Ayşegül Yiğit
Tüm yazıları RÖPORTAJ Ayşegül Yiğit aysegul@gecce.com
07.02.2019 13:13

Linet: YouTube’da 150-200 milyon tıklamaları var ama ekstraya gidemiyorlar!

Sahne performansı dışında konuşurkenki hali tavrı ve aurası ile sizi hemen etkisi altına alabilecek bir kadın var karşımda, aynı zamanda çok da naif. "Bilir Misin" albümünde Linet'in naif hallerini de gördük yıllar sonra. Kült olmuş şarkıları sesinden dinlemeye bayılıyoruz bir çoğumuz. Linet bu duruma "Başkaları da denedi ama yapamadı" diyor. Organik olmayan tıklamalardan da bir hayli şikayetçi. "YouTube'da 150-200 milyon tıklamaları var ama ay sonuna baktığın zaman en çok ekstraya çıkanlardan biriyim" diyen Linet'le,sektördeki konumu, aşk hayatı, sperm bankasından çocuk yapıp yapmayacağına kadar bir çok konuyu konuştuk.

Geçtiğimiz yıl “Bilir Misin” albümünü çıkardınız. Albümden bahsedelim biraz, nasıl yorumlar aldınız?

Uzun zamandan sonra yeni şarkılarla merhaba dedik. “Yorum Farkı” iki tane vardı. Çok güzel tepkiler geldi. Değişik bir alt yapıyla yaptık. Çok fazla yüklenmeden, akustik şarkılar var. Akustik gitarla okuduğum “Bilir Misin” şarkısı var. “Kandıra Kandıra” ile çıktık mesela. Çok değişik ve naif geldi insanlara. Gümbür gümbür bir Linet beklerken, Kandıra Kandıra ile şoke oldular. Biz buradayız, gümbür gümbür olacağımız yerler de olur. Naif olduğumuz yerler de olacaktır elbet.

Sahnede mesela ben şarkıları direkt söylemiyorum bekliyorum. Yeni albüm şarkılarında istek gelsin. Ve gerçekten istek geliyor. İstek geldiği zaman anlıyorsunuz ki, insanlara ulaşabilmişsiniz. Bugüne kadar yaptığım şarkılar, albümler her zaman sahnede talep görmedi açıkçası. Daha çok güncel parçalar istendi. Yorum Farkı’ndan çok istek geliyor. Yorum Farkı şarkıları sıfır şarkılar gibi yeniden sevildi.

“Yorum Farkı” albümlerine devam etmeyi düşünüyor musunuz?

Olur, neden olmasın? Çok deneyen oldu ama Linet gibi olmadı.

“İhtimaller” şarkısına klip çektiniz. Tepkiler nasıldı?

O zaten tek başına, klipsiz 1 buçuk 2 milyon gibi bir tıklama gördü. Bu arada duyduğunuz üzere 150 milyon demedim, 1 buçuk milyon dedim. Organik olduğu için.

Bunu neden vurguladınız? Organik olmayan tıklamalar da mı var?

Tabi canım bunu herkes biliyor. Üzücü bir olay. Yani tabi ki hepimiz istiyoruz 10 milyon 100 milyon olsun, 200 milyon tıklansın. Ama ülkemizde 200 milyon insan yok. İster istemez insan bir şüpheye düşüyor. Dünyada 150 milyon Türk var mı mesela? Bunu sormaya veya araştırmaya gerek yok. Ama inşallah doğrudur. Benim gördüğüm kadarıyla pek inandırıcı bir tarafı yok. Ama maalesef ki uzun zaman bununda primi yapıldı. Sonuç olarak baktığımız zaman 150 milyon tıklanan ne kadar ekstreye gidebiliyor? Bunda bir gelir olması lazım. Sadece YouTube’da 150-200 milyon tıklama var. Ay sonu kaç işe gitti? Yok. Eee, ne anladım ben bundan.

Kime bu sözler?

Ben isim zikretmiyorum. Her şey ortada. Ben hayatım boyunca zaten kimseyle kıyaslayarak bir yol kat etmedim. Tamamen kendimle bütün çabam. Tabi ki 95 yılından beri bütün değişimlerin içerisinde vardım. 1995 yılında ilk albüm çıkardığımda daha Kral TV yoktu. Birkaç ay sonra Kral TV furyası başladı. Oradaki savaşlar başladı. Ve ben o savaşların içerisinde ortada kaldım. Çünkü herkes kabullenmedi, şirketler kabullenmedi. Orhan Gencebay’dan çıkmıştı orada büyük bir kaos vardı. O evreden geçtik.

Niye kabullenmediler?

İlk müzik televizyonu ve klip yayınlanması için sanatçılardan para istiyor. Klip zaten bir masraf, onun yayınlanması masraf, reklam ayrı. Bir sürü olaylar vardı. Benimle paralel gidiyor, 23 yıl olmuş. Ne zaman beni aday göstermişler? Ne zaman bana ödül vermişler? Ama bir Linet gerçeği var. Keza bütün ödül veren geccelerden bahsediyorum. Taş atmıyorum, gerçek bu. Bu güne kadar hangi kurum bana ödül verdi?


“ÖDÜL VERİLİRKEN SESE DEĞİL, İLİŞKİLERE BAKILIYOR”

Ödül verilirken sese bakılmadığını mı düşünüyorsunuz?

Kesinlikle. En yakın olan, ilişkileri en sıcak tutanlar ödül alıyor. Bu olaylara hiç inanmıyorum hiç de çabam yoktu. Bu şekilde bir düşünce varsa, bir mücadele varsa o mücadeleye girmem. Ben kimseye yalakalık yapmam. Kimseyle ilişkimi sıcak tutayım diye de çaba göstermem. Gerçi bitmiş bir olay, hiç kimse ona önem vermiyor. Birkaç tane kurum kaldı onlar yapıyor.

Ödül almıyorum ama ayın sonuna baktığımda en çok ekstreye gidenlerden biriyim mi diyorsunuz?

Bu kadar. Sadece ay sonunda değil, 23 senede biriktirdiğim hayranlarım, milyonlarca tıklama… Geçer şarkısı Sezen Aksu’nun çok sevilen, çok eski bir parçası 10 milyon gibi bir tıklaması var. Bunlar gerçek olan şeyler, biz bu gerçeği ödüllerle kazanmadık. Çok çalışarak, canlı performans yaparak elde ettiğim bir şey bu.

23 yıl sonunda hak ettiğiniz noktada olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Kısmet diye bir şey vardır. Herkesin bir dönemi vardır. Tabi ki çok değişik dönemler geçirdik. Çünkü ben çok güçlü bir ses olduğum için 1995 yılında geldiğim zaman herkesin bir “Ne oluyoruz?” havası vardı. Ama ben her zaman sabretmeyi bildim. Düzgün yoldan, doğru gitmeyi tercih ettim. 23 yılımı aldı. Ama şu anki durumumdan gayet memnunum çünkü lezzetli yemek ufak ateşte pişer. Bir anda saman alevi gibi var olup sonra yok olmaktansa, uzun zamana yayıp grafiğimi yükseltmeyi yeğliyorum.

Benim doğuştan gelen bir yeteneğim var. Tabi ki bunu anlatmak zaman alıyor. Çünkü eskiden bize dayattıkları bir medya vardı. Bugün sosyal medya diye bir şey var. Bugün kimse kimseye bir şey dayatamıyor. Şimdi orada seni seçen, seni takip ediyor. Kimse kimseye hiçbir şey dayatmıyor. Tabi ki magazin hala var. Ama eskisi gibi değil. Artık gerçekten performans yapabilen, doğru çalışan ve iyi bir insan olabilen iş yapacaktır düşünüyorum. Uzun dönem sanatçıların kaprisleri acayip yaşantıları konuşulurdu. Artık öyle şeyler aza indirgendi. Kimse kimsenin kaprisini çekmek zorunda değil ben işimi yapıyorum, egomu tatmin etmeye çalışmıyorum.

Türkiye’ye geldiğimde “Ne oluyoruz” havası vardı diyorsunuz. Yolunuza taş koyan oldu mu o dönem?

Kim bilir, belki de… Varsa da Allah’la arasında. Muhakkak düşünen, yapan vardır.

Sizin bildiğiniz biri var mı?

Bilemiyorum. Ben çok genç geldim. 17-18 yaşında başladım. İsrail’de büyümüş bir insan olarak kimseyi tanımıyordum, çevrem yoktu. Tabi ki zor bir iş. Ama ne yaşadıysam benim lehimedir. Beni büyüttü ve güçlendirdiler.

23 sene önceki Linet nerede, şimdiki Linet nerede… Benimle başlayan, o zaman benim diyenler, kim varsa o zamanla bu zamanı karşılaştırdığımızda çıkar ortaya.

Geride mi kaldılar?

İnsanlar daha çok icraat istiyor. Ben hayatım boyunca konuşmaktansa iş yaptım. Mantıklı olan benim için buydu. Şu anki zamanımıza ve yaptıklarımıza bakalım.

“Tek şarkılık kadın değilim” diye bir açıklamanız var. İnsanların tek şarkıyla popüler olup sonrasında kaybolmasını neye bağlıyorsunuz?

Bu biraz şans işi. Bazı sanatçılar var, şarkısı patlıyor ama kendisinin ismini bilmiyorsun. Tek şarkı ile ünlenip ses olmadığı için yok olanlar da var. Ben ömrümü işime adadım. “Aaa, şimdi canım çekmedi, evlendim gittim” yapmadım. Ben bu işi yapabilmek içi bütün hayallerimden vazgeçtim.

Playback yapanlara da haram yiyorlar demiştiniz. Siz playback yapmıyor musunuz hiç?

Ben playback yapmıyorum. Helal para olarak gelmiyor bana. Ben ne vereceğim karşımdakine illa benim albümümdeki şarkıları mı? Ben İsyan’ı albümüme almadım mesela. E isyanı isteyecekler ne yapacağım. Her şeyi çatır çatır okumak varken playback neden yapayım. Benim tercihim her zaman canlı okumak. Ben sesimi canlıda daha çok beğeniyorum. Albümdeki halinden çok daha iyi şarkı söylüyorum.


“İSYANI HERKES OKUMAYA ÇALIŞTI AMA YAPAMADI!”

“İsyan” şarkısını yorumlamanız çok beğenilmişti. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Popçularda okumaya çalıştı okuyamadı, arabeskçiler de okumaya çalıştı onlar da yapamadı. Bu şarkı ne pop ne arabesk. Şarkının inanılmaz büyük bir yüreği var. Ama arabesk değil. Pop da değil tam benim tarzım. Ben yıllarca koyu arabesk yapmadım. O koyu arabeski alıp rock gibi sundum. Ben her şeyi yüksek tansiyonla sunuyorum.

Bu yüzden eleştirildiğiniz de oldu. Çok bağırarak şarkı söylediğinizi düşünenler var.

Tabi ki bunları da duyduk zamanında çok bağırıyor diye. Sadece bazı yerleri yumuşatmayı öğrendim. Tabi ki bu duyumlarla tecrübeleniyorsunuz. Ona göre tarzınızı tavrınızı şekillendiriyorsunuz. Zaman geçtikçe bu “Bilir Misin” albümü geliyor. Akustik, daha okşayan bir taraf. Önemli olan bağırmak değil, son noktaya çıkmak değil. O şarkının hakkını vermek. Şarkı hangi tondaysa, hangi tonda güzel bir tını veriyorsa öyle söylemek gerekiyor. Bunu bilmek çok önemli. Bilinçli olmak da çok önemli. Sesim var diyorsun. Ee, sesin çıkmıyor. Niye bu kadar tiz okuyorsun, ne gerek var tırmalamaya.

Arabesk de caz da pop da söyleyebiliyorsunuz. Hangisi sizsiniz?

Çok giderli şarkılar seviyorum. Atarlı ve zor şarkılar seviyorum.

Hayatınızla ilgili olabilir mi?

Hiç alakası yok. Ben hayatımda çok sakin yaşayan bir kadınım.

23 yıl bekledim, sabrettim diyorsunuz ya… Onun bir isyanı olabilir mi?

Olabilir. Gizli, bilinç altındaki isyan olabilir. Atar gider sahnede oluyor da özel hayatınızda o kadar atarlı giderli değil ama tabi mesafeli… Bunu da hayatla birlikte öğreniyorsunuz. Her sene bir kabuğa daha bürünüyorsunuz ve yaş aldıkça biraz kalın bir kabuğa sahip oluyorsunuz.

Bu sene kabuğunuza eklediğiniz kat ne?

Yaşadığınız olaylarla alakalı, insanlar bazen haddini aşabiliyor. Sizin iyi niyetinizi suiistimal edebiliyor. O yüzden ister istemez uzaklaşıyorsunuz, yalnızlaşıyorsunuz. Çok fazla sosyal olamıyorsunuz. Mesela Instagram’daki paylaşımlarımı azalttım. Eskiden çok daha fazla paylaşım yapıyordum. Ben yemeği çok seviyorum, iyi yemeği de keşfederim. Instagram’da onu paylaştığım zaman yorumlardan dolayı paylaşmamaya başladım.

Kötü yorumlar mı geliyordu?

Kilo aldın ya da nasıl kilo almıyorsun gibi yorumlar yapıyorlar. Böylelikle negatif nazar gibi bir oluşum elde ediyorsunuz. Emin olun bu mesleği yapmasaydım. Sosyal medya hesabım olmazdı.

Eleştiriyi mi kaldıramıyorsunuz?

İnanılmaz eleştiriler de geliyor. Güzel yorumlar da geliyor. Bazen insanlar haddini de aşabiliyor. Ama hiç kimseyle hiçbir polemiğe girmiyorum. Gerek yok. İlgi çekmek için insanlar ters bir şey söylüyor. Bizim her şeye açık olmamız lazım. Ben kimsenin cesaret etmediği olayları yapıyorum. Yeri geliyor bin kişi yeri geliyor 10 bin kişinin karşısına çıkıyorsun, benim gövdem açık. Oradan gelecek her şeye hazırlıklı olman gerekiyor. Ama o kadar çok klavye magandası var ki.

Sahne kıyafetlerinize baktığım zaman sizde bir değişim görüyorum. Neye bağlı bu değişim?

Gülşah Saraçoğlu ile çalışıyorum. Bazı kıyafetleri hazır alıyorum. Bazı parçaları pişti olmamak adına birleştiriyorum. Bu tamamen kendimle alakalı bir şey. Günlük yaşantımda spor elegan giyiniyorum. Herkesten çok güzel tepkiler alıyorum. Sahne kıyafetleri çok işlemeli, ağır, hediye paketi gibi olmamalı. 40 yaşımı geçtim ama bu çok olgun bir şekilde giyinmeme sebep değil.

Son değişimi de ayakkabılarda yapmayı düşünüyorum. Topuklu ayakkabılar beni çok yoruyor. Saatlerce topuklu ayakkabılarla canlı performans vermek, hareket etmek inanılmaz yoruyor beni. Bir tek o kaldı. Ona da nasıl çözüm üreteceğim, bilmiyorum. Çünkü spor ayakkabı sahnede olmaz.

Çok iddialı kıyafetleriniz de var.

Dekolteyi sevdiğim yerlerde kullanıyorum. Derecemi de bilirim. Estetik durması benim için çok önemli. Bir yerlerimi açayım çabası değil bu. Oradaki bir yırtmaç benim duruşumu çok güzel tamamlayabilir.

Her zaman estetik duruyorum. Fakat insanların neye önem verdiğini merak ediyordum. Bir kere pijama ile çıktım sahneye. Kıyamet koptu, çok beğenildi.

Neyi test ettiniz?

İnsanlara neye daha çok önem veriyor . sonunda gördüm ki, insanlar sesime önem veriyor. Genelde performansı mı beğeniyorlar, kıyafet 2. Planda oluyor.

Bacaklarınızı sigortalatmıştınız. Bu fikir nereden çıktı? Kendinizi çok mu beğeniyorsunuz?

90’larda Hülya Avşar’ın programına katıldım. Mini etek ve ceketle, hostes gibi. Hülya Avşar’la ilk karşılaşmamızdı. Beni sundu, stüdyoya girdim. Bana baktı, “Senin için bana çok çirkin ve şişman dediler” dedi. Bu bacak ne böyle dedi. Bülent Hanım da sakın uzun elbise giyme hep kısa giy bacaklarını kapatma dedi. Hep öyle demelerinden oldu.

Gerçekten bacak boyum uzun. Sahnede baktığın zaman, uzun ya da kısa elbisede ayak bileklerim, el bileklerim çok ince olduğu için şekil olarak da çok güzel duruyor.


“KOS KOCASIN, NEDEN CANLI SÖYLEMİYORSUN?”

YouTube kanalı açmaya hazırlanıyorsunuz. Nereden çıktı bu fikir?

Sosyal medyayı teknolojiyi iyi kullandığınız zaman dünyaları fethedersiniz. Ben çok doğru kullandığımı ama yeterince kullanmadığımı düşünüyorum. YouTube kanalını gecikmeli olarak açıyoruz. 14 Şubat’ta herkese merhaba diyeceğiz.

Stüdyoda ben canlı okuyacağım ve canlı çalınacak. Bu şekilde kayıt yapılacak ve YouTube kanalıma konulacak. Bazı YouTube kanalı olan sanatçılarımızı izledim. Kaydediyorlar, canlı performans yapıyormuş gibi davranıyorlar. Nefeslerinden anlarım çünkü, önceden kaydedip canlı performans gibi sunmak doğru değil. Biz orada gerçek, birebir kaydedip, onu sunacağız. Canlı yapanlar da var. Bir gitar alıp canlı söylüyor. Sen niye yapamıyorsun kos kocasın.

Çektikçe bunun tadına vardıkça daha çok aboneye ulaştıkça daha çok fikir üreteceğiz. Yapmak istediğim şeyler var. İşim dolayısıyla çok geziyorum, keşfetmeyi seviyorum. Gittiğim yerlerde ne yenir, onu bir araştırmacı gibi buluyorum. Benim hoşuma giden şeyleri paylaşmak istiyorum. Mesela spor yapıyorum, spor videoları da olabilir. Life style bir tarzı olmasını da istiyorum kanalın. Sahne performanslarımız da olacak aynı zamanda.

"SEVGİLİ ADAYI ÇOK, SEÇİM YAPACAĞIZ!"

14 Şubat’ta siz hayranlarınıza bir hediye veriyorsunuz? Peki, o gün size hediye alacak biri var mı?

Menajerimden başka kimse bana hediye vermiyor.

Neden? Kimse yok mu hayatınızda?

Şu ara kısır bir dönemdeyiz. Genç , güzelsiniz, başarılısınız ama ben biraz zorum. Hayatıma birini almak benim için zaman alıyor.

Hiç mi aklınıza yatan biri yok?

Tabi ki aşksız olmaz. Adaylar çok, seçim yapacağız.

14 Şubat’a yetişir mi?

Yetişmez gibi görünüyor. Adaylar biraz zayıf. Bazı şeylerin karşılıklı olması gerekiyor. Onların sizin peşinizden koşması, bir şeyle yapması bir yere kadar, benim de bir şeyler hissetmem lazım. Bu ara işlerime çok yoğunlaştım. Gün içerisinde hiçbir şeye vaktim olmuyor.

“ERKEKLER GÜÇLÜ KADINI KALDIRAMIYOR!”

İşe yoğunlaşmışken, hayatım kaçıyor diye düşünmüyor musunuz? Aile kurmayı düşünmüyor musunuz mesela?

Düşünüyorum. Onu da yapacağız bir ara. Ailece çok istiyoruz. Ablam, annem çok istiyor. Annemler sen yap biz bakarız diyorlar ama ben çocuğuma bakamayacaksam o çocuğu yapmam. Doğru zamanı bekliyorum.

“Sperm bankasından çocuk yapabilirim” diye bir açıklamanız olmuştu. Aklınızda var mı böyle bir şey?

Dünya artık o yöne gidiyor. Olabilir. Çocuk sahibi olmaz istiyorsam ve hayat eşimi bulamıyorsam neden bu ihtimali kullanmayayım ki. Doğurmak benim en doğal hakkım. Olur olmaz, yeter ki çocuğum olsun diye birinden çocuk yapmam. İlla evlilik mi olması lazım? Bekledim bunca sene, çok ciddi ilişkilerim oldu ama evlilik olmadı. Bir yere bağlanmadı.

Neden bağlanmadı?

Beni kaldıramıyorlar galiba. Bu sadece Linet olmamdan dolayı değil, güçlü kadını kaldıramıyorlar. Herhangi kariyer sahibi kadın da bunu yaşıyor. Şehirli, modern yaşamın ortak noktası.

YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: Linet

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!
  • Bunu Pinterest'te  paylaş!