İzmir’de ‘marka mekan’ neden yok!

Geçtiğimiz hafta Urla’daydım..

Kenan Erçetingöz

Doğası, oksijeni, şarapları, salaşlığıyla dikkat çeken Urla.. Eşim Gül’ün gizemli memleketi..

Gözlemlediğim kadarıyla Urla yavaş yavaş kıpırdanmaya başlamış. Yeni ve güzel yatırımlar, güzel mekanlar açılmaya başlamış..

Bunlardan biri; Ayşe Hanım Konağı.. Diğeri ise Od Urla..


Önce Od Urla’dan başlamak istiyorum.. Ve şunu kesinlikle diyorum ki; San Sebastian yanında halt etmiş! Mükemmel bir mekan olmuş. Ülkemizde, Urla gibi bir yerde böyle bir mekanı tanımaktan gurur duydum.



Rengarenk çiçeklerle bezenmiş daracık bağ yollarından geçip, zeytin ağaçlarının arasında bulduğumuz bir mekan Od Urla..

Maalesef ülkemizde böyle mekanlara alışık olmadığımız için, hele hele Urla gibi küçük bir beldede hiç ummadığımız için ilk tepkim “Şaka mı bu?” oldu. Sonra “Yok artık” ile devam etti..


Yüksek cam duvarlarla yapılmış mekana girince büyük bir açık mutfak karşılıyor sizi. Gencecik, hevesle çalışan aşçı adaylarının heyecanı inanılmazdı.

Kendimi yurt dışında hissettiren mekanda, açık mutfağı ve çalışanların telaşını görecek şekilde bar tezgahında oturdum. Bu görsel şöleni kaçırmak istemedim. Barda yemek sevmeyenler için tabi ki masalar da mevcut..



Od, eski Türkçe’de ateş anlamına geliyor. Konsept ve isim inanılmaz birbirine uyum sağlamış.

Açık mutfakta yemek yemenin en güzel sebebi ise şefle sohbet etme imkanı bulmaktır. Od Urla’nın yaratıcısı Osman Sezener isminde çok yetenekli ve sempatik bir şef..

Üç yaşında babasının İtalyan restoranına adım atmış. Yemeklerle, mutfakla iç içe büyümüş. Bilkent’te Turizm ve Otelcilik, ardından New York’ta aşçılık eğitimi almış. Sonra İzmir’e dönüp babasına ait Ristorante Pizzeria Venedik’in mutfağının başına geçmiş. Devamında da Urla’daki kendi arazisinin içine Od Urla projesini kurmuş.

İki tadım menüsü ve paylaşımlık menü mevcut.

Tadım menüleri; Bahar (275 TL) ve Enginar (225 TL) olarak ikiye ayrılmış.

Ama paylaşımlıklar menüsünden istediklerinizi de söyleyebilirsiniz.

Biz Bahar menüsünden ilerledik ve lezzet patlaması yaşadık.

Yaprak sarma! Sarılmamış kıtır kıvamında asma yapraklarını ellerimizle yedik.
Füme çay ile pişmiş patates, tahin soslu kalamar..
Enginar soslu günün balığı..
Ve arada damağı temizlemek için gelen ve benim favorim olan mükemmel bir sorbet.. Sumaklı, köz biberli.. Naranciye kar ve deniz börülcesi.. Muhteşemdi.
Türk kahvesi, limon ve tulum peynirli kuskus..
Milföy, mantar kreması, nane yağı ile yapılmış kuzu incik..
Finalde ise tatlı şov; Fesleğenli çilek sorbet, kaya koruğu, antep fıstığı ve rakı esintisi.


Gerçekten çok dengeli, muhteşem bir menüydü..

Ve tüm malzemeler yerli.. Hepsi civar tarlalardan satın alınarak yapılıyor.. Esnafa katkı sağlanıyor.

Yemek bitiminde dışarıda ayrı bir bölümde elektronik sobalı, puro içebileceğimiz bir bara geçtik. Sohbetimize devam ettik.

Od Urla projesi içinde yemyeşil bir vadiye bakan 5 odalı, havuzlu, minik bir de otel var. Henüz ismi yok otelin. Gözüm otelde kaldı. Kesinlikle bir hafta sonu yine Urla’ya gidip, otelden, doğadan, lezzetlerden dışarı hiç çıkmayacağım.


İZMİR’DE MARKA MEKAN NEDEN YOK!


Buraya kadar her şey çok güzel. Ama şimdi gelelim İzmir’in gastronomik sorunlarına!

Urla gibi küçük bir beldede bile dünya ile yarışabilecek Od Urla gibi bir proje varsa, İzmir’de neden akşam gidebileceğiniz marka bir restoran yok?

İzmir gibi çok güzel bir şehirde, neden İstanbul’daki popüler mekanlar yok?

Bir tane bile yok!

Hiç düşündünüz mü? Neden yok?

Bilen biliyordur ben de İzmirli’yim. O yüzden doğru eleştiri yapabilirim.

İzmir’le ilgili doğru eleştiri de şudur; Yeme-içme-eğlence meraklıları İzmir’deki mekanları hep pahalı bulurlar! İstanbul’da popüler mekanlara giderler, pahalı hesabı kuruşuna kadar öderler ama İzmir’de aynı mekanı açın “çok pahalı” derler..

Aynı şey şimdi Od Urla için geçerli.. Duyuyorum, Od Urla’ya giden İzmirli gezginler, “mekan çok pahalı” demeye başlamışlar! Hatta bazıları “gitmeyin, kazık” diyorlarmış!

Bu dedikoduyu yapanlar da maalesef cebinde parası olan, İstanbul’da fazlasıyla harcayan tipler.. Bir mekan pahalı olabilir, sevmeyebilirsiniz, gitmezsiniz ama “gitmeyin” demek bence çok kötü bir şey..

Desteklemek yerine, köstek olmak İzmir’de var maalesef!

San Sebastian’da aynı bölgedeki 6-7 mekan birleşerek farklı hikayeler yaratıyorlar ve karşılıklı “Faydalı Rekabet” yapıyorlar! Bölgeyi kalkındırmak için yapıyorlar. Tabii devletin de gizli desteğini alarak yapıyorlar.

Bizde ise emeğe ve kaliteye düşmanca yaklaşılıyor!

“Çok pahalısın, hesabı çiziyorum” diyorlar! Gitmeden kötülüyorlar!

Ama aynı kişiler, yurt dışında mekanlara girebilmek, hava atmak için kapıda fazladan bahşiş bile veriyorlar!

İzmir ve çevresinde bu anlayış değişmedikçe maalesef gastronomik bir gelişme olması, marka mekanların açılması mümkün değil.

Keşke Od Urla gibi mekanlar desteklense, İzmir ve çevresinde her yerde olsa.. Keşke dedikodu yerine, farklı hikayelerle kötü değil “Faydalı Rekabet” yaratılsa. Keşke bölge halkı İstanbul ve yurt dışında attığı havayı İzmir ve çevresindeki kayda değer mekanlarda da atabilse..

YARIN; URLA AYŞE HANIM KONAĞI, ALAÇATI VE İZMİR GEZİMİZE DEVAM EDECEĞİZ.

Bunlarda ilginizi çekebilir: