Orhan Pamuk, Aslı Şafak’ın programına konuk oldu ve hem yeni kitabından hem geçmişinden oldukça içten şeyler anlattı. Açıkçası bu röportajda en dikkat çeken şey Pamuk’un kendisiyle ve çocukluğuyla ilgili yaptığı samimi itiraflardı.
“Çocukluğumla Barışmadım Ama Kendimi Affettim”

Pamuk’un en çok konuşulan sözü bu oldu. Çocukluğuyla tam anlamıyla barışamadığını ama kendine karşı daha yumuşak olmayı öğrendiğini söylüyor. Yani geçmişte yaşadığı bazı kırgınlıkları tamamen silmese de artık kendini affedebildiğini ifade ediyor. Bu da aslında onun iç dünyasında uzun bir hesaplaşmanın olduğunu gösteriyor.
Masumiyet Müzesi’nin Hikâyesi

Ünlü yazar Masumiyet Müzesi’nin nasıl ortaya çıktığını da detaylarıyla anlattı. Müzenin Nobel ödülünden kazandığı parayla kurulduğunu söylüyor. İlk başta küçük bir ev alarak işe başladığını kimseye “müze yapıyorum” demediğini de ekliyor.
Hatta bu konuda biraz da planlı davrandığını söylüyor çünkü açılmadan böyle bir şeyi duyurmanın doğru olmayacağını düşünmüş. Şimdi ise müzeyi hem Türklerin hem yabancıların yoğun şekilde ziyaret ettiğini anlatıyor.
Dizi Uyarlaması Süreci

“Masumiyet Müzesi”nin diziye uyarlanma süreci de epey ilginç. İlk tekliflerin Türkiye dışından geldiğini ama senaryoyu beğenmediği için süreci bozduğunu anlatıyor. Sonrasında farklı bir yapım ekibiyle anlaşma sağlanıyor ve bu kez ortaya çıkan işten memnun kaldığını söylüyor.
Hatta çekim sürecine çok fazla karışmadığını ama sonuçtan oldukça mutlu olduğunu da özellikle belirtiyor.
Ailesiyle İlişkileri

Röportajın en duygusal kısmı ise ailesiyle ilgili anlattıkları. Annesinin uzun süre yazarlık ve sanat yolculuğuna mesafeli yaklaştığını söylüyor. Hatta zaman zaman “hiçbir şey yapmıyorsun” diyerek onu eleştirdiğini bile anlatıyor.
O dönemlerde kendisini anlaşılmamış ve biraz kırgın hissettiğini ama yine de annesiyle bağını koparmadığını söylüyor. Daha sonra annesinin onu daha iyi anladığını ama bunun biraz geç olduğunu da ekliyor.
Babasıyla Farklı Bir Bağ
Babasıyla ilişkisi ise tam tersi. Hiç kavga etmediklerini babasının ona hep güven verdiğini anlatıyor. Hatta Nobel ödülü alacağını daha en başından söylediğini bile paylaşıyor. Bu güvenin kendisinde çok önemli bir yer oluşturduğunu ifade ediyor.
Son olarak ailesini çok net bir cümleyle özetliyor: Annesiyle mesafeli ama öğretici bir ilişki babasıyla ise daha sıcak ve destekleyici bir bağ…