• 25 HAZİRAN Cumartesi 07:23
  • HV

Sen baba olunca baban ustan oluyor!

Bu pazar Babalar Günü sanat dünyasının ünlü babalarına sordum baba olmayı, babalarını ve  bayramları,

Sen baba olunca baban ustan oluyor!
MAGAZİN
Yayın Tarihi : 16-06-2022 13:21

Reha Özcan, Fatih Ayhan, Emre Kınay, Berdan Mardini,  Adnan Koç ve Şafak Sezer’e  hepsi de cevaplarında aynı şeyleri ifade ettiler adeta, aile birliğinin önemini aile bireylerine saygıyı özellikle baba sevgisini ve geçtiğimiz bayramları yaşatma duygusunu…..

Reha Özcan; Babamı çözemedim ama anlamaya başladım!  

Baba  olmak sizi babanıza yaklaştırdı mı ?

Elbette, babalık duygusu  bambaşka bir hayata yelken açtırıyor erkeğe. Babamı çözemedim ama  anlamaya başladım.

Çocukken babanızla  olan ilişkiniz ile şimdilerde sizin çocuğunuz ile olan ilişkiniz arasında ne farklar görüyorsunuz?

Birçok fark var, sanırım her erkek çocuk büyüyünce kendime baba olma ideali kurar, ben de babamın yaptıkları ve yapmadıkları üzerinden bir dünya  kurdum.

Ama  daha  farklı  tabii,  hayatta  da farklı  zaten şartlarda  öyle, başka olanaklar sunuyorsunuz çocuğunuza  böylelikle sizin de babalık algınız otomatik  olarak değişiyor, hayat gibi.

Çocukluğunuzda ki  bayramlara benziyor mu  şimdilerde çocuğunuzla geçirdiğiniz bayramlar?Aslında  bir tabir vardır ya! Nerede eski bayramlar falan!  diye özellikle Kurban Bayramı olmak üzere bazı bayramları çocukken pek sevmiyordum. Anlamını da bilmiyordum aslında ama anlamını öğrendikçe bayramlar daha keyifli oluyor. O geleneklerin o aile yapısının hiç tanımadığınız insanlarla iç içe oluşunuz yada size destek olunması güzel bir duygu. Şu anda  hayat değişti eski bayramlar  gibi olabilmesi imkansız  panayırlar vs. şeyler yok, bu bayramların kendine has bir lezzeti var. Ama meslek icabı hep uzaklarda  yaşadığım için açıkçası bayram seyran fark etmiyor, bize her gün bayram galiba.  

Fatih Ayhan; Babam arkadaş gibi yaklaşır doğru söylemler yapardı!  

Baba  olmak sizi babanıza yaklaştırdı mı ?

Hem de fazlası ile yaklaştırdı diyebilirim. Bir çocuğu yetiştirmenin ona zaman ayırmanın isteklerine ve sorularına cevap vermenin ne denli sabır ve özveri gerektirdiğini, ona zaman oluşturmanın ve öncelik sırasında başta tutmanın ne demek olduğunu öğrendim. 

Çocukken babanızla  olan ilişkiniz ile şimdilerde sizin çocuğunuz ile olan ilişkiniz arasında ne farklar görüyorsunuz?

Açıkcası babam yoğun iş hayatı olan bir adamdı. Bir baba olarak hafif mesafeliydi diye bilirim. İlgisiz değil fakat otoriter yanı hissedilen biriydi. Arkadaş gibi yaklaşır doğru yönlendirmeler yapardı. Ben bu durumdan şikayetçi veya zorluğunu çektiğim bir an yaşamadım.

Benim oğlumla olan durumum da hemen hemen aynı diyebilirim. Oyun arkadaşı en yakın dostu eğlenceli ve öğretici bir baba olma yolunda ilerliyorum. Ona alanlar sunup seçim şansları bırakıyorum. Birlikte çok gülüyoruz.

Çocukluğunuzda ki  bayramlara benziyor mu  şimdilerde çocuğunuzla geçirdiğiniz bayramlar?

Biz geleneklerine bağlı bir aileyiz. Kuşaktan kuşağa aktarılan öğretileri ben de oğlumla olan yaşamımda iletmeye çalışıyorum. Bayramlar bizim için değerli ve özel günler. Dolayısıyla ben yaşadığım bayram sevincini ona da yaşatmak için elimden geleni yapıyorum. Eski bayramlara benzemeyen bir an olsa bile benzemesi için düzeltmeler yaparım diyebiliriz :) 

Emre Kınay; Babam çok sevgi dolu bir adam idi!

Baba olmak sizi babanıza yakınlaştırdı mı?

Ben maalesef babamı 10 yaşımda iken  kaybettim dolayısıyla rahmetli babamın torununu tanıma şansı, benim de bu mutluğu Babam ile   paylaşabilme şansım olamadı maalesef, Ama çok isterdim.

Çocukken babanızla  olan ilişkiniz ile şimdilerde sizin çocuğunuz ile olan ilişkiniz arasında ne farklar görüyorsunuz?

Çok zaman geçirememiş olsam da babam çok sevgi dolu bir adamdı…

Ama tabii ki saygı çerçevesinde bir tık daha mesafeli bir ilişki durumumuz vardı ablalarımla abimle ve benimle benim kızımla olan ilişkim de daha yakın daha samimi daha arkadaş gibi daha paylaşımlı bir durum söz konusu.

Çocukluğunuzda ki  bayramlara benziyor mu  şimdilerde çocuğunuzla geçirdiğiniz bayramlar?

Bayramlar da benzemiyor eskiye babalar günü de…  bizim için Anneler gününden daha sönük olan sanki babaların da günü olsun bari diye yapılmış  bir gündü sanki benim çocukluğumda babalar günü:)… ama bayramlar biraz daha hep birlikte geçirdiğimiz bir zaman dilimiydi… ve çok özlemle andığım çok güzel günlerdi.

Berdan Mardini; Baba olmak beni anneme  yaklaştırdı!

Baba olmak sizi babanıza yaklaştırdı mı ?

Baba olmak tabii ki beni babama yaklaştırmadı. Neden diye soracak olursanız benim ailemde   aşiret usulü bir sistem vardı, gelen gelenek ve göreneklerden yetişmiş babamız ve dedemiz olduğu için benim babam ile aramda hep bir mesafe olmuştur. Ben şu yaşıma kadar  ne yazık ki babama sarılıp öpememişimdir, hep bir mesafe olmuştur aramızda. …  Baba olmak beni anneme  yaklaştırdı aslında. Her konuda  annem bizim ile ilgilenir, annem bizi yönlendirirdi. Anlayamazdım annem demek istiyor diye, çocuğum olunca anladım annemin ne demek istediğini.

Ama  baba olmak aslında annemin ne demek istediğini bana anlattı. Çünkü annem derdi ki ‘merak ediyorum oğlum, neredesin oğlum şöyle yapma böyle yap, neden aramıyorsun, benim ciğerim yanıyor diye, ciğerimin yandığının ne demek olduğunu ben annemden öğrendim., dediğim gibi babam hep mesafeli idi. Zaten babam o zamanın   sorunları ve  aşiret ile ilgilenirdi daha ziyade… 

Çocukken babanızla  olan ilişkiniz ile şimdilerde sizin çocuğunuz ile olan ilişkiniz arasında ne farklar görüyorsunuz?

Dağlar  kadar  fark  var tabii ki, dedem ile  babamın ilişkisine gelirsek bir kere biz de aile içerisinde çocuğu kucağa almak, çocuğu sevmek bile yoktu, dolayısıyla benim babam ile aramda öyle kucak kucağa bir durum hiç olmadı. Ama  benim ile oğlum arasında ki ilişki öyle mi? hayır öyle değil….. Ben oğlum ile arkadaş gibiyim, çocuklarıma  herşeyi öğretmek zorundayım. İyinin kötünün ne olduğunu söylemem gerekli. Arama o mesafeyi koymadım, herşeyi benim ile konuşmalı ve paylaşmalısın derim hep. Biz babamızdan bunları gördük mü hayır, babam biz çocuklarından ziyade kardeşleri ile sorumluluk olarak çok ilgilenirdi. Bu arada  bizim ile ilgilenmedi değil, aile kabalık olduğu için bazı insanların üzerine sorumluluklar biner ya, bir sürü amcam ile yetiştim. Yılmaz Güney’in güzel bir sözü vardır. ‘ Bizim sevgimizde  tezarrühat yok derler ya!’ belki benim babamın sevgisi uzaktan tezarrühatsız bir sevgi idi. Babam bizlere bir şey  söylemek istediğinde hep annemin aracılığı ile ulaşırdı. Benim şimdilerde çocuklarım  ile ilişkim daha farklı….Böyle bir mesafeye ihtiyaç duymuyorum çocuklarım ile hep içiçeyiz. Saygı  tabii ki olmalı her zaman derim büyükleriniz amcalarınız ile yanyana gelince  saygı da kusur  etmeyin diye.

Çocukluğunuzda ki  bayramlara benziyor mu  şimdilerde çocuğunuzla geçirdiğiniz bayramlar?

Bayramlar  denilince, çocukluğumuzdaki bayramlar hepimiz için aynı idi. Alınan elbise  veya ayakkabıyı başucumuzda  koyup  heyecandan sabaha kadar uyuyamazdık. Hep bu heyecanı yaşar, ailecek birbirimize gelir giderdik. Şimdi ki bayramlar ise tatillere döndü. Bir çok örf ve adetler yok oldu diyebilirim. Devir eski değil yeni şeylere adepte olmamız  gerekiyor. Ama hiçbir zaman terbiye, ahlak ve vicdan merhemeti kendimizden ve çocuklarımızdan eksik etmemiz gerekiyor.

Adnan Koç; Bir babanın oğlu olmak ne anlama geliyor bugünlerde çok daha iyi anlıyorum onu!

Baba  olmak sizi babanıza yaklaştırdı mı ?

Baba olmak beni babama yaklaştırdı tabii ki, evlat sahibi olmanın gerçek manadaki sorumluluğunu hissettiğim günden beri babamın beni ve kardeşlerimi koruma duygusuyla o gün kızdığım birçok konuyla alakalı bugünlerde onu en haklı bulan kişi oldum... Baba olmak, evlat sahibi olmak, bir babanın oğlu olmak ne anlama geliyor bugünlerde çok daha iyi anlıyorum.

Çocukken babanızla  olan ilişkiniz ile şimdilerde sizin çocuğunuz ile olan ilişkiniz arasında ne farklar görüyorsunuz?

Hangisini saysam... O günkü ilişki bugünkü ilişki ile uzaktan yakından alakalı değil. Çünkü hayata dair herşeyin anlamı imkanlarla beraber değişti...

Eskiden hayatı tüm zorluğuna rağmen dokunarak, tadarak, hissederek yaşıyorduk. Bir mahalle kültürü vardı, babamın o mahalleden bir girişi ve o girişini gören bir çocuğun heyecanlı bakışlarıyla, hava henüz kararmaya yakınken babasının peşinden koşan heyecanlı bir çocuk vardı. Daha monolog bir dönem, sosyal medya ve dijital hiçbir platformun olmadığı, komşuluk ilişkilerinin samimiyeti de eklendiğinde, babanın onlarla olan ilişkisini çevresiyle olan bağlantısını tamamen birebir diyaloglarla görüp, büyüyen bir çocuğun ne olursa olsun bugünün büyük imkanlarını elimize almış olmamıza rağmen o gün çok küçük imkanlarla mutluluğu yakaladığımız eksiklikler vardı. Mesela benim hiç kendime ait bir bisikletim olmadı. Günün imkanları yüzünden bir bilgisayarım yoktu ki bilgisayar kültürü ülkemize çok sonradan girdi. Dolayısıyla olmadığı için de çok şanslı olduğumu düşünüyorum. O gün ben atari dediğim ve elde edemediğim fakat bugün oğlumun PlayStation yetmedi Xbox yetmedi iPad neredeyse o gün hayal etmesi mümkün olmayan herşeye sahip olduğunu görünce aradaki farkı ben size anlatmayayım, siz tahmin edin.

 Çocukluğunuzda ki  bayramlara benziyor mu  şimdilerde çocuğunuzla geçirdiğiniz bayramlar?

Benzemesi mümkün mü? Bu sorunun cevabına benziyor diyebilecek herhangi birini tanıyor musunuz? Az önceki iki sorunun cevabında ifade ettiğim gibi eskiden az olan, eskiden korumacı davranan, korumacı davrandığı için komşuluk ilişkilerinde kendini sınırlamayan ya da o gün birbirini anlayan, birbirinin hakkını kollayan, itibarın sözle, itibarın çok değerli olduğu imkanların azlığının içinde az üretilen şekerin tadının güzelliğini yansıtan, henüz yaklaşırken bir hafta kala bayram sevincinin ruhumuzu kapladığı zamanlar, annemizin babamızın bize aldığı kıyafeti eğer yeni değilse silerek sabaha hazırlaması. Aile saadeti adı altında o eti bol sofraların istediğimiz kadar yiyebileceğimiz şekerlerin, çikolataların bol olduğu bayram günleri ve akabinde yine her şeyin daha az ve daha kanaatkar yaşadığımız günler ve zamanlar bugün ise her şeyin çok fazla olduğu, seçeneklerin çok arttığı ilişkilerde insanların kendini kapatıp korumacı davrandığı güveninin azaldığı, bayram coşkusunun hiçbir şekilde bize ya da çocuklarımıza yansımayan, şeker toplama alışkanlığının olmadığı, çocuklarımızı koruma adı altında komşumuza güvenmediğimiz için belli bir sınıra kadar mahalle kültürünün yok olduğu bir dünyanın içinde, koruyan abi ve ablalara emanet edemediğimiz kısır bir döngü içerisinde, bu bayramların eski bayramlarla alakası kalmış olabilir mi? Artık her geçen bayram bir öncekini ve bir önceki bir öncekini takip etmek suretiyle nerede eski bayramlar deyip bu değeri bir gün tamamen yok edeceğiz galiba.

