ÜNLÜLER VE SOSYETEDE KAVGA EDEN EDENE!

Yayın Tarihi : 08-09-2009 17:15
Geçtiğimiz günlerde gazetelerin magazin sayfalarında ünlü modacı Nur Yerlitaş’ın Nişantaşı Beymen mağazasında iki bayanla kavga ettiği haberini duyunca inanın ki çok şaşırdım ve inanamadım. Nur Yerlitaş’ı yaklaşık 20 yıldır çok çok yakından tanırım ve böyle bir olayda adının geçmesine çok üzüldüm. Neden üzüldüğüme gelince? Nur Yerlitaş bırakın o gün mağazadaki bayanlara ‘’Ben Türkiye’nin en ünlü modacısıyım siz de kimsiniz ki bu mağazadan alışveriş edeceksiniz çıkın dışarı’’ demeyi (ki gazetelerde yazılanlar aynen böyleydi) çok başarılı kıyafet ve kostümlere imza atmasına rağmen hala kendisine ‘çok ünlü bir modacı oldu’ yakıştırmalarını, ona verilen ünvanları hala benimsemiş olmayan, gerçek mütevazilikte ve kimseyi kırmayan bir isimdir. Ben Nur Yerlitaş’ın bu özelliklerini ve ne kadar hassas bir kişi olduğunu bildiğim için, işin iç yüzünü araştırmaya karar verdim ve aranması gereken ne kadar isim varsa arayarak olayın gerçek yüzünü öğrendim ve sizlerle paylaşmak istedim sevgili okur ve arkadaşlarım… GELELİM BEYMEN VAKASININ ESAS İSMİNE… Efendim, geçtiğimiz günlerde sosyetenin oldukça bilindik bir ismi olan ve bir giydiğini bir daha giymeyen, altmışlı yaşlarında olmasına rağmen genç kızlara taş çıkartacak kadar bakımlı ve hoş bir bayan olan Heves Ekinci ile modacı Nur Yerlitaş, Nişantaşı Beymen Home’a birlikte giderler. Hem Heves Ekinci, hem de Nur Yerlitaş zevklerine göre seçtikleri tabak, çanak, bardakları satış elemanlarına göstererek satın almak için kasaya doğru yönelirler. Bu arada Beymen Home’a alışverişe gelen tanıdık ve medyatik olmayan iki bayan da bu arada kendi zevklerine göre seçtikleri tabak, çanakları satış görevlilerine göstererek satın almak için ödeme noktasına giderler. Bu arada benim tanıdığım çok yakın bir görgü tanıdığı da tesadüf orada alışveriş yapmaktadır. Kendi gözü ve kulaklarıyla duyduklarını bana aynen anlattı. Görgü tanığımın anlattığına göre Heves Ekinci ve Nur Yerlitaş ödeme noktasına geldiklerinde kasada başka ayrılmış ürünler de görünce, o ürünlerin içerisinde beğendiği ürünleri Heves Ekinci, (evet yanlış okumadınız Nur Yerlitaş değil sosyetik ve de havalı Beymen Home’un daimi müşterisi olan Heves Ekinci), kendi elleriyle daha önceden ayrıltılıp kasaya yollanan başka müşterilerin ürünlerini kendi ürünleri arasına katıveriyor. Tabi bu arada kasaya gelen ve ürünleri ayırtılmış bayanlar kendi ürünlerinin Heves Ekinci’ye verildiğini görünce başlıyorlar avaz avaz bağırmaya, “biz bu ürünleri tam iki saattir burada tek tek seçtik, renk uyumlarına, baktık bu ürünler bizim ayırttığımız ürünler’’ diyerek kasadaki elemanlara ve satış görevlilerine başlıyorlar bağırmaya. Bu arada ürünlerİ kendi seçtiği ürünlermiş gibi satın almaya çalışan Heves Ekinci ise çekiliveriyor bir kenara. Hiç suçu olmayan sevgili Nur Yerlitaş kalıyor mu iki kadınla kasanın başında? Eee zaten ne demişler ne gelirse hep bu iyi niyetinden gelir başına diye. Kabak Nur Yerlitaş’ın başına patlıyor. Kadınlar avaz avaz satış görevlilerine bağırarak ‘’bu yaptığınız ayrımcılık bizim ürünlerimizi bir başka müşteriye veremezsiniz çağırın müdürünüzü şikayetçiyiz’’ diyerek mağaza müdürü çağrılıyor olay yerine. Bu arada sevgili Nur Yerlitaş iki bayana dönerek şöyle diyor ’’bakın ben bu tür olaylardan hiç hoşlanmam, ne gerek var mağaza çalışanlarını müdürlerine şikayet ediyorsunuz yazık değil mi? Ortada bir karışıklık var bu düzeltilebilir’’ ancak kadınları ikna edemiyor. Hatta kendisi için ayırttığı tabağı, çanağı kadınlara vermeyi bile teklif ediyor ama nafile. Kadınlar bir kere çıkmış zıvanadan. Ee olayın esas kahramanı Heves Ekinci de tereyağı gibi sıyrılmış aradan. Kabak bizim karıncayı dahi ezemeyecek olan Nur Yerlitaş’a patlamış. Mağaza müdürü olaya el koyduktan sonra tabiî ki bütün gerçek ortaya çıkmış. Başkalarının tabağını, çanağını kendi ürünleri arasına katan Heves Ekinci olduğu anlaşılmış ama Nur Yerlitaş daha popüler bir isim olduğu için kabak ona patlamış. Beymen yetkililerinden öğrendiğim de aynı. Asla Nur Yerlitaş’ın öyle Beymen Home’dan güvenlik görevlileriyle dışarı filan çıkarılması söz konusu bile olmamış. Zaten Beymen ailesi böyle bir olayın gerçekleşmesine dahi izin vermez. Kaldı ki sevgili Nur Yerlitaş böyle bir olayla kimseyi yüz yüze bırakmaz. Haftanın en az dört günü Beymen ve Beymen Breserie’de Nur Yerlitaş’ı ve arkadaşlarını görmek mümkün. Yıllardır Nur Yerlitaş’ın çizgisini koruduğu herkes tarafından bilinir. Ama işte Heves Ekinci Hanım’a bu olay belki ders olur da bir daha başkasının ayırttığı ürünlere el sürmez. Bak sonra yanındakilere olan oluyor, gerçi bilen kimin kim olduğunu biliyor yaaaaa…. HÜLYA AVŞAR VE SADETTİN SARAN AŞKI… Ay vallahi şu Hülya Avşar’ı anlayamıyorum gitti doğrusu. Yanarım yanarım onu anlayamadığıma yanarım. Geçtiğimiz günlerde bir gazetenin magazin ilavesinde Hülya Avşar ile ilgili haberi okurken küçük dilimi yuttum. Tam bir gün boyunca konuşamadım. Allah’tan doktor müdahalesi ile küçük dilim yerine geldi de sağlığıma kavuştum. Bak sen şu işe Hülya Avşar haberi yüzünden küçük dilimden olacaktım. He he he!!! Şimdi geçen gün, yarım sayfaya yakın çıkan haberde şöyle diyordu. Hülya Avşar Sadettin Saran’ın oturduğu Kemerburgaz’daki Kemer Country sitesine alınmıyor. Efendim, Sadettin Saran sitenin tüm güvenlik görevlilerine tembih üstüne tembihte bulunmuş ‘aman ha Hülya Avşar siteye gelirse sakın almayın çünkü yanında hacılara hocalara yaptırdığı büyüleri içeri sokar’ demiş. Hatta Sadettin Bey evinin içinde ve yatak odasında Hülya Avşar’ın kendisi için yaptırdığı büyüleri bulmuş. Artık çok korkuyormuş bu yüzden site yönetimine haber vermiş. Hülya Sadettin’in evinin yakınından bile geçemezmiş. Hatta Hülya Avşar gecce gündüz demeden Sadettin Bey’e barışma mesajları atıyormuş ama Sadettin artık bu ilişkiyi kesin bitirmiş. Vah vah vah habere bak, bu da Hülya Avşar’a yapılır mı? Büyücü denir mi şaştım kaldım doğrusu vallahi. Buradan Türkiye’nin en akıllı kadınına bana akıl vermek düşmez ama ben yine de vereyim. Bugün duyduğum bir haber oldu. Haberde Hülya Avşar ve Sadettin Saran barışmış ve büyü tutmuş diye yazılıyordu. Allah aşkına sevgili Hülya Avşar gül gibi bir kızın var, paran var, evlerin var, güzelliğin var. Var oğlu var, gel sen şu Sadettin Saran ile artık barışma. Bul gönlüne göre mütevazi birini, bak yaşamana. Zaten çocuğuna çok çok aşırı düşkün bir adamla evlilik, birliktelik olmaz olamaz. Senin Sadettin Saran gibilerine ihtiyacın hiç olamaz. Sadettin Bey’in daha geçtiğimiz yıla kadar Hülya Avşar’la da birlikteyken ayrıldığı sevgilisi Aslı Kuseyiroğlu’nu aradığını, mesajlar çektiğini bilmeyen yoktu. Şimdi bir de büyücü damgası yedin. Neden, ne için, kim için? Sen kendin her yerde söylüyorsun “ben Hollyvood’a gitsem orada da bir numara olurum, ben Sharon Stone’dan Demi Moore’dan bile daha güzelim ve yetenekliyim” demiyor musun? E hadi bırak artık bu ciklet gibi uzayan, yılan hikayesine dönmüş ilişkiyi de kendine gel. Biz eski, güçlü kuvvetli, yumruğunu masaya vurdu mu her şeyi hoplatan darma duman eden Hülya Avşar’ı geri istiyoruz. Böyle kasım kasım kasılanların yanında ne işin var senin Allah aşkına? Hayranların sevenlerin seni böyle haberlerle görmek istemiyor… SEDA SAYAN… Sevgili Seda Sayan bir gazeteye ilginç bir laf etmiş. Vallahi pes dedim. Yıllarca sabah programından dolayı gönüllere taht kur, her sabah bizleri eğlendir, göbekler attır sonra da bir gün gelsin “sabah programı yapmaktan tiksinmiştim” de. Oldu mu şimdi ya, bu laf edilir mi? Ee sen bayan izleyicilerine şimdi tiksindiğin bir programı mı seyrettirdin yani anlayamadım gitti. Bence eski Seda Sayan’ı istiyor kadın izleyiciler, neden böylesine radikal bir karar aldığını da anlamış değilim Seda Sayan’ın. Sabahların Sultanı’ydı şimdi ise öğleden sonra kuşağında dramatik olaylar ile karşımıza çıkıyor, hiç alışık olmadığımız bir tarzda. Zaten millet olarak içimiz karardı televizyon programları sayesinde. İyice bunaldık, aptal aptal kendini bilmez insanlar konuk olarak çıkıyorlar. Yok o konuğun imam nikahlı eşinin ablası çıkar, yok nikahlı kadınlar stüdyoya getirilir… Aman aman bu toplum böyle programlarla düzelecekse o zaman 24 saat bu tür programların yapıldığı bir başka kanal açılsın, herkes çıksın orada kozunu paylaşsın. Hangi dünya televizyonunda böyle bir program var ben bilmiyorum. Bileninizin de olduğunu zannetmiyorum. Zaten bu ülkede herkes bildiği işi yapsaydı durum bu kadar içler acısı olmazdı. Manken oluyorlar ardından hem sunuculuğu hem şarkıcılığı hem moda editörlüğü, aynı anda hepsini birden yapıyorlar. Bir taraftan eski mankenler evleniyor, bir çocuk yapıyorlar ardından ne aşçılıkları kalıyor ne de spor hocalıkları. Bu kadar da olmaz ki herkes bildiği işi yapsın. On parmakta on marifet olmuyor olamıyor…