Paris'in lavanta kokulu, güneyli ve asi kardeşi Marsilya

Seyahatimizin altıncı gününde Fransa 'nın güneyinde Toulon 'a demir atan gemimiz tüm görkemi ile beklerken, biz kısa zamanımızı en iyi şekilde değerlendirmek amacıyla Marsilya'ya gitmek için hızlı adımlarla tren istasyonuna doğru yola koyuluyoruz.

Kentler ve Trendler


İstasyonun beklediğimizden daha uzak bir mesafede olduğunu farkediyoruz ancak şanslıyız Toulon halkı oldukça yardımsever, özellikle elindeki pazar çantasından yiyecek alışverişi için mahalle pazarına geldiğini belli olan Toulon' lu bir hanımefendiye tren istasyonuna daha kısa bir yoldan gidip gidemeyeceğimizi soruyoruz . Hiç ingilizce konuşamadığını anlıyoruz ancak bize son derece güler yüzü ve alçak gönüllüğü ile tren istasyonuna kadar eşlik ediyor. Fransızca ve ingilizce gayet güzel anlaşarak dik bir yokuşa sahip tren istasyonuna kadar bizimle geliyor.

Bu son derece ince ve zarif davranış için kendisine teşekkür ediyoruz ve bizi yine kocaman gülümseyerek uğurluyor..Kim demiş Fransızlar yabancı sevmez hatta soğuk davranırlar diye??

İstasyona gelir gelmez hemen biletlerimizi alıyoruz ve Toulon - Marsilya arası tren ile tam 1 saat süren seyahtimiz başlıyor.

Trenler oldukça konforlu ve yol boyunca insanı hayran bırakacak manzaralar, yerleşim bölgelerinden geçerek Marsilya tren istasyonuna ulaşıyoruz.


Marsilya ,güney fransa'da Provence-Alpes-Côte d’Azur (PACA) bölgesinin de merkezi olmasına rağmen tamamen kendisine ait farklı bir ruhu olan bir şehir.

Marsilya’nın bizim açımızdan ilginç yanı ise şehrin M.Ö. 6. yüzyılda Foçalı (Phokaia) denizcilerin tarafından kurulmuş olması. Bugün Fransa'nın en büyük ikinci şehri ve Fransa'nın en büyük ticari limanı olan Marsilya, Fransız kolonileri döneminde de, Akdeniz'e açılan kapı konumundaymış.

Marsilya, 1481’de Fransız Krallığı’na dahil olmuşsa da Marsilya halkı asiliğiyle ünlü. 18 yy da pek çok gönüllüden oluşan Ren Ordusu savaş marşı ‘Chant de guerre pour l’armée du Rhin’ı söyleyerek, Fransız Devrimi’ne katılmak için Paris’e doğru yürüyüşe geçmiş. 1795’te bu marş Fransa’nın milli marşı olarak kabul edilmiş adı da ‘La Marseillaise’ olmuş.


Marsilya'nın güzelliğini tepeden izledikten sonra Toulon'da yaptığımız hatayı bu kez yapmıyor ve Fransa'daki bu son durağımızda deniz ürünleri ile ünlü Marsilya'ya gelmişken hemen nefis bir yemek yemek yürümek yerine liman'a inmek için bir taksiye atlıyoruz.


Şehrin kalbi ve en turistik yeri olan Eski Liman, yani Vieux Port'a oldukça yoğun bir trafiğe rağmen hızlıca ulaşıyoruz. Eski Liman, Foçalıların şehri ilk kurduğu yer. Dünyanın en eski limanlarından birisi olan Vieux Port eskiden çok ilgi görmeyen bir bölgeyken son 5-10 yıl içinde büyük değişim geçirip çok sayıda mekanın hizmet verdiği, halkın ve turistlerin yürüyüş için geldiği bir bölge olmuş.

Bugün artık burada lüks tekneler boy gösteriyor, turnuvalar düzenleniyor, restoranlar ve rengerank hediyelik eşyaların satıldığı mağazalar bulunuyor.


Gezginler bilir genelde bir şehir de sahil lokantalarında lezzetli ve özel yemekler bulmak zordur. Ancak konu Fransa ve deniz ürünleri ile ün salmış Marsilya olunca gözümüze kestirdiğimiz ilk sahil restoranına oturuyoruz.

Çevremizde birbirlerinden şık Fransız ve dünyanın dört bir yanından gelmiş turistlerin olduğu restoranın menüsünden en lezzetli deniz ürünlerini seçerken yan masamızda türkçe konuşan ve ailesi yıllar önce Türkiye'den göçen yunanlı bir aile ile güzel bir muhabbete başlıyoruz.

Dünya gerçekten çok küçük ve seyahat edenler için sürprizlerle dolu!


Bu benim Marsilya'ya gemi ile ikinci gelişim olduğundan bu kez direkt olarak limana indik. Buraya ilk kez gelecek olanlar için ise tavsiyem kesinlikle Marsilya gezisine denizcilerin ve balıkçıların koruyucusu olan Notre Dame de la Garde bazelikasından başlamaları olacaktır.

1864 yılında yapılan ve Neo-Bizans örneği olan bazilika, şehrin şüphesiz en ilgi çekici, hayranlık uyandıran turistik cazibelerinden biri. Notre Dame de La Garde'yi ziyaret etmek için deniz seviyesinden 162 m'ye tırmanmak gerekiyor.Hal böyle olunca burayı ziyaret etmek için Le Vieux Limanı’ndan kalkan otobüslere binmek en güzeli. Ama şöyle bir sabah sporu yapayım derseniz, kuzey ya da güney tarafından doğru bu kiliseye tırmanabilirsiniz ancak otobüsle bile çıkarken zorlandığımız bu noktaya yürüyerek çıkmayı ben kesinlikle tavsiye etmiyorum .

Muhteşem manzaralar sunan bu bazilika, şehri gezmeye başlamadan önce panoramik olarak şehrin görülebileceği harika bir durak noktası olacaktır. Ayrıca dilerseniz kilisenin kulesine çıkarak harika fotoğraflarda çektirin derim . .


Notre Dame de La Garde bazilikası ve Vieux Port dışında Marsilya 'da gezecek zamanı olanlar için görmeleri gereken diğer yerler için önerilerim ise,

Long Champ Sarayı,St.Nicholas ve St.Jean Kaleleri,Monte Cristo kontunun yıllarını geçirdiği IF adası şatosu, şehrin en ünlü caddeleri Canebiere( kenevir) ve Prado olacaktır.

Bunun dışında sahil boyunca müthiş deniz ürünlerinin denizden çıktıkları gibi usta denizciler ve aileleri tarafından satışa sunulduğu ‘Balık Pazarı‘nı görmeden ve yine sahildeki şirin hediyelik eşya butiklerinden magnet ve güney fransa'nın ünlü mü ünlü,mis gibi kokan lavantalı sabunlarından ve lavanta keselerinden almadan dönmeyin..

YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: