İŞTE GELDİM BURDAYIM!

Yayın Tarihi : 31-03-2008 16:22
Gül'ün Perisi işte tekrar geldi. Kiminiz sevinecek kiminiz üzülecek bu duruma ama işte kendimin ait olduğu yerdeyim ve köşemdeyim. Ben sizlere peri tozlarını serpiştireceğim bu yazımda. [resim=20080331resim-183130G1][/resim] [resim=20080331resim-183130A5][/resim] Yıllardır hep hayalim olan seyahatin bir kısmını geçtiğimiz ay gerçekleştirdim ve adım adım Anadolu turu yaptım. Tabii bu adım adım Anadolu turu beni kendime getirdi. İstanbul'dan başka bir yer bilmeyen ben, yaşadığım memleketimin görülesi güzel yerlerini ve insanlarını tanıdım. Meğerse ne güzel şehirlerimiz, ne güzel insanlarımız varmış. [resim=20080331resim-183130F7][/resim] [resim=20080331resim-183130E6][/resim] [b]Barış Akarsu unutulmamış[/b] Ayağımda spor ayakkabılarım, üzerimden günlerce çıkarmadığım eşofmanlarımla İstanbul'dan arabama atlar atlamaz kendimi önce Bartın'da buldum. Adım adım Anadolu'nun ilk durağı Bartın'dı.. Hem şehir, hem kasaba havasındaydı; öyle sıcak insanları vardı ki hayran kaldım. Bartın'dan sonra yaşama erken veda eden popçu Barış Akarsu'nun memleketi Amasra'da aldım soluğu.. Hani Türkan Şoray ile Kadir İnanır'ın 'Gönderilmemiş Mektuplar' sinema filminin çekildiği şahane yer; Amasra'ya bayıldım. Her yer Barış Akarsu'nun resimleri, şarkı sözleriyle süslenmiş; dükkânlar, evlerin duvarları, caddeler.. İnanılmaz duygulandım, Amasra halkı Barış Akarsu'yu unutmamış ve unutmaya da niyetleri yok. [resim=20080331resim-183130D9][/resim] [resim=20080331resim-183130A8][/resim] [resim=20080331resim-183130D7][/resim] Amasra'nın halkı inanılmaz sevecen yerli ve yabancı turiste hem gönüllerini, hem de kapılarını sonuna kadar açıyorlar.. Amasra'nın pidesi ise çok meşhur. Amasra Meydanı'nda pide salonunda oturup yediğimiz pidelerin tadı hala damağımda.. Hele dükkânın sahibi Hüseyin Efendi'nin sohbeti ise hala kulağımda.. Sohbet arası Barış Akarsu'nun evinin nerede olduğunu sorunca heyecan içinde 'Bizim Hatçe'nin oğlu, çok severdik Barış'ı.. Benim oğlan ile hem okul arkadaşı hem de balık arkadaşıydı. Babasının şurada ileride balık malzemeleri satan dükkanı var, orada gündüzleri balık ağlarını tamir ederdi, çok iyi bir çocuktu.. Amasra yıllar geçse de Barış'ı unutamaz' dedi. Ben de evlerinin adresini alıp elimde çiçeklerle Barış'ın annesi Hatice Teyze'yi ziyaret ettim. [resim=20080331resim-183130B5][/resim] [resim=20080331resim-183131B8][/resim] [resim=20080331resim-183131F4][/resim] Barış ölmeden evvel annesi ve babası için Amasra'nın en güzel yerinde ve deniz gören bir apartman dairesi almış. Onun için hazırlanan odaya öldükten sonra hiç dokunulmamış ve en son odasını nasıl kullandıysa aynı şekilde muhafaza edilmiş. Barış'ın annesi Hatice Teyze gelen ziyaretçilere o kadar alışmış ki ziyaretsiz geçen gününe üzülüyor artık. Türkiye'nin her yerinden her gün onlarca mektup ve çiçek geliyor.. Barışı'nın bu kadar sevilmesi onun yüreğini bir nebze olsun ferahlatıyor... [b]Masal şehri Safranbolu[/b] [resim=20080331resim-183131E3][/resim] Amasra'da bir gecce iki gündüz kaldıktan sonra adım adım Anadolu turuma Safranbolu ile devam ettim. Aman Allah'ım Safranbolu bir masal şehri tam anlamıyla büyülendim. Tamamıyla orijinaline sağdık kalınarak restore edilen Safranbolu konakları gerçekten görülmeğe değer. Hafta sonu için inanılmaz bir tatil beldesi; gerek kültürel gerek