Amerikalıların kısaca LiLo lakabını taktıkları Lindsay Lohan bu aralar tam anlamıyla dibe vurmuş vaziyette.
Şu an pek iş alamayan, aşk hayatı bir türlü durulmayan (lezbiyen, biseksüel, hetero, metero, ketero derken biz de şaşırdık artık) ve dedikodulara göre parasız kalan ünlü Hollywood- Starı çok bitkin bir haldeymiş.
Bunu her ne kadar olsa da belli etmemeye çalişan LiLo´nun asistanı Jenni Muro daha fazla dayanamadı ve patronu hakkında tüyler ürperten açıklamalarda bulundu:
Meğer Lohan sürekli intihar etmeyi düşünüyor muş. Jenni`ye kalırsa, kendisi olmasa LiLo şimdiye kadar çoktan ölü bir şekilde bulunmuştu. Güya Lindsay için hayatından çok büyük fedakarlıklar yapmış, evini, sevgilisini, ailesini, köpeğini bile LiLo kendini öldürmesin diye bırakıp onun yanında kalmış.
Ünlü oyuncunun bu kadar dibe vurmasının en büyük sebebi asistanına göre bir ayrılıp bir barıştığı sevgilisi Samantha Ronson ile olan obsesif ilişkisiymiş. Jenni bu lesbian aşkı hiç sağlıklı bulmuyormuş ve Lindsay` ın kendini kandırdığını düşünüyormuş.
Eğer Muro´nun ( bir anKurtlar Vadisi geldi aklıma :) söyledikleri doğruysa, LiLo kollarını ciletliyormuş (şimdi de nedense bazı Müslüm Gürses hayranları. Hollywood`da Müslüm Gürses dinleniyormu dur acaba? :)
Ve bir başka iddiaya, LiLo`nun annesi Dina`ya göre, genç aktris ölümüne kadar ünlü oyuncu Heath Ledger ile beraber olmuş ve genç adamın 22. ocak 2008`deki ölümünden sonra büyük bir travma yaşamış ve hala kendine gelememiş.
LiLo´nun durumunu gerçekten hiç iyi görmüyorum.
Uçmuş, kopmuş, kendinden geçmiş vaziyette. Nedir bu şöhretin bazı ünlülere yaptığı? Neden kaldıramayıp bu kadar dibe vuruyorlar? Bu fenomeni oldum olası anlamış değilim.
Tamam, o dünya`da olmak çok zor birşey, insanın piskolojisi bozulabiliyor vb..
Ama diğer taraftanda hangimizin hayatı kolay ki? Biz onlar kadar astronomik ücretler kazanmadığımız halde yine bir şekilde hayata tutunmasını biliyorsak onlar neden bu ölçüde ipin ucunu kaçırıyorlar ve gerçek hayatla bağlarını koparıyorlar? Belki bu yazımı okuyan piskologlar bu soruma bir cevap verebilirler..Bana yazarsanız sevinirim..
* * *
Natsrovje!
Bu Hollywood kadınlarını anlayamıyorum gerçekten. Hepsi tutulmuş bir ultra-zero-sıfır beden furyasına. Gün geçtikçe eriyip gidiyorlar gözümüzüm önünde: Jolie, Beckham, Aniston, Holmes derken şimdi de Liz Hurley çıktı saçmasapan diet açıklamalarıyla.
Bayan Hurley aslında şarap içmeyi çok seviyor muş ama kalorisi daha az olduğu için Vodka´yı tercih ediyormuş.
Liz oğlunun doğumundan sonra da ayacip bir diyet uyguluyordu zaten: Günde 1 öğün yemek yeyip çoğu zaman aç karnına yatmış.
Artık dayanamayacak gibi olunca ufak bir parça çukolata ya da 1 tatlı kaşığı dondurma tüketiyormuş.
Aman ne de aşıyormuş sınırı bu büyük porsiyonlarla. Liz Hanım en iyisi çocukluğumuzda kullandığımız oyuncak Barbi bebek çatal, biçak, tabak takımından yesin yemeklerini. Kadının midesi kuş midesinden daha küçüktür herhalde!!
Valla böyle bir diet yapsam ben de sabah akşam Vodka içme ihtiyacı duyardım herhalde..
Ne diyelim burdan..Nastrovje sana Liz´cim...Suffering in the name of beauty...Herşey güzellik için...acı çekmene değer..:)
Ee bunları gördükçe bizim Ebru Şallı napsın? Saldırıyor bu sefer Türkiye`deki kilolu bayanlarımıza. Bu arada merak ediyorum, acaba bu açıklama şişman erkekler için de geçerli mi yoksa onlara serbest mi??