Şafak Sezer;  Sen baba olunca  baban ustan oluyor!

Baba  olmak sizi babanıza yaklaştırdı mı ?

Baba olmak sizi babanıza yaklaştırıyor çünkü sürekli örnek teşkil ediyor baba, anne içinde geçerli . Aslında sen baba olunca senin baban usta oluyor akil oluyor.

Çocukken babanızla  olan ilişkiniz ile şimdilerde sizin çocuğunuz ile olan ilişkiniz arasında ne farklar görüyorsunuz?

Valla şimdiki çocukların odaları var kendilerine ait bizde hepimiz bi aradaydık bir yere gideceğimiz zaman en küçük olduğum için hep göz önündeydim dokuz yaşımda babamla rakı içmişliğim var bir duble verip köy çocukları ile güreş tuttururdu gerçi güzel dayak yerdim köyde, mesala bir mahalleli şikayet ederdi beni sabah güneş doğar çıkardım sokağa gece olana kadar oyun oynardık çok şımarıktım şimdiki yaşam daha sakin biz yan komşumuzu tanımıyoruz çocuklar kendi aralarında yetişkinler gibi konuşuyor büyümüşte küçülmüşler sanki öğüt veren var bizde tv yoktu şimdi tv var  şifre konuluyor benim babamla ilişkim bambaşkaydı, ona on yaşından itibaren para getirdim hep çalıştım ve hep bak Şafak ne kadar çalışkan diye örnek verilen evlat oldum, valla  at gibiydim.

Beni çok severdi çok düşkündü bana bir gün Ankara'da Sıhhiye  Köprüsü' nün  altındaki  peronlarda  yiyecek giyecek satardık,  o zamanlar  Ankara Halk Tiyatrosuna başlamıştım oradaki bir oyuncu arkadaşım Turgut ile Çıkrıkçılar Yokuşuna gitmiştim, 'abi işporta yapacağız elinizde ne var'  dedim dedi ki ‘etek var ver abi’  dedim Turgut ile beraber tezgaha çıktık’  bayan bu mal kaçmaz gel gel’ diye etekleri giydik üstümüze bağırıyoruz tezgah fulll babamda evde şeker yok bayram parası yok almaya  gitmiş alamamış gelip bankta oturuyor bize bakıyor ulan diyor ekmek parası için nasıl çalışıyor çocuklar diyor sonra yaklaşıyor bakıyor ki biz tabii çok duygulanıyor o günün sabahı bayram tabii ben ve Turgut bütün  etekleri bitirdik şekerimizi aldık evde herkese hediye aldım işte ben babamın hep şaşırtan çocuğu oldum ve beni tiyatroya götüren bu yolu açan babamdır iyi ki babam olmuş, bu arada ben çocuklarıma aşığım hep kızdırırım onları.

Çocukluğunuzda ki  bayramlara benziyor mu  şimdilerde çocuğunuzla geçirdiğiniz bayramlar?

Benim çocukluğumda kıyafet çok önemli idi,  tabii o dönem maddi olanaklar pek elverişli değildi daha çok bit pazarı yani ikinci el mağazalar tercih edlirdi yeni bir şey  alındığı zaman onunla uyurdum mesala allah rahmet eylesin Alişan amcanın evine giderdim Alişan Canpolat kirvemizdi harçlık verirdi çocukken çok ev ziyaretleri olurdu ‘az şeker ye az şeker’  diye annem ile kavga çıkardı,  Kurban Bayramlarını hiç sevmezdim çünkü muhakkak kuzu bir kaç hafta önceden bahçemizde olurdu sonra yok olurdu o yüzden hiç sevmezdim ama bayramlarda  köylere gidip dereye karpuz koyardık o patates piyazı dolmalar o sofralar bi daha göremedim zaten yani bu röportajın sonunda şunu düşünüyorum,  aile olmak çok güzel iyi ki evlenmişim ama dünyada menü sürekli değişiyor benim zamanımın menüsü gerçekten çok özel idi iyi ki o dönemleri yaşamışım canım kızlarım sizi çok seven komik babanız olmak çok güzel.