Birol Güven’den Sert Çıkış: Sinema Bitiyor mu?

Birol Güven sinemanın ruhunun büyük perde ve ortak deneyimde olduğunu söyledi. “Vesikalı Yarim’i telefonda izlersen ağlayamazsın” sözleri dikkat çekti.

Birol Güven’den Sert Çıkış: Sinema Bitiyor mu?
MAGAZİN
Yayın Tarihi : 21-06-2026 12:54

Türk sineması, dijital dünya ve yapay zekâ üzerine dikkat çeken değerlendirmelerde bulunan Birol Güven, sinemanın ruhundan izleme alışkanlıklarına kadar pek çok konuda samimi açıklamalarda bulundu. Birol Güven’le yapılan bu sohbet aslında klasik bir röportajdan çok bir arkadaşla oturup sinema konuşmak gibi. En çok dikkat çeken şeylerden biri Türkiye’nin dizi ve sinema gücüyle ilgili söyledikleri. Ona göre Türkiye artık dünyada ciddi bir “dizi ülkesi” haline gelmiş durumda.

Hatta bunu şöyle özetliyor: “Türkiye’nin tanıtımı filmlere ve dizilere emanet desek yanlış olmaz.” Gerçekten de bugün milyonlarca insan Türk dizileri sayesinde Türkiye’yi şehirleri ve kültürü tanıyor. Güven bu gücün farkında olduklarını ve daha da iyi değerlendirmek istediklerini söylüyor.

Sinema Deneyimi Telefonla Olmaz

Sohbetin en çarpıcı kısmı ise sinema izleme alışkanlıklarıyla ilgili söyledikleri. Birol Güven’e göre sinema sadece bir ekran işi değil bir “ortam işi”. Bunu da oldukça net bir cümleyle anlatıyor: “Vesikalı Yarim’i telefonda izlersen ağlayamazsın.”

Yani ona göre aynı filmi telefonda izlemekle sinema salonunda izlemek arasında dağlar kadar fark var. Karanlık salon büyük perde, ses, hatta yanındaki insanlar bile bu deneyimin parçası. Güven bunu şöyle açıklıyor: “Sinema ortak bir duygudur, telefonda o ortaklık yok.”

Ekranlardaki İyilik Kayboldu

Birol Güven’in en çok üzerinde durduğu konulardan biri de eski Türk filmlerindeki “iyilik duygusu”. Ona göre eskiden ekranlarda daha saf daha temiz hikâyeler vardı.

Şöyle diyor: “Eskiden ekranda iyilik, merhamet, vicdan çok daha güçlüydü.” Münir Özkul ve Adile Naşit gibi isimleri örnek vererek o dönemki yapımların insanlara daha farklı bir his verdiğini anlatıyor.

Yapay Zekâ Bir Düşman Değil

Yapay zekâ konusunda da oldukça net bir bakışı var. Ona göre yapay zekâ bir tehdit değil, doğru kullanılırsa büyük bir fırsat. Hatta çok net bir şekilde şunu söylüyor: “Yapay zekâ işimizi elimizden almayacak ama onu iyi kullanan biri alacak.” Yani mesele teknolojiyle savaşmak değil onu doğru kullanmayı öğrenmek.

Dijital Dünya Ve Kaybolmamak

Sosyal medya ve dijital dünya için de ilginç bir benzetme yapıyor. Ona göre internet aslında büyük bir zenginlik ama içinde çok fazla “çöp” de var. Bunu şöyle anlatıyor: “Dijital dünya, üstü çöple kaplı bir altın madeni gibi.” Yani önemli olan o kalabalığın içinden doğru bilgiyi ve doğru içeriği ayıklayabilmek.

Son olarak sinemanın geleceğiyle ilgili oldukça umutlu. Sinemanın bitmeyeceğini sadece şekil değiştirdiğini söylüyor. Ama en vurucu cümlesi yine sinema deneyimiyle ilgili: “Sinema telefonda yaşanmaz, çünkü sinema birlikte yaşanan bir duygudur.”