* * *
Tuğba Ekinci´nin hiper özgüveni
Herhalde bu yıla damgasını vuran diyalog Hülya Avşar ve Tuğba Ekinci arasında yaşandı:
Geçtiğimiz hafta Tuğba Ekinci`nin de katıldiğı “Hülya Avşar soruyor” programında izleyiciler ilginç bir sohbete şahit oldular. Kimsenin aklında kötü bir şey yokken, Hülya Hanım gayet sakın bir şekilde Tuğba Ekinci´nin yorumlarını anlamaya çalışırken, öyle bir cümleyle karşılaştı ki, şaşkınlıği gözlerinden okunuyordu adeta. Tuğba Hanım pat diye “Bu memlekete ne bir Hülya Avşar ne de bir Tuğba Ekinci daha gelir” demez mi? O an doğal olarak Hülya Hanım o ilk şokun da etkisiyle ancak “Özgüvenine hayranım” diye bir karşılık verebildi ve daha sonra o kadar güzel bir şey söyledi ki, laf cuk diye yerine oturdu: “Valla bir Hülya Avşar bir daha gelmeyebilir, ama Tuğba Ekinci gelir daha”.
Hülya Hanım`a bu konuda aynen katılıyorum, Tuğba Hanım´ın gerçekten süper- üstü bir özgüveni varmış. Kendini senelerin yüzlerce projeye ve başarıya imza atmış Hülya Avşar`ıyla aynı kefeye koyması gerçekten tam bir uçuş olmuş. Tuğba Hanım sanki uçağa binmiş ve İstanbul`dan Alaska`ya sefer yapmış, hatta Dünya turuna çıkmış.
Daha sonra Avşar Kızı haklı olarak “Tuğba Ekinci olmak için ne yapilması lazım peki? “ diye sordu ve Tuğba Hanım kendisi bile bu soruya cevap bulmakta zorlandi ve söyledikleri beni bir seyirci olarak hiç tatmin etmedi!
Tamam, Hülya Avşar gibi popüler bir kadını örnek alabilirsin kendine, ona beneztilmekten gurur duyarsın, ama her Hülya Avşar´la en ufak bir benzerliği olan ya da bütün gücüyle ona benzemeye çalışan bayan “Benden bir tane daha gelmez” derse yandık vallahi!!
Ben açıkcası tam çözemedim, bu gerçek bir sohbet miydi yoksa kamera şakası mı??
***
Ayşe´nin enerjisi
Ve bu hafta köşemdeki en sevindirici olayı sonuna saklamak istedim: Bildiğiniz gibi Ayşe Özyilmazel yeni bir albüm çıkartıyor. Bayılıyorum bu kadına, sıcaklığına ve samimiyetine. Hiç yapmacık gelmiyor bana. Tam tersi, çok doğal buluyorum.
Bize internet sayfasından Yalın´dan aldığı “İki sakin” şarkısını dinletmişti ilk, fakat Yalın söylüyordu. Biz de hemen “Ayşee, senden dinlemek istiyoruz!” diye yorumlar yapmıştık klibe. Şarkının sahibi Yalın´dan da güzeldi tabii ki. Yalın´ın sesi ve tarzı tartışılmaz bu saatten sonra. Ama biz yine de Ayşe´den dinlemek istedik o parçayı..
Ve dün gecce, Ayşe nihayet çıkış şarkısı “Enerji” yi paylaştı bizimle..Bize de tam enerji- patlaması yaşattı..
Harika bir şey olmuş gerçekten. Tam kendisinden beklediğim gibi, hatta daha fazlası..Beatler parçanın adı gibi enerji dolu ve sözler, bayıldım o sözlere hakikatten: “Çirkinim bir şeye benzemem. Balık etliyim süzülemem. Biraz da sıyrık diyorlar,niye kapımda ağlıyorlar?.....Birşey eksik o da enerji, yok ki aramızda sinerji..Tutmayınca tutmuyor işte..Senin ki yaptı bana alerji..”
Benden söylemesi, bu soğuk kış günlerinde içimizi ısıtacak fıkır fıkır bir şarkı..Bakın şu an yazarken dinliyorum ve aynı anda dans hareketleri yapıyorum..
E o zaman yazımı bitireyim de başlayayim dansa bari:)
Kendinize çok iyi bakınız ve bu soğuk havalarda içinizi daima bir fırın gibi sıcak tutmayı unutmayınız...