sportif faaliyetlerini yapabileceğiniz UNESCO'nun Dünya Kültür Mirasın'da yer aldığı Türkiye'nin sayılı ilçelerinden biri. Bir günlüğüne uğradığım Safranbolu'da tam üç gün kalıp hem bedenimi hem ruhumu dinlendirip yepyeni dostluklar edinerek içim hüzün dolu Safranbolu'dan ayrıldım. [b]Karabük Valisi de gecce.com'u takip ediyormuş[/b] [resim=20080331resim-183131B8][/resim] Safranbolu'da kaldığım Kadıoğlu Şehzade Konağı'nın sahibi ve Safranbolu'nun gönüllü turizm elçisi sevgili Osman Şenol Amca Safranbolu'da kaldığım sürece bana inanılmaz yardımcı oldu.. Safranbolu turizminin gelişmesinde inanılmaz katkıları olan Osman Amca aynı zamanda büyük önder Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Hanım ile akraba olduklarını ve Ülkü Hanım'ın Safranbolu'ya yaptığı katkılardan da övgüyle söz etti. Ama en büyük övgüyü Karabük Valisi Can Direkçi için yaptı. Yaklaşık 2 yıldır Karabük Valiliği görevini yapan Can Direkçi göreve geldikten sonra Hem Karabük'e hem de Safranbolu'ya turizm açısından önemli katkılarda bulunmuş bir isim.. Aynı zamanda halkın ve esnafın da inanılmaz sevgisini kazanmış.. Ben de Osman amca sayesinde Karabük Valisi Can Direkçi ile makamında tanışıp sohbet etme imkanı buldum. Kendisiyle yapmış olduğum sohbet sırasında gecce.com'u takip ettiğini ve ayrıca 6 ayda bir İngilizce ve Türkçe olarak çıkan Gecce Guide'larda Safranbolu'nun ayrı bir bölüm olarak yer almasını istediğini öğrendim.. [resim=20080331resim-183131E7][/resim] [resim=20080331resim-183131D4][/resim] Safranbolu'nun Mayıs ile Eylül ayları arası turizmde hareketli olduğunu diğer aylarda ise çoğunlukla Japon turistlerin ziyaret akınına uğradığını ve ayrıca Tracking sporuna gönül verenlerin eşsiz Safranbolu Kanyonları'nı ziyarete geldiklerini söyledi. Bu arada ben de Safranbolu Kanyonları'nda harika bir gün geçirip Tracking yapma fırsatı buldum. Böylesine bir doğa, yeşillik, akan sular nadide çiçekler görülmeğe değer aşk dolu bir Safranbolu yaşadım. Ayrıca dünyanın en değerli baharatı olan Safran ile yapılan Safran tatlısının da tadı damağımda kaldı. Gelin hep beraber bu nadide güzellikleri paylaşıp sahip çıkalım... [b]Kastamonu yetkililerine sesleniyorum[/b] [resim=20080331resim-183131C6][/resim] Safranbolu ve Karabük'ten sonra tarih kokan Kastamonu'nun yolunu tuttuk. Kastamonu çok beklediğim gibi olmasa da yine de görülmeğe değer bir Anadolu Şehri. Kastamonu'nun meşhur saat kulesine çıkıp oradan Kastamonu'yu kuşbakışı izlemek doyumsuz bir keyif verdi. Saat kulesine merdiven ile çıkılıyor. Yaklaşık 450 basamak. Çıktık basamakları çıkmasına ama sezon olmadığı için saat kulesinin altında bulunan kafeler kapalıydı. Yani bir demli çay bile içemeden saat kulesinden inmek zorunda kaldık. Güzelliğin mevsimi mi olur? Kastamonu yetkililerine duyurulur. [b]Eskişehir'e gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırın[/b] Kastamonu'da bir gecce konakladıktan sonra Ankara yolu üzerinden geze geze Eskişehir'e geldik. Eskişehir'i ziyaret etme sebebim bilim ve kültür şehri olarak duymamdı. Geçmişi geleceğe bağlayan köprüler ve müzeler ile harmanlanmış bir şehir. Yunus Emre Külliyesi ve Müzesi ile Çağdaş Sanat Müzesi görülmeğe değer müzelerden bazıları. Odun Pazarı semti kentin geleneksel Türk Mimarisi korunarak Cumbalı evleri ile günümüze kadar gelmiş. Eskişehir aslında 5 bin yıldır at yetiştiriciliği geleneğiyle meşhur. Bunun yanı sıra ünlü Lületaşı ise dünyada yalnızca irilik ve beyazlık açısından Eskişehir'de bulunuyor ve ham olarak Lületaşı'nın yurtdışına çıkışı da yasak.. İlkler kenti Eskişehir Frikyalılar'dan beri görülmeğe değer bir Anadolu şehri.. Dikkat edilmesi gereken ise Eskişehir'e gitmeden evvel mutlaka kalacağınız yeri belirleyip rezervasyon yapın derim yoksa kalacak yer çok zor bulunmakta. Eskişehir'e gidince çiğ börek yemeden ve Bamya çorbası içmeden dönmeyin tabii halkalı şekeri de unutmayın. [resim=20080331resim-183131E6][/resim] [resim=20080331resim-183131D9][/resim] [resim=20080331resim-183131C5][/resim] Eskişehir'den sonra soluğu suyun hayata atılan imzası termal kaynak şehri Afyon'da aldık. Tabii yine kalacak yer rezerve yapmadığımız için sorun oldu. İnanır mısınız Eskişehir ve Afyon'da kalacak yer bulmakta oldukça zorlandık. Ama tabii sonunda en güzel otelde en güzel odayı yine Gül Erçetingöz olarak buldum.. Ama tavsiyem lütfen rezervasyon yaptırın. Yüreğimin götürdüğü yere giden bu adım adım Anadolu seyahatim gelecek sezon da devam edecek.. Türkiye Gecce Guide'ın da bir ön hazırlığı olmuş oldu. Tabii bu bir başlangıç bir ay sonra kaldığım yerden Anadolu turuna devam edeceğim. Karadeniz yaylalarından başlayıp Doğu'nun gizemini yaşayıp sizlerle paylaşacağım. [b]Afyonkarahisar'ı iyi tanıtmak lazım[/b] [resim=20080331resim-183131E8][/resim] [resim=20080331resim-183131C6][/resim] [resim=20080331resim-183131D6][/resim] Gelelim Afyonkarahisar'a.. Gerçekten sevdiğim şehirlerden biri oldu. Çarşısı, insanı, doğası, doğal kaynakları ile kişiyi sarıp sarmalayan ve arındıran bir şehirmiş Afyonkarahisar. Yer bulmakta zorlandığımız için bir gecce Oruçoğlu Otel'de iki gecce de Ömer Thermal Otel'de konakladık. Eşsiz termal sularının bulunduğu kür merkezleri; çamur banyosu, hamamları ile gerçek bir detox yapmanızı sağlıyor. Oruçoğlu Tesisleri'ni tavsiye ederken The Ömer Thermal Oteli işletmeden ötürü tavsiye etmiyorum. [resim=20080331resim-183131A5][/resim] [resim=20080331resim-183131C2][/resim] [resim=20080331resim-183131D2][/resim] Afyonkarahisar merkeze yakın hem golf hem termal bir tesis kurma hazırlıkları başlamadan Doğuş Grubu'nu tebrik etmek gerekiyor harika bir proje ile gelmekte. Düşünsenize Antalya'dan sonra en büyük yatırım Afyonkarahisar'a yapılmakta.. Bence galip Afyonkarahisar olacaktır. İstanbul ve dünya sosyetesinin iyi tanıtılırsa vazgeçemeyeceği bir şehir olur Afyonkarahisar. Düşünsenize sosyete golf ve detox'a meraklı; bir taşla iki kuş vuracaklar. Vallahi bir aydan fazla uzak kaldım İstanbul'dan ama hiç özlememişim. Kendimi bulup insan olduğumun farkına vardım. Daha bir sevmeye başladım kendimi ve yaşamı. [b]Paris Hilton ve İstanbul Sosyetesi[/b] Bir geldim İstanbul'a yok Paris Hilton'muş, yok o davet senin bu davet benimmiş; tak takıştır sür sürüştür maratonu tam gaz devam etmekte. Hele Paris Hilton için son gecce Reina'da verilen davette bizim sosyetenin giydiği maskeli balo kıyafetleri neydi Allah aşkına? Neyin nerede giyileceğini hala öğrenemedi bizim sözde dahi olmayan sosyetemiz. Sanki Çırağan Otel'de düğün davetine gider gibi giymişler allı pullu tuvaletleri. Adım adım Anadolu yapın biraz da kendinize gelin benim geldiğim gibi. Ama toplu halde Konya, Nevşehir, Kapadokya turu yapmayın başlarınızı örtüp, yoksa yine bir şey anlayamazsınız Adım adım Anadolu'dan..