Gül Erçetingöz
Tüm yazıları GÜL'CE GÜNDEM Gül Erçetingöz gulercetingoz@gecce.com 13.09.2017 15:00

Pınar İshakoğlu ile sanat tabakta!

Hayatın her alanında olduğu gibi, mutfağın içine de sanat girince ayrı bir güzel oluyor! O sebeple bu ay, sanatı tabaklarına taşıyan bir şefle tanıştırmak istiyorum sizi. Pınar İshakoğlu; genç, başarılı ve yaratıcı bir şef. Onun en büyük özelliği dünya çapında yeme-içme trendi haline gelen ve hayatı lezzetlendiren detayları ülkemize getirmesi. Son olarak Türkiye’nin ilk sanat oteli olan Casa dell’Arte içerisinde, sanatsal tabaklarını misafirleri ile buluşturmasıyla büyük yankı uyandırdı. İshakoğlu ile Türkiye’ye kazandırdığı Private Chef konsepti ve yeme-içme dünyasındaki son trendleri konuştuk…


Dünyanın konuştuğu yeme-içme trendlerini Türkiye’ye getiren yenilikçi bir şefsin; yani aslına bakarsak işin mutfakta bitmiyor... Mutfak sadece esas yeteneğini sergilediğin platformun; bu platformun arkasında ve önünde de birçok ayrıntı gizlemişsin. Son Bodrum’da, Casa dell’Arte içerisinde yer alan Ninu Restoran’da Misafir Şef Programı kapsamında 5 Eylül’e kadar lezzet tutkunları ile buluşacaksın.Bu buluşma nasıl gerçekleşti?

Çok tesekkurler. Bu buluşma Arya Kadın Girişimciler platformun da kurucusu ve aynı zamanda Casa dell’Arte’nin sahibi Ahu Serter ile tanışmam ile gerçekleşti.


Casa dell’Arte için özel bir menü hazırladın; misafirleri ne gibi lezzetler bekliyor bu özel menüde?

Bodrum’un lokal lezzetlerini öne çıkarmak istedim, bunu yaparken de kendi imzamı ekledim. Yerel üreticileri ziyaret edip, ürünlerini tadarak menüme yön verdim. Mesela İtalyan Mutfagı’ndanrisotto pilavını, yörede lezzetiyle meşhur kendime has baharatlarımla çeşnilendirdiğim oğlak etiyle birleştirdim.


Misafirlerine böyle özel bir deneyimini Türkiye’nin ilk sanat oteli olan Casa dell’Arte içerisinde yapıyor oluşunda oldukça anlamlı aslında. Senin de tabaklarında keşfedilmeyi bekleyen bir sanat var. Sanatçı bir şef olarak iş başındayken neler yapıyorsun, neler düşünüyorsun? Sence yaptığın işi ne kadarı sanat?

Bir kere mutlaka müzik arka fonda, aklımdaysa tatlar ve kokular. Yemek pişirmek benim için biraz dünyadan kopmak, kaybolmak gibi bir şey. Küçüklüğümden beri mutfak benim, kendimi ifade edebildiğim kaçış noktam. Yaptığımız işin sanat olduğuna inanıyorum. Yemek pişirmek sadece doyurmak değil, esasen 5 duyuya hitap ediyoruz.


Aynı zamanda dünyada büyük bir trend haline gelen Private Chef yani kişiye özel aşçılık hizmetini de Türkiye’ye getirerek yeni bir çağ başlattın. Private Chef hikayen nasıl başladı?

Londra’da stabil işime ek olarak yaptiğim bir işti. Türkiye’ye döndüğümde bu konuda hiç bir oluşumun varolmadığını gördüm ve kendi adımla markamı kurdum.

Private Chef denildiğinde birçoğumuzun aklında soru işareti olabiliyor. Nedir bu PrivateChef? Neler yaptığını senden dinleyelim..

Privatechef yani ‘kişiye özel aşcı’, sizinle birlikte 1 haftalık beslenme programınızı oluşturur, alış veriş yapar, evinizin konforunda pişirir, buzdolabınıza, buzluğunuza pişirme talimatlarıyla yerleştirir. Size sadece ısıtmak ve keyfine varmak kalır… Misafir ağırlayacağınız özel günlerinizde evinizi bir restorana çevirir, sizinle menüye karar vermekten, alış verişe, pişirmeye, misafirlerinize yemekleri tek tek anlatmaya, yemek-şarap uyumu hakkında bilgi vermeye kadar tüm detaylar ile ilgilenip, evinizi bulduğu gibi bırakıp size dostlarınızla keyifli saatler vadeder. Ayni zamanda mutfağınızda size özel yemek workshopları ve mutfak detoksu servisi verir. Hızlışehirhayatında sizin yetişemediğiniz her detayda incelikle kişiyeözel hizmet verir.


Çalışan kadının süper kahramanı gibisin adeta! Yemek yapmanın çok daha ötesinde bir kavramdan bahsediyorsun. Eksikler için alış veriş yapıyorsun, yemekleri misafirlere anlatıyorsun sonrasında ise mutfağı toplayıp gidiyorsun. Seni tercih eden kitle sadece yoğun tempoda çalışan kadınlar değildir herhalde değil mi?

Pek tabii ki hayır. Beni tercih eden kitle, yemeyi içmeyi seven, bu kültür için seyahat eden, hatta bu seyahatlerinde akıllarında kalan tabakaları canlandırmamı isteyen kitle…

Yine seninle birlikte tanıştığımız bir kavram var: Mutfak detoksu. Kulağa oldukça ilgi çekici geliyor açıkçası. Nedir bu ‘Mutfak Detoksu’?

Hepimizin evinde, mutfağında kullanmadığı veya ne ise yaradığını bile unuttuğu ürünler var. Ben gelip o ürünleri sizin için segmentliyorum. Kullanamadığınız ürünleri daha ergonomik, daha kullanışlı ürünler ile değiştiriyorum. Size yer açıyor, size mutfakta kolaylık, zekilik ve uyum sağlıyorum.

Dünya trendlerini yakından takip ediyorsun. İlerleyen dönemlerde bizi ne gibi mutfak ve yeme içme trendleri bekliyor? Biraz kopya verebilir misin?

Bizi daha rahat daha ulaşılabilir konseptler bekliyor. Sokakta yediğimiz lezzetler artık restoranda sipariş edebileceğimiz tabaklar halini alıyor. İçme kısmındaysa durum tam tersi, klasik tatlar yerini deneysel, moleküler karışımlara bırakıyor.


Peki şeflerin mutfak trendleri var mı? Popüler bir yemek ya da tatlı için şefin imzasında önemli olan unsur nedir?

Evet var... Popüler bir tatta şefin imzası onun ait olduğu veya etkilendiği kökenden getirdiği bir tınıdır. Mesela Türk bir şefin bize has bir tat olan damla sakızını İtalyan bir lezzet olan Panna Cotta’da kullanmasıdır.

Biraz da tatlılardan bahsedelim.. Son yıllardır özellikle Naked Cake son derece popülerdi. Naked Cake trendi devam edecek mi yoksa 2018 yılında başka pasta trendleri ile tanışacak mıyız?

Nakedcake nam-diğer çıplak kek hepimizin kolayca alıştığı ve kendinden hissettiği rüstik bir trenddi. Kimimizin ilk yaptığı pastayı andıran bu kek birden moda oldu ve biz kolayca kabul ettik. 2018’de entremet dediğimiz daha temiz bir yapı olan glaze şeklinde sıvanan pastalar revaçta... Ama yine de nakedcake her zaman trend olacak gibi :)

Birçoğumuzun bayıldığı bir tarz Naked Cake. Bu trendin yaratıcı kim, ilk kim tasarladı?

Trendin yükselişi 2012-2013 yılına tekabül ediyor. Cupcakelerin ve şeker hamurları ile süslenen pastaların popüler olduğu bu zamanlarda eski moda ev usulü kenarları sıvanmamış nispeten az kremalı doğal görünümlü bu pastel zevkli sunumlar ile günümüz modasında yer ediniyor.

Şef olarak senin yarattığın ve “Evet! Pınar şefin bu lezzeti süper oldu.” dediğin yemeğin hangisi?

Adaçaylı ve parmesanlı kuymak iddialarımdan.


İstanbul Komsukoy’de sunulan Kinfolk Magazin Slow Living temalı daveti ve Wyndham Ankara’da gerçekleşen Chaine Des Rotisseurs yemeği dahil olmak üzere birçok özel davet tecrüben var. Peki senin için en unutulmaz davetin hangisiydi?

Hepsinin yeri benim için ayrı, her yemek farklı bir seyirciyi ağırlıyor... En özel olan, davet sahibinin hayalindekini gerçek hayata geçirebildiğim davetler. Bu nitelikte sanırım, Ankara Wyndham’daki her ülkenin görseliyle ve müziğiyle video mapping yaparak yemekleri eşleştirdiğimiz Chaine des Rotissiuers davetinin yeri ayrı.

Bir de kendi mutfağının şefleri olanlar var.. Onlara da ufak ipuçları ve tavsiyeler vermek ister misin?

Kendi mutfağının şefi olmak demek araştırmayı, geliştirmeyi ihmal etmek demek değil. Sonu bucağı olmayan bir sektör ve biz her gün yeni bir şey öğreniyoruz. Bol bol seyahat etmelerini, dünyayı, trendleri ve Türkiye’yi takip etmelerini öneririm. Kendi işini yapmak dışarıdan kolay gözükse de esasında dünyanın en zor ve detay gerektiren işi.

Bizi bekleyen ve sektöre yenilik katacak başka yeni projelerin de var mı?

Yeni bir burger markası kuruyorum. Kendi markamdan bağımsız konumlandırdığım kimliği biraz beni yansıtacak biraz eğlenceli bir konsept olacak. İlk etapta Florya'daki atölyemde pop-up (misafir konsept) şeklinde başlayacağım bu projeyi sonrasında yeni bir lokasyonda büyütmeyi ve çeşitlendirmeyi hedefliyorum. Ayrıca Eylül ayı bağ bozumundan başlayarak Mayıs sonuna kadar Tekirdağ Barbare Bağ evinde tadım menüleri yapıyor olacağım.


Boşlukları doldurur musun?

Yaptığın ilk yemek: 6 yaşımda yaptığım havuçlu kek

Pınar şefin imza yemeği: El yapımı ravioli

İdol olarak gördüğün şef: Jason Atherton

Mutfakta olmazsa olmazın: Zester (narenciyelerin kabuğunu beyazını almadan çıkarabilen alet)

Şef olmasaydın hangi mesleği tercih ederdin: Arkeolog olurdum

İstanbul’da beğendiğin restoranlar: Mürver, Amanda Bravo, Antiochia, Arnavutköy Balıkçısı
Yemeklerini özellikle tattırmak istediğin biri var mı: Herkes yesin, keyif alan bir kez daha istesin :)
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece gecce.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!
  • Bunu Pinterest'te  paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz