Hürriyet'in manşetinde Ayşe Arman pazar ilavesindeki röportajın başlığı;
Üç ay önce, çok aşık olduğu karısını kaybeden, 6 aylık bebeğiyle yalnız kalan, "Tatile 3 kişi gittik, 2 kişi döndük'' diyen adamın dramı.... Onu dinlerken deli gibi ağlayan Ayşe Arman...
* * *
O ağladı diye tüm okurlarını da ağlatan, bu olaydan dolayı sevdiklerimizin kıymetini bilmemiz gerektiğini öneren, sevgili Ayşe Arman'a....
Herhalde herkesin en sevdiği gün Pazar günüdür. Çünkü tatil günü. Evde çocuklarla vakit geçirme, hele de özenle hazırlanmış o Pazar kahvaltılarının keyfinin ardından kahve ve Pazar gazetelerini okuma sırası. Ben en çok Cumartesi ve Pazar ekleriyle başlarım gazeteleri okumaya...
Keyifle elime aldığım Hürriyet ilavesinin ön sayfasında, Ayşe Arman'ın ağlamaktan helak olduğu yazıyı başladım okumaya. Aman Tanrım. Ne kahvaltı tadı, ne kahve tadı kaldı. Okudukça ürperdim ve başladım ben de acılı adamın öyküsüne ağlamaya...
Birkaç kez elimden gazeteyi yere fırlatıp fırlatıp, 'Okuma Gül, okuma devamını lütfen" diye kendimi telkin ettim, ama olmadı. Merak var ya, tekrar okuyorum. Yine ağlıyorum. Ne acılı bir adam. Adını vermemiş, yalnızca 6 aylık kızının adının Kibele olduğunu ve mesleğinin turizmci olduğunu söylemiş. Ve çok sevdiği eşinin gözleri önünde nasıl öldüğünü anlatmış. Genç bir diş hekimi kadın, güzel, mutlu, yeni bebeği olmuş. Ama kader bu.. Yakasına yapışmış, bu kadarmış. Bir de yaşanan aksaklıklar girince işin içine kaybetmiş genç adam karısını.
Ayvalık'ta tatil yaparlarken sürekli başı ağrıyan eşinin ilaçla ağrıları o anlık geçiyormuş. İstanbul'a dönmüşler. Doktorlar, '' İsterseniz MR'a girin'' demişler. Anne yüreği süt emzirdiği 6 aylık kızına biraz daha emzire bilsin diye MR'a girmeyi reddetmiş. Bu arada diş hekimi olan bayan, bu kadar tıp okumuş.. Bazı belirtileri bilmesi gerekmez mi? Ardından İstanbul'da Nato Zirvesi olduğu için tekrar Ayvalık'ta tatil yapmaya karar verip gitmişler. Orada iyice fenalaşan anneyi, Ayvalık Devlet Hastanesi'ne kaldırmışlar. Doktor "MR çekilmesi lazım'' demiş.
Fakat Ayvalık Devlet Hastanesi'nde MR yokmuş. En yakın MR, Edremit'te bir özel hastanede varmış. Edremit'e gidilmiş ve MR çekilmiş ve Doktor, "Beyincikte kanama var! Hemen tam teşekküllü bir hastaneye götürmeniz gerek' demiş. İzmir mi, İstanbul mu derken İstanbul tercih ediliyor ve özel bir uçakla doktor ekibi çağırılıyor.
Nato Zirvesi'nden dolayı uçağa iki saat geç kalkış izni veriliyor. Ambulans beklerken, şöförü yemekte olduğu için onu beklemek zorunda kalıyorlar. Acı ki ne acı ama ben bu arada hala ağlamaya devam ediyorum. O arada telefonum çalıyor. Arayan arkadaşım da ağlıyor. "Ne oldu" diyorum, "Ayşe Arman'ın yazısını okudun mu?" diye soruyor.
'Ahh ona mı ağlıyorsun bende ağlıyorum' diyorum. Arkadan bir telefon, bir telefon daha... Bütün herkesin Pazar günü zehir oldu..
Bu arada acılı eş ve hasta anne İstanbul'a en nihayet varıyor. Ama gencecik bir anne aksaklıklar ve cehalet yüzünden ölüp gidiyor. Ardında bir eş ve onu hiç tanıma şansına sahip olamayacak bir kız çocuğu bırakarak.
Şimdi Ayşe Arman'a soruyorum;
Bu gibi ölümler dünyanın her yerinde yaşanıyor. Benim o yazıya, o kadar ağlamamın sebebi ise bende çok sevdiğim bir insanı hastane donanımsızlığından dolayı Rize'deki devlet hastanesinde kaybettim. Hem de kendisi daha 34 yaşındayken, ben onu çok severken. Ve benim gibi birçok insan, imkansızlıktan dolayı yakınlarını kaybediyor. Size e-mail yoluyla ulaşan bu acılı adamın hikayesinden belli ki çok etkilendiniz. Biz okurlarınız da etkilendi. Sizde çok etkilendiniz, çünkü şu anda 4 aylık hamilesiniz. Onun için etkilendiniz. Acılı babayı dinlerken ya da e-mail yoluyla gelen bu acı hikaye ile bizler gibi ağladınız. Ve karnınızdaki bebeğiniz de bunu hissetti.
Acılı bir babanın sevdiğini, kaybeden erkeğin dilinden yazacağınıza, biraz devlet büyüklerimizi uyarıcı bir yazı yazabilirdiniz. Her hastanede bir MR makinesi olması gerektiğini, tam teşekküllü olmasını, her ambulansın çift şoförlü olması gerektiğini ve de her insanın kendine daha duyarlı olup, hele hele tıp okuyup diş hekimi bir annenin İstanbul'da MR çektirmeyip tatile gitmesinin sakıncalarını vermeliydiniz.
Pazar günleri çalışan kişiler için keyif ve kendini Pazartesi iş gününe hazırlamaktır. Bu tür yazıları insanlara okutarak tekrar acılarını ayağa kaldırmayın. Size bir anne olarak tavsiyem bebeğiniz doğana kadar daha sağlıklı ve neşeli yazılar yazın sevgili Ayşe Arman!...