Adana’nın farklı yüzü!

Uzun yıllar sonra Adana’ya gittim.. Kahvaltıda ciğer yenen, kebap kokan şehir Adana’ya..

Kenan Erçetingöz

Ama iki farklı Adana gördüm.. Bir tarafta sabah 05 ila 09 arası sanayi mahallesinde ciğer yiyenler, gün boyu kebapçıları dolduranların yanı sıra, diğer tarafta ise modern ve doğal güzelliğiyle göz kamaştıran bir Adana var..

Ben de sizin gibi merak ettim ve sordum, sabahın köründe ciğer ne alaka diye?

Oysa çok mantıklı bir açıklaması varmış bunun..

Eskiden gecce vardiyasında çalışan işçiler için başlamış bu gelenek. Yani sabahın köründe (Saat 05-09) yenildiği için şaşırtıcı gelen bu ciğer ritüeli, işçiler için akşam yemeğiymiş aslında. İşleri bitince ciğerlerini yiyip, evlerine gidip yatarlarmış.

İşte bu yüzden sabah Adana’da ciğer yemek bir gelenek halinde gelmiş.. Bize saat olarak uymayan şölene kalkamayınca biz de soluğu Pazar günü de açık olan sanayi bölgesindeki “Kel Mahmut”ta aldık.


Sokak ortasına atılmış masaların olduğu salaş bir kebapçı.. Ama lezzeti veren bu salaşlık ve ustalık.. Havalandırma borusu olmayan mangalın dumanları arasında yenilen nefis ciğer şişler.. Ortama, doğallığa, lezzete bayıldım.. Aklımda ve damağımda kalan bir mekan oldu; Kel Mahmut..

Akşam için şehirdeki Onur Kebap’a gittik. Adana’da kebap işinin en eskilerinden olan Şevket Usta, döktürmüştü. Muhteşem kebaplar yedik. Yine gideceğim..

Ertesi gün ise bence Adana’nın en güzel manzarasına sahip olan en iyi kebapçısına gittik; Onbaşılar..


Kebapçıdan çok bence Kebap Okulu demek lazım buraya.. Kendini Adana’ya adamış olan Tayyar Zaimoğlu’na ait mekan, bence dünya sıralamasına girebilir. Konumu, manzarası, iç düzeni, lezzeti, fiyatı, öğretici ve eğlendirici Kebap Atöylesi’nin olması, servisi ve tabi ki 87 yaşındaki İsmail amcanın eliyle getirdiği çiğ köfteler ile kebap ustası Levent Kıyan’nın içtenliğine ve muhabbetine doyamadım.



Kebap Atölyesi’ne geçip, önlüğü giydim. Fasıl eşlinde kendime eğlenceli ve lezzetli bir Adana Kebap hazırladım. Bu da Adana’da bir ilk oldu. Kenan Kafası yani☺


Bence Adana Onbaşılar Kebap, uçağa atlayıp gidilecek ve kebap yenilip dönülecek kadar güzel bir mekan. Ben de Pazar günü dönüş uçağından önce yine gidip, yolluk bir Adana Kebap yemeden duramadım.



Nasıl Antalya’ya gidince 7 Mehmet’e uğramadan olmazsa, bence Adana’ya gidince de Onbaşılar Kebap’a uğramadan asla olmaz.

Adana’da kebap konusunda dikkatimi çeken tek konu, ucuz olması. Bu kalitedeki bir mekanda en baba Adana Kebap, 28 TL.. Yani İstanbul’da bir tost parasına eş değer.. Ama Tayyar Zaimoğlu ile “ne kadar ucuz” sohbeti yapınca, bu fiyatı bile pahalı bulan müşterilerin olduğunu ve maalesef zam yapamadıklarını söyledi. Kebabın malzemesini, işçiliğini, kira, elektrik, su, personel vs. düşününce gerçekten bu kalitedeki bir kebabın çok ucuz olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.



Onbaşılar’da öğrendiğim şey, kebaba turunç sıkmaları oldu. Bende denedim ve entresan bir lezzet daha keşfettim.

Peki Adana sadece ciğer-kebap şehri mi? Tabi ki hayır.. Gecce için alternatif İstanbul tarzı mekanlar da var. Mesela; Next Republic Lounge..


Genç ve girişimci biri olan Engin Elçi çok zor bir işe soyunmuş, Kebap Diyarı Adana’ya 100 çeşit kokteyl sunduğu bir mekan açmış.. Mekana girince İstanbul’da bir mekana gitmiş gibi oldum.

Dj eşliğinde, nefis ve farklı kokteyllerin sunulduğu mekan tıklım tıklım doluydu. Adana’ya farklı bir mekan kazandıran Engin Elçi ve işletmeci Murat Hakgözi’yi cesareti ve başarısından dolayı kutladım. Vallahi bravo..



Kebap şehri Adana’da pavyon muhabbeti, kebap’tan sonra altarnatif mekanlara dönüşmüş. Next Republic Lunge da nefis lezzetler eşliğinde harika kokteyller denedik, keyif yaptık, İstanbul’u hiç aramadık.. Giderseniz tavsiye ederim.


Tabii ki kaldığım Adana Sheraton otelinden bahsetmeden geçemeyeceğim. Seyhan nehri kenarında, yeşillikle içinde müthiş kaliteli bir otel.. Böyle bir otelin Adana’da olması büyük bir kazanç bence.. Adana’ya “bir tık” fazla gibi görünse de çok yakıştığı kesin..


Adana’da beni en çok etkileyen ise Seyhan Baraj Gölü oldu.. Yani aklımın ucundan geçmezdi.. Uçsuz bucaksız nefis doğa harikası bir göl.. Tekneyle gezimiz sırasında öyle güzel koylara geldik ki, kendimi Göcek’te hissettim. Gölün üstündeki köprüler ise Miami-Key West yolunu anımsattı bana..

Hep diyorum ya.. Ülkemiz cennet ama tanıtım doğru yapılmıyor diye..

Adana’da bunu bir kez daha hissettim.

3-7 Nisan’da Portakal Çiçeği Festivali varmış. Davet ettiler. Çok daha renkli, coşkulu, hareketli oluyor dediler.. Vallahi, Miami seyahatimi geciktirip festivale gitmek isterim. Ben Adana’yı ve Adanalılar'ın içtenliğini sevdim. Hem de çok.. Onların da beni sevdiğini hissettim.


(İnstagram hesabımda “Öne Çıkanlar Bölümü”nden Adana videolarımı izleyebilirsiniz. Çok keyif alacaksınız)
YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece gecce’ye link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

Bunlarda ilginizi çekebilir: