Aydilge: "Aşkı insanlar öldürüyor, evliliğe suç atıyorlar!"

Aşk ve ayrılık şarkılarının güçlü sesi Halil Sezai'yle "Aşk Yüzünden" bir araya gelen Aydilge ile düetlerini konuşmak için buluştuk. Aydilge, telepatik bir anısı olan şarkının hikayesini, Halil Sezai ile nasıl aynı projede karşımıza çıktıklarına kadar her şeyi anlattı. 2018 yılında keman virtüözü Utku Barış Andaç ile evlenen sempatik şarkıcının düğünü günlerce konuşulmuştu. Tabii ki evliliği ve aşkı da konuşmayı ihmal etmedik.

Röportaj

Halil Sezai ile nasıl bir araya geldiniz?

Halil ile çok iyi dostuz zaten. Ben onun naif ve duygusal halini çok seviyorum ama insanların çok bilmediği bir yanı var ki, o da aslında çok da esprili olması. Beni de insanlar hep pozitif biri olarak tanıdılar. Ama Halil benim o hüzünlü, melankolik yanımı aslında çok iyi biliyor. O yüzden zıt gibi görünsek de çok benziyoruz birbirimize. İkimizin de naif ve kırılgan bir yanı var ve o tarafımızı müzik yaparak iyileştiriyoruz.

Peki şarkı nasıl ortaya çıktı?

Genellikle hep kendi söz ve bestelerimi yapıyorum biliyorsunuz. Ama düzenlemelerimi yapan Samuray Gökçe'nin bir şarkısını dinledim ve o anda inanılmaz tutuldum şarkıya. Sonra şarkıya söz yazmaya başladım. ''Anlatsam kim anlar ki'' oldu ilk cümlesi... Çünkü ben aslında bazen kelimelerin gerçekten de yetmediğine, içlerinin kurutulduğuna inanıyorum. Yazdıkça da Halil'in sesini hissetmeye başladım. Nasıl da yakışır bu şarkıya diye düşündüm. Hemen mesaj yazdım ona ve o da hemen geri döndü. İkimiz de çok yükseldik ve hızlıca şarkımızı hayata geçirdik.


Şarkının yapım aşamasından da bahsedebilir miyiz biraz? Telapatik bir durum da yaşanmış galiba...

Biliyorsunuz ben genellikle hep kendi söz ve bestelerimi yapıyorum. Ama hep böyle olacak diye bir kibirim yok. Düzenlemelerimi yapan Samuray Gökçe'nin bir şarkısını dinledim ve kendim bestelemişim gibi hissettim. Sonra şarkıya söz yazmaya başladım. Yazdıkça da Halil'in sesini yanımda duyuyordum.. Sanki yanı başımda durup benimle beraber söylüyordu. Telapati sanırım. O da o sırada benim neler yaptığımı düşünüyormuş. Aradığımda çok şaşırdı, ''ben de seni düşünüyordum'' diye... Sonra ikimiz de çok yükseldik şarkıya tabi ve hızlıca şarkımızı hayata geçirdik.


Klip çekiminde de bu tarz ilginç olaylar oldu mu?

Klipte doğa üstü olan en önemli şey havanın doğa üstü soğuk olmasıydı! Gerçekten donarak çektik klibi:) Bir de şarkıda bir yerde ''kırıldıkça keser camlar, senin de cam bir kalbin var'' diyorum. Tam o sırada elimdeki çay bardığı çat diye çatladı ve parçalandı.

Nazar mı çıktı acaba?

Bazıları nazar çıktı dedi tabi. Bazıları da sıcak bardağın, soğuk havada çatlamasının gayet normal olduğunu söyledi.Yönetmenimiz Erdi Sevinç ise ''Yazdıkların çıkıyor, iyi ki aşk acısından içimde depremler var' gibi bişi yazmamışsın diye şakalaştı benimle.

Aydilge ve Halil Sezai gibi farklı iki ismi bir arada görünce aslında önce bir şaşırdık. Zıtlıkların uyumu diyebilir miyiz bu beraberliğe?

Aslında Halil ile benim çok ortak yanımız var. Onun daha az bilinen tarafı neşeli ve esprili, çocuksu olan yanı. Benim de hüzünlü ve melankolik yanım. Hani olduğun gibi görün deriz hep ama aslında olduğumuz tek bir hal yok ki, içimizde onlarca Aydilge, onlarca Halil var. Tıpkı sizler gibi. Sonuçta duygu sömürüsü yapmadan, aşkın suyunu çıkarmadan, samimi bir aşk halini anlattık Halil ile. Ve de aşk yüzünden oldu bunlar hep...


“AŞK ACISINDAN ÇOK İYİ ANLARIZ!”

Klipte Halil Sezai ile hiç romantik sahneniz yok. Aranızda aşk dedikoduları çıkmasından mı korktunuz?

Hayır korkmak değil ama aşık gibi yapmamızın samimi olmayacağını düşündük. Biz çok iyi iki arkadaşız ve aşk acısından da çok iyi anlarız. O yüzden anlatıcı konumunda olmayı tercih ettik klipte. İki oyuncu arkadaşımız da aşıkları oynadılar. Bir de ben gerçekten rol yapamıyorum. Halil temelde oyuncu olduğu için o tabi hemen role giriyor ama ben bir tek sevgili eşim Utku Barış'a aşık aşık bakabiliyorum. Hatta bir sahneye hafif bir romantiklik katmak istedi Halil ve saçımı okşar gibi yaptı. Ben de beklemiyordum ve bir anda saçımda böcek var zannedip sıçrayıverdim. Bütün set ekibi gülmekten yere düştük tabi. Romantizmi de mahvetmiş oldum:)

Şarkıdaki hüzne rağmen yeni evlendiniz ve mutlu bir evliliğiniz var. Peki hiç aşk acısı çektiniz mi?

Aşk acısı çekmeyen var mı? Varsa üzülürüm onun adına. Çünkü aslında bizler acılar sayesinde dönüşüyoruz, büyüyoruz. Canım yandığında tabi ki üzülüyoum, ama sonra diyorum ki şu ruhsuz dünyada hala yanacak bir canım olduğunu gösterir bu. Çok şükür diyorum.

Aşkı bir seri katile benzetmişsiniz bir de...

Gerçekten bazen aşk, bir seri katile benzeyebiliyor. Üstelik tekrar tekrar öldürüyor bizi. Bir kere de değil. O yüzden seri katil diyorum zaten... Ama ölmek de kötü değil. Zira yeniden doğabilmek için bazen eski ''ben''i ortadan kaldırmak gerek. Yoksa yenisi nasıl gelsin? Şu andaki Aydilge'yi beni defalarca öldürenlere borçluyum. Hepsine teşekkürler. Onlar sayesinde daha güçlü olmayı ve kalbimi kimler açıp açmayacağımı öğrendim.


“AŞKI İNSANLAR ÖLDÜRÜYOR!”

Evlilik aşkı öldürür derler. Siz yeni evlisiniz. Bu konudaki düşüncelerinizi alalım?

Valla bence evlilik değil, insanlar öldürüyor aşkı... Sonra da evliliğe suç atıyorlar. Bu arada benim için evlilik çok şart değildi eskiden. Çok önem vermezdim. Yani evliliğin aşkı öldürdüğüne inanmıyordum ama şart olduğuna da inanmıyordum. İki insan birbirini sevdikten sonra gerisi teferruattı. Fakat Utku'yla tanıştıktan sonra onunla evlenme fikri çok hoşuma gitmeye başladı. Çünkü dış dünyaya karşı aslında resmi anlamda bir takım oluyorsun. Kimse sana laf edemez hale geliyor. Gerçi biz zaten yüz yıllar öncesinde de evliydik, bu hayatımızda da evliyiz. O yüzden hiç yadırgamadık bu durumu. Geçmiş yaşamlarımızda da bir arada olduğumuza eminiz. Kim bilir bu kaçıncı evliliğimiz.

Düğününüz tüm basında günlerce yer aldı. Aşkınız herkesin dilinde… Size göre aşkın tarifi nedir?

Yeni şarkımda diyorum ya, ''anlatsam kim anlar ki?'' Aşk Paylaşılmaz diye bir parçamda da ''aşk paylaşılmaz, anlatsan anlaşılmaz'' diyorum. Gerçekten öyle... Aşkı paylaşıp bölemezsin, çarpıp çevirip matematikle çözemezsin. Ayrıca duyduğu ateşi tarif edebilen, yeterince yanmamış demektir sözünü çok severim. O yüzden ben de duyduğum ateşi tarif etmeyeceğim. Ama kısaca üç kelimeyle çağırıyorum onu: Utku Barış Andaç. Hatta o kadar çok çağırmışım ki, iki sene önce duyup geldi.

Bunlarda ilginizi çekebilir: