Geçtiğimiz 4 aydır gerçekten çok ama çok yoğun bir iş temposuyla çalıştım. Neden mi? Yılda bir kez çıkardığım İstanbul'un en iyi markalarının yer aldığı İstanbul Best Places dergisini ekibim ile bitirdik ve baskıya yolladık. Pazartesi günü yay-sat tarafından Türkiye'nin uluslararası tüm havaalananlarında yerini alacak. 10 bölümden oluşan Best Places dergisi tam 250 sayfa. Bu harika derginin içerisinde Fashion, Jewellery, Personel Care, Accessories, Decoration, Exclusive, Art-Antik, Hotel, Restaurants ve Night Life bölümleri yer alıyor. Bu bölümlerde, kendi dalında İstanbul'un en seçkin markalarının hem fotoğraflı hem de açıklamalı yazısı yer alıyor. Ayrıca İngilizce tanıtım da mevcut. Kısaca biz yapıyoruz diye değil ama gezmeyi ve seçkin yerleri seven biri olarak böylesine içerikli bir dergiyi sizlere sunmakla gurur duyuyorum. Emin olun çok ama çok beğenecek evinizin ya da ofisindeki masanızın üzerinden yıl boyu ayırmayacaksınız.
İstanbul Best Places dergisi ile birlikte içerisinde ilave olarak vereceğimiz Shopping & Business adlı küçük bir guide hediye ediyoruz. Bu guide'ın içinde yok yok. Özel uçak kiralama yöntemlerinden tutunda tüm hastanelerin bir çok mekanın adres ve telefonlarına kolaylıkla ulaşabileceğiniz bir guide. Ekibim ve kendim, Dünya şehri olan İstanbul'a böyle bir dergiyi 4 yıldır kazandırdığım için çok muyluyum.
Gelelim bu hafta neler yaptığıma. Pazartesi geccesi İzzet Çapa'nin sahibi olduğu Cahide Variete'ye gittik. Pazartesi nasılsa boş olur deyip özensiz ve salaş bir halde içeri girdim. O da ne? Bütün masalar rezervasyonluymuş. Bir de üstüne Profesyonel adlı bir yarışmada jüri üyeliği yapan Pelin Akat'ın doğum günüymüş. Ben o salaş halde orada kalır mıyım? "Hadi Kenan gidelim" dedim ama İzzet yollamadı. Bende arabaya atlayıp doğru eve iki makyaj topuklu ayakkabılarımı ayağıma geçirir geçirmez tekrar soluğu Cahide Variete'de aldım. İçeri girdiğimde herkes gelmiş masalarına kurulmuştu bile...
Bizim oturduğumuz locanın tam önüne Pelin Akat 3 ayrı masa yaptırmış. Pelin'le sarılıp öpüştük ve nice mutlu yıllar diledim kendisine. Arkadan Mehmet Ali Erbil geldi masamıza. Vallahi bizim masadan kendi yerine zor yolladık. Mehmet Ali'yi ardından masamıza televizyonların duayeni olan Faruk Bayhan geldi. Faruk Ağabey'i çok seviyorum. Bu kadar özel bir insan olamaz. İçi sevgi dolu. Birkaç birlikte seyahatlerimiz oldu da yakından tanıma fırsatını edinmiştim Faruk Ağabey'i. Pelin zorla gelip masamızdan aldı ve yerine oturttu. Ardından Cenk Eren'de masadan kalkıp yanımıza gelmez mi? Pelin yazık bir kendi masasına bir bizim masaya gidip gelmek zorunda kaldı. Üstüne sosyete ve sanat camiasının şık tuvaletlerine imzasını atan Nur Yerlitaş da bizim masaya gelince şenlik başladı. Üstüne Okan Karacan'ı da ilave ettik görmeyin eğlenceyi. Nur Yerlitaş'ın sesi gerçekten çok güzeldir. Oturduğu yerden mikrofonu alıp söyledi de söyledi. Okan Karacan da esprili danslarıyla bizi epey eğlendirdi. Kısaca böyle plansızca gidilen yerlerde eğlenmek gerçekten insana sürpriz oluyor...
Cuma geccesi ise sevgili Feza Fırat bizi Reina'ya davet etti. Masamızda buzda dans yarışmasının jürisi Olcayto Ahmet Tuğsuz ve eşi Aslıhan, Feza Fırat kızı Başak ve eşi de bizlerleydi. Reina'ya uzun zamandır gitmiyordum. Şef aşçı Tevfik o gecce mönüde yine döktürmüştü. Harika bir yemeği ve mönüsü var Reina'nın. İlerleyen saatlerde gecce kulubü havasına girince Reina tıklım tıklım doldu. Reina'nın Dj' Suat Ateşdağlı nasıl güzel çalıyor anlatamam. Biz hepimiz ayakta dans ediyoruz. Suat çok eski arkadaşımdır ve benim sevdiğim müzikleri çok iyi bilir. Bu arada Ali Ünal ve Erkan Ünal kardeşler birer pırlanta. Bu kadar mı naif ve efendi olunur. Onları böyle terbiyeli yetiştiren anne ve babalarının ellerinden öpüyorum. Kısaca Reina olduğu gibi ekibiyle yerinde duruyor. Hem de bomba gibi...
Sevgi yakanızı hiçbir zaman bırakmasın