“Bu kadar usta isimle rol alacağımı hayal bile edemiyordum”

Yotube’da “Kafalar” kanalı ile popüler olan Atakan Özyurt, Fatih Yasin ve Bilal Hancı bu başarılarını beyazperdeye taşıdı ve ”Kafalar Karışık” adlı filmle sinemaseverlerle buluştu. Üstelik onların hikayesine çok büyük isimler de destek verdi. Metin Akpınar, Perihan Savaş, Cihan Ünal, Erkan Can, Güven Kıraç, Selahattin Taşdöğen, Burak Tamdoğan gibi bir çok usta isim “Kafalar”la kamera karşısına geçti.

Özel Haber

Atakan Özyurt, Fatih Yasin ve Bilal Hancı ile buluşup filmleri ile ilgili keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Karşımda kendimden emin, saygılı ve canayakın üç genç vardı. Sözü daha fazla uzatmadan onlara bırakıyorum…


“Kafalar Karışık” ilk üç günde en çok izlenen film oldu. Böyle bir açılış yapacağını tahmin etmiş miydiniz?

Bilal: Daha iyi olacağını düşünmüştük:

Atakan: İlk üç günün rakamı çok iyi. 270 bin çok güzel bir rakam ama bizim beklentimiz daha büyüktü.

Fatih: Yıllardır sinema sektöründe olan insanlar var. Filmler de yıllardır olan insanların filmleri. Biz ise ilk kez bir sinema filmi çektik.

Evet karşısında oldukça da güçlü rakipler var ama ilk üç günün birincisi buna rağmen siz oldunuz.

Fatih: Bu çok gurur verici bir şey. Yapımcılarımızın da bize desteğiyle güzel bir rakam çıkarttık ama biz çok daha iyisini bekliyorduk.

Peki kapanışı kaçla yapar bir tahminiz var mı?

Bilal: Milyonu geçeceğimizi düşünüyorum.

Fatih: Ben de 1 milyonun üzerine çıkacağımızı düşünüyorum.

Atakan: Evet ben de..

Ben de söyleyeyim o zaman fikrimi 1.5 milyonu bulur diyorum.


Önce Vine, sonra Youtube ve şimdi beyazperde… Bu geçiş nasıl oldu? Planlamış mıydınız yoksa yol mu oraya götürdü?

Atakan: Yol oraya götürdü. Vine uygulaması başladığında orada bir süreç oldu ve biz o süreçte adım adım ilerledik ve Vine’de zirveye ulaştık. Sonra uygulamada bazı aksaklıklar oldu ve popüleritesi de biraz azaldı. Sonra en popüler olan uygulama Instagram’a geçtik. Orada da bir dakikalık videolar yayınlıyorduk. Sonra bir dakikaya sığamadık. Daha uzun metrajlı videolar çekmek istedik ve Youtube geçtik. Ama Instagram’da da oldukça başarılı olduk. Youtube için en az 10 dakikalık videolar çekmeye başladık. Şu an Youtube’da abone sayısı olarak üçüncü sıradayız. İzlenme oranlarına bakınca da yine başlardayız. Sonra Youtube’da sığamadık. Bunun ilerisi ne olur diye düşündük. Sinema olabilirdi. Açılışımız da güzel oldu.

Fatih: Aslında Atakan her şeyi anlattı. Biz dakikalara sığamadığımız için şu an da beyazperdedeyiz. Bir de bize güvenenler insanlar olduğu için beyazperdedeyiz. Biz de bu güveni boşa çıkarmamaya çalışıyoruz.

Youtube’da da dakikalara sığamadınız ve sinemayı düşünmeye başladınız. Peki bu kadar usta isimlerle birlikte böyle bir film hayal edebiliyor muydunuz?

Bilal: O konuda yapımcılarımız açıkçası bize büyük sürprizler hazırladılar, sağolsunlar. Bizim için büyük bir şanstı bu. Ben futbolu çok severim. Trabzonsporluyum. Hayatta bir futbol maçı gibi aslında. Senede bir kere böyle bir şans gelir. Onu değerlendirebilirsin ya da değerlendiremezsin. Biz de bu şansı iyi değerlendirmeye çalıştık ve elimizden geldiğince çaba sarf ettik. İyi değerlendirdiğimizi düşünyorum.

Atakan: Ben bu kadar usta isimle bir filmde rol alacağımı hiç düşünmüyordum açıkçası. Hatta ilk film çekme aşamasına geldiğimizde. Biz bir Youtuber’ız ve yine bir youtuber filmi çekeriz herhalde. Bunu da kendi kitlemize izletiriz ve kitlemizden öteye geçemeyiz diye düşünüyordum. Sonradan yapımcılarımız sayesinde üstat oyuncularla karşılaştık. Onlar bize güvendiler, bizi sevdiler, bizim samimiyetimize inandılar. Onlar bize inanınca bir anda olay çok farklı bir noktaya geldi ve bir youtuber filmi değil de gerçek bir sinema filmi çektik onlarla.

Biraz Yeşilçam tadında bir filmdi…

Atakan: Yeşilçam’dan ziyade üç nesli birleştirdik. Çocuklar, gençler, olgunlar gibi..

Fatih: Biz bu konuyu aramızda çok konuştuk aslında. Anne-baba çocuğunu bir filme götürür ama kendisi başka bir filme girer ya öyle bir film olsun hiç istemiyorduk. Anne-babanın çocuğuyla beraber girebileceği bir film yapmak istiyorduk. Bu da oldu. Üç nesil bir araya geldi. Amaç o nesilleri unutmamak ve bu nesille birlikte tekrar canlandırmaktı. Onu başarmaya çalıştık aslında.


Bol aksiyonlu, güzel, hareketli bir film… Hangi sahnede en çok zorlandınız?

Fatih: Bilal’in sahnesi çok zorlu oldu. Onun dışında benim çok zorlandığım olmadı ama Atakan’ın zor sahneleri vardı.

Atakan: Askı da kalma zorladı. Birkaç gün sağ bacağım ağrıdı. Onun dışında anıtın üstüne düşme sahnesi vardı. O da zordu.

Paraşütle uçma sahnen var bir de..

Evet o da var. Aslında bayağı zorlanmışız da ben dile getirmemişim. İlk defa burada anlatmış oldum.

Fatih de söyledi deniz sahnesi… Bilal yüzme bilmiyomuş…

Bilal: Evet ben yüzme bilmiyorum. O sahne beni çok zorladı. 500 metre açıkta çekildi sahne. 50 metre de derinlik vardı. Ben çok korkuyordum. Sahne öncesi bu sandal dönerse ben kesin ölürüm diye düşündum. Çünkü ben çok paniğim onlar beni kurtarmaya çalışsa da ben onları aşağı çekerim. Hareketsiz de kalamam. Ne yapacağım diye kendi kendime kuruyordum. Allah’tan o batan sandal sahne çekilirken ters döndü. Daha doğrusu Atakan ve Fatih ters çevirdi onu. Ben de hemen ona tutundum.

Üç kişi bir arada iş yapmak çok zordur. Aranızda hiç kıskançlık oluyor mu?

Fatih: Biz bir ekibiz. Bazen ekip arasına anlaşmazlıklar olur ama biz aramızda hiç büyük bir problem yaşamadık. Biz bir ekiple nasıl bir iş çıkarabilirizin peşindeyiz. Parça parça değil de toplu halde nasıl başarılı oluruzu düşündüğümüz için kimsenin kimseyi kıskanacağını düşünmüyorum.

Atakan: Kendi aramızda aslında bu olayı ti’ye alıyoruz. Bir olay oluyor Bilal’e diyorum ki “Beni kıskanıyorsun di mi?”

Bilal: Aramızda bu şekilde çok goygoy var gerçekten. Bir de biz şunun farkındayız. İnsanlar bizi birey olarak değil de böyle üçlü olarak seviyorlar. O yüzden ben öne çıkayım, ben farklı bir şeyler yapayım gibi bir şey de hiçbirimizin gözü yok. Zaten aramızda bir problem olursa da bunu en iyi şekilde çözüyoruz. O mekanizmayı oturttuk.

Fatih: Hemen olayın akşamına bir toplantı gerçekleştiriyoruz. Konuşuyoruz, bitip gidiyor.

Bilal: Bizde uzun uzadıya küslük hiç olmadı.

Atakan: Bilal bir şarkı çıkartmıştı. İnanın Bilal’den çok ben bakmışımdır ne kadar izlendi diye. Otomatikman Bilal gibi hissedip ona göre davranıyorum. Fatih’in bir durumu olunca da Fatih gibi hissediyorum. Ben onlar için faydalı olan olsun istiyorum. Onlar da benim için öyle düşünüyorlardır. Ben öyle biliyorum en azından. Yoksa beni kıskanıyor musun Bilal?


