Reklamcılıktan Ebru Sanatına Geçiş Serüveni!

O aslında uzun yıllardır, hepimizin çok iyi bildiği, kullandığı markaların konseptlerini, kurumsal kimliklerini yaratıp, ambalaj tasarımlarını yaparak raflarda buluşuyor bizlerle… İletişimini modernize ederek değiştirdiği sevimli Sek Günlük Süt’ler, Sek Meyveli Sütler… 23 Nisan... Anneler Günü Sütleri…. Knorr Çorbalar, Hazır çorbalar, Pastavilla Makarnalar, Tat Ketçaplar, Salçalar… Dardanel, Carte D’or, Efes, O sevdigimiz bebek görselli, şapkalı BingoYumuşatıcılar, Doluca, Altınkılıç Kefir vb… Çok sayıda ürünün başarılı çalışmalarının meyvesi olan çok sayıda ödüllerle dolu atölyesinin rafları…

Kadın - 06.10.2018 16:09
Reklamcılıktan Ebru Sanatına Geçiş Serüveni!
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Ana Sanat Dalı mezunu… 10 yıl kadar Man Ajans Thompson, Medina Turgul DDB ve Grafis Reklam ajanslarında Sanat Yönetmeni, Kreatif Direktör olarak sürdürdüğü reklamcılığı sırasında markaların asıl yüzü raflarda sadece 3 sn gibi kısacık bir sürede tüketicisiyle buluşuyor...

Ambalaj tasarımı sadece sahibini yansıtacak ve taşıyacak olan bir elbise gb. titizlikle kişiye, markaya özel dikilmelidir diyerek, 2005 yılında kurmus kendi tasarım atolyesini… Gece gündüz demeden ve oldukca stresli iş yaşamı arasında nefes almak, rahatlamak için tam 1 yıl önce raslantısal olarak tanışmış Ebru Sanatıyla, Ebru Sanatçısı arkadaşı Birsen Özen’in yanında arasıra denemeler yaparak...

Çalıştıkça aşık olmuş, büyülenmiş bu sanata ve hemen kendi atölyesine boy boy tekneler yaptırtmış ve başlamış çılgın gibi denemelerini sürdürmeye…. You Tube kanallarında büyük Ebru Ustalarının videolarını izleyerek geliştirmiş kendisini ve yurt dışından Türkiye’ye gelip Ebru Sanatını öğrenip, yurt dışında inanılmaz güzel ve modern işler yapan sanatçıların işlerini gördükçe, Neden bir Grafik Tasarımcısı, Geleneksel Ebru’yu modernize etmemize ve daha geniş kitlelere farklı bir bakış açısıyla anlatmamıza yardımcı olmasın ki? diyerek çalışmalarını sürdürmüş..

Suyun aşkı yüreğine düşmüş bir kez, renkler içinden suya akmış, içinin yansımasını renklerle suda görmüş.. Bu yolun dönüşü olur mu hiç? İzin vermiş yıllardır çalıştığı markaların tasarımlarını
yaratırken ki kullandığı dilin çok dışında ki yeni bir dile…. İzin vermiş kendisine… Aksın, dans etsin yansısın içim sularda tüm özgürlüğüyle…

Aşk; sandığın kadar değil, yandığın kadardır. (Mevlana)

Taaa ki, arkadaşlarından Bu harika renklerle ebruları yapıp yapıp duruyorsun, bunları değerlendirmeyecek misin? sorusunu duyana dek…. Şaşırmış… Evet, neden bu muhtesem geleneksel sanatımızın modern yorumlarını insanların üzerine taşımayayım ki?… Ve kolları sıvamış…

Markasinin adı, kendi adının kısaltılmış hali… Çocukluğumdan beri, arkadaşlarım, müşterilerim bile bana 'Umi’ derlerdi diyor… Bu markamın adı da byumi olsun demiş ve başlamış kağıdı kumaşa dökme çalışmalarına. Kendi renklerini üretmiş... Her bir ürünüm, şalvarım, elbisem, kreasyonumun kendisi bir sanat olarak dolaşacak sokaklarda başka bir örnegi olmadan ve herkes kendi rengini ve desenini, devinimini seçecek, kendisini anlatan….

O kadar çok gerçekleştirmek istediği fikri var ki bu kağıttan taşan, devinimli, çılgın ebrusuyla…Renklerinin ve devinimlerinin enerjisini, insanların üzerine, sokaklara, evlere, yaşam alanlarına taşımak ve renkleriyle insanlara dokunabilmek, "Heyyyyy özgürlüğünüzün ve kendi yaşamınızın tek ressamı olmanın keyfini çıkarın… Ne karalarsanız karalayın, o resim doğrusuz, yanlışsız sizindir ve en iyisidir! KENDİN OL, DÜNYAYI DEĞİŞTİR…." mesajı vermek için…
YASAL UYARI: Haberin kopyalanması yasaktır. Haber, sadece gecce.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: Umay Çubukçu

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!
  • Bunu Pinterest'te  paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz