Kenan Erçetingöz
Tüm yazıları KENAN ERÇETİNGÖZ kenanercetingoz@gecce.com 22.09.2016 16:30

İngiliz Parlamentosu’nda “Demokrasi Gelinliği”

Bodrum, Çeşme, Fethiye, Göcek, Sarıgerme ve Londra derken uzun yaz tatil bitti ve yuvamıza, İstanbul’a geri döndük..

Londra’da, modacı Zeynep Kartal’ın, ilk defa İngiliz Parlamentosu içinde gerçekleşen Fashion Week defilesine katıldık. Gecce.com olarak biz de medya sponsoruyduk bu güzel defilenin.


“İngiliz Parlamentosu’nu neden bu kadar büyüttünüz, ne olacak ki?” diyorsanız, söyleyeyim size;

Meclisimizin bile bombalandığı darbe girişiminden sonra, Londra Fashion Week kapsamında İngiliz Parlamentosu içinde ilk defa bir Türk defilesi yapılması, bir Türk modacısına açılması çok anlamlıydı!

İzin almak çok zor olmuş, elbiseler 50 kere X Ray’den geçirilmiş falan filan ama sonunda yapıldı işte.


Hele hele, Zeynep Kartal’ın finalde kullandığı, omuzlarında T.C. Cumhurbaşkanlığı Forsu’nun yer aldığı “Demokrasi Gelinliği” muhteşem bir mesajdı. Zeynep Kartal’ın defile sonunda yaptığı çok anlamlı, İngilizce-Türkçe konuşma içinde kendisini kutluyorum.. Aynı defilenin Ankara Külliye’de yapılması gerektiğine de inanıyorum.



İSTANBUL’U SATAMIYORUZ!

Londra’yı baştan aşağı gezdikten sonra anladım ki, biz İstanbul’u tanıtamıyoruz, satamıyoruz!

Adamlar Londra’nın her şeyini satıyorlar. Parlamento’yu, Kraliçe’nin yaşadığı sarayı bile para karşılığı gezdiriyorlar. London Eye, Nehir, tekne, müze vs vs vs vs. Ne varsa ellerinde hepsi para karşılığında satılıyor. Trafikte kalabalık olan merkezlere bile araçlar ücret karşılığı girebiliyor!

Dünya artık akıllı telefonlar ve sosyal medya ile yaşıyor. Herkesin elinde telefon, her anını ölümsüzleştirmek, uzakta olan arkadaşlarına göstermek, hava atmak için durmadan çekim yapıyorlar. London Eye, Times nehri, Big Bang, vs vs vs vs. İnstagram, snapchat, sosyal medya için muhteşem malzemeler..



İstanbul’a dönünce anladım ki, bizde bu tip fotoğraflanacak fazla şey yok.. Yani var tabi ki ama London Eye gibi bir simgemiz yok. İstersen bir kabini kapat sevgilinle aşk yaşa, istersen dostlarınla şampanya patlat, istersen masan kurulsun yemeğini ye.. Londra’nın tepesinde.. Ne güzel.. Paran varsa, her türlü hizmet var..

Oysa İstanbul Boğazı öyle güzel değerlendirilebilir, öyle güzel dünyaya satılabilir ki, sosyal medya o fotoğrafları gören turistler koşa koşa gelirler..

Bizde hep bir karmaşa, keşmekeş, düzensizlik var.. Neyin ne olduğu belli değil.. Avrupa ile Asya’nın birleştiği çok özel bir şehirdesin, 3 tane asma köprün var ama turistler için Avrupa-Asya’yı birleştirin bir teleferik yok, yürüme yolu yok, fotoğraf yolu yok!


Oysa iki kıtayı birleştiren bir teleferik olsa, boğaz köprüsünün altından kafesli bir yaya yürüme yolu olsa, görün bakın instagram’da İstanbul nasıl patlama yapacak, turistler nasıl coşacak..

Bizim Boğaz teknelerimiz bile yanarlı-dönerli! Curcuna, kim kime, dum duma!

Apartman gibi 5 katlı olanı da var, Ankara Bağları’nı sonuna kadar açanı da var!

Sistem yok, düzen yok, kural yok, instagram köşeleri yok İstanbul’da..

İSTANBUL RESTORANLARI PAHALI DEĞİL


Bir de İstanbul restoranları çok pahalı diyorlar! Asla değil! Londra’da gördük. İyi bir restoranda 4 kişi yemek 800 pound! Yani 3600 TL!..

İstanbul’da boğaz manzaralı en baba restoranda bunun yarı fiyatına 4 kişi krallar gibi yemek yersiniz.

Ama biz ne İstanbul’u, ne yeme-içme sektörünü, ne eğlencemizi, ne lezzetlerimizi, manzaramızı, Boğaz’ımızı maalesef anlatamıyoruz, satamıyoruz.

Maalesef bu da çok üzücü!

YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece gecce.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!
  • Bunu Pinterest'te  paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz