Ayşegül Yiğit
Tüm yazıları RÖPORTAJ Ayşegül Yiğit aysegul@gecce.com
30.01.2019 15:11

Lerzan Mutlu: "Tokadı yiyen bendim, yumruğu yiyen onlar!"

Televizyonda yaptığı programlar sonrası bir anda sessizliğe bürünen Lerzan Mutlu, yeni çıkardığı Aşk Acısı albümüyle adeta “Ben buradayım, bir yere gittiğim yok!” dedi. Aşk Acısı listelere hızlı bir giriş yaparken, unutulmaz arabesk şarkıları bu kez Lerzan Mutlu’nun sesinden dinlemeye başladık. Birçok kişi tarafından övgüyle bahsedilen albümünü konuşmak için Lerzan Hanım’la buluştum. Karşımda “Aşkta kısmetsizim” diyen güzel bir kadın olunca aşkı da, evlenmek isteyip istemediğini de konuştuk tabi ki. Lerzan Mutlu’yu bulmuşken geçmişteki kavgalarını, Bülent Ersoy’la olan davasını, sanat camiasında dostu olup olmadığını sormamak da olmazdı. Bütün bu soruların cevabını röportajımızda öğreneceksiniz…

Uzun yıllardan sonra hayranlarınızın karşısına Aşk Acısı albümüyle çıktınız. İnsanlar sizden tekrar televizyon programı yapmanızı beklerken, albüm fikri nereden çıktı?

İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarı Türk Müziği’nde okudum. Aslında işimi her zaman yapıyordum. Hiçbir zaman müziğe ara vermedim. Ama şöyle söyleyeyim; içime sinen, benim sesimi ben gibi gösteren ilk albümüm Aşk Acısı oldu. Biliyorsun mekanik çıktı, yiğitlik bozuldu. Mekanik çıktı, şarkı söyleyemeyen kadınlar şarkıcıyım diye ortalıkta geziyor. Aranjörüme dedim ki; beni evde arkadaşlarıma söylüyormuşum gibi bir hale getir. Gerçekten de sesimde hiç oynama yapılmadı. İstediğim buydu ve benim için milat dememin sebebi istediğimiz almış olmam. Farzet ilk çıktığı gün I Tunes ve dijitalde en çok satanlara 3. Sıradan girdi. Bu önemli bir şeydi çünkü okulunu okuyup da televizyona ağırlık vermiş biri olarak bunu yapmış olmak, gerçek mesleğime bir ödüldü benim için.

Sizin jenerasyonunuzdaki çoğu isim pop müzik yapıyor. Siz neden arabeski tercih ettiniz?

Jenerasyonumdaki isimler arasında çok başarılı olanlar var. Gerçekten takdir etmek gerekir. Tabi şansında yardım ettiği insanlar bunlar. Benim gibi iyi canlı okusalardı belki onlarda fantezi okurlardı.

Kendi kulvarınızda rakip olarak gördüğünüz kimse var mı?

Bence insanın en büyük rakibi kendi nefsi ve egosu. Bunları yendiğiniz zaman bütün rakiplerinizi yenmiş oluyorsunuz. Hiç öyle kıskançlıklarım yok benim. Şarkı tutturabilirsin çok popüler olabilirsin. O ayrı. Ama şarkı okuyamayabilirsin. Şarkı okumakla şarkı söylemek arasında çok büyük bir uçurum var. Benim jenerasyonumda şarkı okuyabilen rakibim var mı? Aklıma kimse gelmiyor.
Ebru Gündeş’i çok başarılı bulurum mesela. Çok severim sesini. Ebru sadece bu mesleği yaptığı için bence onun da rakibi yok.

Bir röportajınızda "Miyavlıyor gibi şarkı söylüyorlar" diyorsunuz. Kim bu miyavlıyor gibi şarkı söyleyenler?

Okul şarkısı gibi şarkı söylüyorlar. O dönem tutuyor o şarkı. Onun da ekmeğini yiyorlar. Ama bana göre şarkıcı değiller zaten birçok kişiye göre de şarkıcı değiller. Senin aklına ilk kim geliyorsa onlar bunlar.
Eski gazino zamanlarında Türk sanat müziği okuyan insanlar şu anda çıksalardı hiç şansları yoktu. Öyle bir kültürel çöküntü yaşıyoruz ki, bir dönem bir şarkı meşhur oluyor ve hepimiz ister istemez duyuyoruz. Biz hepimiz Ajdar’ın Nane Nane şarkısını bile biliyoruz. Bir şeyi çok gözümüze sokuyorlar. Aaa, iyi herhalde deyip o şarkıyı ezberliyoruz. Aslında şarkının iyi olmasından dolayı değil.


"ÇİRKİN ERKEK SEVİYORUM"

Albümün adı Aşk Acısı… Peki, siz aşk acısı yaşıyor musunuz?

Şu an yaşamıyorum ama çok yaşadım. 2 kişiye aşık oldum. Aslında hiç birbirine benzemiyorlardı ama ikisi de çirkindi. Çirkin adam seviyorum. Hiçbir zaman yakışıklı bir sevgilim olmadı. Aşk tekrar bence. Kalbinizde bir figür oluşturuyorsunuz. O figürün içine en yakın kişiyi oturtuyorsunuz. Diğerleri de onun tekrarı oluyor.

Şu an hayatınızda biri var mı?
Hayır. Vardı ama bitti. Her albüm çıkardığında sevgili yapan meslektaşlarım var. Ben hiçbir zaman o kafalarda yaşayan biri olmadım. Gerçekten seviyorsam sevgilim olabilir. Ben hiçbir zaman sürekli el ele, herkesin içinde öpüşen çiftlerden olamadım. Onlara da saygı duyuyorum ama ben o değilim. Aşk kapalı kapılar arkasında yaşanmalı bence.

İlişkiniz ne zaman ve neden bitti?
1 sene önce bitti. Olmadı. Birbirimizde sevdiğimiz özelliklerin birbirimize ait olmadığını, onu görmek istediğim gibi görmeye çalıştığımı düşündüm ve bitti.

Aşkta dikiş tutturamamanızın sebebi ne? Kriterleriniz çok mu yüksek?
Aslında aşk kadınıyım ama bunu yaşatacak doğru insanlar karşıma çıkmadı. Aşkta kısmetsizim ben. Kriterler uysa dahi ruh uymuyorsa orada bir sorun oluyor. Bazı kadınların kafalarında belli tip adamlar vardır. Hep aynı tarzda. Benim öyle değil. Çirkin olacak. Sözünde duran bir adam olacak. Saat verdiğinde, yarım saat geç kalsa bile haber veren bir adam olacak. Daha birçok kriterim var. Bir de ben ruhların birbirini çok sevdiğine inanıyorum. Yani fiziksel görüntüler hariç, konumlar hariç ruhun birbirine aşık olması lazım. Hani ten uyumu diyorlar ya onların hepsi hikaye ruh uyumu asıl olan.

Evlenip çocuk yapmayı düşünüyor musunuz?
Evlenmeyi çok düşünüyorum ama benimle kimse düşünmüyor herhalde. Olmuyor.
Çocuk sorumluluğunu alabilecek biriyim. Ama ben babamı çok erken yaşta kaybettim. Çocuğumun da böyle bir acı yaşamasını istemediğim için hiçbir zaman çocuk aşkım olmadı. Meslektaşlarım ardı ardına hamile kaldı. Ben bunları şokla izliyorum. Çünkü bir şeyi sen istemelisin. Diğerleri yaptığı için yapmamalısın. Dolayısıyla bu duygu bana çok yakın bir duygu değil. Yapar mıyım bilmiyorum.


"SANAT CAMİASINDA DOSTUM YOK"

“İşimi çok seviyorum, işimi yapanları sevmiyorum” diye bir açıklamanız var. Sanat camiasında dostunuz var mı?

Arkadaşlarım var. Bu konuda haksızlık edemem. Çok özel sırlarımı paylaşacağım insan benim için dostumdur. Çok sevdiğim arkadaşlarım var ama dost kisvesi içine sokmanız için bir insanı onunla çok özel şeyler yaşamanız gerekiyor. O yüzden arkadaşlarım var ama dostlarım yok.

Sivri bir diliniz olduğunu düşünüyor musunuz?

Doğru bir dilim var. Doğruyu söylemek sence sivrilik mi?

Doğru bulduğunuz şeyleri söyleme şekliniz sivri bulunuyor olabilir mi?

O zaman çok doğruyu söylemek diyelim ona. Öleceğimi de bilsem, mesleğimde zarar göreceğimi de bilsem ben hep doğruları söyledim. Benim hayatta bir duruşum ve omurgam olduğuna inanıyorum. Sınırlarım var. O sınırlara biri sızmaya çalıştığı zaman söyleyeceklerim karşı tarafın canını acıtabilir. O zaman o da bunu göze alıp ona göre davranacak. Çoğu kez insanlara bunu öğretmeye çalıştım.

Geçmişte birçok kişiyle tartışmalarınız oldu. Hatalı olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Benimle kavga ettiler. Etimi cimciklersen gelir senin etini o cimciklediğin yerden koparırım. Çünkü hayat bir etkiye tepki meselesi. Hiç kimse kendisine yapılan karşısında sessiz kalmaz.
Bu piyasaya girdiğimden beri o kadar üstüme gelindi ki, bence bu her şeyin bende bir arada toplanmasından dolayı. 5 milyon albüm satabilirsiniz ama televizyon teklifi gelmez. Çok iyi bir televizyoncusunuzdur şarkı okuyamıyorsunuzdur. Hepsinin bir arada toplandığı ender insanlardan biriyim. Bu konuda hiç mütevazi olamayacağım. Dolayısıyla bunu hazmedemeyen insanlar kalktılar hiç alakam olmayan konulara beni dahil ettiler. Mesela seneler önce Nükhet Duru’yla yaşadığım bir olay var ki… Fox TV’de televizyon programı yaparken bir sabah bir kalktım ve çok önemli bir gazetede Nükhet Duru’nun benim hakkımdaki sözlerini gördüm. Nükhet Duru’yu hiç tanımam, bir kere gördüm ve sevgiyle yaklaştım. Benim annemin yaşıtı ve ben onu sevgiyle izleyen biriyim. Benimle ilgili öyle bir cümle söylemiş ki mahkemeye verdim. Tazminat kazandım. Mahkemede söylemediği iddia etmiş gazetecinin röportaj kaydında söylediği ortaya çıktı. Senelerini bu mesleğe vermiş birinin kızı yaşında hiç tanımadığı bir kişi ile ilgili bir yorum yapması bence çok talihsiz bir durumdu. Nükhet Duru, o cümleyi etti ben de hakkımı aradım ve kazandım. Hep hakkımı aradım fakat o kadar doğruları söyledim ki sonunda hep bir şey söyleyen benmişim gibi kaldı. Tokadı yiyen bendim, yumruğu da yiyen onlardı.


"BÜLENT ERSOY'LA ASLA BARIŞMAM"

Kavgalı olduğunuz isimler arasında asla barışmam dediğiniz biri var mı?
Şu an kimseyle bir problemim yok. Ama Bülent Ersoy’la asla barışmam.

Bülent Ersoy’la aranızda olan davada son durum ne?

Sana çok önemli bir şey açıklayacağım. Bunu da o olaylardan sonra ilk kez açıklıyorum. Bülent Ersoy ile ilgili yanlış anlaşılan bir durum var. Şöyle ki; benim Bülent Hanım’a karşı kazandığım dava tazminat davası değil. Bülent Hanım her yerde “900 TL’lik bir yemek parası kaybettim” diyormuş. Ama 1 kuruşun bile bir değeri var. Bunun manevi bir değeri var. Burada kaybettiği para bir tazminat parası değil. Her yerde bu şekilde haber oldu. Bu bir ceza davası sonucuydu. Bülent Hanım tehditten bir ceza aldı. Günleri de paraya çevrildi. 900 TL gibi bir paraya tekabül etti. Burada bir ince çizgi daha var. İçeriğini tam olarak bilmiyorum ama Bülent Hanım ya tehdit ya hakaretten daha önce ertelenen bir davası da bu davayla birlikte açılmış oldu. O bir tazminat davası değildi. Tazminat davası yeni açıldı. Bunu da ilk kez burada söylüyorum. Kendisine 100 bin TL’lik bir dava açtım.

RÖPORTAJ: AYŞEGÜL YİĞİT / GECCE.COM
aysegul@gecce.com

YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: Lerzan Mutlu

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!
  • Bunu Pinterest'te  paylaş!