Dün geçekten Gülben Ergen sevenleri için çok ama çok heyecanlı bir gündü. Benim içinde tabii. İçimde tuhaf, anlamsız bir heyecanla Gülben'in doğuma girişini bekledim. Tam doğuma gireceği anda sevgili Özgür Aras beni arayarak, "Gül şu anda giriyor. Ne olur dualarını esirgeme" dedi ağlayarak.. Tabii beni daha büyük bir heyecan sardı ve tüm iyi enerjimi Gülben Ergen Erdoğan'a yolladım. Heyecanla doğumhaneden çıkma haberini bekledim. Ve sonunda müjde telefonunu aldım. Gülben ve Atlas bebek gayet sağlıklı bir şekilde birbirlerine kavuşmuşlar...
Akşam saatlerine doğru Özgür Aras beni arayarak, "Saat 18:00 gibi hastanede buluşalım gel" dedi. Aldı mı beni bir telaş? 9 aydır sabırsızlıkla beklediğimiz Atlas bebeği görme şerefine nail olmuştum. Hem de bebeği ilk görenler arasında.. Nasıl sevindim anlatamam. Hastaneden içeri girdiğimde zangır zangır titriyordum. Enteresan bir telepati var Gülben Ergen'le aramızda. Nasıl bir his, nasıl bir duygu anlatamam. En sonunda odanın kapısından içeri girdim. Asistanı ve sevgili Özgür karşıladılar beni. Önce ön salonda biraz oturup doğumla ilgili bilgiler aldım. Yavrum Gülbencik illa normal doğum yapacak diye tam 9 saat sancı çekmiş. Bir de üstüne suni sancıyı verince düşünün çektiği acıyı. Ama o acıyı yaşamak istedi. Acı çekmek istedi ki Atlas'ına daha iyi bir baksın...
Odası gayet sade bir şekilde döşenmişti. En ufak bir abartı, şaşalı bir durum yoktu. Biz ne doğum ziyaretlerine gittik. Maşallah düğün evi gibi süslerler her tarafı. Ne anlamsız bulmuşumdur her zaman bu tip abartıları.. Burada Gülben yalnızca Atlas'ını kucağına alacak olmanın sadeliğini yansıtmıştı doğum odasına. Lohusa şerbetini içtikten ve minik Atlas'ın çikolatasını yedikten sonra Gülben ve Atlas bebeğin yanına aldılar beni. Daha kafamı uzatır uzatmaz Gülben ile göz göze gelip ikimizde ağlamaya başladık. Ama bu ağlayış öyle sessiz öyle tuhaftı anlatamam. Onun kucağında o küçücük Atlas'ı görünce anne olmanın kutsallığını bir kez daha anladım. İnanın bu satırları yazarken hala dünkü duygu seliyle ağlayarak yazıyorum...
Usulca Gülben'in yanına eğildim ve Atlas bebeği seyrettim. Yumuk yumuk bir şey.. Pembe beyaz bir ten, dudakları ve burnu ise aynı Gülben. Ellerim titreye titreye Atlas bebeğin ellerine dokundum. Sonra Gülben Ergen'in ellerini sevdim. Yavrum, elleri nasıl şişti size anlatamam. Fakat en sevdiğim ne oldu biliyor musunuz? Kameralarmış, ekranda görünecekmiş, umurunda bile olmadan yüzüne hiçbir şey sürdürmemiş. Saçlarını dahi taramamış. O anneliğin keyfini çıkarmak için Atlas'cığını öyle bir kucaklamış ki, anlatması imkansız. "Nasıl emiyor mu?" dedim "Daha ben de tam emdiğini hissedemiyorum" dedi. "Küçücük ağzını açıp göğsüme öylece dokunuyor" dedi yine ağlayarak...
Ben daha fazla bu duygu seline dayanamayacağım için dışarı çıktım. Dışarıda Atlas bebeğin babası Mustafa Erdoğan oturuyordu. Onunla da kısa bir sohbetten sonra Atlas bebek için açılan anı defterine şunları yazarak hastaneden ayrıldım:
"Atlas bebek iyi ki aramıza geldin. İnan ki seni Gül annenden daha çok seveceğiz. Hayatta hep mutlu ve başarılı olmanı dilerim. Seni görmeden bile 9 aydır seven Gül.''
Bu arada, Tema vakfıyla işbirliği yapan Gülben Ergen, çiçek kabul etmeyerek, dileyenlerin Atlas bebeğin ormanına bir fidan dikerek, ileriki nesiller için gerekli oksijenin sağlanmasına katkı yapmasını istedi. Ergen, doğumdan yeni çıkmasına karşın asistanına sürekli "Kaç fidan dikilmiş acaba?" diyerek sayıklaması ve özellikle ilgilenmesi beni ayrı etkiledi. Allah Atlas bebeği uzun ömürlü ve analı babalı büyütsün...
Atlas bebeğin doğumundan sonra bana gelen onlarca mailden bir tanesini sizinle paylaşmak istedim. İşte Bursa'dan gelen o mail:
"Merhaba. Hatırlarsanız size bir kez daha teşekkür maili yazmıştım Gülben Ergen hakkında yaptığınız haberler ve yorumlarınız için. Bu sabah her zamankinden çok daha farklı uyandım uykumdan..Hani çoook sevdiğiniz bir dostunuzun yada aile bireylerinizin düğününe gidersiniz coştukça coşar ve o ortamı coşturursunuz. O sevincinizi bütün herkes alır ve size ortak olur..Ve o ortamda bir bütün olursunuz ,o mutluluğa adım atan yürekler için...Biz de dün sabah saatlerinden itibaren bu coşkumuzu heyecanlı bekleyişlerimizi G.E.F.C arkadaşlarımızla ailemizle beraber yaşadık...Herkes tatlı bir sessizlik ve deriiin bir anlatılmaz mutluluk içinde kalbimiz çarparcasına ellerimiz buz kesinceye kadar heyecanlandık...Sevgimizin yüceliğince...Bambaşka bir sevginin peşindeydik biz. Bambaşka bir duygu Gülben Ergen'i sevmek. Hayatımın en renkli yanı, hayatımda ki en tatlı tebessüm o benim için....Derler ya 'canın cananı olur' diye...Bizimkisi de kesinlikle öyle.. Canımızın canı artık bizimle hayatımızda apayrı bir renk Hoş geldin dünyamıza Cankuş ATLAS bebek :)) Size tekrar teşekkür etmek istedim çünkü bu 9 ay boyunca dokuz ayın nefesinde her zaman Gülben Abla'nın yanında olduğunuzu bizler de gördük...Destekleriniz ve dürüst magazinciliğiniz için bir kez daha size teşekkürler.....Dualarla getirdik dünyaya Atlas bebeğimizi.. Şimdi ise onun sağlıklı mutlu huzurlu-anne ve babasına soyadına yakışacak bir şekilde evlat olmasına dualar edeceğiz."
İşte Tuğba Özkaya adlı okuyucumdan gelen başka bir mail:
Merhaba! Bende size GÜLBEN ERGEN için yazdıklarınızdan dolayı ve gerçeklikle
yaptığınız magazinciliğiniz için teşekkür etmek isteyen kişilerden sadece
birisiyim. Gülben Abla ile ilgili anlattıklarınızı okurken inanın ki
duramadım ve gözyaşlarımın kendiliğinden süzüldüğünü hissettim... O kadar
duygulu,gerçek ve içten anlatmışsınız ki, yüreğimle sizi tebrik ediyorum.
Benim için çok değerli olan Gülben Ablamın mutluluğu bizim
hissettiklerimizle beraber tarifsiz bir şey oluyor. ATLAS BEBEK'te eminim
böyle bir anneye ve aileye sahip olduğu için bu tarifsiz duygulara
karşılık verecek... Gül Güzeli Gülben'im dualarımız hep yanında, tabi Atlas bebeğin
ve Gülben Ablamın sevdiklerinin de. Tekrar teşekkür ediyorum her şey için
: ) Yazılarınızı okumaktan gerçekten çok zevk alanlar içindeyim : )
Ve bir başka okurum Hasan Özdal'ın maili:
Gülben Ergen ile ilgili yazdığınız yazı beni o kadar duygulandırdı bir o kadar da mutlu etti ki anlatamam size Gül hanım :) Ne kadar güzel anlatmışsınız içimizde var olan duyguları, o melekleri... Özel bir teşekkür sunmak istedim size bu yazı için. İçimizdeki duygulara tercüman olup o güzel yazıyı yazdığınız için. Sonsuz teşekkürler. Sevgiyle kalın.. :)
Bu da Fransa'dan gelen bir mail:
Merhaba Gül hanim,
Bugün o içten samimi yazınızı okudum. Atlas ve Gülben Ergen hakkında...Çooooook duygulandım. Sizin de yazınızın başında söylediğiniz gibi 18 Ocak 2007 bizim icin çoooook önemli bir gün oldu...Bende herkes gibi çoook heyecanlandım:)))Bize duygularınızı bu yazıda çooook güzel bir şekilde ifade ettiginiz icin size çook teşekkür ederim:)...
Ayse (Fransa)
Bir mail de yine GEFC'den geldi. İşte Ece Özcan'ın maili:
"Selam GÜL ABLACIM yazını okudum o kadar çok duygulandım ki resmen gözümden
iki damla yaş aktı ve şuan hala ağlamaktayımm.. Sen anlatınca kendimi
GÜLBEN ABLAMIN yanına gitmiş kadar oldum.. Çok teşekkür ederim sanaaaaa
Gülben ablamın sevincini, heycanını, mutluluğunu bana yansıttığın içinnn.. O
kadar mutluyum ki anlatamam dünden beri içimi bir sevgi bir huzur kapladıııı
...Çok sağol GÜL ABLACIIMM çok sağolll..
Bir mail de İzmir'den
Gül Hanım, öncelikle size Gülben ablamızla ilgili yaptığınız samimi duygular için çok teşekkür ediyorum. Dün ablamızı görmeye gitmişsiniz inanın ben burada heyecandan ölecektim. Nasıl iyi mi diye o kadar çok merak ettik ki, ablamızı kalplerimiz onunla attı biz de burada sabırsızlıkla ve dualarla doğumu bekledik ve beklenen oldu dünyaya şirin mi şirin güzel mi güzel bir melek bir prens geldi. Ablamız için dünyanın en büyük mucizesi olan bu bebek bizimde hayatımızın anlamı oldu. Canımızın canının bir parçası çünkü o Allahım onları nazarlardan korusun, sağlıklı uzun ömürler nasip etsin. Evet Atlas'ımız onu sevenlerin diktiği fidanlarla büyüyecek, her yer Atlas bebek kokacak missss gibi..
O kadar güzel ifade etmişsiniz ki duygularınızı ben göz yaşlarımı tutamadım.. Şu anda size bunları yazarken bile ağlamadan edemiyorum. Çok mutlu oldum. Çünkü sağlıkla, ablamız bebeğini eline aldı. O şimdi ne kadar mutludur, ne kadar heyecanlıdır. Canım ablam yanında olamıyoruz ama dualarımız ve kalplerimiz hep onunla..Onu çok seviyorum. Siz bana oraya gidemesem de sanki ordaymışım gibi hissettirdiniz o duyguyu.. O anı adeta yaşattınız bana.. Bunun için size minnettarım.. Herşey için sağolun
İzmir GEFC'den Aylin Özkan
Fan clup'tan bir mail daha geldi
Gül Hanım tüm arkadaşlarım gibi ben de çok teşekkür ediyorum size. Yazınız çok içten çok duygulu... Gülben Ablam ve Atlas bebek benim ve bizler için o kadar önemli ki.. Çok seviyorum ben Gülben Ablamı ve Bitanecik Yeğenimi.. Sevgimizi bu denli anladığınız ve içtenliğinizle yanımızda olduğunuz için sağolun.. Sevgi ve Saygılarımla.. G.E.F.C Gülnem
Bir mail de G.Antep'ten
Yıllardır mailimize verdiğiniz değerle, yazılarınızla Gülben Hanım'ın yanındaki ve bizde ki kıymetiniz hep farklı olmuştur...Herkesin yargılamak için neden aradığı dönemlerde bizi dinleyen nadir insanlardansınız...
Gözleriniz dolarak yazdığınız bu yazıyı biz de gözlerimiz ıslanarak okuduk. Geri sayımda hep birlikteydik aslında yıllarca aynı uzakları yakın eden G.E.F.C. tek bi dilekte buluştu sizler gibi bizde dayı teyze olma heyecanını yaşadık :)Türkiye'nin her yerinden ve yurt dışındaki tüm yürekler aynı dilekle yaradana el açtı...
Mutluluğumuz o kadar başka ki kelimeler bu anlamı yüklenmede aciz kalıyor...
Duygularınızı bu kadar katıksız paylaştığınız için ama herşeyden önce BİZ olduğunuz için çok teşekkür ederim ben :)
Saha nice mutlulukları birlikte yaşamak dileğiyle...
Gaziantep'ten Selin
Gülben fan'larından mail yağmuru devam ediyor..
Sizin de yüreğiniz tüm bu güzellikleri hak edecek kadar kocaman :)
Yıllardır bizim tek iletişimimiz maildir.. Bugünkü yazınız o kadar mutlu etti ki beni, Gülben abladan gelen her mail kadar kıymetlidi bu yazı.. Arşivimizde yerini aldı bile...
Zor günümüzde yanımızdaydınız, bugün de aynı yerdesiniz ,siz de artık bizim ailemizdensiniz :)
Çok öpüyorum dualarımdasınız...
Bir mail de Betül Hanım'dan geldi..
Gülben Ergen ve Atlas Erdoğan ile ilgili yazınız çok güzel Gülben Hanım'a iyi ve kötü günlerindeki desteğiniz için teşekkür ederim. Atlas prensi görebilme imkanı olanlardanım. Anne gözüyle yazdığınız yazınıza bir hayran gözü ile yorumda ben katmak istedim.
Gülben Hanım'ın Atlas'ı kucağına aldığında kolları ile sarması, üzerine titremesi, karnı acıkan yavrusunun emzirmesi, kendi uykusuzluğuna aldırmaması, sade olması, can kulağı ile doktorunun söylediklerini dinlemesi herşeyiyle ben sanatçıyım ama önce ben anneyim diye haykırıyordu.
Allah Ergen - Erdoğan ailesinin her gününü bugünlerde olduğu gibi mutlu etsin.
Betül Demirel