Tadı damağımda kalanlar...

Yayın Tarihi : 15-04-2016 10:46
Urla’nın sırf kendisi değil etrafına yayılmış o kadar çok görülecek gidilecek yeri var ki size bunları da anlatmam lazım. Urla’nın hemen yanında deniz kenarı Urla İskelesi var ki tam bir balıkçı kasabası; hala dokusu bozulmadı inşallah da bozulmaz. Minicik limanında sıra sıra salaş balıkçıları, küçük küçük butik otelleri ile iki gün gidilip doya doya nefes alınır. Lezzetli Ege balıkları, Rum mezeleri yenir, denize bakan odalardan birinde kalınıp eski karantina adasına bakıp keyif yapılır. Benim Urlam, İskelem, Gelinkayam, Çeşmealtım işte böyle güzeldir. Boydan boya sahil boyunca denizin kenarına dizilmiş evleri, restoranları, balıkçılarıyla yaz kış sizi kucaklar, yaz ayları ayrı, güzel kış ayları ayrı güzeldir. İki hafta boyunca kaldığım Urla’da müdavim olduğum bir yer vardı ki hala ambiyansı, yemekleri, servisiyle tadı damağımda kaldı. Buranın adı Deniz Altı Port. İki kardeş işletiyorlar bu güzel mekanı; Doğan ve Sezer Dermenci kardeşler. [resim=20160415resim-104807WX][/resim] Denizaltı Port ünlülerin uğrak adresi olmuş… Denizaltı Port’u akşam yemeklerim ve sabah kahvaltılarım için o kadar sık tercih ettim ki ama her gidişimde hemen hemen bir ünlüyü orada gördüm. Sevgili Hakan Aysev eşi ile birlikte gün aşırı oradaydı, İzmir’in ünlü sosyetik simaları sevgili Şenay Düdek, Nalan Altınörs, Ayhan Sicimoğlu, Sunay Akın, Tanju Çolak, Feyyaz Uçar, Mesut Yar, Aziz Kocaoğlu ve daha ismini yazmakla bitiremeyeceğim birçok ünlü ünsüz lezzet severler 2 yıl önce açılan Denizaltı Port’un müdavimi olmuşlar eee tabii bir de ben ;) [resim=20160415resim-104831YR][/resim] Denizaltı Port’a gittiğinizde mutlaka ama mutlaka Girit mezelerinden yemenizi tavsiye ediyorum. Özellikle sıcak Ege otları kavurması favorim. Balıkları, etleri nefis ama bir de kahvaltısını denemelisiniz; özel ev yapımı hakiki reçelleri olay, özel ev yapımı peynirleri, organik zeytinyağı, domatesleri, biberleri, özel köylü kadınların yaptığı katmerler, gözlemeler, kol börekleri olay olay, şu an bu yazıyı yazarken iştahım tavan yaptı anlatamam. [resim=20160415resim-104854IE][/resim] Ambiyansıyla, yemekleriyle, içeride çıtır çıtır yanan şöminesiyle, eski taş plaktan çalan nostalji plaklarıyla anlatılmaz gidilip yaşanır. Ben doyamadım inşallah Urla Enginar Festivali için gittiğimde ilk durağım burası olacak. Hele hava güzelse deniz kenarında tahta sandalyelerin üzerinde kahvaltımı edip demleme çayımı içersem işte bu muhteşem olur. Kısacası Urla’ya gidilir, yaşanır; balıkçılarında balık yenir, küçük otellerin birinde bir gece de olsa kalınır. Nefes almak için haydi Urla’ya… [resim=20160415resim-104915JJ][/resim] [b]İZMİR GÜZELYALI’DA BİR SÖĞÜŞÇÜ[/b] Tatilim sırasında ara ara İzmir’e söğüş yemeğe gittiğim doğrudur. Ama söğüşün en babası, en güzeli en lezzetli adresi Güzelyalı’da Söğüşçü Aco. Amman tanrım mutlaka gidip yemeniz gerek bayılacaksınız. Güzelyalı öyle güzel olmuş ki anlatamam; hem deniz tarafı, hem arka cadde tarafı panayır alanı gibi… Sıra sıra manavlar, küçük butik patiserieler, küçük lokantalar, kömürde kumru sandviç yapan büfeleri ile Güzelyalı gidilesi zaman geçirilesi bir yer olmuş.