Kim mi bu uçanlar? Sanat camiasındaki sanatçılar!
Bir; Nil Karaibrahimgil kızımız. Uçuk-kaçık şarkılarıyla belli bir kitleye kendini dinlettirebiliyor. İkinci albümü "Nil FM"in "Gitme, yoksa" şarkısı bütün genç kızların dilinde.
Geçtiğimiz gecce Emel Müftüoğlu'nun hem de TRT 1'deki programına konuk olan Nil Karaibrahimgil, bu şarkıyı söylemeye başlayınca şaşırdım, kaldım.
"Gitme, yoksa bir kutu uyku ilacı içerim, gitme yoksa kendimi en yakın köprüden atarım, gitme yoksa kendimi mafyanın ellerinde bulurum" diyor. Bu ne biçim şarkı yahu.. Sevgilisine sesleniyor, "beni terkedersen intihar ederim" diyor.
Şarkıyı bitirip yerine oturdu ve sevgili Emel Müftüoğlu, Nil Karaibrahimgil'e "vallahi kasedini daha alamadım ama kızım Çağrı da var. O bütün gün odasına kapanıp bunu dinliyor. Kasedi dinlemek için istedim, ödünç dahi vermedi." Dedi..
Vah vah, ne önemli şarkılar varmış kasette? Emel, geçmişi unuttu galiba! Genç kızları intihara teşebbüs eden şarkılar. Yeni yetişen genç kızların birçoğunun aklı başında olmayıp, bu şarkılar yüzünden intihar edebilirler. Bu ne tepkisizliktir!
Bir zamanlar Murat Kekili adlı şarkıcının söylediği, "Bu akşam ölürüm beni kimse tutamaz" şarkısı olay yaratıp, "intihara teşebbüs ettiriyor" diye yasaklanmaya bile kalkmıştı. Ama maşallah Nil kızımız şarkıyı garip mi desem, sevimli mi desem, giydikleriyle uzaylı mı desem, şirin şirin söylediği için kimse tepki vermiyor. Uçmayın, uçurtturmayın!
Gelelim ikinci uçuşa;
Gülben Ergen geçtiğimz hafta büyük bir şaşa ile Mydonose Showland'de kasedinin tatınıtımını ve konserini havalarda uçarak yaptı. Ne şaşa, ne hava? Sanki Madonna! Ama üç gün sonra o uçan şarkıcı, uçarak Antalya'da bir otelin balo salonunda Likit Gaz'ın bayiilerine bir konser verdi. Bari bir ay bekleseydi. Onun, o uçan görünülerini, şaşasını insanlar içlerine sindirselerdi!
İşte ne yapsalar yine de Hülya Avşar'ın yoluna giremiyorlar. Kadın ne uçuyor, ne konuyor. Yaptığı her şey ardı ardına ama dengeli yapıyor. Hülya Avşar, bugün iddialı bir şova çıkıp ertesi gün bayii toplantısında şarkı söylemiyor. Yani attan inip, eşşeğe binmiyor.
Gülben Ergen'i beğeniyorum. Başarılı işlere imza atayor ama ne zaman, nerede, ne yapacağını bilemiyor.
Sıarada üçüncü uçuş var; Hande Yener...
Nereye koşuyor, nereye uçuyor belli değil! Bundan üç yıl önce Bodrum Manastır Oteli'n havuzbaşında tanışmıştım onunla. Ne mütevazi, ne içten, ne samimi bir hali vardı. Ama zaman onu da şaşırtmış! O kadın gidip, yerine başka bir kadın gelmiş. Şöhret bu işte. Sindirmek lazım, emek lazım, çizgiyi korumak lazım. Marjinal ve şımarık olmak her sanatçının harcı değildir. Bence Hande Yener, biran önce toparlanıp, gecce gezmelerini azaltıp eski haline dönmeli. Duyduğuma göre bir çok sanatçı dostuyla da kavgalıymış, çok konuştuğu için herkes yaka silkiyormuş.
Dördüncü uçuş; Tuuuba Ünsal!
Ne oldu kızım, böyle daldan dala konuyorsun. Sevimliliğinle işi götürüyorsun ve sen hep aynı şeyi yapıyorsun. Birini bulmadan diğerini bırakmıyorsun.
Mustafa Sandal'la iken Aksel Goldenberg'i buldun ve Sandal'ı bıraktın! Şimdi de Yılmaz Erdoğan'ı buldun Aksel Goldenberg'i bıraktın! Yılmaz Erdoğan seninle Aksel Goldenberg yüzünden tanıştı. Çok kaliteli bir sevgilin var diye seni BKM'ye aldı. Bundan 1,5 yıl önce sevgilin Aksel'in yeri Dada'da Yılmaz Erdoğan da gelip eğleniyordu. Zaman geçti, Sandal gitti Aksel geldi. Şimdi Aksel bitti Yılmaz geldi.. Yaşın daha 23 falan galiba! Fazla uçma, kimseyi de uçturma!