yetkililerinden Olcayto Ahmet Tuğsuz ve ekibi gelen tüm Petrol Ofisi konuklarına gereken tüm ilgi ve alakayı yarış boyunca gösterdiler.
[resim=2007082899muratacaraipiahjpg][/resim]
Bizim bulunduğumuz bölümde sevgili Selma Türkeş, Esra Üstünkaya, Yaşam mimarı Ali Ağaoğlu, Ceylan Zuhal Pirinçcioğlu, Güneri Civaoğlu, bir darılıp bir barışan ve artık ayrılmayın dediğimiz Mine Kalpakçıoğlu ve Efe Önbilgin, Kaya - Zehra Çilingiroğlu, Feraya Tanyolaç gibi isimler vardı...
[resim=2007082899gulfoto2jpg][/resim]
Aslında bizim yerimiz Petrol Ofisi'nin olduğu bölüm değildi, tamamıyla en üst düzey yetkililerinin girdiği Formula'nın tüm dünyadaki catering'ini veren Do&Co firmasına ayrılan bölümdü. Tabii ben o kadar iş adamı ve üst düzeyin içinde sıkıldığım için eşim ve arkadaşlarımı kaptığım gibi soluğu Petrol Ofisi'nin orada aldım. İyi ki de almışım en azından yazacak bir - iki isim buldum. Bu arada Fida Film'in sahibi Murat Akdilek'i eşi Sitare ve kızıyla paddock bölümünde yürürken gördüm. İnanın nerede geçen yıl şıkır şıkır giyinip Formula yarışını izlemeye gelen Sitare, nerede bu yılki Sitare! Gayet sade ve zarif bir kıyafetle yarışı izlemeye gelmiş. Bir de Mert Çiller ve Yağmur Ünal'ı gördüm maşallah elleri birbirinden hiç ayrılmıyordu. Sevgili arkadaşım Tuğba ve Mehmet Ali Erbil'i de unutmamam lazım. Onlar da oradaydılar. Yarışın ne kadar sönük geçtiğinden bahsettik onlar da sosyetenin ve sanat camiasının yarışlara olan ilgisizliğinden bahsetti.
Kaya ve Hülya'nın Zehra'sı
Gelelim Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu'nun biricik kızları Zehra'ya. Ben hayatımda o kadar çocuk tanıdım. Ünlü anne - babanınkileri de, ünsüz olanının da... Fakat Zehra gibisini görmedim. Formula yarışını zaman zaman Zehra ile seyredip gün boyu şakalaşıp eğlendik. Buradan Hülya Avşar'ı ve Kaya Çilingiroğlu'nu böylesine harika, sıcak, içi insan sevgisiyle dolu bir çocuk yetiştirdikleri için tebrik ediyorum.
[resim=2007082899gulfoto1jpg][/resim]
Gerçekten Zehra Çilingiroğlu anlatılmaz, onunla vakit geçirip tanımak lazım. İyi ki böylesine tatlı ve anne babanın şöhretinden haberi bile olmayan dünya güzeli bir kızları olmuş. Bir de beni en duygulandıran ve asla şahit olmadığım başka bir şeyle karşılaştım. Zehra ile Feraye'nin birbirlerine olan sevgisini, bana başkası anlatsa asla inanmazdım fakat canlı şahit oldum. Ara ara gidip Feraye'ye sürekli sarılan bir Zehra vardı karşımda. Aynı şekilde Feraye de, Zehra'ya karşı aynı duyguyla bağlıydı ve onu bir an olsun yanından ayırmıyordu. Ama bunda eminim ki Hülya Avşar'ın da payı var. Kızına Feraye sevgisini aşılamış. Bu da Hülya Avşar'ın Kaya Çilingiroğlu'nu hala seviyor demesidir ama yanlış anlamayın onun Kaya'ya olan sevgisi artık başka, insan olarak eski eşinin her şeyini seviyor. Kaya Feraye'yi sevdiği için, o da seviyor ve Zehra'nın da Feraye'yi bu kadar sevmesine katkısı oluyor.
Feraye Tanyolaç da enteresan bir kadın, başka bir duruşu ve bakışı var hayata... İnsan ona bakınca dinginlik ve huzur hissediyor. Ben hissettim doğrusu...