Aşk- ı Memnu´yu takip edenler bilirler: Son bölümde Adnan Bey, kendisinden genç eşi Bihter´den haftalarca cinsel bir karşılık göremeyince, sonunda dayanamayıp onunla zorla ilişkiye girmişti..
Bu sahne hemen aklıma İzmir´de hanımı Y.K.´ya tecavüz ettiği gerekçesiyle 7 yıl 4 ay hapis cezasına carptılrılan V.K.´yı getirdi.
Şimdi Bihter gitse, kendisine tecavüz eden Adnan Bey´i şikayet etse, Adnan Bey´de hapis cezası alır mıydı acaba??
Bihter´de çıkıp Y. K. gibi “Ben eşya değilim eşim” dese, dizinin senaryosu ne de aktüel olurdu değil mi?
Düşünsenize, Adnan Bey hapise girecek, Bihter´de rahat rahat Adnan´in yeğeni Behlül ile yasak aşkını yaşamaya devam edecek.
Adalet ne de güzel yerini bulmuş olurdu değil mi?? :))
* * *
MANKEN HOSTESLER
Dün İstanbul´a gelmek üzere bu ara sık sık yaptığım uçak yolculuklarından birini yaptım ve her seferinde gözüme batan bir olayı sizinle paylaşmaya karar verdim:
Uçakta çalışan hostes bayanlara şöyle bir dikkatle baktım ve bunlar gerçekten bu uçakta görevli mi yoksa manken mi diye sordun bir an kendime.
Saç modelleri sanki yeni kuaförden çikmış gibi profesyoneldi ve makyajları son derece ağırdı, makyasız hallerini hiç tahmin edemiyordum bile, sanki bir maske vardi yüzlerinde. Vallahi, o an uçakta oturduğumu bilmesem, bu bayanların her an bir defileye çıkacaklarını düşünürdüm. O kocaman high- heel topuklarla hangi şekilde ayakta durup servis yapıyorlardı, şaşırdım gerçekten. Yolcularla ilgili acil bir durum çıksa, o topuklu ayakkabılarla nasıl anında müdahele ederlerdi, bilmiyorum.
Servis yaparken öyle bir eda ile yürüyorlardı ki, bir an acaba bir su istesem mi istemesem mi diye çekindim açıkcası. Kendimi gerçekten bir uçakta değil de, sanki New York veya Milano´da bir defilede hissettim ve mankenler podyumda tüm edalari ile yürüyorlardı. Biz yolcular, pardon seyirciler de onları izliyorduk.
Bakımlı olmaya karşı değilim tabii ki, hoş birşey, ama o görüntün eğer işinin önüne geçiyorsa, hatta seni havalara sokup (uçuştan dolayı zaten havadasın, çifte havalanmana gerek yok ) işini en güzel şekilde yapmana engel oluyorsa, bir düşünülmesi lazım derim!!
Eğer yaşlı bir yolcu senden su isteyince, asık bir yüz ifadesi eşliğinde o su ancak 15 dakika sonra geliyorsa, o yolcu seni tersleyince sen de bunun üzerine ona ukala bir cevap veriyorsan, görüntüne verdiğin o özeni biraz da işine ver derim!!!
Tabii ki bu sözlerim bütün hostesler için geçerli değil. Mükemmel görünen ve ayni zamanda işini iyi yapan bayanlar da var şüphesiz, ama inanın bana yukarıda yazdığım tiplerle de sık sık karşılaştım..
* * *
BOTOX İTİRAFI
Kylie Minogue´un 37 yaşındaki kız kardeşı Danii Minogue, senelerce Botox tiryakisi olduğunu itiraf etti. Buna neden olan en büyük etkenlerden biri, ablasının meme kanseri hastalığı olmuş meğer.
Danii İngiliz bir gazeteye ‘’Ablam hastalanmıştı, bu da yetmezmiş gibi en yakın arkadaşım öldü, dünyam alt üst olmuştu“ açıklamasını yaptı. ‘’Bu streslere artık katlanamaz hale gelmiştim ve kendi yüzümü aynada görmeye tahammülüm kalmamıştı.“
Ö dönem şiddetli depresyon geçiren Danii, sinir zehiri Botoks´u kullanmaya başladı.’’İlk etapta öylesine denemiştim, fakat sonra bu bende tiryakilik haline geldi“.
Ünlü sarkıcı, bu kötü alışkanlıktan yeni erkek arkadaşı, manken Kris Smith´in sayesinde kurtulduğunu söyledi. 29 yaşındaki genç erkek, sevgilisine o zor dönemlerinde destek olmuş ve yüzüne daha fazla zarar vermeden, onu bir daha Botoks yapmaması için ikna etmiş.
‘’Artık Botoks´a ihtiyacım yok ve bir daha kullanmayı da düşünmüyorum“diyen Danii, bundan sonra hayatın bambaşka olduğunu ve sevgilisi ile ciddi evlilik planları yaptığını dile getirdi.
Çocuk yapmayı da düşünen Danii ’’Benim yaşımda bir bayanın artık ciddi ciddi çocuk konusunu düşünmesi gerekir. Şu an o kadar mutluyum ki, bu aşkın tadını sonuna kadar çıkartıyorum. Kesinlikle çocuk yapabileceğim doğru erkeği buldum“ dedi.
Bu arada hastalığını atlatan ablası Kylie Minogue´un da İspanyol model sevgilisi, Andres Velensco ile çok mutlu olduğunu açıklayan Danii, Noel´i hep beraber geçirmeyi planladıklarını söyledi.’’Şu an ablamın da benim de birer mükemmel manken sevgilimiz var ve ikimiz de mutluluktan havalarda uçuyoruz“.
Ne diyelim, darısı olmayanların başına….
* * *
AŞK MI PARA MI??
Geçtiğimiz günlerde, ünlüler dünyasında bir çok ayrılıkların ardından nedense hep para konusu gündeme gelmişti. Son örnekler Sibel Can ve Emrah.
Sibel Can´ın aldiğı boşanma kararının ardından, magazin kulislerini saran en büyük dedikodu, Sibel Hanım´ın eşi Sulhi Bey´den evdeki kasayı boşalttığı için ayrılmak istediği olmuştu.
Böyle bir şey ne kadar doğru bilinmez, sonuçta sadece bir dedikodu. Ama şayet öyleyse, bu durum çok garibime gider.
Bu söylentileri ilk duyduğumda, şöyle bir dalıp düşünmeye başlamıştım. Günümüz ilişkilerinde hep bir numaralı konu para mı oldu artık? Bir kadın, kocasına, ondan habersiz evdeki paraları aldı diye boşanma davası mı açmalı hemen? Evliliklerde paranın ayrı gayrısı mı olur ki? Belki de kocasının o paraya acil ihtiyacı vardi ve o yüzden aldı.
Annemi babamı düşünüyorum da: Aynı olay onların başından geçseydi, annem babama muhtemelen çok kızardı, ama asla onu boşamazdı. Eski evliliklerde bu böyle. Eşler sanki çok daha affedici ve yapıcı.
Ama günümüz ilişkilerine baktığımızda, millet kuaföre gider gibi boşanmaya gidiyor artık, hem de en acayip sebeplerden dolayı.
Geçelim Emrah olayına. Yine aynı konu: Para, para, para.
Emrah´ ın bu yaz birlikte objektiflere görüntü verdiği sevgilisi Ayşe Hanım, ayrıldıktan sonra ünlü şarkıcı hakkında “cimri” açıklamasını yapmış. Genç bayana göre, beraberken dişlerini yaptıran Emrah, ayrıldıktan sonra kendisini arayıp diş parasını geri istemiş.
Bakın, yine ayni konu: Para!!!
Farkındaysanız, aşk konusu hiç gündem olmyuor artık. Ne Emrah´ta ne de Sibel Hanım´da.
Eskiden insanlar aşkları için ölümü bile göze alırken, artık maddiyat almış başını gidiyor.
Günümüz ilişkilerinde bir numaralı konu artık para mı oldu yani? Herkes para, kasa, yat, kat, seyahat, takı, moda vb. konuşurken, aşk kelimesini malesef çok nadır duyar oldum.
Parası olan servetini korumak içın evlilik sözleşmesi yapıyor. Eskiden insanlar sevdiği kişi ile beraber olabilmek için bir kuru ekmeğe bile razı olurken, artık herkes servetini çoğaltmayı ve eşinden bile korumayı istiyor.
Düşünsenize, o insanla her şeyinizi paylaşıyorsunuz, hem bedeninizi hem de ruhunuzu, ama iş paraya gelince herkesin hesabı ayrı oluyor.
Bir insanla daha dünya evine girmeden bile, ayrılık ihtimallerini ve öyle bir durumda kimin ne kadar alacağını düşünür olduk artık.
Böyle ince hesaplar yapalım derken de, aşka ve romantizme pek yer kalmıyor tabii ki..
Sözleşme cenneti olan Hollywood´da en garip evlilik sözleşmelerini merak ediyor musunuz? Marc Anthony eşi Jennifer Lopez`i ya da Tom Cruise Katie Holmes´u aldatırsa, bu baylar eşlerine milyon dolarlar yüksekliğinde tazminatlar ödemek zorunda kalacaklar.
Eğer emin değilseniz ve o insanla şimdiden boşanma veya aldatılma ihtimalini düşünüyorsanız, henüz evlenmeyin derim, yok bu hayatımın insanı, onunla ömürboyu beraber kalacağım ve ona sonsuz güveniyorum diyorsanız da, bence bırakın bu ince hesapları.
Annemizin babamızın zamanında evlilik sözleşmeleri mi vardı sanki? O senin paran bu benim param deniliyor muydu?
Şimdi insanlar daha bilinçli, o zamanlar özellikle kadınlar daha cahildi diyenler, belki de çok fazla bilinçli ve akıllı oldukları için gerçek aşkı bulmakta bu kadar zorlanıyorlar.
Günümüz ilişkilerinde, evliliklere ve boşanmalara bakarsak, beraberliklerin ne kadar çabuk tüketildiklerini görüyoruz zaten. Herkes en ufak problemde hemen boşanmayı düşünüyor. İnsanlar aşk için hiç bir şeyi göze almaz oldular artık.
Kimse rahatını bozmak istemiyor ve gerekirse kişiler daha kolay, ortalama bir ilişikiyi ya da yalnızlığı, gerçek aşka tercih ediyorlar.
Halbuki özellikle bu aşk meselelerinde, hiç bir riski göze alamayanlar ve basit yolu seçenler, asla gerçek mutluluğu bulamıyorlar bence.
En fazla rahat oluyorlar, ama mutlu olamıyorlar.
Kocam evdeki kasayı boşalttı diye ayrılan kadınlar ve sevgililerinden diş parasını geri isteyen erkekler acaba hayatlarında gerçek mutluluğu yakalayabiliyorlar mı ki? Yoksa içindeki boşlukları para ile doldurmaya mı çalışıyorlar??
* * *
Ve unutmadan:
Geçen haftaki yazımda Sex and the City 2 ile ilgili ipucları vermiştim.
Hemen kulağıma gelen en son dedikoduyu da paylaşayım sizinle: Medyada set ortamının yeni resimleri dolaşıyor, ve bu fotoğraflarda Samantha gelinlik giyiniyor.
Evet doğru okudunuz, ezelden evliliğe karşı olan, bağlanma fobisinin en yüksek derecesini yaşayan Samantha da şeytanın bacağını kirmiş demek ki sonunda...
Bir de ben kırabilsem :))
Ve yine bir haftayı ardımızda bırakmışız..
Yine yeni bir haftaya yeni umurtlarla bakıyoruz..Bakmak zorundayız..
Umarım her haftanız bir öncekisinden daha güzel geçer..