Dün gecce "Siyaset Meydanı"nda Başbakan Tayyip Erdoğan Ali Kırca'nın konuğuydu. Aslında Başbakan Tayyip Erdoğan öğrencilerin konuğuydu. Buna vesile olan Ali Kırca idi. İyi bir vesile.. Tebrikler Ali Kırca.
Aslında bu tür yazı yazmak ve yorum yapmak haddime değil. Fakat gecce saat 01.30'da Ankara ilköğretim okulunda okuyan bir kız öğrenci dahi programdaydı. Yani haftaarası saat gecce yarısına yaklaşırken bir televizyon programında sırf sorunlarını, eğitim sürecinde yaşadığı sorunları paylaşabilmek için 12 yaşında bir kızın direnişini gördüm...
Başbakan Erdoğan da ise gördüğüm yalnızca keder'di... Karşısında ondan umut bekleyen, kafasındaki soru işaretlerine cevap bekleyen 100'e yakın öğrenci vardı... Ekran başında onları izleyen ise milyonlar...
Başbakan sürekli "alt yapı iyi yapılmalı, sabırlı olmamız lazım" dedi... Aslında bu yüreğinin değil, dudaklarının söylediği kelimelerdi. Karşısındaki çocukların ne büyük bedellerle topluma malolmaya, iyi bir birey, insanlığa faydalı, tanrı'ya yakışır bir kul olmak isteyen bir gençlik gördü. Tabii bunun altında ezildi, üzüldü ve söyleyeceklerini bile tam anlamıyla ifade edemedi..
Bu genç yürekleri, politik sözler söyleyerek oyalamak istemedi. Yaklaşık 4 yıldır Recep Tayip Erdoğan'ı tam anlamıyla izleyen ben, İlk kez bu kadar keder ve üzüntü içinde gördüm kendisini. Çünkü onu bile aşan sorunlarla karşı karşıyaydı. Karşısındakiler çocuklardı ve başbakan, toplumda yer edinmeye çalışan fakat kendisini toplumdan uzak gören bir gençlik ile karşı karşıya kaldı.
İşte orada Başbakan Erdoğan bir saate yakın politikayı unutup, gerçek kendi oldu... Yüreğinden, beyninden geçenleri hiçbir hesap yapmadan gençlerle paylaştı. Çünkü ortada kalmış bir gençlikle karşı karşıyaydı. ..
Ve en son söylediği "ben başbakan değilim, ekibim ile birlikte 2006'da topluma gençliğe verebileceğimiz en iyi imkânları planlayan ve bu planları yaşama geçirmek isteyen bir bireyim" dedi...
Nasıl demesin karşısında ezik, yarınını bilemeyen, güvensiz bir gençlik vardı. Bu başbakana keder verdi. O an Ali Kırca, "Başbakanım" diye hitap ettiğinde başbakanlığını bile reddedip "biz bir ekibiz" dedi. "Benim kendi kararlarım değil ekibimle aldığım kararlar geçerlidir" dedi..
Ve ardından gençliğe "benim yaşamımda uyguladığım 4 kural var. Bu kurallar; Oku, düşün, uygula, neticeye var" dedi..
Ardından ise sözleri, "özü sağlam, sözü sağlam bir gençlik oluşturun" oldu....
Tebrikler başbakanım. Gençlerin karşısında duyarlı olup, politikayı bir kenara bıraktığınız için...
Dün gecceki siyaset meydanın'daki programda gözlerinizdeki keder ve acıyı ben sizinle paylaştım. Eminim izleyenlerin hepsi paylaştı... Çünkü gençliğin geleceği avucumuza aldığımız kum gibi kayıp gidiyor... Yavaşça usul usul..