Vah ki gerçekten ne vah...İyi ki magazin yazarı olmuşum, ya ekonomi yazarı olsaydım, artık neler yazardım neler..Bıçak sırtı yapardım vallahi köşemin adını. Dünya da bir kriz fırtınası esiyor ki bunu bilmeyenimiz yok. Ama maşallah kriz kapıya dayandı işine gelen krizi kullanıyor. Ben bizim insanımız kadar fırsatçı görmedim..Krizi öyle bir kullanmaya başladılar ki anlatamam..Tabii krizi yalnızca gündüzleri iş saatleri arasında kullanıp ağlaşıyorlar da ağlaşıyorlar ama bir de akşam olup gecce eğlenceye daldılar mı kriz bir anda unutuluyor.
Bütün gün ağlaşan patronları gecce olunca anlamıyorum.. O patronların hanımlarını da anlamak zor vallahi.. Maşallah hepsi alışverişlerden öğle yemeklerinden akşam gezmelerinden geri kalmıyorlar. Olan, maaş ile çalışan işçiye oluyor...Kriz var diye işçilerini birer ikişer çıkartıyorlar...Neden çıkartıyorlar? Çünkü sevgili patronlar özel yaşantılarından ödün vermiyorlar da ondan. Vallahi onu bunu bilmem..Geçen hafta, hergün dışarıdaydım..Hem de gecceli gündüzlü.. Ohh bir görseniz gittiğim mekanlarda iğne atsanız yere düşmüyordu...Hemde gittiğim yerler İstanbul'un en meşhur ve pahalı restaurantlarıydı. Tabi kimi ararsanız gördüm, herkes afiyette, eğlencede...E hani kriz vardı?
Geçen sabah bir TV kanalında ünlü iş adamımız Halit Narin ile kriz konusu tartışılıyordu...Kulak misafiri oldum. Halit Narin öyle güzel konuştu ki ağzından bal damladı..Halit bey şöyle dedi "Aslında Türkiye'de tam anlamı ile şu an kriz yok üstelik üç ay sonra kriz bize uğramadan bitecek. En fazla üç ay veriyorum yaşanan krizin bitmesine hele bizim o kadar emin adımlarla ilerleyen bir başbakanımız var ki '' gibi kriz ile ilgili çok güzel yorumlar yaptı. Yani herkes neyin ne olduğunu biliyor. Patronlar ve hanımları gecceleri eğlenip öğlen yemeklerini hala dışarıda güle oynaya yiyebiliyorsa vah bu ülkenin emeköisine demek kalıyor o zaman yaşasın hayat diyelim hep bir ağızdan...
KİNARES'te KİNARES
Geçtiğimiz hafta sevgili Feza Fırat ve kızı Başak Oral çok güzel bir davete imza attılar. Boğazın en güzel oteli olan Les Ottomans'ta gençliği, güzelliği ve bakımı seven bayanları çok başarılı bir kremle tanıştırdılar. Kremin adı Kinares ve yalnızca eczanelerde satılmakta..Aslında Kinares'i geçen yıldan beri tanıyorum ve kullanıyorum... Gerçekten çok ama çok başarılı, tavsiye ederim.
Gelelim davete, kimler vardı kimler..Sevgili Deniz Seki zaten Kinares'in yüzü olarak gelen konuklara Kinares'in ciltte yaptığı iyilşitirmeleri anlattı. Gerçekten Deniz Seki güzel bir kadın.. Herşeyden önce kadın, bir de Yeşim Salkım'ı beğenirim. Buradan krem marka sahiplerini sesleneyim.. Bence en kısa zamanda Yeşim Salkım'ın yüzünü de kullanabilirler. Yakından biliyorum Yeşim Salkım da öyle bir ten varki şeffaf, beyaz ve pürüzsüz. Aynı şekilde Deniz Seki'de öyle. O gün Kinares'in davetine gelen sosyetik bayanlar bayıldı Deniz Seki'ye..Davetliler arasında Gül Ergi, Perihan Akı, Sedef Baran, Ayfer Toprak, Banu Zorlu ve daha şu an aklıma gelmeyen bir sürü medyatik isim vardı. Tabi davet boyunca yenildi, içildi sohbetler edildi. Buradan Kinaresciler'i ve sevgili arkadaşlarım Feza Fırat ve Başak Oral'ı böylesine güzel bir davette bizleri bir araya getirip Kinares kadar güzel bir krem hakkında bilinçlendirdikleri için tebrik ediyorum.
LUXURIA GERÇEKTEN ÇOK LÜKS
Dediğim gibi geçen hafta hiç oturmadım. Sevdiğim davetler arasında sevgili Zeynep Madra ve dünya şekeri kızı Gönül Madra'nın sahibi oldukları Nişantaşı'ndaki Arman Palas'ın birinci katındaki Luxuria'nın Hermes Saatlari ve Saınt.Louıs ile Puıforcat markalarının yeni kolleksiyonlarının tanıtım kokteyline gittim.
Aman allahım, kimi arasanız oradaydı..Mağazanın iki katı birden hınca hınç insan kaynıyordu ve birileri giriyor birileri çıkıyordu..Tabii bu kadar kalabalık olması bence Zeynep ve Gönül Madra'nın çok cana yakın olmalarından kaynaklanıyordu.. Hele Gönül, bıcır bıcır bir kız bayılıyorum ona, davetliler arasında Çiğdem Kayalı ve Şebnem Çapa kardeşler de vardı. Ne kadar zarif bir kadın Şebnem Çapa, bayılıyorum ona.. Bu iki kardeş de inanılmaz çalışkan..Tam bir iş kadınları, anlayacağınız yani bütün gün ne giyeyimde dışarı çıkayım diye düşünenlerden yani Papermoon kadınlarından değil onlar.
Modacı Cengiz Abazoğlu, kardeşi Figen ile gelmişti davete.. Cengiz'i de severim aslında çok iyi kalplidir ama bazen yanında taşıdığı kişiler onu yanlış yönlendiriyor ama Cengiz akıllı çabuk anlayıp uzaklaşıyor onlardan. Cengiz Abazoğlu deyincede aklıma hep Deniz Akkaya gelir..Nedense herhalde onları bir bütün görüyorum. Ama son günlerde Deniz Akkaya'ya ne oldu anlamıyorum.. Pazar günü bir alışveriş merkezindeki davette gördüm kendisini.. Vallahi yüzü gitmiş, gözler iyice şehla olmuş, kaşlar maşallah ok fırlatacak yay gibi gerilmiş. Nerede eski Deniz Akkaya hey gidi günler hey. Aaa unutuyordum, Luxuria davetinde Deniz Berdan da vardı Hani bu yaza damgasını vuran ikoncan Deniz, aslında kibar ve iyi bir kadındır ama bu kadar iddia neden anlamıyorum. Yine üzerinde iddialı bir kıyafet ve çizmeler vardı. Bence gerek yok.. O tür kıyafetler show içindir defile kıyafetidir. Bence oraya o kadar iddialı giyineceğine jean giyip üzerine beyaz bir bogazlı kazak ve normal çizme giyip gelmesi gerekirken o kadar abartılı ve de pahalı bir kıyafetle gelmesi olmamış. Ay daha çok gezdim ama sayfaya sığmıyor devamı haftaya...