YANIYORUM BEN DE İNADINA!!

Yayın Tarihi : 30-03-2010 14:14
Geçen hafta size Tuğba Ekinci´nin klibinden bahsederken bir detaydan bahsetmeyi unutmuşum. Bu aralar bende kafa kalmadi zaten desem yeridir. Anlatmayı unuttuğum şey, evet klibi beğendim beğenmesine de, bir yerden de tanıdık gelmiyordu da değil. Yabancı bir parfüm reklamıydı sanırım ve hatırladığım kadarıyla o reklamda model saçlarını kesme sahnesinde sarışındı. Tuğba´nın klipte kullandığı saç modeli ve kıyafetleri hemen hemen aynıydı. Kusura bakmayın ama tam olarak hangi reklam filmi olduğunu söyleyemeyeceğim çünkü araştırmaya zaman yok şu an.. Büyük markalardan biri muhtemelen. E bildiğiniz gibi bunlar yeni şeyler değil yani. Neredeyse her üçüncü klip yabancı videolardan özenme. Ne üzücü aslında.. Çakma işlere ihtiyacımız mı var yahu?? Bizim gibi güzel bir ülkeye sahip olan ve sıcakkanlı insanların fantazisi bu kadar kısıtlı mı ki sürekli yurtdışından gördüklerimizi taklit etmeye gerek duyuyoruz? Aslında tam tersi olmalı. Biz güzel ve yeni şeyler yaratmalıyız ki birazda dışarıdakiler bizi taklit etsinler. Bizim onlardan neyimiz eksik ki? Hatta fazlamız bile var!! Bu konularda biraz daha çaba ve özgüven göstermemizi isterdim!!! Ve yazımın başlığı: Evet yaa.. Yanma demezler yanan adama.. Ama yanıyorum işte bende inadına.. İnadına mesleklerin en zorunu seçtim hatta yabancı bir ülkede okudum (gerçi benim içın pek yabancı sayılmaz). Ve inadına iş arkadaşlarım gibi bir işe değıl bir kaç tanesine odaklandım. Sanırım bu balık burcunun bana verdiği değişkenlik ve yaratıcılıktan dolayı. Ve inadına kaptırdım kendimi olaylara. Ve inadına bir kaç iş birden yapınca zorluklarıda ona göre oluyor ve hiç birine 100'de100 hazırlanamıyorsun aslında. Ve inadına bu işleri tek bir ülkedede yapmıyorum yani. Türkiye ve yurtdışı arasında mekik dokumak zorunda kalıyorum zaman zaman. İnadına kendime zaman ayırmaya çalışıyorum ama başaramıyorum. Sonra bakıyorum bazı adamakılı birşey üretmeden paraları toplayanlara (bu maalesef özellikle Türkiye´de ve özellikle show ve sanat dünyasında çok güzel mümkün) ve diyorum ki kendi kendime: "Aptal gibi ne uğraşıyorsun be kızım! Millet iki frikikle, iki kalça sallamakla, iki bilgisayardan gelen sesle veya iki öpüşme sevişme sahnesiyle paraları kırıyor. Sen hala dosyaların kitapların başında otur uğraş salaklığına doyma“ diyorum. Ama sonrada soruyorum kendime: "Sende öyle olmak ister miydin? Bazılarının geçmek zorunda kaldıkları yollardan geçmek ister miydin?“ ve yanıt kocaman bir haaaayıııııııırrr oluyor. Son zamanlarda şizofrenik kendi kendime sohbetlere dalmaya başladım işte. Ne yaparsin!!! Bazı günlerde "Amann evlenip doğurup otursaydın evine bu kadar mücadele edeceğine“ diyordum. Ama sonradan cevap yine aynı oluyor. O da ben olmam o zaman. Ve inadına aslında şu an yaptığım şeyleri her ne kadar zor çeksemde aslında severek yaptığımı anlıyorum! Evet, ben böyle inadına yananlardanım işte. Hiçbir zaman kolay yolu seçmeyenlerdenim.. Ve umarım bu zorluklara verilen emekler boşa gitmez. Şu an elimde sargı var mesela çok fazla PC´de çalışmaktan ve yazı yazmaktan, ama ben İNADINA yanıyorum yine gördüğünüz gibi.. Yazımı yazmadan da duramadım.. Hani ben de az değilim yani :)) Ama ne yapayım.. Dediğim gibi böyle inadına yananlardanım işte!! Bu arada önümüzdeki iki haftam çok ama çok zor geçecek. Şimdiye kadar yaptığım her şeyi kanıtlama zamanı… Ve inanın bana.. Hepinizin dualarına ihtiyacım var… İnşallah alnım ak çıkarım bu işın içınden.. * * * Kendinize iyi davranın ve zor olsada mücadele etmeyi unutmayın..