OLDU MU ŞİMDİ BETÜL ŞAHİN?

Yayın Tarihi : 19-08-2008 17:16
'Vay gidene!' denir ya ne doğru bir söz. Vay Osman Yağmurdereli vay! Ölünün arkasından konuşulmaz derler. Ama bizim bazı kendini bilmez insanlarımız sanki ölünün arkasından konuşmazlarsa günaha gireceklerini düşünüp rahmetli Osman Yağmurdereli'nin ardından bir konuştular pir konuştular. Bir deli kuyuya taş atmış on deli onu çıkarmaya çalışmış misali dizi oyuncusu Betül Şahin de Osman Yağmurdereli'nin ölümünün ardından Osman'ın sevgili eşi Esin Yağmurdereli'yi yaralamak, kırmak, incitmek adına ölüm ilanı verdi gazetelere. Oldu mu bu sevgili Betül oldu mu? Sen on yıldır Osman Yağmurdereli ile birlikte olduğunu iddia ediyorsun sonra birlikte olduğun adam ölünce onun adına ölüm ilanı vererek tek taraflı bu ilişkiye kendince sahip çıkmaya çalışıp gazetelere röportajlar veriyorsun. Madem on yıldır bir ilişki yaşıyordunuz neden Osman Yağmurdereli yaşarken çıkıp da 'Betül benim canımdır, sevgilimdir' deyip herkesin önünde aşkını ilan etmedi? Neden sizi sakladı, neden sizinle ilgili Betül Şahin ile bir ilişki yaşıyor musunuz sorularına 'kesinlikle hayır' cevabını verdi, neden? Neden? İkinci bir kadın olarak bunu on yıl nasıl içinize sindirdiniz, nasıl buna boyun eğdiniz de şimdi çıkıp 'ben rahmetli Osman için çok önemliydim, beni çok severdi ayrıca ailesi Osman'ın ablası ve de Osman'ın canı kadar sevdiği yeğeni ile de çok iyi ilişkilerim vardı' dersiniz? Osman Yağmurdereli benim bildiğim kadarıyla tam tamına sekiz yıl ailesi ve ablası ile dargındı ve telefonda dahi görüşmüyorlardı. Osman Yağmurdereli kanser hastalığına yakalandıktan sonra ailesiyle görüşmeye başlamıştı. Bu nasıl bir çelişkidir Betül Hanım!! Osman Yağmurdereli'nin ölüsüne de mi saygın yoktu? Ünlü bir gazeteci köşe yazısında Betül Şahin'i savunmuş; 'Gizli ilişki yaşayan yalnızca Betül Hanım mı ki günah keçisi yaptınız' diye yazıp ikinci kadın olan sevgili Türkan Şoray'ın ve Fatma Girik'i yazmış.. 'Onlar da evli yapımcılarla birlikte yıllarca birlikte oldular' demiş. Evet Türkan Şoray evli olan Rüçhan Adlı ile yıllarca beraber oldu. Oldu fakat Rüçhan Adlı her yerde Türkan Şoray'ı yanında taşıdı, kimseden saklamadı. Fatma Girik, Memduh Ün ile birlikte oldu onlar da her yerde hep bir aradaydılar. Asla sevgilerini, aşklarını verdikleri kadını basından ve halktan saklamadılar. Betül Şahin'in dediği gibiyse şayet, yani on yıldır gizli bir aşk söz konusuysa Osman Yağmurdereli neden halktan ve basından Betül Hanım'ı sakladı? Demek ki Osman Yağmurdereli'nin bu ilişkiye güveni yokmuş ve Betül Hanım'ın dediği gibi bir aşk yaşanmışsa bile kapalı kapılar ardında fantezi olarak yaşanmış. Bunlara hiç gerek yoktu Betül Şahin; ölmüş bir insanın ardından konuşup kemiklerini sızlatmaya ve onun ardından yaş döken fedakar bir eşi üzmeye, hiç ama hiç gerek yoktu.. Çok merak ediyorum Betül Şahin Hanım'a bundan sonra yapımcılar nasıl güvenip iş verecekler? 'Bıçak döner, sap keser' diye düşünmeyecekler mi? Bence düşünecekler, peki ya sizce? [b]ÇILDIRMIŞLAR...[/b] Gerçekten çıldırmış kişiler var aramızda. Geçtiğimiz iki yıl boyunca tek bir 'ikoncanımız' vardı.. Ama şimdilerde birken iki, ikiyken üç oluverdiler.. Anlayacağınız memlekette ikoncan patlaması yaşıyoruz.. Amip gibi ürüyorlar, mübarek.. Bu ikoncanlarımız yaz aylarında Bodrum Türkbükü, kış aylarında İstanbul Nişantaşı ve Etiler İkonu oluyor malumunuz.. Bu ikonlarımız genelde ikonlaşmayı kendilerine iş edinseler de arada iş yapıyor gibi görüntü vermeyi de ihmal etmiyorlar. Ahh, bir de arada anne oluyorlar. Anneliklerine de laf yok bu arada!! Efendim bu yaz Bodrum Türkbükü'ne gitmedim; benim yerime eşim Kenan Erçetingöz'ü yolladım. İyi ki de gitmemişim şunun şurasında toplam iki ay tatil yapıyorum; onda da Türkbükü sahillerindeki ikoncanları görüp çevre kirlenmesine katkıda bulunmak istemedim.. Gözlerimi de korudum elbette.. Efendim bu malum ikoncanların adlarını yaz –ma- ya- ca-ğım. Zaten artık bilen biliyor onların kimler olduğunu. Benim ve benim gibi birçok insanın anlamadığını buradan sormak istiyorum. Cevabını bilen varsa lütfen bana cevap versin ki ben de onu köşemde yayınlayayım. Birincisi bu ikoncanlar nasıl oluyor da yazın ortasında plajda sadece ikoncan olmak için "tak takıştır sür sürüştür, inadına çık piyasa vakti" diyen ünlü şairimize özenip 35 derecenin üstünde seyreden sıcaklara aldırmadan ful ama gizli makyaj yapabiliyorlar? İkincisi o ağır deve çanlarını andıran şangur şungur takıları, arabik kaftanları, deri ve de gladyatör sandaletleri ile sabahtan akşama kadar bir endam bir eda halleri içinde Allahın sıcağında nasıl dolanıp duruyorlar? Hayır bunun adı da kendilerine göre moda öncülüğü oluyor ya, çok gülüyorum.. Tühhh sizin moda öncülüğünüze!!!! O sıcakta ayaklarınız o deri sandaletlerin içinde nasıl mantar olmuyor anlayamıyorum. Üstüne üstlük kapkara yanıyorlar bir de o yanık tenlerine sanki güneşten yanmış gibi nerede bir bez parçası bulsalar oralarına buralarına sarıp sarmalıyorlar. Onlara özenen bazı garipler ise onlar gibi sarıp sarmalanıp atıyorlar kendilerini plajlara akşam bir bakıyorlar ki vücutları zebra desenli olmuş. Nerede kaldı şimdi bunun moda öncülüğü, kısacası ikoncanlığı! Allah aşkına akıllı olun sizi fazla para mı delirtti yoksa başka bir şey mi delirtti bilemiyorum ama ne olur bir an önce dünyaya dönün.. Yaşadığınız yer İstanbul, bulunduğunuz tatil beldesi Bodrum Türkbükü sahilleri.. Siz kendinizi uzaylı mı zannediyorsunuz 'Uzaylı Zekiyeler!!' Şimdilerde bir zamanlar birbirini kıskançlıktan yiyecek olan ikoncanlar iş birliği içinde olup samimi pozlar veriyorlar basına.. Acaba içlerinde bir tarikat mı kurdular? İnanır mısınız yazarken bile gülüyorum. Allah izin verirse bu ikoncanlar iki haftaya kalmaz Nişantaşı'na göç edeceklermiş. Eh artık ben de rahatlıkla Bodrum'a gidip evimde bir hafta gözlerime şenlik çekeceğim. Çevre kirliliği olmadan hem de! Bir daha soruyorum bu plaj modası dünyanın hiçbir yerinde yok. Bir tek Afrika kabilelerinin kadınlarında var. Ben bu yıl İkoncanlar yüzünden Fransa ve Ege sahillerini tercih ettim oradaki jet-sette bile böyle bir ikoncan akımı görmedim. İnşallah seneye bu akım sona erer, ermezse etrafta mitoz bölünmeyle çoğalıp üreyecekler. Eh o kadar üremeden sonra bunlar artık sahil kenarlarına Afrika'daki kabileler gibi çadırlarını da kurarlar...