Bu film size muhakkak başka kapılar açacaktır. İkincisi çekilecektir ki ondan bahsetmiyorum sizin ne planladığınızı merak ediyorum. Televizyon programı olabilir ya da dizi olabilir…

Fatih: Şu an çok üstü kapalı bir durum bu ama benim hayalimde üçümüzün bir talk-show programı yapması var. Eğer olursa ilerde yapımcılarımızdan duyacağız bu durumu henüz öyle bir girişim gerçekleşmedi.

Atakan: Güzel olur gerçekten.

Bilal: Televizyonda bu şekilde bulunabiliriz onun dışında büyük markaların reklam yüzü olmak olabilir. Hedeflerimiz büyüyor gittikçe. Daha güzel işler yapıp daha güzel yerlere geleceğiz diye düşünüyorum. Çünkü ortam müsait. Yine futboldan örnek vereceğim ama zemin müsait Çünkü arkamızda maddi manevi hiçbir şeyi esirgemeyen, bize de çok destek olan yapımcılarımız var. Biz de onları mahçup etmemek için elimizden gelen gayreti en yüksek düzeyde gösteriyoruz.

Bilal, Eser Yenenler’de zamanında 3 Adam’ı izlediğini ve ben de böyle olsam diye hayal ettiğini anlatmıştı.

Bilal: İlk o programa gittiğimde oraya tribünde oturup şak şak yapmaya gitmiştim. Açıkçası sevdiğim insanlardı. Ama izlerken iki tane arkadaşım olsa da keşke ben de böyle bir şey yapsam demiştim. Hayal etmiştim ve hayalim gerçeğe dönüştü.

İnşallah bu hayal de gerçeğe dönüşür. Üçünüzü ekranda görmek güzel olabilir..

Bilal: İnşallah, bakalım

Fatih: Bizim beklentimiz, hayalimiz de o aslında.

Biraz da Youtube’dan konuşalım. Özellikle son dönemde Enes Batur üzerinden gelişen ağır suçlamalar var. Yotuberların çocuklara kötü örnek oldukları söyleniyor. Siz ne dersiniz?

Fatih: Hepsi benim meslektaşım. Ufak tefek hatalar olabilir. Hatta bazen büyük hatalar da olabilir. Bu insanların hepsi genç ve bu sektör çok sürprizlerle dolu bir sektör. Yeni gelişen bir sektör. O yüzden bu arkadaşlarımızın üzerine çok gelinmesini doğru bulmuyorum. Sebebi de şu: Bu adamlar direk eğitilerek çıkmadılar buraya bir sürpriz karşılığında çıktılar ve bu deneyimi daha yeni yeni yaşıyorlar. Onlara saldırmak yerine doğruyu göstermek gerektiğini düşünüyorum. Enes sen şöyle yapsan daha iyi olur yada Kafalar siz şöyle yapın deseler hepimiz hatalarımızı düzeltebilecek insanlarız. Yaklaşımlar biraz sert daha yumuşak yaklaşsalar biz zaten kendimizi toparlayabilecek, düzeltebilecek insanlarız. Ayrıca çok da büyük hatalar gördüğümü düşünmüyorum. Televizyonda da böyle şeyler olmuştu zamanında. Hatta ben lise dönemimde sivri burun ayakkabılar, paltolar giyen arkadaşlarımızı görüyordum. Bunların mafya dizilerini izleyip onlara özendiklerini görüyordum. Bunu gören biri olarak Youtube’da özenilmesinin normal olduğunu düşünüyorum. Ama televizyona gösterilmeyen tepkinin burada gösterilmesini yanlış buluyorum.

Atakan: Şikayette bulunanlar, dernekler falan açıyorlar ama onlar da sütten çıkma ak kaşık değiller aslında. Bir de biz zirvede olduğumuz için çok göze batıyoruz. Enes, Kafalar çok izlenen diğer arkadaşlarımız çok göz batıyor. Her yerde olduğu gibi Youtube’da da zararlı kişiler var. Ama alt kısmın yaptığı bir hata direk üst kısmı da etkiliyor ve oklar bizim üzerimize yönlendiriliyor. Bu yanlış. Maalesef kurunun yanında yaş da yanıyor.

Bunlarda ilginizi çekebilir: