Gürkan Boztepe
Tüm yazıları MARKA DOKTORU Gürkan Boztepe gurkanboztepe@gecce.com
20 Aralık 2016 10:33

İtalya’dan Antakya nasıl görünüyor?

Gastronomi Turizmi Derneği’ni kurduğumuzdan beri hep aynı şeyi söylüyorum. Bizim ülkemizin ürünleri dünyada bir numara ama biz tanıtamıyoruz.

Şimdi bu satırları İtalya Abano Terme Veneto Panaroma Hotel odasından yazıyorum. Ama yazacağım hikaye Antakya yerel lezzetleri.


Antakya’dan davet aldığımızda önce Hatay Dayanışma Derneği'nde eski Sağlık ve Turizm Bakanımız Bülent Akarcalı’yı da alıp 20 yönetim kurulu üyemiz ile Taksim'de dernek merkezine bize özel yemeğe gitmiştik.

İstanbul’da yaşayan Antakyalı ev hanımlarının evde hazırladığı özel mezelerden başlayıp en son künefe ile yemeği sonlandırdığımızda adeta bir lezzet sarhoşluğu içinde tüm üyelerimize eve giderken bir de yolluk olarak pakette gerçek Antakya künefesi vermişlerdi.

Bu organizasyonda emeği geçen dernek başkanı Saadet hanım ve gerçek dost Fahir Abacı’ya içten teşekkürler.


Burada yediklerimizin anavatına gitmek üzere Antakya’ya gitme kararı aldım.Ardından Antakya için çok önemli bir değer olan Elif Ovalı’nın davetini kırmayarak geçenlerde Antakya’ya atladım gittim.

Önce Elif Ovalı kimdir?

Kısaca Antakya ve Türkiye Gastronomisi için kendini 3 kuşaktan beri çiftçi olarak görmüş yurtdışı kültürü ile modern hayatı birleştirirken topraklarındaki özel ürünleri dünyaya tanıtmaya baş koymuş.Ford sponsorluğunda Antakya ve yerel ürünlerin nasıl yapıldığını yörenin ev hanımları tarifleri ile yazmış bu kitapla da en son Konya’da Mevlana Baş ahçısı Ateş Baz-ı Veli törenlerinde ödül almış Türkiye Gastronomisi için çok değerli bir özel bir insandır.

Elif hanımın Teofarm diye bir çiftliği var. Bu çiftlik Türkiye’de Koç grubu Makro ve Migros tarafından keşfedilmiş. Kalite standartları için defalarca uzmanlar Antakya’daki çiftliklerine gönderilmiş ve bütün testlerden tam puanla geçmiş.
Şu an Makro ve Migros'ta Anadolu lezzetleri kapsamında satılan organik veya doğal ürünlerin pek çoğu Elif Ovalı’nın çiftliğinden sofralarınıza geliyor.

Neyse sabah Antakya uçağına binmeden oranın ileri geleni kardeşimiz Ertuğrul’u aradım (Türsab Antakya Byk Başkanı) ben geliyorum diye… Geri kalanı o hemen çözdü. Elif hanım sağ olsun şoförünü yolladı. Ertuğrul Doğanlılar çok sevilen ve cana yakın bir dostum. Bölgedeki tüm seyahat acenteleri kendisine saygı duyar.

İndikten sonra Elif hanımın şehir merkezindeki yeni açtığı yeni satış merkezine gittik. Orada Antakya simidi, carra peyniri, hal hal zeytini, zahter, keçisütü tuzlu yoğurt, kıtır kabak., kitte turşu ile bir kahvaltı yaptık ki parmaklarımı yiyecektim.


Beni yediklerimden çok aslında şehrin tarihi de etkiledi. Tarihini kısaca anlatmak gerekirse; Antakya çok kozmopolit. Çok uzun bir süre boyunca bir arada yaşamayı öğrenmiş, etnik kökenleri, dinleri farklı birçok topluluğa ev sahipliği yapan bu kent UNESCO barış kenti adayı olmuş ve ikinci kent seçilmiş. Çok kültürlü yapısını tarih boyunca korumuş olan ilde aynı ulusa mensup birden fazla dini cemaat bulunmakta. Çok kültürlü yapısını tarih boyunca korumuş olan ilde aynı ulusa mensup birden fazla dini cemaat bulunmaktadır.

Sünni , [[Süryaniler]], [[Katolikler]], [[Ortodoks Kilisesi|Ortodoks]] [[Rum]]lar, [[Protestan]] Araplar, Maruni Araplar, [[Ermeniler]], [[Yahudiler]], [[Gürcüler]] ve diğer küçük topluluklar Hatay'ın çok kültürlü yapısının dinamiklerini oluştururlar. 'Hristiyanlık' isminin ilk kez verildiği şehir olan Antakya'da bulunan St.Pierre Kilisesi Hristiyanlığın en önemli tarihi kiliselerindendir.


UNESCO'nun dünya mirası öneri listesindedir [26]. Kilise aynı zamanda Hristiyanlarca hac yeri olarak kabul edilmekte ve her yıl burada 29 Haziran günü Katolik Kilisesince ayin düzenlenmektedir.

Ayrıca Dünyanın ikinci büyük mozaik koleksiyonunu barındıran Hatay Arkeoloji Müzesi bulunmaktadır. (Burayı bizzat gezdim)

Antakya, MÖ 300 civarında Büyük İskender'in komutanlarından Seleucus Nicator tarafından kurulmuştur. Antik kaynaklara göre Antakya üç yüz bin nüfusuyla Roma İmparatorluğu'nun 3. dünyanın ise 4. büyük kentiydi. Babası Antiochus'un isminden 'Antiocheia' adıyla kurduğu şehir, Silpius Dağı (bugünkü Habib Neccar Dağı) eteğinde ve Asi Nehri (Orontes) kenarında yer almıştı. Acus'un yönetimine giren topraklarda Antakya dışında başka yerlerde çok sayıda Antiocheia daha kurulmuştu.


Şimdi böyle tarih ve kültür fışkıran topraklardan masanıza gelebilecek ürünleri düşünebiliyor musunuz?

Öğle yemeğine Ertuğrul kardeşim beni bırakmadı, oranın en çılgın restoranına götürdü Ali Mürdün. Dükkanda tabela yok, Valileri, Belediye başkanlarını "yer yok" diye almayan enteresan bir adam. "Fotoğraf çekilelim basında çıkacaksın" dediğimde "yok beni çekme gerek yok" diyen bir adam. Öğlen yer yok. 2 katlı mekanın;a lt katında sadece mutfak üst katı derme çatma bir yer ama masaya gelen ürünler mükemmel. Lezzet kusursuz. Burada anlatmam yetersiz kalacak o yüzden fotoğraf koyayım diyorum. Öğle yemeğinde bu kadar meze yememiştim.Bu kadar meze midemi hiç de rahatsız etmedi.

Akşam yemeği için çok özel bir yerde ağırlandım. Akşam ekip Antakya’nın ileri gelenlerinden oluşan özel bir masa özel ve otantik bir mekan çok özel yemekler ve çok özel sohbet.Mekan ara sokaklar içinde Konak restoran(2 Konak birleşmesinden oluşan çok özel bir mekan)

Masada Kimler vardı: Restaurant sahibi Razık Büyükgazel, Elif-Osman Ovalı, Ertuğrul Doğanlılar, Adnan- İdil Teoman, Galye Eraslan.

Masadaki dostlukları masaya oturmadan hemen hissedebiliyorsunuz.Masadaki herkes yıllardan beri 7 düvelden beri görüşüyor, hepsi kültürlü,hepsi görgülü kültürlü özel insanlar. Dışardan gelen biri olarak kısa bir tartılma süresi oluyor.
Zeka gezme ve genel kültürde yeterli notu alıyorsan sohbet ilerliyor.


Yoksa sadece yemek yiyorsun.Babam hep derdi yemek masasında insanları ölçersin. Evet o gecce o masa öyle bir masaydı. İnsanlarla iyi frekans yakalamak ve dostlukların devamı benim en büyük sermayem.O akşam Razık bey çok hasta olmasına rağmen yanımdan hiç ayrılmadı. Mekandaki garsonlar gerçekten çok iyi hizmet sundular. Özellikle masa düzeni ve sunumlar başarılı idi.

Neler neler yedik;Aşur, Ispanak Borani, Kabak borani, Frik pilavı, Oruk, Biberli ekmek, Kömek, zahterden pek çok şey, murt, tepsi kebabı, kağıt kebabı ilk aklıma gelenler.

Bunlardan az az yemeye çalıştığım için kilo almıyorum.Yemeklerin güzelliği yemeği yediğin masadaki insanların sohbet güzelliği ile artıyor. Entellektüel değerli dostlarla masada olmak yemeklere ayrı bir tat kattı. O akşam için tekrar teşekkürler.


Ertesi gün çarşıda ne kadar arkalarda kalmış adı sanı duyulmamış veya duyulmaya aday mekan varsa dolaştım.
Yağmur yağdı hava soğudu demeden yanımda Ertuğrul’un verdiği mihmandar önderliğinde ile yerel lezzetlerden tattım. Antakya’ya zırt pırt gidilemiyor diye bayağı gezdim.

Çarşı gezisinde dikkatimi çeken mekanlar Sultan Sofrası, künefede ise Çınaraltı Yusuf Usta ve Asi; et konusunda ise Pöç Kasabı oldu. Şarküteri anlamında ise Turunç ürünlerini başarılı buldum.


Buralarda gözünüz kapalı kendinizi ve çocuklarınızı gerçek Anadolu lezzetlerini tattırmaya götürebilirsiniz.

Hatay Arkeoloji müzesi abartıyor olmazsam Türkiye’de bugüne kadar gördüğüm en düzenli ve kapsamlı müze.Sistem olarak güzel işletilmekte. Bu sebepten Kültür Turizm Bakanlığı’na içten teşekkürler.İçine girdiğimizde 35-40 öğrenci gezmeye gelmişti ,Onlarla beraber sinema salonun ada Antakya tarihini 3 boyutlu olarak izleme imkanım oldu.Gerçekten bu toprakların üzerinde kirasını ödemeyen kiracı olduğumuzu hissettim.

Ticaret Odası Başkanımız Hikmet Çinçin makamında ağırladı .Hikmet başkan tam bir işadamı. Tam bir icraat adamı.
Sert görünümü altında pamuk gibi bir kişilik yatıyor. Her türlü sosyal medya ve cemiyet haberlerini takip ediyor. Hatta Kenan Erçetingöz’den bahsettiğimde evet "az önce Miami'de havuza giriyor" dedi, sosyal medyadan anlık bilgi akışlarına bu kadar sahip bir başkan hiç tanımadım.

Hikmet bey aynı benim gibi ilk 30 saniyede etkiledin etkiledin yoksa top taça gidiyor. Yani iş uzadıkça bir yere varılmayacağının bilincinde.

Kendisi icraatları ile başarılı olduğu için muhalefet olmasına rağmen hep o seçiliyor. Bu arada Antakya Ticaret odasında konuşurken masaya çay ikram edilmiyor. Önce 5-6 çeşit börekimsi ürünler geldikten sonra çay geliyor.

Tüm çalışanları Başkana karşı çok sevgi dolu aynı zamanda çok da sevgili. Ece hanıma kadar herkes öğle yemeğini bırakıp toplantı masamızda bana sunum yapmaya geldiler. Ekip çalışması ile başarıyı yakalayan özel bir başkan tanımış oldum. Tek konu başkanın Turizm konusunda daha tecrübeli insanlarda görüş alıyor olması önemli. Zamanı kısıtlı ve karar süreçleri sonrası eleştiriye açık mevkilerde oturan böyle vizyonlu yöneticileri doğru yönlendirmek gerekmekte.


Neyse başkanımız ve ekibi ile çok özel bir toplantı sonrası Başkan kapıya kadar beni uğurladı. Sağ olsun çok kibar biri hatta şoförünü ve aracını verdi. Bir de İskenderun ziyareti yaptım.
(Hatta bu ziyaret sebebi ile eve nar ekşisi almayı unuttum .)

Neyse bu gezi de benim için çok değerliydi. Özel insanlar tanıdım özel mekanlar tanıdım,Özel yemekler deneyimledim.Özetle ülkemizin Anadolumuzun özelliklerini daha iyi algıladım bitti mi yoo daha yeni başlıyoruz.

Bunları Venedik’teki odamda yazarken şunu düşünüyorum,Antakya İtalyanların olsaydı nasıl paketleyip dünyaya tanıtırlardı?

Bu hafta da benden bu kadar kalın sağlıcakla…
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece gecce.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: Gürkan Boztepe

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!
  • Bunu Pinterest'te  paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz