Evet işte yine köşemde yer alıyorum.
Yaklaşık bir aya yakındır köşeme yazı yazmıyordum. Çünkü işimle çok yoğunum. İşim o kadar çok ki! Ev, iki çocuk, iki katlı villa ofis ve 15 çalışan elemanım var. Bir de, 1 Kasımda piyasaya çıkan gecce winter guide'la üç aydır haşır neşirdik. Allah'a şükür, yüzümüzün akıyla mükemmel bir kış guide'ı oldu. Tabii guide'ı matbaaya teslim eder etmez, yılda bir kez çıkan "Best Place 2005-İstanbul"un en seçkin 250 markasını 10 kategoriye ayırıp dergimize yerleştiriyoruz. Türkiye'nin ilk ve tek çok özel çalışması olan Best Place 2005-İstanbul"un ikincisini Ocak 2005'de tekrar sizlere buluşturacağız.
Bir yoğun, bir yoğunuz ki ekip olarak, sormayın. Ama güzel ve emek verilerek yapılan her şey inanın insana huzur ve mutluluk veriyor. Hadi daha fazla sizleri benim işlerimle oyalamayıp, son zamanlarda neler olmuş size bir anlatayım. Biliyorsunuz İstanbul'da son trend modaevi ya da butik açmak, tasarım kıyafetler yapmak, yurt dışına sık sık çıkıp son trendler neler bakıp dükkanlarına koymak. Bu arada kendilerini unutmayıp iki valizde müşterileri harici kendilerine almak sosyetik genç kızların tek ideali. Ne boş, ne boş!!! En son Helin Avşar ablası sayesinde Nişantaşı'nda bir mağaza açtı. Tabii gözde isimlerin hepsi oradaydı. Yakında Helin Avşar bir de defile patlatır. Ablası Hülya'da baş manken olarak podyumda yerini alır. Abla podyumda mankenlik yapar günlerce basını, yani bizleri oyalar. Haber üstüne, haber çıkar. Haberler çıkar ama Helin'in bu işinin de diğer kurduğu işleri gibi fazla uzun süreceğine inanmıyorum. Bu arada da, anlamıyorum. Git yıllarca İsviçre'de oku İstanbul'a dönünce bir baltaya sap olama. Eee tabii yarasa gibiler maşallah, gecce gezmek, gündüz uyumak. Akşamüzeri gidilecek yere çıkıp kıyafet almak. Ardından kuaför ve gecceye hazırlar. Tabii o kadar çok kıyafet alıyorlar ki sonunda kendilerinin çok güzel giyindiğini Trend sahibi olduklarını kendi kendilerine inandırıyorlar. Ee çevre de var, "başkasından alacağına arkadaşlarım benden alır" mantığıyla iş-güç sahibi oluyorlar. Helin Avşar benzeri de Süzer ailesinden Cennet Süzer'in kızı Enci Teker. Son bir yıldır Feza Fırat sayesinde basına kendini bir güzel tanıttı. Defile-mefile derken al sana bir modacımız daha oldu. Onlardan önce de bir ara popüler olan Leyla Çebi, sosyetik ve medyatik olan arkadaşı Siren Ertan sayesinde bir butik açıp cemiyet hayatına ve playboy'lara kendini kaptırıp cemiyet sayfalarını bol bol süsleyip durmuştu. İşte o güvenle bir de butik sahibi oluvermişti ama şimdi butiğinin yerinde yeller esiyor. Yine bu hevese kapılanlardan Arte Çelik'te Ritz-Carlton'daki mağazasını kapatıp Nişantaşı'nda yazbaşı başka bir yer açmıştı. Duydum ki onu da kapatıyormuş.
Aslında onlar kendilerinin güzel giyindiğini zannediyorlar. Açtıkları mağazaların dolup taşacağına kendilerini inandırıyorlar ve çevrelerine güvenerek "nasılsa iş yaparım" diyorlar. Git İtalya'ya, al valiz ile 10 bin dolarlık malları diz mağazaya, yüzde yüz kar koyup sat. Kendinden bir şeyler de katarsan işte tamam. Fakat artık bütün bayanların gözleri açıldı. Kime sorsam İtalya'ya alışverişe gidiyor. Ve oradaki toptancıları bulup gardıroplarını düzüyorlar. Bazı sosyetiklerimiz ise Merter semtindeki konfeksiyon atölyelerinden çıkmıyormuş. Bizim yeni yetme sosyetiklerde açtıkları mağazalarında bütün gün lak lak yapıp, çay kahve içip gecce gezme programlarını yapıyorlar. Vallahi zaten bizim insanlarımızdan yaşlısı genci iş bulamayınca bir butik açıyor. İşsizlik açığını da ailesine karşı kapatıyor. Ben Helin Avşar ve Enci Teker'in bu işi kıvırabileceğine asla inanmıyorum. Bu piyasadan kimler geldi, kimler geçti. İnşallah ben yanılırımda onlarda başlarını sokacak bir iş sahibi olurlar.
Sağlıcakla kalın, bu arada Ramazan ayında oruç tutmayıp geleneksel iftar yemeklerinde sosyetiklerimiz yine kendilerini o iftar senin, bu iftar benim dolanıp durdular. Ayıp vallahi bu kadarını da yapmayın. Kimlerin yaptığı zaten belli de yazmaya gerek yok onlar kendilerini nasılsa iyi bilir...
Hepinize iyi bayramlar diliyorum..