AÇILIŞLAR, DAVETLER, ÖZEL GÜNLER..

NULL

AÇILIŞLAR, DAVETLER, ÖZEL GÜNLER..
MAGAZİN
Yayın Tarihi : 16-05-2010 16:39
Merhaba sevgili okurlarım! Günden güne sıcaklığın arttığı şu güzelim bahar günlerinde umarım keyfiniz yerindedir ve umarım en güzel mevsim baharın ve en güzel şehir İstanbul'un tadını doyasıya çıkarıyorsunuzdur.. Bu haftasonu benim için yine çok yoğun geçti. Üst üste açılışlar ve özel kutlamalara katıldığım, yorucu ama bir o kadar da keyifli bir haftasonu geçirdim. Hepimizin zaman zaman moralinin bozuk olduğu, depresif moda girdiği günler olur ya; öyle bir dönemde olduğumu düşünürken, bu çok özel davetler ve tabii ki İstanbul'un güzelliği ilaç gibi geldi inanın! Davetlerin ev sahipliğini yapan herkese teşekkürlerimi bir borç bilerek, eğlenceli bir haftasonu turuna çıkarıyorum şimdi sizi.. [b]SORTIE BU YAZ ÇOK KONUŞULACAK![/b] Boğaz'ın incileri, yaz geccelerinin vazgeçilmez adresleri olan; Reina ve Anjelique'ten sonra, üçüncü inci Sortie de yaza merhaba diyerek, yarışın arasına katıldı. 2010 yazına ilk olarak, 2 hafta önce Anjelique merhaba demişti ve yaz eğlencesine hasret kalan kesimi kendisinde toplamayı başarmıştı. Ardından geçen hafta Reina, yazlık kısmını ufak değişiklikler yaparak açmış ve eğlence konusundaki başarısını ve iddiasını bir kez daha ortaya koymuştu. Bu çok özel iki mekanın açılışından sonra gözler Boğaz'ın üçüncü incisi Sortie'ye çevrilmişti. Üstelik bu sefer Sortie'de neler olacağını herkes daha da bir merak ediyordu. Çünkü bu yaz Sortie, işletmesini ve konseptini baştan aşağı yenileyerek 'Bosphorus by Sortie' adıyla ve Emre Ergani'nin işletmesi altında, yepyeni restaurant ve barlarıyla açılacaktı. [resim=20100515resim-183942E7][/resim] Ben de bu gecceyi sabırsızlıkla bekliyordum açıkçası ve Cuma akşamı heyecanla giriş yaptım Sortie'ye. Öncelikle şunu belirtmeliyim, mekan adının İstanbul 2010 Kültür Başkenti nedeniyle, 'Bosphorus by Sortie' yapılmasına bir anlam veremedim. Tamam güzel bir anlamı var. Ayrıca, 'baştan aşağı yenilendik, bizi eski işletmeyle karıştırmayın' mesajı vermeye çalışıyor da olabilirsiniz ama bu isim bana daha çok DJ'lerin çıkardığı albüm isimlerini çağrıştırdı ve gereksiz geldi.. Mekanın düzeninde fazla bir değişiklik yapılmamış. Fakat, rezervasyonla gelen müşteriler için ikinci bir kapı yapılmış, ki bu bence de mantıklı olmuş. Bu kapıdan, mekanın tam ortasına iniyorsunuz. Genel olarak dekorasyonda sıcak renklere yer verilmiş. Sarı - turuncu ışıklandırmalarla çevrelenmiş Sortie. Genel dekorasyonda da o bembeyazlıktan sıyrılarak, biraz daha ahşap renklerine kayılmış. Avizeler ve tablolarla da şık bir havaya bürünmüş mekan. [resim=20100515resim-183942C8][/resim] Sonrasında Sortie içindeki restoranlara ve barlara göz atıyorum. Onların da her biri genel konsepte uyacak şekilde kendi dekorasyonlarını yaratmışlar. Bana Sortie'nin içinde bu yaz en çok Blackk kısmı rağbet görür gibi geldi. Daha kaliteli ve şık bir havası vardı. Zira dün gecceki müşterileri de öyleydi. Yemeklerini de çok beğendiğim Blackk'de dün gecce gözüme çarpan simalar, yan masamızdaki Sanem-Ralf Tezman çiftiydi. Yeni evli çift, kalabalık arkadaş grubuyla derin sohbet içindeydiler.. Geccenin ilerleyen saatlerinde mekan gitgide kalabalıklaşıyordu. Her kesimden ve her yaştan insan gözüme çarpıyordu bu kalabalığın içinde. Emre Ergani, yarattığı eseriyle gurur duyar bir edayla, kulağında kulaklığıyla tepeden tüm mekanı gözetliyordu. Mekanın sahipleri Erol ve Varol Kaynar kardeşlerin de keyfi yerindeydi. O gün aynı zamanda Varol Kaynar'ın doğumgünüymüş. Mekanın içindeki bir afişte de bir not; 'Varol Kaynar seni çok seviyoruz!' Biz de seni seviyoruz Varol Kaynar; doğumgününü kutluyor, mekanının yeni sezonu hayırlı olsun diyoruz! Mekanın içinde dikkati çeken diğer ünlü isimler arasında ise; Nurettin Hasman, Pascal Nouma, Didem Taslan ve sevgilisi, Mustafa Denizli ve kızı Selin Denizli, Hıncal Uluç ve Tuğba Peksayar yer alıyordu. [resim=20100515resim-183942F2][/resim] Bu yaz Sortie, yıllarca Reina'da çaldığı başarılı müzikle adını üne kavuşturan Suat Ateşdağlı'yı transfer ederek, müzik konusunda da iddialı olacağının sinyallerini vermişti. Ben de hemen Suat Ateşdağlı'yı DJ kabininde yakalıyor ve soruyorum; bu yaz Sortie'de ne tarz müzik dinleyeceğiz, hangi sanatçıların şarkılarıyla coşacağız.. Suat Bey, Sortie'de yabancı ağırlıklı, 'commercial müzik' çalacağını söylüyor. Türk sanatçılar içinde ünlü DJ'in bu yazki favorileri arasında ise; Tarkan, Hande Yener ve Demet Akalın yer alıyormuş. Peki ya Serdar diyorum, malum her yaz en çok onun şarkılarıyla coşarız.. 'Çok yeni olduğu için henüz Serdar'ın şarkıları hakkında yorum yapamam' diyor, DJ Suat Ateşdağlı. Peki diyorum, bekleyelim ve görelim.. 'Bosphorus by Sortie' konseptiyle Sortie'de yaz boyunca haftanın yedi günü partiler düzenleneceğinin, 30 Mayıs itibariyle de özel Pazar geccesi partilerine start verileceğinin ve ayrıca Emre Ergani'nin sürprizlerle dolu beach partiler düzenleyeceğinin de müjdesini, siz eğlence düşkünlerine bildireyim! İstanbul'un ışıl ışıl gecce hayatı.. Avrupa'dan Asya'ya uzanan bir kentin silüeti.. Dünyada görülebilecek en muhteşem güzellikler, eğlence ve romantizmin iç içe geçtiği bir ortam.. Sade ve şık bir tasarımın, İstanbul'un doğa güzelliğiyle birleşimi.. Ve baştan aşağı yenilenen, iddialı bir mekan, Sortie! Reina - Anjelique – Sortie yarışında durum ne olur bilmiyorum ama lokasyonu, şık dekorasyonu, iddialı restaurant ve barları, başarılı DJ'iyle Sortie'nin yaz geccelerinde dolup taşacağından ve çok konuşulacağından eminim. Ne diyelim hayırlı uğurlu olsun Sortie vatanımıza milletimize, eşsiz şehir İstanbul'a ve İstanbul'un eşsiz gecce hayatı meraklılarına.. [b]İZZET ÇAPA'NIN SON HARİKASI NAHİDE![/b] İzzet Çapa'yı anlatmak için fazla söze gerek yok sanırım.. Açtığı her mekanla olay yaratan, her seferinde bambaşka, çok farklı bir konseptle karşımıza çıkıp bizi şaşkına çeviren, yaratıcılığın ve eğlencenin duayeni, efsane bir isim kendisi! [resim=20100515resim-183942E6][/resim] İzzet Çapa bu sefer de motel konseptinde bir yer açma hazırlığında, ismi de 'Nahide Motel'. Eski Cahide'nin yerine açılacak olan mekanın galası da birbirinden enteresan sürprizlerle Cuma geccesi Longtable'da yapıldı. Şimdi de sizler için bu özel geccenin nabzını tutuyorum.. Cahide'nin kızkardeşi Nahide'nin ünlü biri olduğu, bu ünlü ismin kim olduğunun ise bu özel galada açıklanacağı önceden duyurulmuştu. Biz de haliyle o gecce sabırsızlıkla bu ismi öğrenmek istiyorduk. Ve ben, sevgili eğlence danışmanınız bu ismi ve o ünlü isimle yapılan çekimlerden ilk kareyi gizlice görüntüleyen ilk kişi oluyor! Ama bunla ilgili detaylar az sonra, önce bakalım Nahide nasıl bir yer olacakmış.. Nahide Motel, tamamiyle bir otel konseptiyle tasarlanmış. Bir otelde görebileceğiniz, karşılaşabileceğiniz her şey düşünülmüş. Longtable'ın giriş kapısı bir otelin resepsiyon bölümü şeklinde tasarlanmış. Resepsiyonun önüne üst üste bavullar konmuş. Bavulların üstündeki yazı 'Nahide Motel, boş oda yok' şeklinde.. [resim=20100515resim-183942C7][/resim] İçeri giriyorsunuz, garsonlar bellboy şeklinde giyinmiş. Mekanın dört bir yanına bir otelde bulabileceğiniz nesneler serpiştirilmiş. Bir köşede Nahide'nin spor salonu, bir köşede Nahide'nin son derece ihtişamlı, ateş renkleriyle dekore edilmiş, büyük şamdanları olan iştah açıcı yemek masası.. Diğer bir köşede ise ihtiras dolu bir yatak odası karşılıyor sizi. Yatak odası, iç çamaşırlarının etrafa atıldığı çılgın, rengarenk, seksi bir yatak odası olarak düşünülmüş. Tepedeki kocaman avizenin üstünde bile iç çamaşırları, jartiyerler görüyorsunuz.. Anlayacağınız bu Nahide; deli dolu, çılgın ve seksi bir hatun.. :) Geccenin sürprizleri bunlarla da bitmiyor. Siz mekanda, nostaljik bir müzik eşliğinde yemeğinizi yerken, bir gelin-damat giriyor içeri el ele, balayına gelmişler Nahide Motel'e. Sonrasında gran tuvalet giyinmiş bir çift giriyor motele. Onlar da özel bir geccelerini kutluyorlar Nahide'de. Sonrasında bekarlığa veda geccesi yapan çılgın bir grup görüyorsunuz.. Tamamen interaktif bir atmosfer tasarlanmıştı o gecce.. Ve bunları da izlemek gerçekten çok eğlenceliydi! Peki, şimdi gelelim o çok merak edilen soruya, kim bu Cahide'nin kız kardeşi Nahide olayına! Flaş flaş flaş! Çok merak edilen çılgın Nahide, Nilgün Belgün'müş! Hemen İzzet Çapa'ya soruyorum niye Nilgün Belgün? Çünkü diyor, “Nahide'nin ruhuna en uygun isim Nilgün'dü. Çılgın, deli dolu bir dişi, bir 'femme fatale'..” Nilgün Belgün'ün kendisi ise sorumuza şu yanıtı veriyor; “Nahide projesi ruhuma çok uygun. Bu proje tam benlik ve gerçekten de benimle birebir örtüşüyor".. Sonrasında öğreniyorum ki, Nahide Motel'in Nahide'yle, yani Nilgün Belgün'le yapılan çok özel çekimleri için Londra Oteli'nin 4. katı tamamen kapatılmış. Büyük itinayla odanın baştan aşağı Nahide'nin ruhunu yansıtacak şekilde dekore edildiği, uzun saatler süren bu çekimin bir karesini alabilmek için can atıyorum ama ısrarla 'basınla daha sonra paylaşılacak' cevabını alıyorum. Ama pes etmiyorum ve sonunda İzzet Bey laptopında fotoğraflara göz atarken, çaktırmadan aşağıdaki kareyi cep telefonumla çekmeyi başarıyorum. İşte eğlence danışmanınızın ve gecce.com'un farkı! :) [resim=20100515resim-183942C8][/resim] Ancak bugün basına ulaşan çekim fotoğraflarından biri ise aşağıdaki: [resim=20100517resim-183942F7][/resim] Longtable'daki bu çok özel gecceye birçok ünlü de akın etmişti. Bu ünlü isimler arasında; Burak Kut ve doktor sevgilisi, Oya Germen, Saba Tümer, Cengiz Semercioğlu, Atilla Atasoy, İpek Tuzcuoğlu, Metin Arolat, Tuğba Özerk, Ahmet Hakan, Ümit Karan ve Metin Arolat bulunuyordu. Geccenin ilerleyen saatlerinde ise Burak Kut, Balık Ayhan, Nilgün Belgün ve Metin Arolat mekanda sahne alarak, hepimize eğlenceli dakikalar yaşatıyorlar. İşte böyle özel bir gecceydi, özel mekan Nahide Motel'in galası! Bu eğlenceli geccenin tadı o kadar damağımızda kaldı ki, Nahide Motel'in açılışını da sabırsızlıkla bekliyoruz. Bir kez daha, teşekkürler İzzet Çapa ve ekibi! [b]ETİLER'İN EN GÜZEL ARKA BAHÇESİ AÇILDI![/b] Cuma akşamının üçüncü açılışına gidiyoruz şimdi de.. Irish Pub tarzındaki kendine has dekorasyonu ve sımsıcak atmosferi ile yaz akşamlarında gerçek bir lezzet deneyimi ve içkinin en eğlenceli halini yaşayabileceğiniz Lara & Can's Bar, arka bahçesinin açılışını Cuma akşamı renkli, eğlenceli bir şekilde gerçekleştirdi. Cuma akşamı iş çıkışı gidiyorum Nispetiye'deki Lara & Can's Bar'ın bahçe açılışına. Yeşillikler içinde son derece huzurlu bir bahçe.. O sıcak havadan, şehrin kalabalığından, yoğun ve stresli bir iş gününden sonra o kadar güzel geldi ki, o şirin bahçede birkaç kadeh bir şey içmek, anlatamam.. [resim=20100515resim-183942E1][/resim] Ardından saat 21:00 gibi, Dünya ve Avrupa Show Barmeni Şampiyonu Tolga Germiyanoğlu çıkıyor ve hafızalardan silinemeyecek bir show gösterisi gerçekleştiriyor. Bu sırada da ünlü DJ Feryal Aslan canlı performansıyla misafirlere maksimum eğlence yaşatıyor. [resim=20100515resim-183942D4][/resim] Lara & Can's Bar'ın lezzetleri de mekanın öne çıkan özelliklerinden biri. Dünya mutfağından en güzel örneklerini mönüsünde bulabileceğiniz Lara & Can's Bar'da, aperatiflerden, wraplere, salatalardan kömür ateşinde pişirilen ızgaralara, pizzadan makarnaya birçok farklı alternatif sizleri bekliyor. Standart içkilerin dışında en olgun viski, malt bira ve kokteylleri ile 200'ü aşkın seçkin tatlardaki içki çeşidini de bu kaliteli mekanda bulmak mümkün. Aynı zamanda Lara & Can's Bar'ın bu muhteşem bahçesinde Pazar günleri eşsiz bir brunch keyfi sunulduğunu ve her Pazar dart turnuvalarının düzenlendiğini de belirtelim. [resim=20100515resim-183942B4][/resim] Gerçekten keyifli bir akşam geçirdim Lara & Can's Bar'ın bahçesinin açılışında.. Eğlencenin ve müziğin en keyifli halini, şehrin bunaltıcı sıcağından ve stresinden kaçıp yeşillikler içinde bir gün ve yıldızlar altında bir gece ile birleştirmek isteyenler! Arka bahçesiyle Etiler'e farklı bir renk katan Lara & Can's Bar, tadına doyulmayan keyifli anlar için sizleri bekliyor.. REINA'DA BİR DOĞUMGÜNÜ.. Şimdi de keyifli ve güzel bir doğumgününe götürüyorum sizi.. Cuma geccesi benim için adeta bitmek bilmiyordu. Yorucu bir iş günü, üstüne 3 açılıştan sonra, enerjisi bitmek tükenmek bilmeyen eğlence danışmanınız; geccenin ilerleyen saatlerinde çok sevdiği bir arkadaşının doğumgününü kutlamak için, Reina'da alıyor soluğu.. Reina benim için her zaman yaz geccelerinin bir numaralı eğlence adresi olmuştur. Eğer yaz aylarında doğmuşsanız, Reina'nın o eşsiz atmosferinde doğumgününüzü kutlamanın da zevki bambaşkadır diyebilirim. [resim=20100516resim-183942E6][/resim] Bu yaz yine birbirinden iddialı restoranlara da ev sahipliği yapan Reina'da önce arkadaşlarınızla güzel bir aksam yemeği paylaşmak, kaliteli atmosferinde keyifli muhabbetlere dalmak ve ardından büyüleyici İstanbul manzarasında sınırsız eğlenceyi yaşamak, bir doğumgününden beklentilerinizi fazlasıyla karşılayacaktır diye düşünüyorum. O gecce de Reina beklentilerimi boş çıkarmıyor ve bize sabahın ilk ışıklarına kadar doyumsuz eğlence sunuyordu. O gün yine tıklım tıklımdı Reina. Birçok ünlünün de favori eğlence mekanı olan Reina'da; Sergen Yalçın`ı yakın arkadaşlarıyla dans ederken görüyorum. Bir diğer masada Hakan Kosif`i görüyorum, Brezilyalı kız arkadaşı yok fakat bu sefer yanında. Reina`nın balkon kısmında ise, çok sevdiğim arkadaşım, şarkıcı Akın'la sohbete dalıyorum. Yine çok sıcak, çok sempatik kendisi.. Yüzü hep gülüyor, Allah hiç soldurmasın arkadaşım! [resim=20100516resim-183942E5][/resim] Reina`nın müziği de yine çok basariliydi o gecce.. İnsanın içini kıpır kıpır etmeyi başaran, en hit, en ritmik şarkıları ve insanin içine işleyen, bağıra bağıra söyleme hissi uyandıran hüzünlü şarkıları çok iyi şekilde harmanlamayı başaran bir DJ`i var Reina'nın.. Malum Serdar'ın albümü yeni çıktı, dolayısıyla arada Serdar Ortaç'ın yeni şarkılarına da yer veriliyor mekanda. Ne diyeyim, Serdar yine çok başarılı bence. 'Seni çöpe atacağım, poşete yazık; bir sigara yakacağım, ateşe yazık` şeklinde nakaratı olan şarkı, şimdiden dilime dolandı.. Sözleri pek bir manidar, müziği ise çok ritmik. Bizi haksız yere üzen herkese, aşk acısı çektirenlere gönderiyorum bu şarkıyı ve şimdiden söylüyorum, bu yazın hit parçası budur! [resim=20100516resim-183942D9][/resim] Bir de Reina'nın geçen haftaki yazlık açılışından sonra bir değişiklik çarpıyor gözüme o gün. Açılış günü ortaya bir dans pisti yapılmıştı. Pistin zeminine de cart disko renklerinden ışıklandırma yapılmıştı ve geçen yazımda da belirttiğim gibi, bu durum Reina'nın kalitesini düşürmüştü bence. Ama bu hafta bakıyorum ki, o rengarenk ışıklar kaldırılmış, arada yanıp sönen tek renk ışıklandırma konulmuş. Ali Ünal`a soruyorum bu değişikliği, o da 'zaten böyle olması gerekiyordu, çocuklar yanlış anlamış, düzelttirdim hemen' diyor ve ben de çok doğru bir şey yaptığını belirtiyorum. Geccenin sonlarına doğru çok sevdiğim arkadaşım Melda'nın doğumgünü pastasını da 'Happy birthday to you..' şarkısı eşliğinde kesip, en iyi temennilerde bulunduktan sonra, evimin yolunu tutarak, oradan oraya koşuşturmayla ve bol eğlenceyle geçen günümü sonlandırıyorum. İyi ki doğdun Meldacığım! Reina'ya da arkadaşımın doğumgününde bize sunduğu eğlence için teşekkür ediyorum! [b]SUADA'DA BİR DÜĞÜN Malum yaz düğünlerinin havası bir başka olur, eşsiz şehir İstanbul'da. Boğaz'a nazır bir mekanda, ışıl ışıl bir İstanbul manzarasına karşı, hayatınızın en güzel gününü yaşamanın; henüz maalesef bizzat yaşamamış olsam da, unutulmaz ve kelimelerle tarif edilemeyecek kadar eşsiz bir deneyim olacağına eminim.. Bir de bir ada düşünün ki; denizin ortasında, kaliteli bir atmosfere sahip ve dört bir yanı da ışıl ışıl İstanbul'la çevrili. Böyle bir mekanda sevdiğiniz insanla hayatınızı birleştirmenin nasıl bir mutluluk olacağını da bir hayal edin! O halde şimdi Suada'ya, Cumartesi geccesi gerçekleşen Funda – Erkut Usta'nın düğününe gidiyoruz.. [resim=20100516resim-183943G3][/resim] Suada'nın açık kısmı henüz resmen açılmadığı için, aşağıdaki kapalı kısımda tasarlanmış bu özel düğün. 'Keşke biraz daha bekleseydiniz de açık kısmında kutlansaydı bu özel gün, çok daha keyifli olurdu' diye de içimden geçirmiyor değilim açıkçası ya neyse, biz geceden çok özel detaylara bir bakalım.. Çok özel isimlerin katıldığı düğün, düğün sahiplerinin kalitesine ve çevresine yakışır bir şekilde; son derece şık ve ihtişamlı bir şekilde dekore edilmiş, her türlü detay düşünülmüştü. Çiftin nikahını ise Sarıyer Belediye Başkanı kılıyordu. Bu seçkin düğünün seçkin davetlileri arasında ise; Sanem–Ralf Tezman, Saba Tümer, Oray Eğin, Armağan Çağlayan, Kenan ve Ozan Doğulu kardeşler, Metin Şen ve eşi, yapımcı Fatih Aksoy ve eşi, reklamcı Kaan Berkay, Murat Cevahir ve sevgilisi ile Selhan Aloğlu yer alıyordu. Geçen hafta da aynı mekanda evlenmiş olan Merve–Moris Kohen çifti çarpıyor gözüme daha sonra. Moris çok sempatik, sıcak, sevdiğim biridir. Tebrik ediyorum orada Moris'i ve adettendir 'bir yastıkta kocayın' diyorum.. O da adettendir 'darısı başına!' diyor, ben de tabii ki derin bir 'Amin!' çekiyorum. :) [resim=20100516resim-183943D8][/resim] Sonrasında öğreniyorum ki, o gün aynı zamanda Ali Ünal'ın doğumgünüymüş. Eşiyle davete katılan Ali Ünal'ın doğumgünü de bu özel düğünde kutlanıyor, pasta kesiliyor. Ben de 39. yaşına bastığını öğrendiğim Ali'ye nice mutlu yıllar dileyip, tebrik ediyorum.. Aklımda kalan bir detaya da değinmeden geçemeyeceğim. Son derece seçkin konukların yer aldığı düğünde, hanımlarımızın son derece özenmelerine rağmen rüküş oldukları gözüme çarpıyor! 'Çok güzel olmalıyım, en güzel olmalıyım, herkesi kendime baktırtmalıyım' düşünceleriyle kendilerini fazla kasmış olacaklar ki, çok daha sade giyinilerek çok daha şık olunabilineceğini unutmuşlar! Bir de hepsinde bir hava, bir bakışlar, hemcinslerini baştan aşağı bir süzmeler.. Ey hemcinslerim! Düğüne gelmişsiniz, bırakın kasılmayı, üstten üstten bakmayı da, eğlenin biraz noolur! Gerçekten eğlenceli, seçkin, kaliteli, son derece keyifli bir düğündü Funda-Erkut Usta'nın düğünü. Kendilerine bir ömür boyu mutluluklar diliyor ve tüm müzmin bekarlara da nasip etsin Allah diyorum.. Amiiin! :) [b]HAFTASONU NEREYE GİDELİM?[/b] Büyüleyici atmosferiyle hiç kuşkusuz dünyanın en güzel şehirlerinden biri olan İstanbul'da bu haftasonu da eğlenceye doyacağız. Bu gecce ve yarın gecce İstanbul'un en gözde mekanları, birbirinden ünlü isimlerini ağırlayacak, birbirinden özel partilere ev sahipliği yapacak ve tabii ki eğlence sabahın ilk ışıklarına kadar devam edecek.. Eğer hala haftasonu programınızı yapmadıysanız, işte sizlere eşsiz şehir İstanbul'da felekten bir gecce geçireceğiniz mekanlar ve eğlence tüyoları.. [b]CUMA GECCESİ[/b] NANNA'DA YELİZ [resim=20100114resim-183943E7][/resim] SARDUNYA'DA BÜLENT ÖZDEMİR [resim=20100114resim-183943E5][/resim] MY PAYVON BY CENK EREN'DE AFET VE CENK EREN [resim=20100114resim-183943A9][/resim] PATİKA'DA SONER OLGUN [resim=20100114resim-183943A9][/resim] ADALI MEYHANE ERTAN SERT KOKOSH BY ASMALI MEYHANE'DE CUMHUR DEMİR POSH KALAMATI MEYHANE'DE YORGO CUMARTESİ GECCESİ GÜNAY'DA DEV BULUŞMA [resim=20100521resim-183943D8][/resim] THE MIX'DE HAKAN ALTUN [resim=20100114resim-183943A2][/resim] MANSION 'DA TUĞBA ÖZAY ÖZEL GALA NANNA'DA SONER ARICA [resim=20100114resim-183943C5][/resim] PAYSAGE'DE SİBEL MİRKELAM [resim=20100114resim-183943B4][/resim] SARDUNYA BÜLENT ÖZDEMİR [resim=20100114resim-183943D6][/resim] PATİKA'DA SONER OLGUN [resim=20100114resim-183943C6][/resim] MY PAYVON BY CENK EREN'DE AFET VE CENK EREN [resim=20100114resim-183943G5][/resim] KOKOSH BY ASMALI MEYHANE'DE CUMHUR DEMİR ADALI MEYHANE'DE BUZUKİ OSMAN POSH KALAMATI MEYHANE'DE YORGO [b] NE OKUYALIM? [/b] [b]Med Cezir / Elif Şafak[/b] [resim=20100516resim-183943C7][/resim] “… Bir gün bir bilge, kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı cins kuşa rastlar yol kenarında. Hayli merak eder bu iki farklı yaratığın nasıl olup da kendi aileleriyle, ait oldukları yerlerde yaşamak istemediklerini, nasıl olup da bir 'yabancı'yı kendi kardeşlerine yeğlediklerini. Biri karga, biri leylek.. O kadar farklıdır ki kuşlar; ihtimal veremez birbirlerini sevdiklerine, türdeşleriyle değil de birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine. Öyle ya, karga dediğin kargalarla uçmalıdır, leylek dediğinse leyleklerle. Yaklaşır ve merakla inceler kuşları. Ta ki her ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar. O zaman anlar ki; birlikte kaçar, birlikte uçar, beraber yaşamaları beklenenlerin yanında tutunamayanlar.” “Med-Cezir başlığı altında yazılarını toplamış Elif Şafak. Dergilerde, gazetelerde yayımlanmış yazılar. Tarihsiz, çoğu kez de tarifsiz. Kendini de benzettiği, kökleri havada Tuba Ağacı gibi metinler. Böyle de olması gerek. Metin tek başına boşlukta duruyorsa duruyordur zaten. Durmuyorsa hiç durmasın zaten. Tarihsiz durabiliyorsa tarif edebilir kendini metin.” - Ece Temelkuran “Elif Şafak'ı yalnız romanlarından tanıyanlara, kafalarındaki fotoğrafın eksik karelerini tamamlamak için Med-Cezir'deki yazıları okumalarını salık veririm. Burada kanlı canlı, öfkesiyle, inadıyla, kırılganlığıyla, tutkularıyla velhasıl renginin bütün tonlarıyla Elif Şafak var.” - Ali Çolak [b]Her Sözcük Bir Tohumdur / Susana Tamaro[/b] [resim=20100516resim-183943E1][/resim] “Her sözcük bir tohumdur ve kendi besinini içinde barındırır.” 'Yüreğinin Götürdüğü Yere Git' ve 'Yüreğimin Sesini Dinle' gibi romanlarıyla tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de çok geniş bir okur kitlesine ulaşan Susanna Tamaro, bu kez bize sessizliğin ve sözün yaşamımızdaki derin anlamını anlatıyor. İletişimsizliğin yaşamlarımıza egemen olduğu, sözün giderek anlamını yitirdiği günümüzde, sessizliği ve ölümü yeniden düşünürken, yaşamın pırıltısı ve gizemini yakalamanın yollarını arıyor. İnsanoğlunun her sözcüğün bir tohum olduğunu nasıl unuttuğunu, kendisini sarmalayan evrene nasıl bu denli yabancılaştığını sorgularken, bizleri birbirimizi dinlemeye ve anlamaya çağırıyor. Tamaro'ya göre, sözcüklerin birer tohum gibi serpilip boy atacağı toprak, insan yüreğinden başka bir yer değil. Sözcükler ancak orada köklenebilir, umursamazlık kabuğunu kırabilir ve insanlığı bilge kılabilir.. [b] NE DİNLEYELİM? [b] Live in Paris / Joe Satriani[/b] [resim=20100516resim-183943D4][/resim] Yaşayan en ünlü ve en yetenekli gitar virtüözlerinden Joe Satriani hakkında fazla söze gerek yok. O, kalabalığın ve konserlerin adamı! Satriani'nin dünyanın dört bir yanındaki hayranları için yayınlanan 'Live in Paris: I Just Wanna Rock' adlı bu albümü sanatçının yakın zaman önce Paris'teki son konserinin kayıtlarından oluşuyor ve hem 2 CD'lik bir albüm hem de ayrıca DVD olarak yayınlanıyor. Satriani'nin 2008 yılı Mayıs ayında kaydedilen albümünde sanatçının en beğenilen ve klasikleşen 'Surfing With The Alien', 'Flying in a Blue Dream' gibi şarkıları ve de 'Super Colossal' ve 'I Just Wanna Rock' gibi hitleri yer alıyor. Daha önce yayınlanan 'Satriani Live in 2006' ve 'Live in San Francisco, 2001' DVD'lerin başarılarının ardından yayınlanan 'Live in Paris: I Just Wanna Rock' da şüphesiz aynı ilgiyi görecek. 15 kez Grammy adayı olmuş bir sanatçı olarak Satriani, DVD konusunda da müzikal kalite standartlarının çok üstünde işlere imza atıyor. Satriani hayranlarının merakla beklediği albümün 2 CD'lik albümüyle eş zamanı olarak satışa sunulan DVD'sinde ise efsanevi gitaristle yapılan bir röportaj ve daha önce görülmemiş özel görüntülerle kamera arkası çekimler gibi çok özel ekstralar yer alıyor. [b] Lucca Take Away / Various Artists [resim=20100516resim-183943B3][/resim] Lucca, keyifli ve eğlenceli tarzını ikinci albümü ile devam ettiriyor. Türkiye'nin en önemli DJ'lerinden Yakuza'nın seçtiği parçalardan oluşan ve ünlü müzik adamları Ömer Karacan ve Murat Akad'ın prodüktörlüğünü yaptığı “Lucca Take Away” albümü ile Lucca'nın müziğini evinize taşıyabilirsiniz! Albümün içerisinde aynı zamanda Lucca müdavimlerinin favori yiyecek ve içecek tariflerinden oluşturulan mini bir bilgilendirme kitapçığı içeriyor. Böylelikle kitapçıktaki tarifleri Lucca'nın müziği eşliğinde evinizde deneyebileceksiniz. Lucca'nın imzası haline gelmiş stil müziğini evinizde yaşatabileceğiniz 14 parçadan oluşan, prodüktörlüğünü Ömer Karacan ve Murad Akad'ın yaptığı 'Lucca Take Away', Louis Armstrong'dan Lindström & Christabelle'ye, Joey Negro'dan Diana Ross'a kadar birçok ünlü sanatçının ve DJ'in parçalarıyla günün her saati size ve ruh halinize hitap edebilecek şekilde derlenerek, günümüzde en çok sevilerek dinlenen klasiklerle, Nu-Jazz ve Elektro-Disco tarzı müzikleri eklektik bir şekilde birleştirerek Lucca'nın eğlenceli tarzını ve muhteşem atmosferini yansıtmayı başarıyor. Türkiye'nin en ünlü DJ'lerinden DJ Yakuza'nın özenle seçtiği parçaları derlemesi ile sabah işe giderken, kitap okurken, gece dışarı çıkarken, günün her saatine eşlik edebilecek bir albüm haline getirilen 'Lucca Take Away' ile her saat ayrı bir Lucca keyfine dönüşecek. NE İZLEYELİM? Süt / Semih Kaplanoğlu[/b] [resim=20100516resim-183943B2][/resim] 2008 Venedik Film Festivali Yarışma Filmi 2009 İstanbul Film Festıvali Fıprescı Ödülü Liseyi tamamladıktan sonra üniversite sınavını kazanamayan Yusuf'un büyük bir ümit ile yazdığı şiirleri, adını sanını kimsenin duymadığı bazı edebiyat dergilerinde yayınlanmaktadır. Ama ne şiirin ne de ürettikleri, değeri günden güne düşen sütün Yusuf'a ve annesi Zehra'ya bir katkısı vardır.. Yusuf ile annesi, Yusuf'un yıllar önce ölen babasından kalan ineklerin sütüyle geçinmeye çalışmaktadırlar. Yaşadıkları İç Anadolu Bölgesi'ndeki küçük kasaba, son yıllarda etrafta kurulan sanayi tesisleri nedeniyle modernleşirken geleneksel üretim yöntemleri ve bazı meslekler hızla yok olmaktadır. Yusuf, Zehra'nın kasabadaki istasyon şefi ile yaşadığı gizli ilişkiyi keşfedince ne yapacağını şaşırır.. [b]Downfall – Çöküş / Oliver Hirschbiegel[/b] [resim=20100516resim-183943C1][/resim] 2. Dünya Savaşı'nın son günleri ve Nazi lideri Adolf Hitler'in son saatlerini anlatan tarih dersi niteliğinde bir başyapıt. Berlin, Nisan 1945.. Bir ulus, yıkılışını bekliyor.. Başkent sokaklarında hala öfke ve şiddetle umutsuzca çarpışan insanlar var.. Hitler ve yakın arkadaşları kendilerini sığınaklarda güvene almışlardır. Aralarında Führer'in özel sekreteri Traudl Junge de vardır. Berlin artık düşmüş bir kaledir fakat Hitler, şehirden çıkmayı ve teslim olmayı kabul etmemektedir. Halkının son fertleri dışarıda yok edilirken o, son yolculuğuna hazırlanmaktadır. Birlikte intihar etmeden birkaç saat önce Eva Braun ile evlenirler. Cesetleri düşman eline geçmemesi için yakılır. Führer'in peşinden yıllarca sadık bir şekilde gitmiş birçok insanın durumu da farklı değildir. Berlin düşerken herkesin ölümle yaşam arasında seçim yapma saati giderek yaklaşmaktadır. Hitler ve yakın çevresinin son günlerini onun son özel sekreteri Traudl Junge'nin gözlerinden anlatan film, 2.Dünya Savaşı'ndan beri gizli kalmış bir döneme ışık tutan, tarihi belge niteliğinde müthiş bir dram.