Janset: İnsanı Anlayabilmek İçin Oyuncu Oldum!

Caner Ural
Caner Ural
Yayın Tarihi : 23-12-2025 11:47

Ekranların ve tiyatro sahnelerinin başarılı ismi Janset Paçal 26 Aralık tarihinde vizyona girecek yeni filmi Hatice Aşkın’ın yönettiği "Adresi Olmayan Ev", yanında uzun zamandır sahnelediği "Tomris" oyunu ve yeni oyunu "Annemin Cenazesi" ile çok yoğun ama keyifli günler yaşıyor.

Janset ile geçtiğimiz hafta Ataşehir Das Das da sahnelediği "Annemin Cenazesi" sonrası Boran Kuzum, Osman Sonat, Zeynep Tuğçe Bayat, Bedia Ener, Seren Fosforoğlu gibi özel isimlerle rol aldığı yeni filmi ‘Adresi Olmayan Ev’ de gerçekleştirdiği Andaç karakterini, tiyatro oyunlarını ve hayatı konuştuk.

 

Adresi Olmayan Ev'in senaryosunu okuduğunuzda sizi en çok etkileyen duygu veya tema neydi? Oynadığınız Andaç karakteriyle bağ kurmanızı sağlayan ve sizi role çeken ne oldu?

Filmin yönetmeni sevgili Hatice Aşkın, Adresi Olmayan Ev'i benimle paylaştığında henüz ortada senaryo yoktu. Bir sayfa sinopsis vardı. Son kısa metraj filmi ‘App’ de böyle gelişmişti. Bir gün buluştuk, bana hikayesini anlattı. Çok sevdim. Ve sonrasında senaryo olarak bana gelmesini bekledim. Ve filmin belli olan ilk oyuncusuydum. App'te çok uyumlu bir çalışma süreci geçirmiştik. Aşkın’ın ilk uzun metrajında da benimle çalışmak istemesi ve sürecin en başından itibaren beni filmin oluşum serüvenine de ortak etmesinden çok mutlu oldum.  Oluşturduğu dünya, değindiği konu, incelikli anlatım ve en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş detaylarıyla hikayeden etkilenmemek mümkün değil. Bunun yanısıra birlikte çalışması benim için çok kolay bir yönetmen çünkü o da benim gibi ödevini yapmış, ne istediğini bilen ve disiplinli bir "öğrenci". Öyle olunca akış da daha lezzetli ve keyifli oluyor.

Andaç karakteri  sistemde başarılı bir şekilde var olurken, işten çıkarılıyor. İçine düştüğü boşluktan çilek reçeli yaparak çıkmaya çalışırken, o dünyanın 9 günahından biri olan, gereğinden fazla tüketmek suçundan ceza alıyor. Fazlaca katı olan bu dünyada, Andaç'a dair ne varsa yok ediliyor. İşin daha katısı; tüm ailesinin de Andaç'ı unutması istenmekte ve de gerekmektedir. Yoksa bu da ayrı bir ceza sebebidir. Anlamı "unutan" demek olan insanın, unutma yasasıyla cezalandırılıyor olması çok ironik değil mi? Her yönüyle gayet lezzetli ve ilgi çekici bir dünya. Tadı damağımda kalmış bir karakter çünkü kısacık kaldı hikayesi.

Karakterin oyunculuk çizgisini şekillendirirken yönetmenle karakter üzerine nasıl bir ortak vizyon oluşturduğunuzdan ve yaratıcı işbirliğinizin nasıl geliştiğinden bahseder misiniz?

Dediğim gibi filmin senaryo aşaması öncesinden içinde olduğum için, yönetmenle anneye dair uzun uzun konuşabildik. Oysa filmde en kısa rolü olan da benim. Bu da ayrıca ironik. Tüm hikayenin merkezinde olup, en az var olmak. Ama ne derler "rolün büyüğü küçüğü yoktur." Beatrice Straight'in en iyi yardımcı kadın Oscar ödülünü aldığı film Network'teki rolü 5dk 40sn idi mesela. Rolüm kısa da olsa, tüm film sürecinde sürekli iletişimde olduğumuz kendine has güzel bir deneyimimiz oldu Hatice ile.

Adresi Olmayan Ev'in atmosferi oldukça güçlü ve duygusal. Bu yoğunluğu sete nasıl taşıdınız ve çekimlerde sizi en çok etkileyen sahne hangisiydi?

Hepimiz hem unutan hem unutulan olduğumuz için, duygusal olarak empati kurmakta çok zorlanmadım. Ama buna zorlanmak... Andaç sistem içinde gayet uyumlu giderken birden sistem dışına itiliyor ve bununla baş edemiyor. Sektör içerisindeki durumumu ve duruşumu düşününce; sistem dışında kalmanın nasıl bir şey olduğunu anlıyorum. Andaç ile farkım, sistemin dışına kendim çıkmam. Dolayısıyla içine gireceğim karanlığı önceden bilerek, ona göre farklı bir yol bulmaya, kendi ışığımı yakmaya çalıştım. Andaç gibi kalmak istemem. Filmin tamamını tek bir sahne gibi düşünüp her anını seviyorum. Çünkü her anı özenle düşünülmüş bir film. Filmde olan değil de olamayan "annenin sona yürüyüşü" sahnesi olsun çok isterdim.

Filmdeki karakterlerin yaşadığı mekansal ve duygusal "adressizliği" siz nasıl tanımlarsınız? Andaç'ın dünyasında kendinizden hangi parçaları gördünüz, hangi parçaları karakterle birlikte keşfettiniz?

 Ait olamamanın verdiği eksiklik. En çok ihtiyacımız olan şeyden kendimizi bile isteye mahrum edip, oluşan eksikliği dert edinmek. İnsan çok garip bir canlı. Çok anlayabildiğimi söyleyemem. Belki de insanı anlayabilmek için oyuncu oldum. Andaç sürecinde en çok düşündüğüm şey unutmak ve unutulmak üzerine oldu. "Bir insana verilebilecek en büyük ceza onu yok saymaktır." diye bir cümle okumuştum. Sırf birisi istiyor diye unutabilir misin sevdiğini? Ya da hatırlamak için illa görmek mi lazım? İnsan tarafından oluşturulan sistemin, insanı insanlıktan çıkarıyor olması da epey kafamı kurcaladı.

Dijital platformların yükselişi sizi nasıl etkiledi ?

 Çalışma şartlarından dolayı televizyon kanalları ile çalışmayı bıraktığım için benim çok işime gelen bir yenilik oldu digital platformlar. Herkesin kendi seyir kanalını oluşturabileceği bir zenginlik sundu. Fırsat bulamamış, kendini gösterememiş, ilgili, hevesli, yetenekli pek çok insana kendini sunma imkanı verdi. Benim gibi farklı bir yol arayan insanlara da ilaç gibi geldi.  Ben memnunum.

Tiyatro nasıl başladı?

Tiyatro, çocukluk yıllarımdan beri var. Daha doğrusu oyuncu olmaya çok küçük bir yaşta heves ettim, sonra karar verdim. Niyet öyle olunca da yol da ona göre şekillendi.

Tiyatro bu arada yoğun gibi  'Tomris' bayağıdır sahnede şimdi de 'Annemin Cenazesi' ile  sahnedesiniz anlatabilir misiniz biraz oyunları?

Evet ilk defa aynı anda iki oyunda oynuyorum. Tomris'in oluşum sürecinde epey cefa çektim, artık keyfini çıkarma zamanı. ‘Tomris’ için bir Avrupa turnesi hazırlığındayız. 22-29 Mart 2026 tarihleri arasında Almanya ve Hollanda turnesi yapıyoruz. Sırasıyla Berlin, Hamburg, Amsterdam, Düsseldorf, Frankfurt, Stuttgart başlangıç için gideceğimiz şehirler. Duyanlar duymayanlara söylesin. Tüm tiyatroseverleri bekliyorum.

Yeni oyunumuzda da kendi çapımda ilklerim var yine :) İlk defa bu kadar genç bir yönetmenim oldu mesela: Emre Aslanbek. Yakında ismini sıkça duyacağımızı umuyor ve diliyorum. İngiliz yazar Kelly Jones'un "Annemin Cenazesi: Tiyatro Oyunu" oyununun hem çevirmeni hem yönetmeni. Kendisiyle çalışmaktan çok büyük bir keyif aldım. Oyundaki partnerlerim Dila Yağcı ve Eray Karadeniz ile yakaladığımız uyum, seyircinin de çok hoşuna gidecek. Çok enteresan bir oyun, özellikle sahneleyen oyuncular için. Tekst o kadar güzel, güçlü ve katmanlı ki,  her okuduğumda ayrı bir nüans keşfetmek ve sürekli duygusal bir şaşkınlık yaşamak bana çok iyi geldi. Yine ilk defa, sahnede hazırlanıyorum oynadığım diğer karakterlere de. Dolayısıyla oyunun yanısıra bir de kostümsel devamlılık ve akışını oturtmak gerekiyordu. Zorlanmayı sevdim.

Ve bu zorlu süreçte yönetmenim kadar, işi kolaylamak için sihirli dokunuşlarını esirgemeyen yönetmen yardımcılarımız Duygum Girginer ve Uğur Baran'a da çok teşekkür etmek istiyorum. Işık tasarımı Ayşe Ayter, ses tasarımı Onat Utku Selçuk, dekor ve kostüm tasarımı Duygum Girginer, afiş tasarımı Kenan Özcan'a ait. DasDas'ın yapımını üstlendiği oyunumuzu İstiyePark ve Ataşehir DasDas sahnelerinde seyircisiyle buluşturmaya başladık. Tüm tiyatroseverleri bekliyoruz.

Sanatçı olmak istediğinizde ailenizin yaklaşımı ne oldu?

Bir insanın ilk başkaldırısı anne-babaya karşı oluyor. Benim de öyle oldu. Onların benim için kurduğu hayalin içine girmek yerine kendi kurduğum hayalin peşinden gittim. Bunun için de mücadelemi verdim. Çünkü her hayalin bir bedeli var. Ve kendi kurduğun hayalin bedelini göğüslemek, onun için yıpranmak özgürlüğün en güzeli.

Filmler, diziler, tiyatro ve dijital projeler… Klasik bir soru vardır ya, hangisini tercih ediyorsunuz diye? Hangi platform size daha çok güven veriyor, hangi projeyi öncelikle kabul ediyorsunuz?

Filmler, diziler, dijital platformlar arada ekran olduğu halde yapılıyor. Tiyatronun organikliği, canlılığı, heyecanı, zevki, hazzı, alış-verişi bambaşka.

Uzun yıllardır sektörde olan biri olarak genç oyunculara nasıl bir tavsiyeniz olurdu?

Profesyonel olarak oyunculuktan para kazanmaya başladıkları anda sendika ve telif birliklerine üye olsunlar. Oyunculuğu öğrendikleri kadar oyuncu haklarını da öğrensinler. Meslek ahlakını önemsesinler.

Var mı yeni projeler?

Her zaman...

 

 

Bodrum’da 'Hayat Paylaştıkça Güzel'!

“Hayat paylaştıkça güzel” mottosu ile her ay bir sosyal sorumluluk projesine sponsor olarak yeni bir akım başlatan Bitez’in sevilen mekanı Satır’da Adana Sokak Lezzetleri geçtiğimiz günlerde Bodrum’da bulunan sokak hayvanlarının ihtiyaçları  için Bodrum Turgutreis barınağındaydı.

Şu sıralar yeni çıkan şarkısı ‘ Lambada ‘  ile büyük sükse yapan yılın çoğu zamanını Bodrum’da geçiren Yonca Evcimik barınağa mama ve genel ihtiyaç bağışında bulundu, barınak gönüllüsü İnci Kutay’dan genel ihtiyaç listesinin duyurulmasına da destek oldu. Yıllardır hayvan sevgisi ile bilinen Evcimik, yakın zamanda  “Başka Bir Hayat Diliyorum” derneği ile birlikte barınak ihtiyaç listesinde olan kulübelerin boyanması etkinliğine de katılacağını söyledi.

  

 

Cenk Eren’li gecceler ‘Güzel Olur’!

Cenk Eren söylediği şarkılar yıllardır sahnesinde gösterdiği şahane performansı ile hep revaçta olan güçlü bir yorumcu.

Sahnesini taa Etiler Dedikodulu Meyhanesinden beri tek geçtiğim başarılı sanatçıyı hafta sonu Kozyatağı Hilton içinde faaliyet  gösteren Sahne 17 Plus ‘ta izledim.

Yine muhteşem yine şahaneydi, başarılı sanatçı dünden bugüne Cenk Eren Şarkıları yanında ondan keyif ile dinlediğimiz şarkıları ile sahnede idi. Tanju Okan, Ferdi Özbeğen’in klasik şarkıları yanında Sezen Aksu, Kayahan, Aysel Gürel  şarkıları ile unutulmaz bir gecce oldu bizim için.

Yakın zamanda çıkardığı teklileri ile diskografisinde artılar katan Eren’in yeni şarkısı söz ve müziği Yalçın Polat’a ait olan  ‘Yılların Ağacı ‘ ile dikkat çekiyor Cenk Eren. Duygu yüklü şarkı genç bir kadın ile yaşça büyük bir erkeğin hikayesini anlatıyor .Yapımcılığını  Bayhan Müzik’in yaptığı   şarkının düzenlemesini Febyo Taşel hazırlamış. Şarkıya vokal olarak Pınar Çubukçu eşlik ederken arabesk formattındaki ‘Yılların Ağacı ‘ adlı şarkının klibi İzzet Çapa’nın yeni mekanı Çapa Pera’da çekilmiş.

 

Cenk Eren sahnesini izlerken Sahne 17 Plus adlı  mekanın İstanbul gece hayatı için artı değer olduğunu fark ettim. Mekanın ferahlığı yanında ses tesisatının başarılı oluşu, servis yanında speciyalleri ve mezelerinin damak tadıma uygun oluşu mükemmeldi.

 

6. ESENLER FİLM FESTİVALİ ONUR ÖDÜLLERİ!

Esenler Belediyesi ev sahipliğinde bu yıl altıncısı düzenlenen Esenler Film Festivali 19 Aralık tarihinde başladı.

Açılış geccesinde, Türk ve dünya sinemasına uzun yıllar boyunca emek vermiş usta isimlere Onur Ödülleri takdim edildi. Türk tiyatrosu ve sinemasının duayen oyuncuları Altan Erkekli ve Serpil Tamur ile uluslararası alanda önemli başarılara imza atan İran sinemasının usta isimleri Rıza Naci ve Rıza Mirkerimi onur ödüllerine layık görülen isimler oldu.

Gecede konuşma yapan Esenler Belediye Başkanı M. Tevfik Göksu, Esenler Film Festivali’nin yalnızca film gösterimlerinden ibaret olmadığını vurgulayarak, festivalin sinemanın hafızasını koruyan, yeni üretimleri destekleyen ve farklı kuşakları bir araya getiren bir kültür platformu olduğunu ifade etti.

Festival Direktörü Suat Köçer ise yaptığı konuşmada; başta Esenler Belediyesi olmak üzere kendilerine altı yıldır bu imkanı veren herkese, tüm destekçilere ve varlığıyla güç veren sanatçılara teşekkür etti.

Açılış töreni, Fi Orkestra tarafından verilen konserle devam etti. Müzik ve sinemanın buluştuğu konser, izleyicilerden büyük ilgi gördü ve geceye özel bir atmosfer kattı.

Esenler Film Festivali, 23 Aralık’ta sona erecek.

  • Etiketler