Sonunda uzun ve sıkıcı kış günlerini geride bıraktık sayılır. Herkeste bir heyecan ve kıpırtı var. Kiminle karşılaşsam rengarenk elbiseler içinde baharıın gelişini kutlar gibi. Tabii ben de aynı şekilde ne kadar renkli kıyafetim varsa sırayla giymeye başladım bile, ee tabii bir de vitrin gezmelerine başladım hangi firmanın yaz koleksiyonları iddaalı ve güzel diye..
En son gezdiklerim arasında İpekyol ve Mackha’nın yeni sezon kıyafetlerini hiç beğenmedim. O ne ya anneannem gibi yapacaklar bizi neredeyse. Offf vitrinini ve mağazalarını gezerken içim sıkıldı doğrusu. En en neşeli ve klas ise bana Roman ve genç markası Gpsy geldi doğrusu. Cıvıl cıvıl bütün genç kızlara ve ruhunu genç hissedenlere tavsiye ederim doğrusu.
Bildiğiniz üzere medarı iftiharımız marka Beymen’in yeni sezonunu hiç ama hiç beğenmedim yeni sezon getirdiği marka kıyafetler ve aksesuarlar dökülüyor. Bir de üstüne üstlük Beymen’in şehir içine açtığı outletler’den biri Fulya’da diğeri ise Anadoluhisarı’ndaki Beymen’in kendisini aratmıyor.
Ne gerek var çuvalla para vermeye gidin şehir içi outlet’lerine %50 + %20 indirimle tüm beğendiğiniz yabancı marka ürünlere sahip olun. Hatta geçen hafta giyinmeyi çok çok seven ve bu outlet’lerden çıkmayan bir arkadaşım beni Beşiktaş Fulya’daki Beymen’in seri sonu mağazasına götürdü, vallahi tam Laleli mağazaları gibi.. Yığınla sıra sıra dizilmiş ayakkabılar, çantalar üst üste yığılmış, gecce kıyafetleri oooo kıyamet gibiydi.. Vah vah vah dedim kendi kendime bu markalar ürünlerini buralarda görse atarlar kendilerini yerden yere dedim.
Her neyse alışveriş tutkunu arkadaşım artık o mağazayı o kadar iyi tanımış ki bana ‘sakın bir şey alma, bak şu çanta var geçen kış sezonunun, şimdi o % 50 fakat on gün sonra %50 üzerinden bir % 50 daha inecek o zaman gelir alırız’ dedi. Hatta ‘dur dur, bunları ayırtalım ikinci indirime girdiğinde gelir alırız’ demez mi? Aaa ağzım açık kaldı doğrusu. Yani anlayacağınız Beymen seri sonu yine kendin pişir kendin ye usulu gidiyor. Nasıl mı? Şimdi devamlı müşterisi olanlar indirimdeki ürünü diğer indirime kadar kasaya kaldırtıyor ikinci indirimde mağaza çalışanları tarafından aranıp ‘falan hanım ikinci indirime girdi ayırttığınız ürün’ deyip haber veriyor. Anlayacağınız asıl fiyatı 5.000 TL olan bir çanta önce 2.500 TL’ye iniyor.. Sonra bir indirim daha hop 5.000 TL’lik çantayı 1.250 TL’ye sahip oluveriyorsunuz. Ama bu yalnızca yine Beymen’in sürekli müşterisi olursanız size uygulanıyor. Yani çat kapı girenlere değil.
Yeni sezonda en beğendiğim vitrin ve mağaza Vakko oldu doğrusu. Bayılıyorum yıllardır bir tarz ve çizgileri var. Öyle arsız gibi her markaya saldırıp onu da satacağım mağazamda, bu markayı da deyip çizgilerini bozmuyorlar. Hep aynı kalitede çanta ve ayakkabı markalarını, hep aynı çizgide yürüyen moda markalarını sunuyor şıklığı seven bayanlara.
Bir de Harvey Nichols’ü es geçemeyeceğim, yeni sezona epey iddialı girdiler. Bu yılki kıyafet ve aksesuar seçimleri alıcılar için çok çok doğru seçilmiş, bravo doğrusu moda ekibine. Ama bence Demet Sabancı’nın markaya kattıkları da az buz değil. Tam Harvey Nichols bitti derken sanki küllerinden doğdu.
Gelelim bir de Türkiye Vogue dergisine, ilk sayısı fena değildi ama ikinci sayısı bence facia hiç ama hiç beğenmedim. Bence Türkiye Vogue daha ikinci sayısında çalışanları tarafından egolarını tatmin etme dergisi olmuş çıkmış. Üçüncü, dördüncü sayıda ikinci sayısı gibi olursa ayda 500 tane satarak sözde sosyetenin ve kendi egosunu tatmin eden moda editörlerinin ego dergisi olur çıkar.
BEBEK, ETİLER, CİHANGİR…
[resim=20100331resim-183933F6][/resim]
Geçen hafta havaların güneş görmesini fırsat bilip her gün attım kendimi sokaklara.. Çok yakın bir grup arkadaşımla ilk gün Bebek Brasserie’ye gittik.
Uzun süredir süren renovasyon çalışmalarından sonra Bebek Divan’ın içerisinde açılan Bebek Brasserie’nin operasyonu Divan tarafından yürütülüyor, farklı mutfağı ve atmosferiyle şimdiden diğer mekanların önüne bir adım geçmiş gibi görünüyor.
Biz gittiğimiz gün oldukça kalabalık olan mekanın çalışanları güler yüzleri ve titiz servisleriyle dikkatimi çekti. Hatta bizim masaya servis yapan genç kıza dayanamayıp ‘ben seni tanıyor muyum, geçen yaz Bodrum Divan Palmira Otel'de miydin’ diye sorduğumda ‘evet Gül Hanım geçen yaz dönemi boyunca oradaydım beni hatırladınız’ dedi.
Nasıl hatırlamam böyle güler yüzlü ve hızlı bir servis sunan elemanı, tebrik ederim Divan grubunu, böyle güzel servis elemanlarını uzun soluklu yetiştirdikleri ve kadrolarına kattıkları için. Çünkü birkaç mekan harici nereye gitsem hep değişik servis elemanlarıyla karşılaşıyorum tabi bu daimi müşteri için pek hoş karşılanmıyor, rahatsız edici oluyor.
Gelelim Bebek Brasserie’nin mimarına Belçikalı ünlü mimar Frederic Haeseyoets tarafından dekore edilen mekanın teması ahşabın sıcaklığı ile birleştirilmiş. Sıcacık bir atmosfer, önününüzde uzanan masmavi boğaz, bayıldım doğrusu dekorasyona ama yemeklerine daha da bayıldım.
Ben gerçek bir Arnavut olduğumdan menüden ilk önce pırasalı tart siparişini verdim, diğer arkadaşlarım ızgara kuşkonmaz, ıspanaklı deniz mahsulleri salatası siparişi verdiler.. Ortaya gelenler arasında en sevileni pırasalı tart oldu tabiî ki.
Ana yemekte ise közlenmiş patlıcanlı ravioli, deniz mahsullu risotto ve ördek confitti söyledik. Üçündende azar azar yedim ve enfestiler, sizlere şiddetle tavsiye edeceğim pırasalı tart ve deniz mahsullü risotto olacak..
Bir de üstüne tatlı olarak Bitter Çikolatalı Fıstıklı Trüf yerin derim..
Eğer Bebek’te enfes bir manzara, nezih bir ortam ve lezzetli yemek yemek istiyorsanız Bebek Brasserie’ye uğrayın, bizim gittiğimiz gün bir masada Ali Koç iş adamlarıyla öğle yemeğindeydi, diğer masada sevgili Ahu Aysal ve arkadaşları vardı, bir masa ise yaklaşık 10 bayan doğum günü yemeği yiyorlardı.. Aralarında Serra Merzeci, Afet Karacan, Ahu Tuğbay gibi ünlü sosyetikler vardı. Gidin görün ve hoş bir ortam yaşayın..
ETİLER
Etiler’de geçtiğimiz gün bir arkadaşımla kahve içmek için ünlü gecce kulübü Şamdan’ın bahçesinde açılan Cook Shoop’a gittik.
Ne kadar güzel ne kadar enfes olmuş size anlatamam, ortam süper, çalınan müzikler harika, dergilerde gördüğünüz sosyetiklerin hepsi, kısaca kimi ararsanız orada.
Biz iki kişi gittik ama masamız bir anda 10 kişiye yakın oldu.. Şamdan’ın sahibi çok sevdiğim arkadaşım Şehnaz Tuna, Kızı Deniz, Mehtap Ferah, Esra Katüs ooo kaynattıkta kaynattık.. Harika bir ortam yeşiller içerisinde sevimli bir yer. Etiler’de son zamanlarda trend olan Big Chef’s adlı restauranttan konuşuldu.
Bir çoğunun ağzı yanmış oradan, yok ilk açıldığında fiyatlar ve menüden seçilen yemek iyi ve doğru geliyormuş ama sonra fiyatlar ve yemek kalitesi düşmüş. Bir de müşteri kalitesi çok düşmüş. Fazla gürültülü gruplar gelmeye başlamış ve mekanın ambiansı bozulmuş. Ben dinleyici olduğumdan fazla yorum yapamadım. Bilmediğim bir yer hakkında konuşmayı sevmem ama ilk açıldığından bu yana çok sosyetik takılan Big Chef’s’in şu aralar müşteri kalitesi epey düşmüş ve Etiler Nispetiye Caddesi’ne gezmeye gelen Seyrantepe sanayi mahallesinin jöleli saçlı gençleri orayı doldurur olmuş.
CENK EREN PAVYON VE SET KEBAP…
[resim=20100331resim-183933C4][/resim]
Cenk Eren çok çok sevdiğim ender isimlerden biridir benim için. Bu kış başı Etiler’de Set Kebap’ın bünyesinde bulunan bir bölümü My Pavyon adıyla eğlence severlere sundu. Aslında sessiz sedasız bir yer olarak açıldı My Pavyon ama bir patladı pir patladı..
Bence bu kış en iyi adı duyulan mekanlar arasında listede birinci sırayı My Pavyon alıyor.. Kiminle konuşsam ‘My Pavyon’a gittin mi, ay ne olur bir gecce gidelim yıkılıyormuş, herkesler oradaymış, Cenk Eren sahnede müthişmiş’ vs vs ama hala gidemedim ama en kısa zamanda gideceğim ve bu kışın en iyi çıkış yapan mekanını görüp keyifle Cenk Eren’i izleyeceğim.
Her neyse gecce gidemedim geçtiğimiz gün sevgili arkadaşım sosyete ve sanat camiasının en ağır toplarını giydiren modacısıyla Set Kebap’a yemeğe gittik..
Gitmişken de şöyle kapısından My Pavyon’a bir göz attım. Hayatımda hiç pavyona gitmedim ama televizyondan çok gördüm ambians ve dekorasyon birebir olmuş.
Vallahi bravo sevgili Sabi Totah ve Cenk Eren’e ne güzel bir proje yaptılar. Gelelim yılların Set Kebap’ına.. İçeri bir girdim dekorasyon tamamıyla değişmiş yaklaşık bir aydır fakat müşteriye kapanmadan renovasyon yapılmış..
Tabi ki mimarlığını da Cenk Eren yapmış, duyunca şaşırdım doğrusu masada bize eşlik eden Cenk Eren ve Ali Sayar’a hayretle bakarak gerçekten sen mi yaptın diye sordum Cenk’e. Canım benim, yorgun ama çok mutlu bir ifadeyle bana ‘evet Gül’cüğüm gecce gündüz, günde üç saat uykuyla burayı bitirip lezzet severlerin karşısına yepyeni bir Set ile çıkmak istedim. Artık biz Set grbuyla bir aileyiz MY Pavyon ile birleştirdik yani anlayacağın hem MY Pavyon hem de Set Kebap’ın işletmesini ben yapacağım, tabi yanımda Ali Sayar ve Sabi Totah ile birlikte’ dedi.
Set Kebap’ın içi oldukça değişmiş, şık sıcak bir ortam yaratılmış. O eski halinden eser kalmamış hele ki tavanlara asılan leopar şamdanlara bayıldık Nur Yerlitaş ile birlikte. Tabi bayıldığımız sırf dekorasyon değil çiğköfte, patlıcan söğürme, lahmacun, haş haş kebabı of of nefisti doğrusu.
Cenk Eren ve ekibinin projeleri tabi bununla bitmiyor bu yaz Bodrum’da hafta sonları Gümbet eski Club M’in içinde açacaklar My Pavyon’u.. Of gümbür gümbür olacak desenize yaz geceleri bir de biliyorsunuz ki yine Cenk Eren’in sahibi olduğu Piyasa var orayada gitmedim ama süper gidiyormuş kime sorsam ‘Piyasa’daydım akşam’ diyor. Eee Piyasa’nın da başında deneyimli işletmeci Ergun Yıldız ve Tunç olunca kim tutar onları.. Anlayacağınız bu yıl bence Cenk Eren’in yılı…