MADONNA'NIN KIZI LOURDES!

Yayın Tarihi : 14-09-2009 16:25
Hollywood bu aralar Madonna´nın kızı Lourdes Ciccone´yi konuşuyor. Annesine ikizi kadar benzeyen Lourdes, gittikçe paparazzilerin ilgi odağı olmaya başladı. Ünlü pop yıldızı da bunun farkına varmiş olmalı ki, kızı Lourdes´u artık sık sık kamuoyuna sunuyor. Madonna “Mini- Me” sini en son müzik videosu “Celebration” da oynattı. Aynı klipte genç sevgilisi Jesus Luz da boy gösteriyor, anlayacağınız tüm aile bir araya gelmiş.. Jesus DJ rolünü üstlenmiş, Lourdes ise dans performansları sergiliyor… Küçük Hanım belli ki annesinden dansçılık genini de kapmış.. Anne kızın medyada beraber boy göstermeleri bununla sınırlı kalmadı tabiki. Lourdes Madonna´nin bazı konserlerinde sürpriz konuk olarak sahneye çıkıyor ve ünlü Pop Ikonu´nu kırmızı halı eventlerinde de yanlız bırakmıyor. Küçük bayan ilgi odağı olmaya çabuk adapte olmuştur, ne de olsa doğduğundan beri paparazzilere alışık ve annesinden dolayı hep onlarla iç içe bir hayat yaşadı. Madonna´nın böyle bir atağa geçmesinin çeşitli sebepleri olabilir: - Geçmişte kızını büyüdükçe ve ilgi onun üzerine fokuslandıkca kıskandığını ve hatta Lourdes´un güzelleşmemesi için kaşlarını aldırmasını bile yasakladığına dair dedikodular çıkmıstı. Sanırım Madonna dünyaya bu söylentilerin asılsız olduğunu ve kızıyla gurur duyduğunu ispat etmek istiyor. - 51 yaşında olan Madonna, yeni nesilin ilgisini çekebilmek için teenager kızını öne sürüyor ve bu şekilde genç kitlelere de hitap etmeyi hedefliyor. - Lourdes üzerindeki ilgiden keyif duyuyor ve ünlü annesinin yolunda ilerlemeyi amaçlıyor. Madonna gibi bir pop fenomeninin kızı olmak, küçük bayana doğuştan beri sayısız kapılar açtı zaten. “Celebration”adlı klibini izledikten sonra yine “sex sells”, yani seks satar yönteminin kullanıldığını gördüm…Madonna bunu hep yapıyor zaten.. Gerçekten son derecede akıllı bir kadın. Ne ruhunu ne de görüntüsünü dağıtmadi. Kariyerini ilerletmek için yapay skandallar yarattı ama gerçek hayatta kendine hep dikkat etti. Yediklerine, içtiklerine çok önem gösteriyor, sadece makrobiotik besleniyor (et yemiyor, genelde katkısız tahılları ve sebzeleri tüketiyor) ve hergün saatlerce sporunu yapıyor. 51 yaşında olmasına rağmen, doğal güzelliginden hiçbirsey kaybetmemis. Sanırım biraz botoks´tan hariç yüzünde fazla estetik müdahele yok. En azından, bakınca hala eski Madonna´yı tanıyabiliyoruz. Bir Melanie Griffith ya da Pamela Anderson gibi kendini baştan yaratmadı, doğal çekiciliğini hiçbir zaman kaybetmedi. Madonna Britney Spears´in neredeyse yarı yaşında, fakat Birtney´den çok daha fit ve enerjik bir görüntü sergiliyor. Lourdes da güzel annesinin izinde ilerlemek istiyorsa, ileride çok disiplinli olmasi gerekecek.. Kimbilir, belki gelecekte Madonna´nın ve Michael Jackson´un çocukları anne babalarının bıraktıkları mırası devam ettirebilirler… Lourdes Ciccone ve Blankett Jackson ( Michael´in en küçük oğlu) fiziksel olarak ünlü idollerin adeta küçük kopyaları gibi zaten… Yetenek konusundaki benzerliği de zaman gösterecek… * * * “Var mısın yok musun” “Popstar” dan daha bereketli “Var mısın yok musun” a katılan bazı yarışmacıların son zamanda yıldızı iyice parlar oldu. Nursel, Hakan, Mevlüt, Toni ve Evren gibi eski yarışmacılar, bir anda show dünyasına transfer olup televizyon programlarında boy göstermeye başladılar. Oysa bu yarışmaya katılan insanlar sözde ünlü olmaya değil, para kazanmaya başvurmuşlardı. Sempatik olmaktan fazla bir özel yeteneğe sahip olmalarına gerek yok zaten. Sonuçta “sadece” kutu açmaları gerekiyor.. Diğer taraftan “Popstar” a katılan adayların zorlu elemelerden geçmeleri ve en baştan kendilerini sesleri ve sahne performanslarıyla ispatlamaları gerekiyor. Her hafta detone olma, şarkı sözlerini unutma ve jüriden azar işitme stresini yaşıyorlar, bu da yetmezmiş gibi jürinin ve seyircilerin oylarına muhtaç oluyorlar. Ve işin komiği, asıl bu insanların ünü ve şöhreti yakalamak için katıldıkları bu programda, şimdiye kadar albümü çıkan ve kalıcı olan bir isim hatırlamıyorum. Bu durum bana bazen gerçekten haksızlıkmış gibi geliyor, çünkü Popstar`a katılan bazı arkadaşların o kadar mükemmel sesleri oluyor ki, bir çok “manken şarkıcılar” dan bin kat daha iyi söylüyorlar ve insan ister istemez üzülüyor bu duruma. Belki de müzik piyasasının yavaş yavaş çökmesi ve yasak olduğu halde hala korsan MP3´lerin indirilmesi, bu arkadaşların yolunu daha da çok tıkıyor, çünkü yapımcılar artık böyle bir riske girmek istemiyorlar. İşin enteresan tarafı, Amerika´da Britney Spears, Christina Aguliera , Justin Timberlake ve Beyonce gibi dünyada rekor kıran şarkıcılar, ABD´nin “Star Search” isimli “Popstar” versiyonunda keşfedildiler. Demek ki orada bu tür yarışmalara katılmak daha avantajlıymış.. Dönelim Türkiye´mize ve “Var mısın Yok musun” adlı yarışmamıza: Evet, Acun Ilıcalı´nın programından bir çok "yetenek“ keşfedildi. Yerli dizileri ve TV programlarını seyrederken artık kendimi sıkca: “Aaa bunu bir yerden tanıyorum , Var mısın Yok musun´da yarışan değil miydi bu?“ derken yakalar oldum. Ve unutmayalım ki “Popstar” da yarışıp bir albüm çıkartmaktansa, dizilere veya televizyon programlarına giriş yapmak çok daha kolay. Zaten denizde kum Türkiye´de dizi :)) Bir de Acun Ilıcalı´nin uğurunu göz ardı etmemek lazım tabiki. Şimdiye kadar yaptığı her işte başarılı olan ve yıldızı her geçen gün daha çok parlayan Acun Bey, bence positif enerjisini yarışmacılarınada bulaştırıyor... * * * Seda Sayan tiksinmiş Seda Sayan´ı yeni programı “Susma” da görünce çok şaşırdım. İnanılmaz bir değişim geçirmis. Kıyafetleri, saçı, duruşu ve konuşması ile sanki 40 yıllık haberci moduna girmiş. Seda Hanım sabah programlarından tiksindiğine dair bir açıklama yapmış. Böyle bir demeci Türkiye´de sabah progamlarını zirveye taşıyan bir isimden duymak çok ilginç. Güzel sanatçı, “Sabahların Sultanı” programını bıraktıktan sonra bir köşeye çekileceğine, güçlü kişiliğini bir kez daha gösterdi ve yeni sezona yeni bir formatla girdi. Şu sıralar öğlen kuşağında son derece ciddi konularla karşımıza çıkıyor. Artık o postişli, mini etekli, sürekli kahkalar ve göbekler atan kadından eser yok. Ve itiraf etmeliyim ki bu sadelik Seda Hanim´a cok yakışmış. Ona ayrı, esrarengiz, olgun bir hava katmış.. Kendisi umarım bu sadeliğini korur ve birgün öğlen programlarından da tiksinmez... Yine tiksinecek olursa, bu sefer de akşam kuşağına geçer herhalde :)) *** Venedik Skandal Festivali Bu yıl 66´ıncısı düzenlenen Venedik Film Festivali´nde yine tam bir yıldız geçidi yaşandı: Eva Mendes, Nicolas Cage, Fatih Akın ve George Clooney gibi film endüstrisinin önemli isimleri bir araya gelip yeni filmlerini tanıttılar. Her seneki gibi kadınlar çok güzeldi ve erkekler ınanılmaz karizmatikti. Birbirinden kaliteli ve renkli filmler gösteriye sunulurken, Türk yönetmenimiz Fatih Akın da yeni komedi filmi "Soul Kitchen“ ile Altın Aslan Ödülü´nün en güçlü adaylarından biri olduğunu ispat etti. Sonunda bu ödülü “Lübnan” adlı filmiyle İsrailli yönetmen Samuel Maoz´a kaptırdıysada, jüri özel ödülüne laik görüldü. Peki bu kadar ünlü yıldızın bulunduğu gözde bir organizasyonda, skandallar eksik olur mu sizce? Tabiki hayır.. Tabiki bir takım insanlar bu fırsatı kollayıp dikkatleri üzerine çekmeye çalışacaklardı: ABD´li ünlü film starı George Clooney "The Men who stare at Goats" adlı yeni filminin basın toplantısında öyle bir olayla karşılaştı ki, herkes hem çok şaşırdı hem de çok güldü. Toplantı sırasında aniden bir erkek soyunmaya başladı ve iççamaşırlı haliyle "George, ben gayim, al beni, öp beni “ diye salonda bağırmaya başladı. Clooney ise her zamanki gibi cool tavırlarıyla “Bekle, sana ambulans çağırdık. Birazdan gelir ” dedi. Aslında bu olay bir reklam oyunuydu ve tamamen önceden planlanmıştı, çünkü George´a o ateşli ilan´ ı aşkı eden kişi, İtalyan televizyonunda şov programı olan bir komedyendi. Ünlü Hollywood yıldızı da bunu anlamış olmalı ki, komik olmaya çalışan programcıya “Her şeyi denemek ama yinede başarılı olamamak acı bir tecrübe olsa gerek” laflarını söyledi. George zaten yeni filmi ve daha önemlisi yeni televizyon sunucusu sevgilisi Elisabetta Canalis´le yeterince meşguldu ve başkalarına reklam malzemesi olmaya niyeti yoktu. Clooney gibi kendinden emin ve hazır cevap bir erkeğe böyle bir şaka yapmayı deneyen arkadaş, ağzının payını almaya da hazırlıkli olmalıydı. Julia Roberts yakışıklı aktöre boşuna “Charme Monster” (çekicilik canavarı) lakabını takmamış... * * * New York Moda Haftası Ve last but not least, New York Moda Haftası´nı da unutmamak lazım. 17 Eylül´e kadar sürecek olan bu moda şöleninde, Ralph Lauren, Marc Jacobs, Diane von Fürstenberg, Donna Karan, Vera Wang ve Calvin Klein gibi ünlü modacılar en son koleksiyonlarını seyircilerin beğenisine sunarken, her zamanki gibi ünlü film, spor ve müzik yıldızları onları yanlız bırakmıyorlar. Ünlü starlar ve modacılar çoğu zaman iyi ilişkiler içindeler, çünkü her iki tarafında birbirine ihtiyacı var. Starlar daima güzel görünmek ve en son tasarımları giyinmek, modacılar ise ünlü isimlerin sayesinde kıyafetlerinin reklamını yapmak istiyorlar. Yani her iki tarafta bol bol birbirinden faydalanıyor..Ve hepimiz biliyoruz ki, günümüzde bu yöntem sadece ünlüler dünyasında kullanılmıyor... Evet, bu haftaki yazımında sonuna geldik..Bol bol magazin, moda ve eğlenceden bahsederken, ülkemizde olanları unuttuğumu sanmayın sakın... Son günlerde yaşanan felaketlerde yakınlarını kaybeden herkese sabır ve başsalığı diliyorum. Haftaya görüşmek üzere...